KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Mahkemesi Vekili
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2024
- Esas no
- 2022/837
- Karar no
- 2024/1028
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 30/12/2021
- Numarası
- 2020/33 E. - 2021/429 K.
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.265 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/12/2021 tarih ve 2020/33 Esas - 2021/429 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin, "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin "..." ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin itirazına mesnet markaları arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin marklarında yer alan "..." logosunun dava konusu başvuruda aynen yer aldığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını,
dava konusu markada yer alan "..." ibaresinin müvekkilinin markasına benzer şekilde tasarlanmasının müvekkilinin tanınmışlığından faydalanma kastıyla yapıldığını, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2019-M-10430 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, taraf markaları arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını, markaların bıraktıkları genel görünümlerin birbirlerinden farklı olduğunu, davacının itirazına mesnet bir kısım markalarının tescilli olduğu sınıflarda kullanıldığının ispatlanması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, tarafların markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan bir kısım mal ve hizmetler yönünden benzerlik olsa da marka işaretlerinin arasında benzerlik bulunmadığından SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının oluşmadığı, davacı yanın, “...” tanınmış markalarından bağımsız olarak dosya kapsamına dayanak yaptığı harf markalarının tanınmış olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
,Davacı vekili, mahkemece alınan birinci bilirkişi raporu ve bu rapor düzenleyen bilirkişilerden alınan ek raporda tarafların markaları arasında başvuru kapsamında yer alan bir kısım mal ve hizmetler yönünde iltibas koşullarının bulunduğu açıklanmışken mahkemece davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin "..." markasının tanınmış olup tüm sınıflar bakımından korunması gerektiğini, müvekkilinin anılan markasını taşıyan ürünlerinde "..." ibareli markasının da yer aldığını, dava konusu başvuruyu oluşturan "..." ibaresinin müvekkilinin markalarında yer alan "..." harfine benzetilmeye çalışarak oluşturulduğunu,
dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markalarından birisi olarak algılanacağını, müvekkilinin "..." ibareli markalarının da tanınmış olduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
1- Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, zira Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamaları doğrultusunda harflerin kimsenin tekeline bırakılamayacağı ve esasen tek başına tescillerinin de mümkün olmadığı,
ancak tescil öncesi yoğun kullanım ve tanıtım sonucu ayırt edici hale getirilmiş ya da bir takım renk ve şekil unsurları ile birlikte tek başına harflerin tescilinin mümkün bulunduğu, bu halde de harf markalarının ayırt edici niteliklerinin düşük olacağı ve başkalarının da aynı harfi değişik renk ve şekil unsurları ile birlikte marka olarak tescil ettirebilecekleri, somut olayda da taraf markalarını oluşturan "..." harflerinin, düzenleme biçimlerinin, biçimlendirme, kaligrafi ve yönlendirme itibariyle tamamen farklı olduğu, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı,
somut olay açısından emsal olabilecek nitelikteki Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/4459 Esas, 2022/8042 Karar ve 10/11/2022 tarihli ilamında da ‘‘...-...’’ markası ile aynı sınıflarda tescilli bulunan ‘‘...,..., ...’’ ibareli davacı markalarının benzer bulunmadığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmış olup olmadığının sonuca etkili görülmediği,
ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğu ve mahkemece de gerekçesi açıklanmak suretiyle markalar arasında, iltibas tehlikesi bulunmadığının kabul edildiği anlaşılmakla davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Davacı tarafça, dava dilekçesinde diğer iddiaların yanında dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu da ileri sürülmüş olup, bu hususta ilk derece mahkemesince olumlu-olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır. Davacı, davalı Kurum nezdindeki itirazında kötü niyet iddiasına dayanmadığından, işbu davadaki YİDK kararının iptali istemi yönünden dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürmesi mümkün değilse de davadaki hükümsüzlük talebi yönünden bu iddiasının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yargıtay HGK'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir.
Kötü niyetin varlığı, her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyi niyetin asıl, kötü niyetin istisna olması sebebiyle davalının kötü niyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötü niyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir.
Bu açıklamadan sonra somut olay değerlendirildiğinde, davacı taraf, dava konusu başvurunun müvekkiline ait tanınmış markaları ile benzer olduğunu ve müvekkiline ait bu markaları ile iltibas yaratmak amacıyla kötü niyetli yapıldığını ileri sürmüştür.
Yukarıda 1 nolu bentte açıklandığı üzere, dava konusu marka ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında bir benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığından davacı markaları ile benzerlik taşımayan dava konusu marka tescil başvurusunun, kötü niyetli olduğundan söz etmek mümkün değildir.
Bu iddiadan başka dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunun ispatına dair bir delil de sunulmadığı gözetildiğinde Dairemizce dava konusu marka tescil başvurusunun kötü niyetli olmadığı kanaatine varıldığından davacının bu yöndeki iddiası yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olmadığı, hükümsüzlüğünün de bu nedenle gerekmeyeceği anlaşıldığından davacının bu yöndeki iddiası da yerinde bulunmamış, tüm bu açıklamalar karşısında, yukarıda açıklanan bütün gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ve davanın reddine dair aşağıda gösterilen şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/06/2024
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... · Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/837, K. 2024/1028, 31 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama