KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2024
- Esas-Karar No
- 2022/593 - 2024/883
- Esas no
- 2022/593
- Karar no
- 2024/883
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 27/10/2021
- Numarası
- 2020/274 E. - 2021/385 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
979 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/10/2021 tarih ve 2020/274 Esas - 2021/385 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin
2005/52505, 201004227 sayılı ve "...", "...-..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin 2019/94148 sayılı ve "..." ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının, dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları arasında iltibasa neden olacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin markalarının ayırt ediciliğinin yüksek ve tanınmış olduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, 2020-M-6528 sayılı YİDK kararının iptali ile davaya konu 2019/94148 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını, "hücre" anlamına gelen "..." ibaresinin Türkiye’de yaygın olarak kullanıldığını, bu sebeple kimsenin tekeline bırakılamayacağını, müvekkilinin başvurunun davacının marklarından yeterince farklılaştığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, dava konusu marka kapsamında yer alan 3. sınıf mallarla, davacıya ait 2010/04227 sayılı marka kapsamında yer alan 5. sınıf emtia arasında benzerlik bulunmadığından, davacıya ait bu marka ile dava konusu marka arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığının hemen ve ilk bakışta söylenebileceği, davacıya ait 2005/52505 sayılı "..." markası ile dava konusu marka arasında emtialar bakımından aynı/aynı tür düzeyinde benzerlik bulunduğu, dava konusu markanın "..." ibaresinden oluştuğu, davacıya ait marka ile dava konusu marka arasında müşterek olan unsurun "..." ibaresi olduğu,
İngilizce bir kelime olan “...” sözcüğünün yaygın olarak kullanılan anlamı “hücre” olmakla birlikte “küçük oda, ünite, göz, cep” anlamlarına da geldiği, yabancı bir kelime olmakla birlikte davalı Kurumun internet sitesinde “...” ibaresi için sınıfsız yapılan aramada 3965 kayıt tespit edildiği,
bu tespitin "..." ibaresinin farklı kişiler ve sektörlerde yaygın olarak kullanıldığına işaret ettiği, diğer yandan "..." ibaresinin 03. sınıfın bilhassa 02, 03, 04. alt sınıflarında yer alan emtialar bakımından cilt, ağız ve diş sağlığı için “hücresel bakıma” hizmet eden ürünler kapsamında algılandığı ve 03. sınıfla sınırlı aramada 324 kaydın bulunduğu, bununla birlikte davacı yanın "..." markasını özellikle "Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler." bakımından yoğun surette kullandığı, bu emtialar üzerinde yapılan yoğun kullanım neticesinde, davacının "..." ibaresinin başlangıçtaki mevcut zayıf karakterini gidererek,
markanın somut ayırt edici niteliğini güçlendirdiği, dava konusu marka başvuru tarihinden önce, davacı yanın "..." ibaresine kullanım yolu ile kattığı somut ayırt edici etkiyi dikkate almaksızın ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi değerlendirmesinin yapılamayacağı, buna göre yapılan değerlendirmede davacıya ait 2005/52505 sayılı "..." markası ile davaya konu 2019/94148 sayılı "..." markası arasında, "..." ibaresinin ortak olarak yer almasından kaynaklı olarak, SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu,
dava konusu başvuruda "..." ibaresine göre daha kalın ve karakterize edilmiş şekilde kullanılan "..." ibaresinin bir ön ek olarak ve “profesyonel” kelimesinin kısaltması olarak seçileceği, işaretin sonunda yer alan bağımsız "..." harfinin ise “...” markasının bir çeşidi olarak algılanabileceği, bu nedenle dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadıkları, dava konusu başvurunun davacının seri markası olarak algılanabileceği, davacının tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının ise yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 2020-M-6528 sayılı YİDK kararının iptaline,
dava konusu 2019/94148 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili, dava konusu marka ile davacının itirazına mesnet 2005/52505 sayılı markası arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığını, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, davacının başvuruya itiraz aşamasında kullanım sonucu ayırt edicilik iddiası bakımından delil sunmadığını, YİDK kararının iptali bakımından yargılama sırasında sunulan delillerin dikkate alınamayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2005/52505 sayılı ve "..." ibareli marka arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu,
zira dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 3. sınıf mallar ile anılan redde mesnet marka kapsamında da yer alan malların aynı/aynı tür olduğu, davacının anılan itirazına mesnet markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da yer aldığı, başvuruda farklı olarak yer alan ve "..." ibaresine göre farklı şekilde karakterize edilen, "..." ibaresinin, "profesyonel" ibaresinin kısaltılmış olarak yaygın olarak kullanımının bulunması, "..." ibaresinin de ayırt ediciliğinin olmaması karşısında, dava konusu başvuruyu davacı markasından farklılaştırmadığı,
nitekim Yargıtay 11. HD.'nin davacının "..." ibareli markası ile ""..." ibareli marka başvuruları ile benzer bulan 2021/5684 E- 2023/276 K, 2021/4458 E-2022/8631 K sayılı ilamlarının da aynı yönde olduğu
anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/06/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/593, K. 2024/883, 3 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama