KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2025
- Esas-Karar No
- 2023/1781 - 2025/2229
- Esas no
- 2023/1781
- Karar no
- 2025/2229
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/12/2022
- Numarası
- 2020/75 E. - 2022/422 K.
- Davanın konusu
- Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali
Karar Metni
2.176 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/12/2022 tarih ve 2020/75 Esas - 2022/422 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 1998 yılından itibaren cüzdan, kemer, valiz ve çanta imalatı, ithalatı ve satışı konusunda faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin markasını davalı şirketin markasından habersiz bir şekilde 18, 25 ve 35. sınıflarda 2001/16567 no ile tescil ettirdiğini, o tarihte davalının kol saati dışında bir ürü ve satışının bulunmadığını, müvekkilinin ise markasını ciddi kullanım ile maruf hale getirdiğini, 2018/02684 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusunun davalı şirketin davalı şirketin itirazı üzerine diğer davalı ...
2019-M-10482 sayılı YİDK kararıyla benzerlik ve tanınmışlık gerekçesiyle reddine karar verildiğini, oysa, davalı şirketin itirazı üzerine kullanım ispatı talebinde bulunduklarını, davalı şirketin ise tescilli markalarını 14. sınıfta "saat" emtiasında kulladığını ispat ettiğini, 26. sınıfta tescilli markası ve kullanımının bulunmadığını, saat emtiasıyla müvekkilinin başvurusu kapsamındaki 26. sınıf mallar arasında benzerlik kurulmasının anlaşılamadığını, davalı markalarının 25. sınıf yönünden sadece "baş giysileri" mallarında tescilli olduğunu,
müvekkilinin 2001/16567 sayılı markası 35 sınıf "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitle malların bir araya getirilmesi hizmetleri" için tescilli olduğundan, müvekkilinin 35. sınıfta talep edilen tüm hizmetler bakımından kazanılmış hakkının bulunduğunu, 25. sınıfta "kemerler" emtiasında eskiye dayalı tescilsiz kullanımının da bulunduğunu, davalının yurtdışında tescilli markalarının Türkiye'deki durumu etkilemediğini, müvekkilinin dava konusu başvurusunun önceki markalarının devamı, serisi niteliğinde olduğunu, kötüniyetli kabul edilemeyeceğini, davalı markalarının tanınmış da olmadığını,
davalı şirketin tanınmışlık tespit başvurusunun diğer davalı kurum tarafından reddedildiğini ileri sürerek, 2019-M-10482 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin dünyaca tanınmış "..." ve türevi markaların gerçek sahibi olduğunu, markasını davacıdan önce 01.04.1991 tarihinde tescil ettirdiğini, davacının ise müvekkili markalarının ülkemizde 18, 25 ve 35. sınıflarda tescilli olmamasından yararlanarak kötüniyetli olarak tescil ettirdiğini, 2001/16567 sayılı markanın kullanılmaması nedeniyle açtıkları dava sonucu kısmen hükümsüzlüğüne karar verildiğini, davacının müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu markanın müvekkiline devri için astronomik rakamlar talep ettiğini, müvekkili kabul etmeyince müvekkili markasına iyice yaklaşan marka başvurularında bulunduğunu,
bir kısım marka başvurularının kötüniyetli olduğu gerekçesiyle reddedildiğini, davacının amacının müvekkili markalarının tanınmışlığı ve itibarından yararlanmak olduğunu, davacı markalarının karışıklığa sebebiyet verdiğini, müvekkili şirketin sadece saat, takı, aksesuar alanında değil, kemer, pantolon, şallar, şort, ceket, denim, elbise, etek, giyim, çanta, cüzdan, telefon kılıfı, ayakkabı, mum, koku, güneş gözlükleri, akıllı saatler üzerinde de markasını kullandığını, davacının kazanılmış hakkının bulunmadığını, davacının müvekkilinin markalarını taklit ettiğini,
dava konusu marka başvurusunun müvekkilinin alan adı ve ticaret unvanı nedeniyle de reddinin gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu,
işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davacının "..." markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu; davacı yanın müktesep hak
iddiasına dayanak tutabileceği tek markasının 2001/16567 sayılı markası
olduğu, zira davacının sair markalarının tescil tarihleri üzerinden, işbu dava
konusu markanın başvuru tarihi itibariyle 5 yıllık hak düşürücü sürenin dahi
geçmediği, davacı yan ait 2001/16567 sayılı markanın ise
esas unsurunu taşıdığı görülmekle birlikte görsel mizanpaj anlamında dava
konusu markadan farklı olup tüketicinin dava konusu markayı derhal ve
tereddütsüz olarak davacı yana ait bir marka olarak algılayıp algılamayacağı
dahi tereddütlüyken bu durumu bir an için önceki markanın esas unsurunun
sabit tutularak görsel anlamda revize edilme ihtiyacından kaynaklı bir
değişiklik hali olarak yorumlanabilir ise de bu defa anılan marka kapsamında
yalnızca 18. sınıfta "Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul
başka sınıflarda yer almayan eşyalar: Çantalar, valizler, cüzdanlar, portföyler, çocuk taşımak için çantalar (portbebeler, kangurular), deri veya kösele kutular ve sandıklar, çek defteri
kılıfları, kart kılıfları, boş tuvalet çantaları, boş alet çantaları, anahtarlıklar, para çantaları,
torbalar, sırt çantaları, evrak çantaları, alışveriş ve okul çantaları, beslenme çantaları..." ve
35. sınıfta "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların
bir araya getirilmesi hizmetleri." mal ve hizmetlerin yer aldığı, halbuki dava konusu
markanın 26. sınıf malları kapsamakta olduğu, anılan mallar arasında olağan
şartlarda dahi doğrudan bir benzerlik ilişkisinin mevcut olmadığı, dolayısıyla
davacı yanın 2001/16567 sayılı markasına dayanarak, 26. sınıf mallar
açısından müktesep hak sahibi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı; davalı taraf markalarının "saat" emtiasındaki sektörel tanınmışlığının,
dava konusu 26. sınıftaki tuhafiye ürünleri ile olan benzemezliği, "..." ibaresinin yaratılmış bir sözcük olmayıp İngilizce bir kelime
oluşundan kaynaklı farklı mal ve hizmet sınıflarında, farklı hak
sahiplerince de tercih edilebilir bir ibare oluşu bir bütün olarak
değerlendirildiğinde, başkaca hiçbir unsur açısından (özellikle görsel
stilizasyon) davalı markaları ile benzerlik taşımayan dava konusu
markanın tescilinin, 6/5 maddesindeki koşullardan herhangi birinin
davalı lehine meydana gelmesi ihtimaline yol açmayacağı; davalı yan ticaret unvanı “...” ibaresini taşıdığı gibi
alan adı da yine www.....com ibaresinden oluştuğu, davalının internet
sitesi incelendiğinde ticari mevki çıkardığı ürün gamının, ülkemizdeki fiili
faaliyetlerine göre farklılaşarak deri mamulleri, çanta vb. ürünlerin de aktif ve
yoğun satışını gerçekleştirdiği görülmekle birlikte bizzat davalı taraf vekilinin de
belirttiği üzere bu faaliyetlerin ülkemizde mevcut olmadığı, zira davacı yana
ait önceki tarihli markaların varlığının, davalı yanın bu faaliyetlerini engellediği,
dolayısıyla temel olarak saat ve gözlük ürün ve aksesuarlarında davalı yanın
ticari faaliyetlerinin mevcut olduğu, bununla birlikte
davalı yanın söz konusu ticaret unvanı ve alan adından kaynaklı haklarının, davalı adına tescilli markalardan doğan hakların sağladığı sonucun ötesinde
davalı lehine ek bir koruma sağlamayacağı gibi iptali talep olunan YİDK
kararının gerekçesinde de bu hususta bir karar verilmediği; davalı yanın aynı esas unsura haiz markalarına dayalı olarak ileri
sürdüğü itirazlar kapsamında ek bir korumanın davalı lehine mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporundaki kanaatlerin görmezden gelindiğini, başkaca bir bilirkişi incelemesi de yaptırılmadığını, kararın eksik inceleme sonucu tesis edildiğini, bekletici mesele sayılmasını talep ettikleri dosyaların kesinleşmesinin beklenmediğini, dava konusu YİDK kararında müvekkili başvurusunun kötüniyetli bulunmadığını, müvekkilinin öncelikli hak sahipliği ve müktesep hakkının bulunduğunu, 26. sınıfın 14. sınıf "saat" emtiasıyla bağlantılı olmadığını, ilk derece mahkemesinin markanın hak sahipliğine ilişkin gerekçesinin hatalı olduğunu,
davalı şirketin 26. sınıfta tescili olmadığı gibi 25. sınıfta da markasının sadece "baş giysileri" emtiasında tescil edildiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davalı markasının sektörel tanınmışlığının diğer mal ve hizmet sınıfına sirayet etmeyeceğini, davalı markasının tanınmış da olmadığını, taraf markaları arasında iltibas ihtimali bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Katılma yoluyla davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin "..." ve türevi markalarının tanınmış olduğunun tespitine rağmen SMK'nın 6/5. maddesinin şartlarının oluşmadığı yönündeki kararın hatalı olduğunu, dava konusu başvuruya ilişkin YİDK kararında müvekkili markasının tanınmış olduğunun ve davacı şirketin müvekkilinin marka itibarından haksız yarar sağlayacağının açıkça belirtildiğini, davacının kötüniyetli olduğunun kesinleşmiş yargı kararlarıyla sabit olduğunu, müvekkilinin alan adı ve ticaret unvanından kaynaklı haklarına ilişkin değerlendirmelerin de hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka ile ilgili kurum kararının İptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru ile davalı şirketin mesnet markalarının esas unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, başvurunun 26. sınıfta "Giysiler için düğmeler, kopçalar, halkalar, fermuarlar, ayakkabı ve kemer tokaları, perçinler, yapışkan bantlar, bağlar, toplu iğneler, iğneler, dikiş iğneleri, dikiş makinesi iğneleri, tığlar ve örgü şişleri, iğne kutuları ve iğnelikler" emtiasında tescilinin talep edildiği,
davalı şirketin markaları kapsamında 26. sınıf mallar bulunmamakta ise de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23.09.2019 tarih ve 2018/4081 E.-2019/5688 K. sayılı kararında, "Giysiler için düğmeler, kopçalar, halkalar, fermuarlar, ayakkabı ve kemer tokaları, perçinler, yapışkan bantlar, bağlar" mallarının 25. sınıf mallarla benzer bulunduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, aynı taraflar arasında görülen davaya ilişkin 07.10.2024 tarih ve 2023/5358 E.-2024/7140 K. sayılı kararının da aynı yönde olduğu,
bu hale göre, emtia benzerliğinin kısmen sağlandığı ve dava konusu markanın emtia benzerliğinin sağlandığı mallarda kullanılmasının SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet vereceği; davacı tarafın emtia benzerliğinin gerçekleştiği mallar yönünden müktesep hak teşkil edecek bir markasının ise bulunmadığı; davacı tarafça yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı ileri sürülmüş ise de, bilirkişilerin görüşü hakim için bağlayıcı olmayıp HMK'nın 282. maddesinde uyarınca hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği;
her başvurunun kendi şartları içinde değerlendirilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin bekletici mesele talebinin de isabetli görülmediği; öte yandan, eldeki dava, başvurunun SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca reddine dair YİDK kararının iptali talebiyle açılmış olup, davalı şirketin tanınmışlık ve kötüniyet iddialarının davanın konusunu oluşturmadığı anlaşılmakla, katılma yoluyla davalı şirket vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Ancak, hükme esas alınan, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda tartışıldığı üzere, başvuru kapsamında yer alan "toplu iğneler, iğneler, dikiş iğneleri, dikiş makinesi iğneleri, tığlar ve örgü şişleri, iğne kutuları ve iğnelikler" malları yönünden emtia benzerliği gerçekleşmemiş olup, ilk derece mahkemesinin kabulü de bu yöndedir. Bununla birlikte, mahkemece, "toplu iğneler, iğneler, dikiş iğneleri, dikiş makinesi iğneleri, tığlar ve örgü şişleri, iğne kutuları ve iğnelikler" malları yönünden de davanın reddine karar verilmiş olup, sayılan emtia bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu hususun gözetilmemesi ve davanın tümden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 03/12/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/1781, K. 2025/2229, 21 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama