KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi Davacı Vekilleri
- Karar tarihi
- 19 Nisan 2024
- Esas-Karar No
- 2022/500 - 2024/748
- Esas no
- 2022/500
- Karar no
- 2024/748
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 29/12/2021
- Numarası
- 2020/308 E. - 2021/471 K.
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Karar İptali
Karar Metni
978 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/12/2021 Tarih ve 2020/308 Esas - 2021/471 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 2019/36139 sayılı ve “...” ibareli başvurusunun, davalı ... ....A.Ş 'nin "..." ve "..." ibareli markalarına dayalı olarak yaptığı itiraz sonucu 35, 36 ve 37 sınıf hizmetler yönünden kısmen reddedildiğini, müvekkilinin bu karara karşı itirazının da dava konusu YİDK kararı ile reddine karar verildiğini, oysa tarafların markaları arasında benzerlik bulunmadığını, markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresinin “peşin,
peşin olarak” anlamlarına geldiğini, herkes tarafından bilinen bu yerleşik anlamı itibariyle marka olarak
kimsenin tekeline verilemeyecek, ayırt edici niteliği olmayan bir ibare olduğunu, markaların
fonetik, kavramsal ve genel görünümleri itibariyle de benzemediğini, müvekkilinin dava konusu başvuru oluşturan ibareyi uzun süredir kullandığını ileri sürerek, ...
YİDK’nın dava konusu edilen 2020-M-4836 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescili istenen tüm hizmetler yönünden tescili işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirketler vekili, tarafların markaları arasında iltibas bulunduğunu, müvekkillerine ait markaların ayırt ediciliğinin düşük bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, dava konusu "... +şekil " ibareli marka başvurusu ile davalı Şirketlere ait "...+şekil" ve "...+şekil " ibareli tescilli markaları arasında, başvuru kapsamından çıkartılan 35, 36 ve 37. sınıftaki hizmetler açısından, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her iki taraf markalarında "..." ibarelerinin ön planda ve belirleyici unsur olarak yer aldığı,
işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu başvuru kapsamından çıkarılan 35, 36 ve 37. Sınıftaki bazı mal ve hizmetler için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davacının"... +şekil" ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalı Şirketlerin " ...+şekil" ve " ...+şekil " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı,
başvuru kapsamından çıkarılan 35, 36 ve 37. sınıftaki hizmetler açısından işaret benzerliği nedeniyle her iki markada yanılgı yaşayabileceği , ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından işaret benzerliği nedeniyle başvuru kapsamından çıkarılan 35, 36 ve 37. sınıftaki hizmetler açısından başvuru konusu işaret ile davalıların markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/ hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, bu açıdan SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulları oluştuğundan YİDK kararı yerinde ve doğru olduğu,
davacının başvuru ibaresi üzerinde SMK 6/3 maddesine göre önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddialarının ise kendi marka başvurusunun tescilini sağlama değil başkasının başvurusuna itiraz hakkı tanıdığından bu iddianın yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığını, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, redde mesnet markaların zayıf marka niteliğinde olduklarını, markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığını, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, davalılar tarafından müvekkili aleyhine açılan davalarda alınan bilirkişi raporunda da aynı sonuca varıldığını, uyuşmazlık konusu hizmetlerin tüketicisinin dikkatli olup markaları karıştırmayacağını,
mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda redde mesnet markaların kullanım sonucu ayırt edici hale geldiği belirtilmişse de redde mesnet markaların kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğinin ispatlanmadığını, ayrıca dosya kapsamına bu hususta sunulan delillerin redde mesnet markalardan "..." markası ile ilgili bulunduğu, buna rağmen redde mesnet her iki markanın da kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğinin kabulünün mümkün bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesinin kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka başvurusunun kısmen reddine dair YİDK kararının iptali ve başvurunun tescil işlemlerine, tescili istenen tüm hizmetler yönünden devam edilmesi istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli başvuru ile "..." ve "..." ibareli redde mesnet markalar arasında, başvurunun reddedildiği 35,36 ve 37 sınıf hizmetler yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu,
zira gerek dava konusu başvurunun gerekse de redde mesnet markalarının asli unsularının "..." ibaresinden oluştuğu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere davalıların "..." ibaresini, kullanım sonucu ayırt edici hale getirdiği, ayrıca dava konusu başvuruda farklı olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu da gözetildiğinde anılan ibarenin dava konusu marka başvurusunu redde mesnet markalarından uzaklaştırmaya yetmediği,
dava konusu başvuruda yer alan "otomobil lastiği" şeklinin de dava konusu başvuruyu ile redde mesnet markalara yaklaştırdığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/05/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/500, K. 2024/748, 19 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama