KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2024
- Esas-Karar No
- 2022/798 - 2024/1127
- Esas no
- 2022/798
- Karar no
- 2024/1127
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/04/2021
- Numarası
- 2019/203 E. - 2021/135 K.
- Davacı
- —
- Vekilleri
- —
- Davalı
- —
- Vekilleri
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali
Karar Metni
1.767 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/04/2021 tarih ve 2019/203 E. - 2021/135 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalı ... Kurumu tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 2018/43620 sayılı "..." ibareli marka başvuusu yaptığını, davalı Şirketin 2014/52335 sayılı "..." ibareli markasına dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından iki marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu gerekçesi ile davalı itirazını kabul ettiğini ve müvekkili başvurusunu reddettiğini, müvekkilinin bu karara yönelik itirazının ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa taraf markaları arasında sınıfsal benzerlik bulunmadığını, tarafların markaları kullandıkları alanların farklı olduğunu,
müvekkili başvurusu ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak derecede benzerlik olmadığını, "..." ibaresinin, davalının Antalya’daki otellerinin adı olduğunu, müvekkili başvurusunun ise "..." anlamına geldiğini, "..." kelimesinin yaygın kullanılan bir kelime olduğunu, 43. sınıfta çeşitli kişi ve kurumlar adına tescilli bulunduğunu, bu kelimenin sıfat olarak kullanıldığını ve belirleyici unsur olmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-2630 sayılı kararının iptaline, müvekkili başvurusunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkili markasındaki ayırt edici unsurun "..." ibaresi olduğunu, bu ibarenin aynısının dava konusu başvuruda da kullanıldığını, davalı başvurusunda asıl tescil edilmek istenen ve ayırt edici unsurun "..." ibaresi olduğunu, "..." ibaresini içeren birçok markanın tescilli bulunduğunu, dava konusu başvurunun, tüketici nezdinde müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, taraf markalarında ... kelimesinin baskın unsur, diğer unsurların ise yan unsur olarak kullanıldığı, ortalama tüketicinin bir mal ve hizmet için ayırdığı süre, önceki kullandığı markanın etkisi altında olması, davacı başvurusunda belirgin bir şekil unsurunun olmaması ve baskın kelime unsurlarının aynı bulunması nedenleriyle taraf markalarının genel izlenim yönünden benzer olduğu, tescilli markanın bir uzantısı, yeni bir versiyonu, serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde bulunduğu, taraf marka işaretleri arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olduğu,
başvuru kapsamında yer alan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri.
Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." yönünden emtia benzerliği koşulunun gerçekleştiği, dolayısıyla bu hizmetler yönünden iltibas ihtimalinin bulunduğu, buna karşın başvuru kapsamındaki gündüz bakımı (kreş) hizmetlerinin bilgilenmiş kullanıcıya hitap ettiği, bilgilenmiş kullanıcının gayet araştırmacı ve farklara dikkat eden kullanıcı olduğu,
davacı başvurusundaki kompozisyon ve renk farkları ile şekil unsurunun, bilgilenmiş kullanıcı yönünden markalar arasındaki karıştırılma ihtimalini ortadan kaldıracak nitelikte bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'in 2019-M-2630 sayılı kararının "gündüz bakımı (kreş) hizmetleri" yönünden iptaline, YİDK kararının iptaline yönelik fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, müvekkili başvurusunun 43. sınıf hizmetlerde tescil edilmek istendiğini, davalı Şirketin redde mesnet markasının ise 41,43 ve 44. sınıf hizmetlerde tescilli bulunduğunu, redde mesnet marka ile müvekkilinin başvurusunun kullanıldıkları alanların ve hizmet sınıflarının birbirinden farklı olduğunu, davalı markasının Antalya/Belek mevkinde lüks villalar şeklinde otel ve konaklama yeri için kullanılır iken müvekkili markasının restoran ve kafe hizmetleri için kullanıldığını, taraf markaları arasında iltibas teşkil edecek derecede benzerliğin söz konusu olmadığını,
müvekkili markasındaki vurgunun tek başına "..." kelimesi üzerinde toplanmadığını, konumuna uygun olarak "..." ibaresinin bir bütün olarak kullanıldığını ve vurgulandığını, İngilizce'de bir isim tamlaması olan "... " ibaresinin birbirinden ayrı olarak nitelendirilmesinin, dil bilgisi kurallarına göre mümkün bulunmadığını, davalı şirketin markasındaki ana unsurun da yalnızca "..." kelimesi olmadığını, kaldı ki "..." ibaresini barındıran çok sayıda markanın tescilli bulunduğunu, söz konusu ibarenin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların karşılanmadığını ileri sürerek,
ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, davacı başvurusunda yer alan ve mahkemece aynı/benzer olmadığına hükmedilen "gündüz bakımı (kreş) hizmetleri" ile davalı markasının kapsamında yer alan hizmetlerin, benzer ihtiyaçları giderdiklerini, dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olduğunu, ikame imkanlarının bulunduğunu, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin olduğunu, davalı ve davacı markasını aynı/benzer hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kuracağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
1-Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibreli başvuru ile redde mesnet "..." ibareli marka arasında, başvuru kapsamında yer alan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.
Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri.
Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." yönünden, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet markada tertip tarzı itibariyle asli unsur olarak kullanılan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanıldığı, bu ibarenin 43. sınıf hizmetler yönünden tanımlayıcı ya da tasviri bir yönünün de olmadığı ve ayırt edici bulunduğu,
karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde, marka sahiplerinin fiili iştigal alanlarının ve markaların fiili kullanımlarının değil, tescilli markaların ve kapsamlarının esas alınacağı, dolayısıyla bu yöne ilişkin davacı istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi,
hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanmadığına ilişkin istinaf itirazlarının da haklı olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Davalı ... Kurumu vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere ilk derece mahkemesince, taraf marka işaretleri arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu, ancak başvuru kapsamında yer alan gündüz bakımı (kreş) hizmetlerinin bilgilenmiş kullanıcıya hitap ettiği, taraf markaları arasındaki farklılıkların da bilgilenmiş kullanıcı yönünden markalar arasındaki karıştırılma ihtimalini ortadan kaldıracak nitelikte olduğu gerekçesiyle bu hizmetler yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış kararlarında açıklandığı üzere marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan Uluslararası Nice Protokolü kapsamında ... tarafından hazırlanan Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına ilişkin Tebliğ hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır.
Bu anlamda ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.
Tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerin ilişkilendirilebilecek olup olmadıklarının değerlendirilmesinde özellikle; her iki grup malların aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, aynı mağazada ve aynı raflarda satışa sunulup sunulmadıkları, ham madde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/tamamlayıcı olup olmadıkları hususlarının bir bütün olarak ve ortalama tüketici kitlesinin özellikleri ve genel bakış açısı dikkate alınarak belirlenmelidir.
Yukarıdaki paragrafta yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirildiğinde; dava konusu başvuru kapsamında 43. sınıftaki "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." yer almaktadır.
Redde mesnet 2014/52335 sayılı marka ise 41. ve 44. sınıftaki hizmetlerle yine 43. sınıftaki "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri." üzerinde tescillidir. Başvuruda yer alan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.
Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri.", redde mesnet markanın kapsamındaki hizmetlerle aynı/aynı türdür. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere başvuruda yer alan "Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri.
Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." ise redde mesnet markanın kapsamındaki "Geçici konaklama hizmetleri" ile benzerdir. Çünkü, geçici konaklama hizmetleri ile hayvanlar için otel hizmeti veya çocuklar için konaklama hizmetini ortak olarak veren firmalar günümüzde arttığı gibi söz konusu hizmetler, benzer amaçlara yönelik ilişik hizmetlerdir.
Esasen bu husus, ilk derece mahkemesinin de kabulünde olup, "Gündüz bakımı (kreş) hizmetlerinin" bilgilenmiş kullanıcıya hitap ettiği ve bu nitelikteki tüketici yönünden başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı gerekçesiyle yalnızca bu hizmetler yönünden davanın kabulüne verilmiş ise de bu değerlendirme yerinde görülmemiş ve "Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri" yönünden de taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesinin olduğu kanaatine varılmış, bu yöne ilişkin davalı Kurum istinafının kabulüne karar verilmiştir.
HMK.'nın 353/1-b.2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/06/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/798, K. 2024/1127, 10 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama