KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 1 Mart 2024
- Esas no
- 2022/54
- Karar no
- 2024/411
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
Karar Metni
1.595 kelime·8 dk okuma·13 bölüm
9
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/10/2021
NUMARASI
2020/354 E. - 2021/329 K.
DAVACI : ...
VEKİLLERİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU
Marka 2020-M-7775 Sayılı YİDK Kararı İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/10/2021 tarih ve 2020/354 Esas - 2021/329 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 2019/94623 sayılı başvurusunun Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından SMK'nın 5/1-b ve c maddesi kapsamında reddedildiğini, bu karara karşı yaptıkları itirazlarının da dava konusu YİDK kararı ile reddine karar verildiğini, oysa dava konusu başvurunun sıradan bir şekilden oluşmadığı,
sadece televizyon kumandası değil, çeşitli elektronik aletlerin kontrolü için bilgisayar yazılımı üzerinde kullanılmak üzere tescilinin istendiğini, 6769 sayılı SMK’nın 5/1-b ve c bendi hükümleri kapsamında ayırt ediciliğinin bulunduğunu, nitekim dava konusu başvuruyu oluşturan işaretin, ABD, EUIPO, Rusya, Yenizellanda, Çin, Avustralya gibi pek çok ülke patent ofisleri nezdinde tescil edildiğini, Paris Sözleşmesinin 6/4. maddesi kapsamında menşei ülkesinde tescil edilen davaya konu işaretin tescilinin reddedilemeyeceğini, ayrıca dava konusu başvurunun kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını ileri sürerek,
2020-M-7775 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, dava konusu başvurunun uyuşmazlık konusu 9. sınıf mallar yönünden ayırt edici olduğu gibi tanımlayıcı da olmadığı, her ne kadar bilirkişi heyetinin karşı görüşünde aksi yönde tespitlere yer verilmişse de çoğunluk görüş bildiren bilirkişiler arasında uzman mühendis bulunduğu ve dava konusu başvuruyu oluşturan şeklin işlevini daha iyi yorumlayacağı düşüncesiyle karşı görüşe itibar edilmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 2020-M-7775 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, mahkemece alınan bilirkişi raporundaki karşı görüşte açıklandığı üzere, dava konusu başvurunun marka olmaya elverişli bulunmadığını, dava konusu başvurunun marka algısı yaratmadığını, dava konusu başvurunun bir kumanda aygıtı olarak algılandığını, SMK'nın 5/1-b ve c bentleri uyarınca tescil edilemeyeceğini, SMK'nın 5/2 maddesinin uygulama koşullarının gerçekleşmediğini, ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden; davacı Şirketin 2019/94623 sayılı marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 9. sınıfta yer alan "downloadable computer software for controlling the operations of televisions, video
monitors, set-top boxes, audio, video, and media players and recorders, game players,
entertainment systems, home theatre systems, home automation hubs, and consumer
electronic devices and displays; downloadable computer software for voice command
and recognition, for speech-to-text conversion, for personal information management,
and for accessing, browsing, and searching online databases, audio, video, and
multimedia content, games, software applications, software application marketplaces,
program listings and guides, and video on demand.(
Televizyonlar, video monitörleri, setüstü kutular, ses, video ve medya
oynatıcılar ve kaydediciler, oyun oynatıcılar, eğlence sistemleri, ev sinema
sistemleri, ev otomasyon merkezleri ve tüketici elektroniği cihazları ve
ekranlarının çalışmasını kontrol etmek/yönetmek için indirilebilir bilgisayar
yazılımları; sesli komut ve tanıma için, konuşmaları metne dönüştürme için,
kişisel bilgi yönetimi için, çevrim içi very tabanlarına, ses, video ve multimedya
içeriğine, oyunlara, yazılım uygulamalarına, yazılım uygulaması pazarlarına,
program listelerine ve kılavuzlarına ve isteğe bağlı olarak videoya erişim, göz
atma ve araştırma için indirilebilir bilgisayar yazılımları) mallarının yer aldığı,
Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından SMK'nın 5/1-b-c maddesi uyarınca başvurunun reddedildiği, davacı yanca bu karara yapılan itirazın ise YİDK'in 2020-M-7775 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, YİDK kararının davacıya 09.09.2020 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içinde 09.11.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
6769 sayılı SMK'nın, 5/1-b maddesinde herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal veya hizmet için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin tescil edilemeyecektir.
Bir işaretin belli mal veya hizmetler açısından ayırt edici olup olmadığı ise "somut ayırt edicilik" olarak adlandırılmaktadır. Bu hüküm ile sicilde gösterilebilir olması ve soyut ayırt ediciliğe sahip olmasına karşılık, tescilinin talep edildiği mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliği olmayan işaretlerin tesciline engel olunması amaçlanmıştır.
Aynı Kanun'un 5/1-c maddesinde ise ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olamayacakları hüküm altına alınmıştır.
Bir işaretin anılan bu madde kapsamında değerlendirilebilmesi için, mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmektedir. Bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayıp akla getirmeyen ancak imada bulunan kelimelerin tescilinin bu maddeye göre engellenmesi mümkün değildir.
Tüketici işareti gördüğünde kesin olarak mal veya hizmetin niteliğini tanımlayamıyor fakat olasılıkları zihninde birkaç seçeneğe kadar indirebiliyorsa o markanın tescili mümkündür.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvurunun, köşeleri yuvarlatılmış gri kare şeklinin içerisine yerleştirilmiş, siyah dikdörtgen şeklindeki zemin üzerine küçük gri şekillerden oluşan alelade bir uzaktan kumanda şeklini resmettiği, bunun dışında bir kelime/renk/şekil unsuru ihtiva etmediği anlaşılmaktadır.
Bu duruma göre yapılan değerlendirmede, dava konusu başvuruyu oluşturan işaretin, ilk bakışta bir uzaktan kumanda aletinin şekli olduğunun anlaşılması yani ilgili tüketicide doğrudan uzaktan kumanda aleti algısı uyandırması karşısında dava konusu başvurunun, tescili istenen 9. sınıf malların tüketicileri nezdinde işletmesel bir kökene işaret etmesinin mümkün olmadığı, belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağı, diğer bir deyişle markanın asli fonksiyonu olan ayırt ediciliği sağlamayan bir ibare olduğu kanaatine varıldığından,
dava konusu başvurunun SMK'nın 5/1-b maddesi uyarınca tescilinin mümkün olmadığı kabul edilmiştir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/6588-2018/481 E/K sayılı ilamında da, aynı tespitlere yer verilerek, davacının dava konusu başvuruda olduğu gibi, tablet bilgisayarı resmeden yani bir ürünün şeklinden ibaret olan 2010/40159 sayılı başvurusunun somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı kabul edilmiştir.
Ayrıca, yukarıda da açıklandığı üzere, dava konusu işaret, doğrudan, zihni
bir çabaya gerek olmaksızın, herkes tarafından bilinen ve ticaret alanında herkes
tarafından kullanılabilecek olan bir “elektronik aletleri kontrole yarayan cismin” algısını
zihinde uyandırdığı, mahkemece alınan bilirkişi raporundaki karşı görüşte de ifade edildiği gib günümüzde yaygın biçimde kullanılan
ve bilhassa da cep telefonlarına indirilen “uygulamalar”ın yani “indirilebilir
yazılımlar”ın bir “ikon” şekli ile görülebilir kılındığı ve bu yazılımların söz
konusu ikon şekilleri “tıklanarak” açıldığı/çalıştırıldığı gözetildiğinde,
bir takım elektronik aletleri kontrol etme fonksiyonunu haiz bir yazılımın/uygulamanın
da “basit bir kumanda şekli” ile ifade edilmesi halinin, kavramsal açıdan üzerinde
kullanılacağı emtiaları doğrudan çağrıştırdığı (yazılımın fonksiyonunu doğrudan
çağrıştırdığı) ve yazılım emtiasıyla doğrudan bir bağlantısı olduğu kanaatine varıldığından dava konusu başvurunun SMK'nın 5/1-c maddesi anlamında da tescili engeli bulunduğu kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan hususlara aykırı değerlendirmeler içeren bilirkişi raporundaki çoğunluk görüşe Dairemizce itibar edilmemiş, SMK'nın 5. maddesi kapsamında yapılacak değerlendirmenin hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenecek olması nedeniyle mahkemece alınan bilirkişi raporundaki çoğunluk ve karşı görüş arasındaki çelişkinin giderilmesi için ayrıca bir bilirkişi incelemesine gerek görülmemiştir.
Her kadar davacı taraf dava konusu ibaresinin SMK'nın 5/2 maddesi kapsamında kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğini ileri sürmüşse de mahkemece alınan bilirkişi raporundaki gerek çoğunluk gerekse de karşı görüşte açıklandığı üzere, davacının bu iddiası ispatlanamadığından yerinde görülmemiştir.
Yine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17/01/2012 tarih, 2010/7855 E-2012/273 K sayılı ilamında da belirtildiği üzere TRIPS 15. maddesi uyarınca bir işaretin marka olarak korunabilmesi için ayırt edici niteliğe sahip olması gerektiği gibi, Paris Sözleşmesi'nin 4. mükerrer 6. maddesi gereğince bir birlik ülkesinde tescil edilen markanın birlik üyesi diğer ülkelerde kabul edilip korunabilmesi için de; aynı maddenin B.(2) bendine göre ayırt edicilik vasfını haiz olması zorunlu olduğundan, dava konusu başvuruyu oluşturan işaretin başka ülkelerde tescil edilmesi Türkiye'de yeniden başvuru halinde tescilini zorunlu kılmayacağından davacının bu yöndeki iddiaları da yerinde bulunmamıştır.
Bu itibarla mahkemece, dava konusu başvurunun, kapsamında bulunan 9. sınıf mallar yönünden, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b ve c maddeleri gereğince somut ayırt ediciliği bulunmadığı gibi tanımlayıcı da olduğundan, marka olarak tescil edilemeyeceği kabul edilerek,
davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2024
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/54, K. 2024/411, 1 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama