KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Vekili
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2024
- Esas no
- 2022/753
- Karar no
- 2024/1058
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/11/2021
- Numarası
- 2021/271 E. - 2021/372 K.
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
909 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/11/2021 tarih ve 2021/271 E. - 2021/372 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 38. ve 41. sınıf hizmetlerde 2015/14108 sayılı “...” ve “2015/14104” sayılı “...” markalarının sahibi olduğunu, dava konusu 2016/10911 sayılı “...” markasının, müvekkili markaları ile iltibas yaratacak düzeyde benzer olduklarını, müvekkilinin “...” yarışma programının 2011 ilâ 2013 yılları arasından 362 bölüm olarak ...
TV kanalında yayınlandığını ve çok geniş izleyici kitlelerine ulaştığını, programın gerek medyada gerekse de sosyal medyada çok ilgi gördüğünü, dava konusu markanın adeta müvekkili markalarının bir devamı niteliğinde olduğunu, markalarda vurgunun “...” ibaresi üzerinde olduğunu, her iki markada da yazı karakterleri, renk unsurları, ibarelerin dizilim şekli gibi ilk bakışta fark edilebilecek benzerliklerin bulunduğunu, dava konusu markanın, sanki müvekkili şirkete ait bir konsept algısı yarattığını, markadaki yüklemin değişmiş olmasının bu algıyı değiştirmeyeceğini,
dava konusu markanın tescil edilmesi halinde müvekkili markasının itibarının zarar göreceğini, müvekkilinin “...” markalarının tanınmış marka olduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli bir şekilde gerçekleştirildiğini ileri sürerek, 2017-M-6215 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu 2016/10911 sayılı marka tescil edildiği takdirde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şahıs vekili, taraf markalarının aynı ya da benzer olmadığını, davacı markasının TV izleyicisine sunulmuş bir moda programının adı olduğunu, müvekkilinin yiyecek ve içecekle ilgilenen kişileri hedef olan bir blog projesi yarattığını, müvekkilinin markasına ulaşacak tüketicinin özel ilgi ve merakı bulunan kişiler, bu hususta internete özel olarak girip araştırma yapan, blog içeriğini takip etmek isteyen kullanıcılar olduklarını, günlük hayatta kişilerin defalarca sorduğu soru kalıplarının kimsenin tekelinde olmayacağını, müvekkiline ait markada çatal ve kaşık şeklinde oluşan figüratif unsurların,
markalar arasındaki kavramsal farklılıkları pekiştirdiğini, davacı markasının ayırt edici niteliğinin düşük olduğunu, davacının tanınmışlık iddialarının yerinde olmadığını, bu hususta ciddi kriterlerin baz alınarak incelemeler yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, her iki taraf markası da “...” kombinasyonundan oluştuğu, görsel anlamda markalar arasında figüratif unsurlar yönünden bir yakınlık bulunmadığı, markaların yeterli derecede birbirlerinden uzaklaştığı ve hitap ettiği ortalama tüketici nezdinden iki ayrı marka olarak algılanacağı, tüketicilerin "..." kompozisyonuyla günlük hayatta sık karşılaşması nedeniyle davacı markaları ile dava konusu başvuru arasında her hangi bir ilişkilendirme, karıştırma yaşamayacağı, bu kelimeler üzerinde davacıya tekel hakkı tanınamayacağı,
bütün olarak bıraktıkları genel izlenim yönünden iltibasın oluşmasının, karıştırmanın yaşanmasının mümkün olmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8/4. maddesi yönünden yapılan incelemede, dosya kapsamındaki delillerin tanınmışlığını ispata yeterli kabul edilmediği, davacının tanınmışlığını ve kötüniyeti ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporunda benzerlik ve iltibasın varlığının ortaya konduğunu, emtia benzerliği şartının da gerçekleştiğini, mesnet markanın sıkça tüketicinin seyrine sunulduğunu, tüketicilerin markalar arasında ilişki kuracağını, davalının seri marka algısını amaçladığını, tanınmışlık ve kötüniyet iddialarının ispat edilemediği tespitinin hukuka aykırı olduğunu, programa ilişkin kamuoyu araştırması, pazar araştırması,
pazar payına ilişkin değerlendirmelerin alanında uzman bilirkişilerce yapılması gerektiğini, bu hususta inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, iltibas yaratılmasının tek başına kötüniyeti gösterdiğini, tanınmış markanın benzerini seçenin gerekçesini ortaya koyması gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, karıştırma tehlikesinin değerlendirmesinde, markaların ayırt edici unsurlarının özellikle baskın kısımları gözetilmek suretiyle, ortalama tüketicilerin markaların görsel, işitsel ve anlamsal özelliklerine göre oluşacak bütüncül intibalarının dikkate alınması gerektiği, somut uyuşmazlıkta taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." kalıbının günlük hayatta sıklıkla kullanılan bir kalıp olması nedeniyle,
bu ibarenin ortaklığından kaynaklı bir iltibas ihtimalinin oluşmayacağı, dava konusu başvurunun tertip tarzı ve içerdiği farklı şekil ve kelime unsuru nedeniyle davacının itiraza mesnet markalarından görsel, işitsel ve anlamsal olarak yeterince farklılaştığı, başvuruyu gören tüketicilerin bunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği, davacının tanınmışlık ve kötü niyete ilişkin iddialarını ispatlayamadığı,
öte yandan, bilirkişilerin görüşü hakim için bağlayıcı olmayıp HMK'nın 282. maddesinde uyarınca hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 02/07/2024
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/753, K. 2024/1058, 31 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama