KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2025
- Esas-Karar No
- 2023/1796 - 2025/1992
- Esas no
- 2023/1796
- Karar no
- 2025/1992
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/04/2023
- Numarası
- 2022/216 E. - 2023/178 K.
- Davanın konusu
- Marka 2022-M-4240 Sayılı YİDK Kararı İptali
Karar Metni
1.299 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/04/2023 Tarih ve 2022/216 Esas - 2023/178 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 2020/103348 sayılı "..." ibareli markanın 34. sınıfta tesciline yönelik talebinin Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5/1-ç maddesi uyarınca reddedildiğini, oysa redde dayanak yapılan 2010/42022 sayılı "..." ibareli marka hakkında İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde kullanmama nedeniyle açılan iptal davası sonucunda markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş olup YİDK tarafından bu kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini,
müvekkilinin davaya konu başvurusunun herhangi bir kimseye ve tescilli markayla iltibas yaratma amacı taşımadığını ve esasen sicilde marka yedekleyen ve kullanmadığı halde sicili işgal eden firmalar yüzünden müvekkilinin mağdur edildiğini, ileri sürerek 2022 – M- 4240 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, doktrin ve Yargıtay içtihatlarında yerleşik hale geldiği üzere, Kurum kararları kararın alındığı tarih itibariyle mevcut koşullara, delillere ve hukuki duruma göre verildiğinden, bu tarihten sonra gelişebilecek yeni koşulların, huzurdaki davada hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, Yargıtay 11. H.D.'nin 2010/14541 E., 2012/18407 K. sayılı kararında “Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu TPE YİDK kararının verildiği tarihteki durum, şartlar ve delillere göre inceleme yapılacağından...” değerlendirilmesinde bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davaya konu marka ile redde mesnet markaların asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu ve markaların kapsamında bulunan emtialar aynı olduğu dolayısıyla 6769 sayılı SMK'nın 5/1-ç maddesi uyarınca taraf markaları arasında hem şekil hem de yazı işaretleri açısından ayniyet söz konusu olduğundan ortalama tüketicilerin hiç bir ayrıntılı araştırma ve inceleme yapmaksızın başvuru konusu işaret ile redde mesnet markayı ayniyet şeklinde kabul edip karıştırılacak derecede benzer görmesinin kaçınılmaz olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının "..." markasını kullanmadığını gösteren İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/41 esas sayılı dosyasının sonuçlanmasının beklenmemesinin doğru olmadığını, zira redde gerekçe olarak gösterilen ve 11/11/2011 tarihinde tescil edilen redde mesnet 2010/42022 sayılı “...” markasının tescil tarihi itibariyle 5 yıllık zorunlu kullanıma tabi bir marka olup, bu süre zarfında başvuru sahibi tarafından kullanılmaması nedeniyle sicilden terkinine karar verildiğini, müvekkilinin davaya konu başvurusunun herhangi markayla iltibas yaratma amacının bulunmadığını savunarak ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, Marka ile ilgili kurum kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden; Davacı şirket tarafından 4/9/2020 tarihinde 2020/103348 sayılı "..." ibareli markanın 34. sınıfta tescili talebinde bulunulmuş olup ... Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 6769 sayılı Kanun'un 5/1-ç maddesi uyarınca 24/3/2021 tarihinde 2010/42022 sayılı "..." ibareli markaya dayalı olarak ve davacı şirketin yeniden inceleme isteği isteğinin de 4/4/2022 tarihli 2022-M-4240 sayılı kararı ile reddedildiği, bu kararının davacı tarafa 6/4/2022 tarihinde tebliğ edildiği ve eldeki davanın da yasal iki aylık süre içerisinde 6/6/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davacının 2020/103348 sayılı "..." ibareli marka tescil başvurusu, dava dışı üçüncü kişiye ait 2010/42022 sayılı " ..." ibareli marka gerekçe gösterilerek reddedilmiş olup taraflar arasındaki uyuşmazlık, karşılaştırılan markalar arasında 6769 sayılı SMK.'nın 5/1-(ç) bendi anlamında benzerlik bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Marka hukukuna hakim olan öncelik ve bir markanın tek bir sahibinin olması gerektiği ilkesi ile 6769 sayılı SMK.'nın 5/1-(ç) bendine göre, aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olan markalar tescil edilemez. Burada bahsedilen ayniyet olgusuyla bir markanın tamamen taklit edilmesi, ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olgusuyla ise başvuruya konu markanın tescilli markanın birebir aynısı olmamakla birlikte ilk bakışta farkedilemeyecek derecede aynı olan ve bu hususun ispatı dahi gerek duyulmadan ancak dikkatli inceleme sonucu farkın anlaşılabileceği ibare ve şekilleri taşıyan işaretler kastedilmektedir.
Buna göre, 6769 sayılı SMK.'nın 5/1-(ç) bendi uyarınca, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından re'sen uygulanacak mutlak ret nedeni kapsamında bir marka başvurusunun reddedilebilmesi için, başvuru konusu işaretle önceki tarihte tescil edilen veya tescil başvurusu yapılan markaların hem emtia listelerinin aynı veya aynı tür mal ve hizmetleri kapsaması hem de marka işaretlerinin aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması gerekir.
Anılan hüküm, 6769 sayılı SMK.'nın 6/1 maddesi hükmünden farklı olarak, ayırt edilemeyecek kadar benzer olmayı aramaktadır. Yine 6769 sayılı SMK.'nın 6/1 maddesi hükmünden farklı olarak 6769 sayılı SMK.'nın 5/1-(ç) bendi hükmünde, "markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali"nden ayrıca söz edilmemiştir.
Bu durumda, 6769 sayılı SMK.'nın 5/1-(ç) maddesi hükmünün uygulanabilmesi için markalar arasındaki benzerliğin, iltibasa yol açacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olması gerekir.
Başvuru markası ile redde mesnet markanın asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, markalarda ayırt edicilik sağlayacak herhangi bir şekil unsuruna yer verilmediği ve kapsamlarında bulunan emtialar bakımından emtia benzerliği şartının gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Ancak redde mesnet yapılan üçüncü kişi adına tescilli 2010/42022 sayılı "..." markası hakkında İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 10/12/2020 tarihli kararı ile kullanılmama nedeniyle hükümsüzlük ve sicilden terkin kararı verilmiştir. Anılan bu karar istinaf ve temyiz kanun yolundan geçerek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/6/2025 tarih ve 2024/6817Esas - 2025/4440 Karar sayılı kararı ile kesinleşmiştir.
Yargıtay'ın ve Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca YİDK kararının iptali davalarının YİDK kararının verildiği tarihteki hukuki duruma göre görülüp sonuçlandırılması gerekli olup 4/4/2022 tarihli 2022-M-4240 sayılı YİDK kararından önce redde dayanak markayı hükümsüz kılan İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/41 Esas-2020/386 Karar sayılı kararı mevcut olup bu karar uyarınca YİDK kararının iptaline karar verilmelidir.
Bu itibarla markanın hükümsüzlüğüne ilişkin mahkeme kararı dikkate alınarak davanın kabulü ile YİDK kararının iptaline karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değilse de, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/10/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/1796, K. 2025/1992, 23 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama