KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2024
- Esas no
- 2022/752
- Karar no
- 2024/1069
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02/04/2021
- Numarası
- 2019/202 E. - 2021/89 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali
Karar Metni
1.130 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/04/2021 Tarih ve 2019/202 Esas - 2021/89 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, "..." ibareli markaların da müvekkili adına tescilli bulunduğunu, bu markalarını yoğun bir biçimde kullandığını, davalı Şirketin 2017/92050 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin "..." markası ile dava konusu markanın görsel, işitsel olarak benzer bulunduğunu, markaların birbirlerine oldukça yakın olduğunu,
müvekkili markasındaki "o" harfinin çıkartılarak yerine "u" harfi getirilmek suretiyle dava konusu markanın tescil edilmeye çalışıldığını, bu haliyle dava konusu markanın müvekkili markalarından ayırt edici olmadığını, müvekkili firmanın markalarının kullanıldığı mal ve hizmetler ile davalı firmanın tescilini talep ettiği sınıfların da aynı olduğunu, müvekkilinin "..." markalarının tanınmış marka vasfında bulunduğunu, bu nedenle daha geniş bir korumadan yararlanması gerektiğini, YİDK kararında, müvekkilinin 2005/26366, 2006/21004, 2006/60516,
2004/39883 sayılı markalarının kullanımının ispatlanamadığı belirtilmiş ise de müvekkilinin bu markalarını yoğun bir şekilde kullandığını, müvekkili şirketin markalarını yoğun kullanım neticesinde maruf ve meşhur hale getirdiğini, davalının müvekkili markalarının tanınmışlığından yararlanmak istediğini, başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-2476 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında bir benzerlik bulunmadığını, markalardaki “sank” harflerinin ortak olduğunu ancak bunun iltibasa yol açmayacağını, yine davacı yanın tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının deliller ile ispatlanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkilinin başvurusu ile davacının "..." ibareli markalarının iltibas oluşturacak düzeyde benzer olmadığını, hem telaffuz hem de yazılış olarak birbirinden farklı olduğunu, davacının müvekkili ile aynı sektörde faaliyet göstermediğini, davacının, müvekkilinin faaliyet alanında bir tanınmışlığının bulunmadığını, aksine ilgili alanda müvekkilinin tanınmış olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davalı Şirketin marka başvurusuna itiraz üzerine kullanım ispatı talebinde bulunduğu, davacının itirazına mesnet 2005/26366, 2006/21004, 2006/60516, 2004/39883 sayılı markalarının tescil tarihleri üzerinden 5 yıllık sürenin geçtiği, 2013/23626 ve 2014/07255 sayılı markaların tescil tarihlerinden itibaren ise 5 yıllık sürenin geçmediği, davacının, kullanım ispatı talebine konu olabilecek 2005/26366, 2006/21004, 2006/60516, 2004/39883 sayılı markalarının kullanımlarını gösterir nitelikte dosya kapsamına herhangi bir delil sunmadığı,
anılan markalarını ciddi şekilde kullandığını ispatlayamayan davacının 2005/26366, 2006/21004, 2006/60516, 2004/39883 sayılı markalarına dayanamayacağı, davacının 2013/23626 sayılı "... ..." ve 2014/07255 sayılı "... ...+şekil" markalarına dayalı olarak inceleme yapılması gerektiği, anılan taraf markalarının kavramsal olarak bir anlama sahip olmadığı, dolayısıyla tüketicinin bu markaları gördüğünde ya da işittiğinde anlamsal bir karşılaştırma yapma yoluna gitmeyecekleri, markaların bütünsel anlamda birbirleri ile ilişkilendirilecek düzeyde bir benzerlik taşımadıkları, farklı görünüm ve telaffuzlarının bulunduğu,
ilgili tüketicinin markaların sahip oldukları bu farklı unsurlar çerçevesinde her iki marka arasında bir ilişki kurmayacağı, markaların birbiriyle ilişkilendirilmeyeceği, zira başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı, taraf markaları arasında benzerlik ve iltibas ihtimalinin mevcut olmadığı, davacı yanın tanınmışlığı ispatlar şekilde dosyaya hiçbir delil sunmadığı, kötü niyet iddiasının deliller ile desteklenmediğinden kabulünün mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, mahkeme kararının, denetime elverişsiz ve hukuka aykırı bilirkişi raporuna dayanarak kurulduğunu, bilirkişi raporuna yönelik itirazlarını bir istinaf gerekçesi olarak aynen tekrar ettiklerini, "..." ibareli tanınmış markaları hakkında bilirkişi raporunda herhangi bir değerlendirme yer almadığı gibi gerekçeli kararda da bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, müvekkilinin "..." ibareli markasının, tanınmış markalar siciline tescil edildiğini, müvekkilinin "..." ibareli markasının tanınmışlığına dair Yüksek Mahkeme kararları da olduğunu,
buna rağmen müvekkili markalarının tanınmışlık derecesini sorgulamanın hukuka aykırılık oluşturacağını, müvekkiline ait "...", "...", "... ...", "... ..." ve "... ..." ibareli markalar bakımından ayrı ayrı benzerlik ve iltibas değerlendirmesi yapılması gerektiğini, sadece "... ..." ve "... ..." ibareli markaları bakımından yapılan benzerlik ve iltibas değerlendirmesinin marka hukuku ile bağdaşmadığını, seri marka olgusunun göz ardı edildiğini, müvekkiline ait "..." ibaresi ile oluşturulmuş ve türetilmiş birçok markanın bulunduğunu, davalının "..." ibareli markasının,
hem müvekkiline ait "..." ibareli marka ile iltibas yaratacak derecede benzerlik taşıdığını, hem de ilgili tüketici tarafından "..." ibaresi ile oluşturulmuş seri markalar zincirinin bir halkası gibi algılanacağını, müvekkilinin "..." ibareli seri marka sahibi olduğunu bilen ilgili tüketicinin, davalının "..." ibareli markasını da müvekkilinin seri markalardan birisi olarak zannedeceğini, davalının "..." ibareli markası ile müvekkilin tanınmışlığından ve bilinirliğinden faydalanma amacında olduğunu, dolayısıyla davalının kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek,
ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı Şirketin marka başvurusuna, davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine davalı Şirketin kullanım ispatı talebinde bulunduğu, davacının itirazına mesnet olan ve tescil tarihleri üzerinden beş yıl geçen 2005/26366, 2006/21004, 2006/60516, 2004/39883 sayılı markaların, tescilli oldukları mal ve hizmetler üzerinde ciddi biçimde kullanıldıklarının, marka işlem dosyasına sunulan delillerle kanıtlanamadığı,
dolayısıyla SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında yapılacak değerlendirmede bu markaların dikkate alınamayacağı, tescil tarihleri üzerinden beş yıllık süre geçmeyen ve bu sebeple kullanma ispatına tabi olmayan 2013/23626 ve 2014/07255 sayılı davacı markaların gözetilerek SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2013/23626 sayılı "... ..." ve 2014/07255 sayılı "... ...+şekil" ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel,
işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira başvuruda yer alan "..." ibaresinin, "..." ibaresinden farklı olduğu, marka işlem dosyasına sunulan delillerle davacı markalarının tanınmışlığının ispat edilmediği, kaldı ki ilk derece mahkemesince itibar edilerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere davacının "..." ibareli markalarının tanınmış oldukları kabul edilse dahi taraf marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından,
bu durumun bir tescil engeli oluşturmayacağı, dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/05/2024
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/752, K. 2024/1069, 31 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama