KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/194
- Karar No
- 2025/455
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 01/02/2022
- Numarası
- ....
- Davanın konusu
- Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
943 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/02/2022 tarih ve 2020/47 E. - 2022/31 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek, davalı şirketin 2019/10020 sayılı ve "..." ibareli markasına yaptıkları itirazın diğer davalı ...
2019-M-105543 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali doğuracak düzeyde benzerlik bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkili markalarının serisi gibi algılanacağını, markaların telaffuzlarının dahi benzer olduğunu, tescili istenilen sınıfların müvekkili markaları kapsamında aynen yer aldığını, markaların ortalama tüketicilere hitap ettiğini, tüketicilerin bir kısmı nezdinde dahi oluşan çağrışımın markaların karıştırılmaları için yeterli olduğunu, müvekkili markalarının tanınmış marka vasfı taşıdığını, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek,
2019-M-10543 sayılı YİDK kararının iptali ve dava konusu 2019/10020 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, müvekkili şirket ortaklarının aile soyadının "..." olduğunu, bu soyadı ile özdeşleşen şekilde çok sayıda markalarının yer aldığını, "..." markasının yanı sıra "...,....vs. markalarının bulunduğunu, müvekkili markalarını taşıyan ürünlerin de ... ... ... unvanlı mağaza zincirinde satıldığını, dava konusu markanın "..." şeklinde, davacı markasının "..." şeklinde olduğunu, markaların benzer olmadıklarını, “...” ve “...” ibareleri arasında anlam bakımından hiçbir benzerlik bulunmadığını, kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı,
işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı,
taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, her ne kadar taraf markaları, dava konusu marka kapsamında yer alan emtialar bakımından aynı, aynı tür veya benzer emtiaları taşımakta iseler de bu emtiaların ilgili tüketici kitlesi olan ortalama tüketicilerin asgari düzeyde benzerlik gösteren her işareti birbiri ile ilişkilendirmek suretiyle karıştırmalarının beklenmesinin doğru olmadığı,
taraf markalarının harf dizilimsel benzerliği nedeniyle aralarında oluşan düşük düzeyli benzerliğin, işaretler arasında oluşan işitsel, görsel ve somut kavramsal farklılığa üstün gelmeyeceği, tüketicinin taraf markaları arasında bir ilişki kurmayacağı gibi dava konusu markayı da davacı markalarının yeni bir versiyonu, serisi veya aynı aileye dahil yeni bir üyesi olarak algılama ihtimalinin bulunmasını gerektirir bir ilişkinin işaretler arasında bulunmadığı, aksi bir düşüncenin hayatın olağan akışına da aykırı olacağı, neticesinde taraf markaları arasında iltibas ihtimaline yol açacak düzeyde bir benzerliğin mevcut olmadığı;
davacı yanın markalarının tanınmışlığına ilişkin dosya kapsamındaki iddialardan ve markanın olağan kullanımlarını gösterir sınırlı sayıdaki delilden bir kanaate varılması mümkün olmadığı, bu anlamda davacı markalarının tanınmış olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, eksik ve hatalı değerlendirmeler içeren, itirazlarını karşılamayan bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulduğunu, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayniyet derecesinde benzer olduğunu, müvekkili markasının esas unsurunun davalı şirket markasında değiştirilmeden kullanıldığını, müvekkilinin "..." markası ile seri marka oluşturma gayreti içerisinde olduğunu, davalının iyi niyetle hareket ettiğinin kabulünün mümkün olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu marka ile davacının itiraza mesnet markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmaması nedeniyle taraf marka işaretleri arasındaki benzerlik değerlendirmesinin "..." ve "..." ibareleri arasında yapılması gerektiği, bu hale göre yapılan incelemeye göre, bu ibaralerin kısa kelimeler oldukları, bu tür kısa ibarelerde yapılan değişikliklerin tüketiciler tarafından daha kolay fark edildiği ve hatırda tutulduğu,
somut uyuşmazlıkta da markalar arasında tek harf değişikliği bulunmakta ise de, marka işaretlerinin anlamlarının tamamen farklılaştığı, tüketicilerin her iki kelimenin anlamına da aşina olması nedeniyle kavramsal açıdan ciddi şekilde farklılaşan taraf markalarını kolayla ayırt edip birbirleriyle de ilişkilendirmeyecekleri, dava konusu markada davacının mesnet markalarını çağrıştıran bir unsura da yer verilmediği, SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 14/03/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/194, K. 2025/455, 28 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama