KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Mahkemesi Katılma Yoluyla Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Nisan 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/506 - 2024/767
- Esas no
- 2022/506
- Karar no
- 2024/767
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 17/02/2022
- Numarası
- 2021/238 E. - 2022/53 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka
Karar Metni
1.951 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/02/2022 tarih ve 2021/238 E. - 2022/53 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ile davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili şirketin 2008/06061, 2008/06065, 2012/17388, 2012/17392, 2011/73059 sayılı "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, 2019/137445 kod numarasını alan başvuruya itirazlarının YİDK tarafından reddedildiğini, müvekkilinin “...” markasını çok yoğun bir şekilde kullanarak oldukça tanınır hale getirdiğini, davalının da aynı şekilde sadece “...” esas unsur olacak şekilde markayı tescil ettirmeye çalıştığını,
“...” ibaresinin üniversitelerin yüksek lisans programının adı olduğu düşünüldüğünde müvekkilin "..." ibaresini bu amaç ile kullanmadığının açık olduğunu, davalının da “...” ibaresini yüksek lisans programı adı altında kullanmadığını, bu sebeple ... ibaresini tarafların ayırt edici şekilde marka vasfını haiz kullanımlarından dolayı benzerlik meydana geldiğini, davaya konu olan markanın esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, markada yer alan, "..." ve "..." ibarelerinin ayırt ediciliği bulunmayan herkes tarafından kullanılan sadece yardımcı unsur olduğunu, başvuru sahibinin amacının “...” markasını tescil ettirmek olduğunu,
yapılan bu yeni başvurunun da kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2021-M-4343 sayılı kararının iptaline ve 2019/137445 sayılı "..." ibareli markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davacı markasında yer almayan kelime, şekil, renk ve kullanımlarına, davalı markasında esas unsur olarak yer verildiğini, markada bir bütün olarak “...” ibaresinin bulunduğunu, "..." ibaresinin yaygın kullanımı olan tasviri bir ibare olduğundan 41. sınıfta tek başına ayırt ediciliğinin bulunmadığını, açılımının “...” olup, üniversitelerde işletme yüksek lisans programı olarak adlandırılan ve tüm dünyada popülerliği olan bir yüksek lisans programının adı olduğunu, bu ibare üzerinden benzerlik ve iltibas ihtimali kurulamayacağını, markaların tertip tarzlarının farklı olduğunu, davacının "... ..." ibarelerinden oluştuğunu,
markanın Teenagers (gençler) yaş grubuna yönelik ... programına ilişkin olduğunu, “T-...” ibaresinin bütün olarak da kullanıldığını, markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığını, tanınmışlığa ilişkin davacı tarafça bilgi ve belge sunulmadığından tanınmışlığı iddia edilen dava konusu markanın, kendisi ile karıştırılma ihtimali olmayan, aynı veya benzer görülmeyen marka ile söz konusu durumları doğuracak bir ilişki içinde olduğu iddiasının da yerinde olmayacağını, kötü niyetin ispat edilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin ...
Okullarıyla 2018-2019 tarihlerinde eğitim - öğretim faaliyetlerine başladığını, “...” ve “...” ibareli ve esas unsurlu markalarına, yaptığı yatırım, harcadığı sermaye ve emek ile ayırt edicilik kazandırdığını, “...” ibaresinin bir eğitim öğretim modeli olduğunu, kimsenin tekeline bırakılabilir olmadığını, müvekkili markasının Türkçe açılımının "..." olduğunu, ancak davaya mesnet gösterilen davacı markalarının “...” ibarelerinin baş harfleri ile oluşturulduğunu, dolayısıyla markaların farklı anlamlar taşıdıklarını, markaların kullanım alanlarının tamamen farklı olduğunu,
markada yer alan “... ...” ibaresinin müvekkili markalarının tescil edildiği sınıflarda ayırt ediciliğe sahip olduğunu, davacı yanın işbu davaya mesnet gösterdiği markalarının kullanılmaması nedeniyle İstanbul Anadolu 2. Fikri Haklar Hukuk Mahkemesi 2019/133 esas sayılı dosyası ile kullanmama nedeniyle iptal davası ikame edildiğini, davacının Kurum nezdinde ileri sürdüğü itirazlarında mesnet markaların kullanımlarını ispatlayamadığını, müvekkilinin daha evvelden tescilli markaları nedeniyle kazanılmış hakkının bulunduğunu, kötü niyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının 2019/137445 sayılı davaya konu olan "... şekil" ibareli marka başvurusu ile mesnet alınan ... ibareli davacı markalarının iltibasa yol açacak kadar benzer olduğu ve 41. Sınıftaki “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet rezervasyonu ve bilet sağlama hizmetleri dahil), Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri, Haber muhabirliği hizmetleri, foto-mubabirliği hizmetleri, Fotoğrafçılık hizmetleri,
Tercüme hizmetleri.” aynı/aynı tür hizmetler üzerinde kullanılması halinde karıştırma ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle , davanın kısmen kabulüne, ... YİDK’in 2021-M-4343 sayılı kararının 41.sınıftaki “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet rezervasyonu ve bilet sağlama hizmetleri dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri.
Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri .” emtiaları ile sınırlı olarak iptaline, 2019/137445 sayılı markanın 41.sınıftaki “ Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet rezervasyonu ve bilet sağlama hizmetleri dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri.
Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri.” emtiaları ile sınırlı olarak hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesinin müvekkiline tebliğ edilmediğini, tesadüfen haberdar olduklarını, bu nedenle süresi içinde davaya cevap ve itirazlarını sunamadıklarını, savunma haklarının kısıtlandığını, müvekkilinin markasına ciddi yatırım yaparak ayırt edicilik kazandırdığını ve tanınmış hale getirdiğini, ... ibaresinin uluslararası eğitim alanında kullanılan akademik bir eğitim bölümü olduğunu, tek başına kimsenin inhisarına bırakılamayacak bir unsur olduğunu,
davacı yanın açıkça markalarını “...” anlamındaki “işletme yüksek lisansı” şeklinde kullandığını ve bu konsepti yalnızca farklı eğitim seviyelerine uyarladığını, bu nedenle ayırt ediciliğinin bulunmadığını, markalar farklılaşmış olduğundan karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, "..." ibaresinin “Eğitim-Öğretim” sektöründe olduğu gibi “Spor, Kültür, Eğlence” sektöründe de ayırt ediciliğinin düşük olması sebebi ile müvekkili markası ile davacının davaya mesnet markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, bilirkişilerce kullanmama def'i incelenmediği gibi yerel mahkeme tarafından da bu konudaki itirazlarının dikkate alınmadığını,
müvekkilinin “...” esas unsurlu marka bakımından kazanılmış hakkı bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, markaların bütünsel değerlendirmede benzer olmadığını, iltibas ihtimalinin bulunmadığını, "..." tasviri ibaresinin yanı sıra davacı markalarında başkaca kelime unsurlarına da yer verildiğini, somut olayda SMK 6’ncı maddesinin uygulanma koşullarının gerçekleşmediğini, 41. sınıftaki çekişmeli hizmetlerin tamamı yönünden tüketici kitlesinin dikkat ve özen seviyesinin yüksek olduğunu, bu sınıftaki herhangi bir hizmet yönünden iltibasın oluşmasının mümkün olmadığını, salt ibarenin anlamı üzerinden değerlendirme yapılmasının yerinde olmadığını,
yüksek yargı kararlarında da ayrım yapılmaksızın 41.sınıfta yer alan hizmetlerin ortalama tüketici kitlesinin dikkat ve algı düzeyinin yüksek olduğunun kabul edildiğini savunarak, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldrırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; gerek davalı gerekse de müvekkilinin "..." ibaresini “...” (işletme yüksek lisansı) anlamına gelecek şekilde kullanmadığını, davalı "..." ibaresinin “...” anlamına geldiğini belirtmişse de açılımın hiçbir önemi bulunmadığını, taraflara ait markaların benzerlik teşkil ettiğine dair emsal mahkeme kararları bulunduğunu, müvekkiline ait marka ile davalıya ait markaların 41.sınıftaki tüm hizmetler bakımından benzerlik teşkil ettiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin “Eğitim ve öğretim hizmetleri.
Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil).” hizmetleri açısından verdiği kısmen ret kararın kaldırılarak davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dairemizce yapılan incelemede, TPMK kayıtlarında itiraza mesnet 2011/73059 numaralı marka için 31/08/2021 tarihinde tam devir talebinde bulunulduğu ve mahkemenin karar tarihi itibariyle dava dışı ...A.Ş. adına tescilli olduğu görülmüştür.
"Dava Konusunun Devri" başlıklı HMK'nın 125. madesi "(1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:
a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.
b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.
(2) Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder. (Ek cümle:22/7/2020-7251/11 md.) Bu takdirde dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur." hükmünü havidir.
Somut uyuşmazlıkta da itiraza ve davaya mesnet 2011/73059 sayılı markanın devredilmesiyle HMK'nın yukarıda anılan 125. maddesi uyarınca işlem yapılması ve taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18/12/2017 T., 2016/5733 E. ve 2017/7361 K.). Her ne kadar dava konusu markanın devredildiği hususu, ilk kez istinaf aşamasında gündeme gelmiş, ilk derece mahkemesine bu hususta bir bildirimde bulunulmamış ise de, taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup markanın devir tarihi, ilk derece mahkemesinin karar tarihinden öncedir. Dolayısıyla bu devir nedeniyle gerekli işlemlerin yapılması ve taraf teşkilinin sağlanması da ilk derece mahkemesince yapılmalıdır.
İşbu davada esasen her birisi ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte iki ayrı talep bir arada ileri sürülmüştür. ...
YİDK'in davacının itirazının reddine dair 10/06/2021 tarih, 2021-M-4343 sayılı kararı üzerine, davacı tarafından 13/08/2021 tarihinde eldeki YİDK karar iptali ve hükümsüzlük davası açılmış, dava dilekçesi davalı gerçek kişiye Tebligat Kanunu'nun 21/2.maddesine göre 28/09/2021 tarihinde usulen tebliğ edilmiş, davalı tarafından iki haftalık yasal cevap süresi içesinde davaya cevap verilmemiştir.
Davalı vekili 21/12/2021 tarihinde cevap süresinin uzatılmasını talep etmiş ise de, mahkemece 22/12/2021 tarihinde verilen ara kararla talebin bilirkişi raporu geldikten sonra değerlendirilmesi öngörülmüştür. Bu arada davalı vekili 27/01/2022 tarihinde cevap dilekçesi sunmuştur. HMK'nın 127. maddesi uyarınca, ek süre talebinin iki haftalık cevap süresi içerisinde gerçekleştirilmesi gerekir.
Nitekim mahkemece karar celsesinde verilen ara kararla davalıya Tebligat Kanunu'nun 21/2.maddesine göre yapılan tebliğ usulüne uygun olduğundan ek cevap süresi talebi reddedilmiştir. Davalı vekili 27/01/2022 tarihinde sunduğu cevap dilekçesinde kullanmama def'i ve müktesep hak mahiyetinde beyanlarda bulunmuştur.
Ne var ki, davaya yasal cevap süresi içerisinde cevap vermemiş olan davalının, süresinden sonra vereceği cevap dilekçesi ile kullanmama def'inde bulunabilmesi ya da müktesep hak ileri sürmesi, HMK'nın 141/2. maddesi gereği ancak davacının açık muvafakati ile mümkün olacaktır. Somut olayda davacı tarafın, bu yönde açık muvafakati bulunmamaktadır.
O halde hükümsüzlük davası yönünden, davalının kullanmama def'ine ve müktesep hak iddiasına hukuki değer atfedilemeyeceğinden, mahkemece davacının itiraza dayanak tüm markalarının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi, YİDK iptali yönünden ise davalı gerçek kişi tarafından, YİDK sürecinde kullanım ispatı talebinde ve müktesep hak iddiasında bulunulduğundan, tarafların davalı Kurum'a sunduğu kullanım delilleri incelenerek kullanım ispatı ve müktesep hak iddiasının tartışılıp değerlendirilmesi gerekir.
HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında hüküm kurulması gerekli olup, Anayasa'nın 141. maddesi uyarınca da tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur.
Bu durum karşısında mahkemece, HMK'nın 125. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması ve taraf teşkilinin sağlanması, davalının YİDK sürecindeki kullanım ispatı ve müktesep hak iddiasının sunulan delillere göre tartışılıp değerlendirilmesi, hükümsüzlük davası yönünden, davalının usulen öne sürülmüş kullanmama def'inin ve müktesep hak iddiasının bulunmadığı ve bu durumda davacı tarafın dava dilekçesinde bildirdiği tüm markalara dayanabileceği gözetilerek,
HMK'nın 297. ve Anayasa'nın 141. maddeleri uyarınca gerekçesi açıklanmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, Dairemizce taraf vekillerinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/04/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/506, K. 2024/767, 19 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama