KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Vekili
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2024
- Esas-Karar No
- 2022/869 - 2024/1138
- Esas no
- 2022/869
- Karar no
- 2024/1138
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/03/2022
- Numarası
- 2021/275 E. - 2022/82 K.
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.196 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/03/2022 tarih ve 2021/275 E. - 2022/82 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili şirketin "...", "...", "..." vb. "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, 2019/135584 kod numarasını alan başvuruya itirazlarının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin "..."nın anaokulu, ortaokul, anadolu lisesi ve anadolu sağlık meslek lisesi olarak İstanbul, Bursa ve Sakarya’da 12 ayrı noktada eğitime devam ettiğini, davalının müvekkilinin markasından esinlenip sadece bir harf ekleyerek markasını hazırladığını,
müvekkilinin markalarını davalıdan önce tescil ettirdiğini, davalının markasını müvekkilinin markalarıyla aynı sınıf olan 41.sınıfta tescil ettirmeye çalışmasının iltibasın boyutlarını arttırdığını, ayırt edici özellik katılmayan marka başvurusu nedeniyle davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK'nun 2021-M-6086 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2019/135584 başvuru numaralı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, başvuru konusu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markada bazı harfler ortak olmakla birlikte, tüketicilerin dikkatinin yoğunlaştığı başlangıç kısımlarındaki farklılığın, markaların görsel ve işitsel olarak belirgin biçimde farklılaşması, markalar arasında kavramsal bir benzerlik bulunmaması, çekişme konusu hizmetlerin (eğitim, öğretim hizmetleri) hitap ettiği uzmanlaşmış tüketici kesiminin dikkat düzeyinin ortalamanın üzerinde olması,
hizmetlerin yararlanıcısı olan halkın genelinin ise ortalamanın üzerinde ihtiyat gösterecek olması gibi hususlar birlikte göz önüne alındığında, markalar arasında iltibas ve karıştırılma ihtimalinin doğmayacağını, markaların yazılış, okunuş ve anlam itibarıyla 6769 sayılı SMK m.6/1 anlamında benzer bulunmadıklarını, başvuru konusu marka davacı markalarına benzer olmadığından, tanınmışlığın huzurdaki davaya etkili olmadığını, davalının başvurusunun 6769 sayılı SMK’nın 6/9 maddesi anlamında kötü niyetli bir başvuru olduğunun ispat edilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı şahıs vekili, müvekkilinin 10 yılı aşkın süredir "..." ibareli markasını 41. sınıf içinde yer alan ‘’eğitim ve öğretim’’ alanlarında yoğun, yaygın ve fasılasız bir şekilde kullandığını, müvekkilinin "..." esas ibareli markanın gerçek hak sahibi olduğunu, 2017 tarihinde 41. sınıf için, 2017/35955 tescil numaralı "..." İbareli marka, sonrasında yine 2019 ve 2020 yıllarında müvekkili tarafından 41. sınıflarda tescili alınan "..." ibareli öncelik tarihli markalar nedeniyle kullanımdan doğan bir marka hakkı bulunduğunu, bilinçli tüketicinin,
itiraz sahibi davacı adına tescilli esas ibaresi "..." olan markaları ile müvekkili adına tescil edilmek istenen "..." ibareli marka arasındaki farkı kolaylıkla ayırt edebilecek durumda olduğunu, itiraz sahibi şirket tarafından kötüniyet iddiasına mesnet teşkil edebilecek nitelikte hiçbir somut belge ve/veya hukuki argüman sunulmadığını, müvekkiline ait marka başvurusu ile itiraza mesnet marka arasında iltibas söz konusu olmadığını, markanın bir bütün olarak değerlendirmeye alınması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davaya konu başvuru markasının 41.sınıftaki hizmetler ile davacının itiraza mesnet gösterdiği markalarının 41.sınıftaki hizmetleri arasında aynılık/benzerlik olduğu, taraf markalar bir bütün olarak karşılaştırıldıklarında, anlamsal, fonetik ve görsel açıdan farklılaşmaları nedeniyle karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığı,
taraf markaları arasında her ne kadar hizmet benzerliği tespit edilmiş olsa da, markaların anlamsal, fonetik ve görsel açıdan farklılaştıkları, 41.sınıfta yer alan hizmetlerin seçiminin kısa süreli tercihlere bağlı olmaması ve alıcı olarak esas alınacak olan ortalama zeka, dikkat ve kültür düzeyindeki tüketicilerin taraf markalarını bir bütün olarak değerlendirdiklerinde markalar arasında bağlantı kurmayacakları, davalı başvurusu ile davacı markaları arasında bir bütün olarak yapılan değerlendirmede 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı,
davacının, itiraza mesnet gösterdiği markalarını, davalının marka başvurusundan önce tescilli olarak koruma altında aldığı TÜRKPATENT kayıtlarından anlaşıldığından, 6769 sayılı SMK’nın 6/3 maddesi kapsamında davacının eskiye dayalı tescilsiz kullanım nedeniyle üstün ve öncelikli hakkının bulunmadığı, eski markalara karşı hükümsüzlük davası açılacak sürenin dolmuş olması şartının sağlanamaması nedeniyle, davalının, dava konusu marka bakımından, önceki tarihli markalarından kaynaklı müktesep hakkı bulunmadığı,
dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi anlamında iltibas tehlikesinin mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, davalı şahsın kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece, hatalı bilirkişi raporuna dayanılmak sureti ile hukuka aykırı bir gerekçe ile davanın reddedildiğini, müvekkili şirketin ... markası ile tanınıp bilindiğini, müvekkili şirketin "...’" ibaresi ile kayıtlı seri marka niteliğinde onlarca markası bulunduğunu, davalı tarafın tescil ettirmeye çalıştığı "..." ibareli markası ile aralarında bütün olarak benzerlik bulunduğunu, bu durumun davalı taraf markasının davacı markasının bir devamı olarak algılanmasına sebebiyet verdiğini, davalının müvekkilinin markalarının tanınmışlığından yararlanma amacıyla hareket ettiğini,
dava konusu ibare üzerinde önceye dayalı hak sahibi olduklarını, davalının müvekkili şirketin tescilli markasına sadece bir harf eklemek suretiyle oluşturduğu markayı kötü niyetli bir şekilde tescil ettirmeye çalıştığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktıkları izlenimin dikkate alınması suretiyle belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında görsel,
işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira başvuru kapsamındaki 41. sınıf hizmetlerin tüketicilerinin dikkat düzeyleri yüksek bulunduğu gibi karşılaştırmaya esas markaların kısa markalar oldukları ve yapılacak küçük değişikliklerin dahi ayırt ediciliği sağlayacağı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11.06.2012 tarih, 2011/3196 Esas, 2012/10158 Karar sayılı ilamında da "..." ibaresi ile "..." ibaresi arasında benzerlik bulunmadığının kabul edildiği,
marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından davacı markalarının tanınmış oldukları kabul edilse dahi bu durumun başvurunun tesciline engel olmayacağı, davacının önceye dayalı hak iddiasında bulunduğu "..." ibaresinin dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinden farklı olduğu, kötü niyetin de ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/07/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/869, K. 2024/1138, 10 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama