KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2025
- Esas-Karar No
- 2023/1885 - 2025/2589
- Esas no
- 2023/1885
- Karar no
- 2025/2589
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/06/2023
- Numarası
- 2022/79 E. - 2023/682 K.
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.557 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08/06/2023 tarih ve 2022/79 Esas - 2023/682 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dışı ... Nakliyat Ambarı Tic. Ltd.
Şti.'ne ait muhtelif malların, müvekkili şirket nezdinde 31.12.2019 - 31.12.2020 tarihleri arasında ve 312485459/0 numaralı Yurtiçi Taşıyıcının Sorumluluğu Blok Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığını, davaya konusu malların 31.01.2020 tarihinde, İstanbul'dan Ankara'ya sevkiyat için, ...'ın sevk ve idaresindeki ... - ... (çekici-dorse) plakalı araca 008148 sayılı toplu taşıma irsaliyesi ile sağlam ve eksiksiz olarak yüklendiğini, emtianın araca yüklenmesinden sonra,
01.02.2021 tarihli tek taraflı, ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazasında, sürücü ...'ın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu aracın yoldan çıktığını, taş ve toprağa sürtünerek ve 115 metre yük dökülerek ilerleyip aracın sağ ön kısmı ile kayalık yamaca çarptığını ve aracın yol platformu dışında durabildiğini, kaza sonrası tanzim edilen kaza tespit tutanağına göre sürücü ...'ın kazada tek ve asli kusurlu olduğu,
emtianın kaza yerine dağılarak hasarlandığını, bir kısmının dava dışı sigortalının deposuna götürüldüğünü, büyük bir kısmının ise kaza yerinde çöp olduğunu, hasar sonrası yapılan incelemeler neticesinde, 28.01.2020 tarihinde müvekkilinin sigortalısı dava dışı ... Nakliyat Ambarı Tic. Ltd.
Şti.'ne 243.306,00-TL hasar tazminatı ödemesi gerçekleştirildiğini, bu ödemeden sonra TTK'nın 1472. maddesi gereği, sigortalıya halef olunduğunu, gerçekleştirilen ödeme sonrasında davalıdan rücu talebinde bulunulmuş ise de davalı tarafça ödeme yapılmaması üzerine,
İstanbul 26. İcra Müdürlüğü'nün 2021/3826 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından işbu takipteki borca ve yetkiye itiraz edilmesi üzerine dosyanın yetkili Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 2021/8914 sayılı esasına kayden gönderildiğini, borçlu tarafından işbu takibe de 15.02.2021 tarihinde itiraz edildiğini, yapılan arabuluculuk görüşmelerinin de anlaşamama ile sonuçlandığını ileri sürerek,
fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak koşuluyla itirazın iptali ile takibin devamına, davalı/borçlunun itirazı haksız ve kötü niyetli olduğundan %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kazada kusurun müteveffa araç sürücüsünde olduğuna ilişkin iddialarını kabul etmediklerini, müvekkili şirket yetkilisinin verdiği bilgiye göre müteveffa sürücünün kazanın olduğu gün araçta bulunan takograf incelendiğinde hızının 70-80 arası olduğunu, zaman zaman yolculuk esnasında durakladığının tespit edileceğini, tanık olarak bilgisine başvurulmasını istedikleri müteveffa şoförün oğlunun anlattığına göre şoförün yolculuk sırasında rahatsızlandığını, dinlenerek yola devam ettiğini, kaza anında 130 km’ye yükselmesinin de aslında sürücünün kaza anında bir kalp sorunu (kalp spazmı,
kalp krizi vb.) yaşadığını gösteren bir emare olduğunu, tam bir otopsi yapılması gerekirken sadece kaza tutanağında “boyun kırılması” olarak kayda geçirilmesinin olaya yeterince ihtimam gösterilmemesinden kaynaklandığını, mahkemece müteveffa şoförün kaza öncesinde bir kalp sorunu yaşayıp yaşamadığının tespit edilmeden kusur izafe edilerek hüküm kurulması halinde maddi gerçeğe ulaşılmış olmayacağını, taşınan ürünlerin büyük bir çoğunluğunun kaza sırasında yola dökülerek yok olduğunu, bir kısmının kaza anında yok olduğu bir kısmının ise kaldığı iddialarının da herhangi bir tespit tutanağı, beyan,
ifade vs. ile iddia sahibi tarafından ispat edilmesi gerektiğini, taşınan ve kaza ile birlikte yok olduğu iddia edilen malların muhteviyatı konusunun da dava dilekçesinde net olarak belirtilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taşıyıcının sorumluluğunu düzenleyen TTK'nın 875. maddesine göre; taşıyıcının, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumlu olduğu; bu itibarla, taşıyıcı firmanın alıcıya teslim etmek üzere teslim aldığı eşyayı zarara uğratmadan kararlaştırılan teslim yerine ulaştırmak zorunda olduğu, aynı şekilde taşıyıcının çalışanının kusurundan taşıyıcının da sorumlu tutulması gerektiği.
TTK'nın 875. maddesinin devamında ise taşıyıcının sorumluluktan kurtulma hallerinin düzenlendiği; somut olayda, davalının taşımayı üstlendiği, taşınan emtianın taşıma sırasında aracın kazası sonrası zayi olduğu; her ne kadar davalı tarafça kazanın şoförün rahatsızlığı nedeniyle meydana geldiği belirtilmişse de, verilen kesin süreye rağmen hastane isminin veya evraklarının sunulmadığı, müteveffa şoförün hastalığına ilişkin bilgi belge sunulmadığı, tanık beyanıyla da müteveffanın bilinen bir hastalığının olmadığının sabit olduğu,
bu haliyle davalı tarafça TTK'nın 875. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma hallerinin varlığının iddia ve ispat edilemediği; davalının sorumluluğunun Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/1020 E.- 2017/7505 K. sayılı ilamında da belirtildiği şekilde TTK'nın 875. maddesindeki bu ilkeler çerçevesinde değerlendirildiği, yukarıda açıklandığı üzere taşıyıcı olan davalının sorumlu olduğu ve TTK'nın 1472. maddesi uyarınca davacının sigortalısının halefi olduğu, ödemesini dosya kapsamında ispatladığı ve bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere emtiaların fiyatlarının rayice uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile;
davalının, Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 2021/8914 esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile, takibin devamına, 243.306,00-TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava dilekçesinde ödemenin 28.01.2020 tarihinde yapıldığının, kazanın ise 01.02.2020 tarihinde meydana geldiğinin belirtildiğini, maddi hatadan kaynaklanıyorsa düzeltilmesini istediklerini, mahkemenin delil listesinde talep ettikleri kurum ve kuruluşlardan ilgili delilleri toplamadığını, hız yapmayan şoförün kaza anında hızını iki katına çıkarmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kazadan sonra tam otopsi yapılsaydı müteveffanın kalp krizi nedeniyle mi kaza yaptığı anlaşılabilecekken yapılmamasının bir eksiklik olduğunu, maddi gerçeğe ulaşılmadan verilen kararın hukuki olmadığını,
sigorta konusu edilen malların yok olup olmadığının araştırılmadığını, malların muhteviyatının da dava dilekçesinde net olmadığını, sigortalı ambarına teslim edilen ürünlerin neler olduğu ve miktarı konusunda ambar yetkililerinin tanım olarakdinlenmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, yurtiçi taşıyıcının sorumluluğu blok sigorta poliçesine dayalı yapılan ödemenin rücuen tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden davacı ... Sigorta Anonim Şirketi ile dava dışı ... Nakliyat Ambarı Tic. Ltd. Şti. arasında 312485459/0 numaralı Yurtiçi Taşıyıcının Sorumluluğu Blok Sigorta Poliçesinin düzenlendiği, söz konusu poliçe ile sigortalının 31.12.2019 - 31.12.2020 tarihleri arasındaki sevkıyatlarını sigorta kapsamına aldığı, bu poliçeye dayalı olarak davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına, 28.01.2020 tarihinde 243.306,00-TL ödendiği anlaşılmıştır.
Dairemizce, HMK'nın 353/1-b-3. maddesi uyarınca davacı şirkete müzekkere yazılarak dava dışı sigortalıya yaptığı ödemeye ilişkin temliknamenin ve davaya konu taşımaya ilişkin spesifik poliçenin gönderilmesi istenilmiş, davacı sigorta şirket tarafından ise 312485459/0 numaralı poliçe gönderilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.06.2018 tarih ve 2016/12047 E.-2018/4971 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, rücu davası açılabilmesi için sigortacı ile sigortalı arasında bir sigorta sözleşmesinin mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir. Somut olayda, davacı ile dava dışı sigortalısı arasında taşıyıcının sorumluluğu blok sigorta poliçesi bulunmaktadır.
Bununla birlikte, dava konu taşımaya ilişkin spesifik bir poliçe dosyaya ibraz edilmemiştir. Sadece blok sigorta sözleşmesinin bulunması, belirli bir taşımaya ilişkin kazadan önce bildiri ve bu bildirim sonucu düzenlenen spesifik poliçe olmadıkça, taşınan malın sigorta örtüsü altında olduğunu göstermez ve sigortacı da böyle bir rizikodan sorumlu olmaz. Bu husus aktif dava ehliyetine ilişkin olup, mahkemece re'sen nazara alınır.
Zira blok sigorta sözleşmeleri birer çerçeve anlaşma niteliğinde olup, sigortacı ile sigorta ettiren arasında, sigorta ile ilgili bir hukuki ilişkiyi oluşturur. Bu hukuki ilişkiden dolayı her bir taşıma için ayrı bir sigorta sözleşmesi düzenlenir. Ancak, somut uyuşmazlık yönünden dosyaya ibraz edilmiş böyle bir spesifik poliçe bulunmamaktadır. Öte yandan, 28.01.2020 tarihinde yaptığı ödeme sonrasında, davacı sigorta şirketi yararına bir temlik beyanında da bulunulmamıştır.
Bu durumda, davacı sigorta şirketinin dava konusu ödemeye ilişkin rücu hakkının bulunmaması nedeniyle davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı vekilinin başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
2-İstinaf kararının neden ve şekline göre davalı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 11/01/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/1885, K. 2025/2589, 26 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama