KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2024
- Esas no
- 2022/799
- Karar no
- 2024/1128
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/11/2021
- Numarası
- 2021/272 E. - 2021/373 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali
Karar Metni
1.649 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/11/2021 Tarih ve 2021/272 Esas - 2021/373 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili Şirketin 2016/13972 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından bu itirazın kısmen yerinde görüldüğünü ve iltibas gerekçesiyle bir kısım mal ve hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, müvekkilinin bu karara yönelik itirazının ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili başvurusu ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını, davalı şirkete ait markanın,
kırmızı renk fon üzerine beyaz renk tonu ile yazılmış bulunan "..." sözcüğü ile sözcük unsurunun yer aldığı şekil/logo unsurundan oluşan karma nitelikte bir marka olduğunu, müvekkili adına başvurusu yapılan markanın ise, beyaz fon üzerine,
siyah renk tonu yazılmış olan "..." sözcüğünden meydana geldiğini ve ayırt edici gücünün son derece yüksek bulunduğunu, taraf markalarının görsel, işitsel ve genel görünüm itibariyle herhangi bir benzerlik taşımadığını, tüketiciler yönünden birbiriyle iltibas yaratacakları iddiasının son derece hatalı ve tutarsız bir iddia olduğunu, müvekkil Şirkete ait markanın orta hecesi olan "..." sessiz harfinin, markaların telaffuzunu son derece farklılaştırdığını, kavramsal olarak da ibarelerin farklı olduğunu, davalı tarafa ait olan markaların 05, 29, 30, 31, 32, 35. sınıftaki mal/hizmetlerin bir kısmında tescil edilmesinin,
davalı taraf ile müvekkiline ait markaların aynı sektörde kullanıldığı anlamına gelmeyeceğini, davalı tarafa ait markalar ile müvekkiline ait markanın aynı/aynı tür veya benzer mal veya hizmet sınıflarında yer almadığını ileri sürerek, YİDK'in 2017-M-4338 sayılı kararının iptaline, dava konusu marka başvurusunun, başvuru listesinde yer alan bütün emtia açısından tescili işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkiline ait "..." markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, her iki markanın da tek bir kelimeden oluştuğunu, bunların ".../..." olduğunu, markalar arasındaki tek farkın markanın ortasına eklenen "..." harfinden kaynaklandığını, fonetik olarak baskın olmayan bu ses dolayısıyla, markada baskın bir hece oluşmadığını, markanın fonetik olarak ... kelimesinin telaffuzundan uzaklaşmadığını, aynı ses ile başlayıp, aynı ses ile biten ve bütün olarak benzer okunan bu markaların iltibasa yol açacaklarını,
her ne kadar 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi, dava konusu markanın iptali için yeterli ise de müvekkilinin "..." markalarının aynı zamanda tanınmış marka olması sebebi ile müvekkilinin aynı KHK'nın 8/4 maddesinde öngörülen hukuki korumadan faydalanacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesi bulunduğu, dolayısıyla YİDK tarafından tesis edilen davaya konu kararın iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, müvekkili Şirkete ait marka ile davalı tarafa ait markalarda yer alan sözcüklerin kelime/hece sayılarının aynı olmadığını, markaları oluşturan kelimelerin anlamlarının da farklı bulunduğunu, dolayısıyla markalar arasında işitsel ve kavramsal farklılıklar olduğunu, iltibas değerlendirmesinin, makaların hecelerine bölünmek suretiyle yapılamayacağını, bir bütün olarak ise taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, taraf markaları görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olmadığı gibi emtia bazında da benzerlikten söz edilemeyeceğini, tarafların son derece farklı sektörlerde faaliyet gösterdiklerini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 s,ayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır..
İşlem dosyasının incelenmesinden, davacı Şirketin 18.02.2016 tarihinde, 2016/13972 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu, davalı Şirketin "..." asıl unsurlu çok sayıda markasına dayalı olarak iltibas ve tanınmışlık gerekçeleriyle bu başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesine dayalı itirazın yerinde görüldüğü ve 29,30,31,32. sınıf mallarla, 35. sınıf hizmetlerin bir kısmının başvuru kapsamından çıkarıldığı, davacının bu karara yönelik itirazının ise YİDK'in 09.06.2017 tarih, 2017-M-4338 sayılı kararıyla reddedildiği, ret kararının 12.06.2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
YİDK kararının iptaline ilişkin işbu davada, uyuşmazlığın iptali istenen YİDK kararında yazılı gerekçe ve hukuki durum dikkate alınarak çözümlenmesi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin birçok kararında açıklandığı üzere 556 sayılı KHK'nın 53. maddesine dayalı olarak açılan davalarda, mahkemece iptali istenen YİDK kararının hukuka uygunluğunun denetlenmesi gerektiğinden, bu kararda tartışılmayan hususların, kararın iptalinde gerekçe olarak göz önüne alınması mümkün değildir (Örneğin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.09.2013 tarih, 2012/2649 E., 2013/16149 K. sayılı ilamı).
Buna göre, davaya konu YİDK kararının, davacının marka başvurusunun 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca kısmen reddine ilişkin olması nedeniyle uyuşmazlık, yalnızca anılan madde koşullarının oluşup oluşmadığı ve buna bağlı olarak YİDK kararının iptali gerekip gerekmediği ile sınırlıdır.
556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dosyada mevcut bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davacı Şirketin başvurusu kapsamından çıkarılan 29,30,31,32. sınıf mallarla, 35. sınıftaki hizmetlerin tamamı, davalı Şirketin redde mesnet markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerle aynı ya da benzerdir. Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği kabul edilmiştir.
İşaretlerin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru, büyük harf karakteri ve düz yazı ile yazılmış "..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda başkaca bir unsura yer verilmemiştir. Davalı tarafa ait redde mesnet markalar ise "..." asıl unsurlu markalardır. Zira, bu markaların bir kısmı sadece "..." ibareli iken bir kısmı ise bu ibarenin yanına farklı ibareler eklenerek oluşturulmuş, bir kısmında ise şekil, renk ve logodan oluşan kombinasyonlara yer verilmiştir.
Ancak bu markaların tamamında, algılanan ilk unsur "..." ibaresidir. O halde, "..." ibaresi ile "..." ibaresi arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik olup olmadığı belirlenmelidir. "..." ibaresi, uniseks bir kişi ismi olduğu gibi ayrıca durmak fiilinin, 3. tekil şahıs için geçmiş zamandaki kullanım şeklidir. "..." ibaresi ise Türk Dil Kurumu Sözlüğünde, "..." şeklinde tanımlanmıştır.
Söz konusu kelimelerin açıklanan anlamları ile toplumun geniş kesimi tarafından bilindiği de açıktır. Buna göre taraf markaları arasında kavramsal yönden belirgin farklılık mevcuttur. Yine, işitsel yönden de dava konusu başvuruya yeterli ayırt edicilik sağlanmıştır. Çünkü, her ne kadar işaretler arasında tek harf farklılığı mevcut ise de, davacı başvurusunda farklı olarak yer verilen "..." harfinin, vurgulu şekilde telaffuzu söz konusudur.
Son olarak, görsel yönden de markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Bu haliyle ve özellikle markaların asıl unsurları arasındaki kavramsal farklılık ve bu farklılığın toplumun geniş kesimlerince bilinmesi hususu gözetildiğinde, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında, görsel, anlamsal ve işitsel olarak başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetlerin ortalama tüketicileri üzerinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali de dahil benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesinde düzenlenen koşulların somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce, bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, yalnızca teknik açıklamalardan faydalanılmış, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden,
Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiş, idari nitelikte bulunan marka başvurusunun tescili işlemlerinin devamına yönelik talep reddedilmiş, HGK'nın 2017/521 K. syılı kararı uyarınca bu nedenle davalılar yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/06/2024
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/799, K. 2024/1128, 10 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama