KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1066
- Karar No
- 2025/1334
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2025
- Başkan
- ....
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 01/02/2023
- Numarası
- .....
- Davanın konusu
- Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali
Karar Metni
1.789 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/02/2023 tarih ve 2022/25 Esas - 2023/28 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, asıl dava dilekçesi ile ... üretim ve satışı alanında faaliyet gösteren müvekkilinin, 2020/115208 sayılı "..." ibareli markasının 30 ve 43. sınıflarda tescili isteğine yönelik ... ...
A.Ş. ve ... tarafından yapılan itirazların YİDK tarafından kısmen kabulü sonucunda başvuru markası kapsamındaki 30. sınıf "her türlü un, irmikler, nişastalar" dışındaki malların reddine karar verildiğini, markayı oluşturan ibarelerin küçük bir tekerleme niteliği ile bir bütün olarak farklı bir anlamı bulunduğunu, markalarda ortak olan "..." ibaresinden hareketle bir benzerlik kurulamayacağını, yazı fontları, kelimelerin konumlandırılışı, renk dolguları ve özellikle arka plan renginin markaların görsel olarak karıştırılmasına engel olduğunu, müvekkilinin aynı zamanda ticari unvanını oluşturan ön adının kullanmasının engellenemeyeceğini,
müvekkilinin üretimini yapmakta olduğu "..." ürününün itiraz edenler tarafından üretilmediğini ve markanın müvekkilinin faaliyetine ilişkin olması nedeniyle karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek 2021-M-9083 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen dava dilekçesi ile davasını aynı nedene dayalı olarak itiraz eden ... ... Aş ve diğer muterizin markasını devir alan ... A.Ş.'ye karşı yöneltmiştir.
Davalı ... Kurumu vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... ... A.Ş. vekili, faaliyet gösterdiği sektörlerde Türkiye’nin en bilinen ve en kaliteli markası olma yolunda hızla ilerleyen, müşteri memnuniyetini daima ön planda tutan, sürekli değer yaratan müvekkilinin tanınmış "..." markasının yanı sıra “... ... ...” markasının da sahibi olduğunu, markaların esaslı unsurunu "..." ibaresi oluşturduğundan görünüş, renk, okunuş ve telaffuz açısından markaların birebir aynı olup markaların kapsamında bulunan mal ve hizmetler arasında emtia benzerliği de gerçekleştiğinden ortalama tüketici nezdinde markalar arasında irtibat bulunduğu algısının oluşacağını, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili; müvekkilinin 1968 yılından beri "... Muhallebicisi" markası ile profiterol, ..., keşkül, kazandibi, karamelli trileçe, fırın sütlaç, vs. türündeki tatlılar ile müşterilerine hizmet verdiğini, davacının müvekkilinin bu tanınmışlığından faydalanmak adına başvuruda bulunduğunu, ''...'' unsurunun tarafların markalarında ortak olarak yer alması ve aynı sınıfa ilişkin olmaları nedeniyle markalar arasında tüketici nezdinde bağlantı kurulması ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzerlik bulunduğu algısının oluşacağını ve davacının müvekkilinin markasına benzer bir markanın tescili isteğinde bulunmasının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davacının "Eklerci ... Gülümseten Tat" ibareli marka başvurusu ile davalı firmalara ait "..." ibareli tescilli markaları arasında başvuru kapsamından çıkartılan 30. sınıftaki “Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Dondurmalar, yenilebilir buzlar.
Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler.” mallar ile 43. Sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” hizmetleri açısından biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu,
taraf markalarında "..." ibaresinin ön planda ve asli belirleyici unsur olarak öne çıktığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu başvuru kapsamından çıkarılan " 30.ncu sınıftaki mallar ile 43.ncü sınıftaki hizmetler." için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde,
davacının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalı firmalara ait "..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı ve bu mallar/hizmetler açısından işaret benzerliği nedeniyle taraf markaları arasında yanılgı yaşayabileceğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının oluştuğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin yalnızca ... türündeki bilinen, klişeleşmiş tatlıyı yenilikçi, deneyimsel bir yaklaşım ile üreterek tüketicinin takdirini kazandığını, bu itibarla ... ön adından hareketle "..." ibareli bir marka tescili talebinde bulunduğunu, 30. ve 43. sınıflarda "..." ibaresini asli unsur olarak bulunduran tescilli toplamda 929 markanın mevcut olup bu ibarenin kimsenin tekeline bırakılamayacağını, "..." kelimesi itiraz konusu markalarda ortak unsur olarak yer almaktaysa da müvekkilin markasında ayırt ediciliğin uyaklı, yaratıcı, mesaj içeren, klişelikten uzak bir ifadeyle sağlandığını,
markalarda kullanılan yazı fontları, font büyüklükleri, kelimelerin konumlandırılışı, renk dolguları ve özellikle müvekkilin kendi yarattığı arka plan rengi ile markaların görsel olarak karıştırılmasının imkânsız olduğunu, müvekkilin başvuru yaptığı 30. sınıf içerisinde bulunan ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, kazandibi, sütlaç, keşkül malları için davalıların korunan bir markası bulunmamasına rağmen bilirkişi tarafından bu malların birebir yer aldığı yönündeki tespitin hatalı, eksik olduğunu,
meslek adını belirten bir unsurun ayırt edici ibarenin önünde yer aldığı markalarda markanın bütününün incelemeye tâbi tutulması gerektiğini, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davacı gerçek kişinin 27/9/2020 tarihinde, 2020/115208 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 30 ve 43. sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, davalı ... ... ...
A.Ş. tarafından "... .... ... ..." ibareli markalarına dayalı olarak, dava dışı olup markasını diğer davalı ... devreden ... tarafından "..." ibareli markalara dayalı olarak iltibas, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve kötü niyete dayalı olarak ayrı ayrı itiraz edildiği, Markalar Dairesi Başkanlığınca itiraza mesnet markalar benzer görülmediğinden itirazların reddine karar verildiği, itiraz edenler tarafından yeniden inceleme talebinde bulunulmakla YİDK tarafından markalar kısmen benzer görülerek 30. sınıftaki "her türlü un, irmikler, nişastalar" dışındaki mal ve hizmetlerin markadan çıkarılmasına karar verildiği,
anılan kararın davacı tarafa 29/11/2021 tarihinde tebliğ edildiği ve eldeki davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 23/1/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davalıların itiraza mesnet "...", ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir.
İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, davacının 30 ve 43. sınıflarda tescilini istediği "..." ibareli markası ile itiraza mesnet "...", ibareli markaların kapsamındaki 30. sınıf "Her türlü un, irmikler, nişastalar" malları dışındaki mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliğinin gerçekleştiği anlaşılmıştır.
İşaret benzerliğine gelince; emtia benzerliği şartını sağladığı kabul edilen 2013/31546, 2018/22973,2011/2755, 93/003042, 2016/36059 sayılı markalar ile davaya konu markanın asli unsurunu "..." ibaresi oluşturmaktadır. Mahkemece bu ortak ibareden kaynaklı markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer görülmüştür.
İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararı ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda "..." ibaresinin ortaklığından hareketle markaların benzer olduğu ve bu benzerliğin iltibasa sebebiyet verdiği kabul edilmişse de, SMK'nın 7/5. maddesi uyarınca, kişi adlarının tescilinde dürüstlük ilkesinin gözetilmesi gerektiği, bu kapsamda, bir ad, önceden alınıp marka tescili yapılmış olsa bile, aynı adı taşıyan kişiler tarafından dürüstlük ilkesine uymak koşulu ile ve gerekli ayırt edici eki alarak marka olarak tescil edilebileceği bildirilmiştir.
Bu anlamda yapılan değerlendirmede, taraf markalarında ortak bulunan “...” ibaresinin ülke çapında çok yaygın bir kişi adı olarak ayırt ediciliğinin düşük olduğu, ayırt ediciliği zayıf bir ibareyi asli unsur olarak içeren markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağı, buna göre, dava konusu başvuruda, tertip tarzı ve yer verilen tali nitelikli kelime unsurlarının dava konusu başvuruyu itiraza mesnet markalardan ayırt etmeye yeterli olduğu kanaatine varıldığından,
dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı anlaşılmış olup ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/06/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/1066, K. 2025/1334, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama