KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi Numarası ....
- Esas No
- 2023/1100
- Karar No
- 2025/1350
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2025
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 13/01/2023
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
999 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/01/2023 Tarih ve 2022/65 Esas - 2023/25 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı birleşen davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalı gerçek kişinin "... ..." ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin "........." ibareli markaları arasında iltibas bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin ticaret unvanının asli unsuru ve "..." ibareli alan adı ile de benzer olduğunu, bu nedenle başvurunun SMK'nın 6/6 maddesi uyarınca da tescil edilemeyeceğini, ayrıca müvekkilinin markalarının tanınmış olduğundan, SMK'nın 6/5 maddesi şartlarının da gerçekleştiğini, dava konusu başvuru sahibi davalının müvekkilinin eski çalışanı olduğunu,
müvekkilinin markalarının taklidi olan dava konusu başvurunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, 2021-M-12143 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını, müvekkilinin davacının hiç bir zaman çalışanı olmadığını, müvekkilinin 2020 yılından bu yana Amerika markası olan ve ithal edilen “...” markalı süpürgelerin ... yetkili satıcısı ve serisi olarak ticari faaliyeti sürdürdüğünü, davacı yanın ise ... ilinde esas faaliyeti olan ana markası “...” olan su arıtma cihazlarının satım ve servis işini yaptığını, müvekkilinin süpürge satımı yaparken, davacının farklı bir sektör olan su arıtma cihazı sattığını,
davacı firmanın "..." markalı süpürgelerin eski ... yetkili servisi olduğunu ve yetkili servis sözleşmesinin 01.08.2020 tarihi itibari ile sona erdiğini, bu hususta 21.08.2020 tarihinde davacı firmaya, "..." markasının Türkiye yetkilisi tarafından Kadıköy 29. Noterliğinin .... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek davacı firmanın muhatap firma ile tüm ticari ilişkilerinin 01.08.2020 tarihi itibari ile sonlandığının bildirildiğini, davacının iddialarının asılsız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, dava konusu başvuru ile davacının "..." ibaresini içeren 2013/21298 sayılı itirazına mesnet arasında emtia benzerliğinin bulunmadığı, davacının itiraza ve hükümsüzlüğe mesnet gösterilen ve çekişme konusu hizmetlerle aynı veya aynı tür hizmetler içeren, "....." ibareli markaları yönünden ise işaretler bakımından benzerlik bulunmadığı, davacının markalarının atnınmış olduğunu ispatlayamadığı, davacının "......" şeklindeki unvanını, 04.02.2021 tarihinde ".....". olarak değiştirdiği, dava konusu başvuru tarihi itibariyle davacının ticaret unvanının ayırt edici kısmının "....." ibaresi olduğu,
bu ibare ile dava konusu başvuru arasında benzerlik bulunmadığı, davacının sonradan değişen ticaret unvanının, unvandan önce başvurusu yapılan davalı markası bakımından tescil engeli yaratmayacağı, davacının ..... alan adından kaynaklı bir hakkının da bulunmadığı, davacı şirketin 01.08.2020 tarihine kadar "..." markalı elektrikli süpürgelerin yetkili servisi olduğu ve bu tarihe kadar "..." markasını sözleşme çerçevesinde kullanma hakkı nın bulunduğu,
01.08.2020 tarihinden sonra ise dava dışı distribütör firmanın davalı ... ile yetkili servis sözleşmesi yaptığı ve ... markasının yetkili servis sözleşmesi kapsamında haklı kullanımının bu tarihten itibaren davalıya ait olduğu, davacı yan her ne kadar davalı ... ...ya da eşi ...eski çalışanı olduğunu iddia etmiş olsa da, dosya kapsamında bu hizmet akdini ispatlayan iş sözleşmesi, SGK kaydı gibi kesin ve inandırıcı herhangi bir delil bulunmadığı, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut bir veriye ya da olguya ulaşılamadığı,
dolayısıyla davacı yanın kötü niyet iddiasından kaynaklı istemlerinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, dava konusu başvuru sahibi davalının eşinin müvekkilinin eski çalışanı olduğunu, davalının müvekkilinin "......." ibareli markalarından haber olduğunu, buna rağmen dava konusu başvuruyu yapmasının kötü niyetli olduğunu, tarafların markaları arasında iltibas bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, müvekkilinin ülkemizde uzun süreler boyunca "....." markalı elektrikli süpürgelerin yetkili servisi olduğunu ve bu süre boyunca "....." markasını sözleşme çerçevesinde kullandığını,
daha sonrasında ise kendi markası üzerinden öncesinde de olduğu gibi tamamen farklı bir sektör olan su arıtma sistemleri üzerine hizmet vermeye devam ettiğini, bunun üzerine dava konusu başvuru sahibi davalının aynı sektörde hizmet vermeye başladığını ve kötü niyetli olarak dava konusu başvuruda da dahil olmak üzere bir çok "....." ibareli marka başvuruları yaptığını, müvekkilin yaratmış olduğu haklı ününü kullanmak amacıyla elektrikli süpürgeden ziyade müvekkilinin öncü olduğu su arıtma sistemleri sektöründe faaliyet göstermeye başladığını ileri sürerek,
ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru ile davacının ,dava konusu başvuruda olduğu gibi "..." ibaresini içeren, 2013/21298 sayılı markası arasında emtia benzerliğinin bulunmadığı, davacının itirazına ve davasına mesnet diğer markaları yönünden ise işaretler bakımından benzerlik olmadığı,
zira dava konusu başvurunun asli unsurunu oluşturan ve "... ... anlamına gelen "..." ibaresinin, davacının itirazına mesnet "..." ibareli markalarından işitsel, görsel ve anlamsal olarak farklı olduğu, dava konusu başvuruda, davacının davasına mesnet markalarında yer alan "..." ibaresine yer verilmesinin, bu ibarenin maruf yerleşim adı olup bu nedenle kimsenin tekeline bırakılmayacak olması karşısında, markalar arasında iltibasa neden olmayacağı,
diğer taraftan davacının ticaret unvanı ve alan adından kaynaklı olarak SMK'nın 6/6 maddesine dayalı üstün bir hakkı bulunmadığı gibi davacının tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının da ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/07/2025
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/1100, K. 2025/1350, 27 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama