İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/2124 K.2025/2288

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/07/2023 tarih ve 2021/342 Esas - 2023/91 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği…

Esas2023/2124Karar2025/2288Tarih28 Kasım 2025Okuma10 dk · 2.084 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi

Karar tarihi
28 Kasım 2025
Esas-Karar No
2023/2124 - 2025/2288
Esas no
2023/2124
Karar no
2025/2288
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
Tarihi
18/07/2023
Numarası
2021/342 E. - 2023/91 K.
Davanın konusu
YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.084 kelime·10 dk okuma·5 bölüm

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/07/2023 tarih ve 2021/342 Esas - 2023/91 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, müvekkilinin "..." , "şekil", "şekil+..." ibareli markalarının bulunduğunu davalı gerek kişinin "şekil + ..." ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuruda yer lan şekil unsurunun müvekkilinin markasında yer alan şekil unsurunun benzer bulunduğunu müvekkili markalarında yer alan özgün şeklin tanınmış olduğunu, her iki taraf markasında da aynı ana fikir üzerinden yaratılmış logoların kullanıldığını, davalı markasında, hiç bir ayırt edici

özelliği olmayan belli belirsiz "..." ibaresine yer verilmesinin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığını, dava konusu başvuruda müvekkili ile özdeşlen şeklin tescil ettirilmek istenmesinin iyi niyetle bağdaşmadığı, farklı mahkemelerce yapılan

yargılamalarda müvekkili markaları ile benzer şekil unsurları içerir markaların

farklı sözcüklerle kullanılmasına rağmen müvekkili markaları ile iltibas yaratacak düzeyde benzer görüldüklerini ileri sürerek, 2020-M-9287 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

Mahkemece, dava konusu 2019/87918 sayılı marka kapsamında yer alan 25. sınıf malların, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında

yer alan emtialar ile aynı, aynı tür ya da benzer oldukları ancak tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığı, 85536 sayılı ve 2009/63584 sayılı markalarında şekil unsuru yer almadığından ve

taraf markalarının tamamen ilgisiz sözcük unsurlarından oluştuğundan bu markalar yönünden işaretler arsında benzerlik bulunmadığı, davacının şekil unsuru yer alan markları yönünden ise dava konusu marka yer alan şekil unsurunun, davacı

yanın farklı varyasyonlarda oluşturulmuş

şekil markalarından farklı olarak bütünü oluşturan geometrik şekillerden (L ya

da F harfi ya da anlamsız şekiller olarak tanımlanan) alt bölümdeki şeklin kısa

ve kalın gövdeli kenarı zemine oturtulacak şekilde, üst bölümdeki şeklin ise

yine aynı şekilde konumlandırılarak, genel itibarla sağa eğik yapıda, kesitli bir

dörtgen formunda, şekillerin birbirine ters konumlandırılmaları ile

oluşturulduğu, davacı markalarında ise davacı yan beyanları doğrultusunda

“L” harfi olarak tanımlanan figürlerin, kısa ve uzun kenar birleşim köşe

noktasının yüzeye temas ettirilecek şekilde dikey pozisyonda

konumlandırıldığı, bazı davacı markasında ise konumlandırmada

uzun kenarların tavan ve taban yüzeye teması ile oluşturulduğu ve genel

görünümünün tam dikey değil sağa yönelimli bir yapıda olduğu, yine davacı

markalarının tamamında, dava konusu markadan farklı olarak uzun ve kısa

köşelerin birleştirildiği ve bu birleşim sonucunda logoların orta kısmında

kare/dikdörtgen yapıda boşluklu bir kısmın bırakıldığı, halbuki dava konusu

markada karşılıklı konumlandırılan şekillerin birbiri ile birleştirilmediği gibi orta

kısımlarında da kare ya da dikdörtgen formda belirgin bir boşluk formu değil,

zigzaglı bir forma yer verildiği, bu tespitler çerçevesinde her bir markada

oluşan bütünsel izlenimde dava konusu markadaki karşılıklı şekillerin

konumlandırılması ile ortaya çıkan nihai algı ile davacı markalarındaki algının,

makul düzeyde zeka seviyesine sahip giyim ürünlerinin nihai tüketicisi

nezdinde birbirinden farklı ticari kaynaklara işaret eder şekilde algı oluşumu

için yeterli görülmesi gerektiği, zira dava konusu markanın herhangi bir şekilde

davacı markalarını çağrıştırır bir özellik taşımadığı, herhangi bir markada

karşılıklı iki kesit halinde konumlandırılan şekil unsurlarının tamamının, davacı

markalarını çağrıştırır bir sonuca yol açmasının beklenilmesinin makul bir

beklenti olmayacağı, davacı yanın özellikle dikey pozisyonda konumlandırılan şekil unsurunu ihtiva

eden markaları ile dava konsu markanın birbirini dahi çağrıştırmadığı

gibi yine diğer markaların sağa döndürülmüş bir versiyonu imajı veren görselini ihtiva eden davacı markası ile de dava konusu şekil

unsurunun meydana getirilmesi sistematiği, bütünü oluşturan şekillerin

konumlandırma açı ve yapıları ile ortaya çıkan bütünsel algısının birbirinden

belirgin bir şekilde uzaklaştığı, şekillerin ana karakterlerinin, başka bir ifadeyle

kurumsal imajlarının bu sayede farklılaştığı, bahsi geçen şekillerin aynı formu

oluşturan görsellerin yer değiştirilmesinden ibaret bir değişiklik olarak

görülemeyeceği, markalardaki sözcük unsurlarının da birbiri ile hiçbir ilişki

içerisinde olmadığı bir halde, taraf markalarının birbirleri ile ilişkilendirilmelerinin

de mümkün olmayacağı, her ne kadar giyim ürünlerine yönelik ilgili piyasa teamüllerinde, şekil

unsurunun da en az sözcük unsuru kadar ön planda olduğu, genellikle

görerek alınan tekstil ve spor giyim ürünlerinin ortalama tüketicisinin, bu

ürünlerin logolarına da dikkat ederek, çoğu zaman markaları salt logoları ile

dahi tanımlayabilecek olduğu kabul edilebilir ise de tüketicinin daha

evvelden deneyimlediği, bildiği ve tanıdığı davacı markaları ile dava konusu

marka arasında bağlantı kurmasına neden olacak bir figüratif benzerliği bu

işaretler arasında kurmayacağı, zira davacı iddialarına rağmen tüketicinin

davacı markalarını dahi “L” harfinden esinlenilerek türetilmiş markalar olarak

somut bir imge temelinde doğrudan tanımlamasının mümkün olmadığı bir

durumda dava konusu markayı da aynı şekilde “L” harflerinin bir araya

getirilmesi ile doğrudan tanımlamayacağı, bu halde kavramsal olarak bu iki

işaret arasında bir ilişki de kurmayacağı; davacı yanın önceki tarihli tescilli markalarında kullandığı

kompozisyon ile dava konusu markadaki şeklin gerek bütünsel gerek şekli

oluşturan kesitlerin bir araya getirilme, gerekse de şekillerin birleşim biçimleri

itibariyle herhangi bir benzerlik ilişkisi içerisinde olmadıkları, tüketicinin salt aynı

ya da benzer mallarda bu markalarla karşılaşma ihtimalinde dahi, görsel

hafızasında daha evvelden, hatta çok uzun yıllardır yeri olduğu anlaşılan

(davacı markalarının eski tarihli tescillerinin varlığı gözetildiğinde) davacı

markaları ile bu marka arasında iktisadi ya da idari anlamda bir bağlantı

kurmayacağı gibi, dava konusu markayı da davacı markalarının yeni bir

versiyonu, serisi gibi algılamayacağı, bu halde başvuru konusu işaret ile

davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi

bir unsurun da bulunmadığı ilgili tüketicinin yargılama konusu emtialar için

ayırdığı satın alım süresi içinde dahi davalının başvuru konusu markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markalarından farklı

bir marka olduğunu algılayabileceği, bu nedenlerle tüketicinin iki farklı marka

ile karşı karşıya olduğunu rahatlıkla algılayabileceği ve iki marka arasında

herhangi bir ilişki kurma eğiliminde olmayacağı, işaretler arasında iltibas ihtimalinin mevcut olmadığı, davacı yanın markalarının tanınmış olduğu, ancak işaretler

arasındaki somut farklılık nedeniyle davacı markasının

tanınmışlığına dayalı bir üstün hakkı bulunmayacağı gibi SMK m.

6/4 ve 6/5 maddelerinde aranılan koşulların da somut olayda

meydana gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, dava konusu başvuruda yer alan şekil unsurunun müvekkilinin markalarında yer alan şekil unsuru ile aynı olduğunu, markalar arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin markalarında yer alan şekil unsuru yüksek düzeyde ayırt edici olup müvekkili ile özdeşleştiğini, dava konusu başvuruda bu şeklin kullanılmasının iyi niyete bağdaşmadığını, müvekkilinin markasının tanınmışlığından faydalanmak amacıyla dava konusu başvurunun yapıldığını, benzer uyuşmazlıklar hakkında verilen mahkeme kararları ile dava konusu markaya nazara daha az benzer olan şekillerin dahi müvekkilinin markası ile benzer kabul edildiğini,

SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddesi koşullarının oluştuğunu, başvurunun kötü niyetli olduğunu, mahkemece alınan bilirkişi raporunun emsal davalarda verilen kararlara aykırı olup kendi içinde de çelişkili ve yetersiz bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

1- Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı Şirketin başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira davacının sadece "..." ibaresinden oluşan markaları ile "şekil+ ..." ibareli başvuru arsında benzerlik bulunmadığının açık olduğu,

esasen taraflar arasındaki uyuşmazlığın dava konusu başvuruda yer alan şekil unsurundan kaynaklandığı, dava konusu başvuruda yer alan şekil unsuru ile davacının itirazına mesnet "şekil" ve "şekil+ ..." ibareli markalarında yer alan şekil unsurları arasında da bir benzerlik bulunmadığı, taraf markalarında yer alan şekil unsurlarının, meydana getirilmesi sistematiği, bütünü oluşturan şekillerin

konumlandırma açı ve yapıları ile ortaya çıkan bütünsel algısının birbirinden

belirgin bir şekilde uzaklaştığı, şekillerin ana karakterlerinin, başka bir ifadeyle

kurumsal imajlarının bu sayede farklılaştığı, bahsi geçen şekillerin aynı formu

oluşturan görsellerin yer değiştirilmesinden ibaret bir değişiklik olarak

görülemeyeceği, markalardaki sözcük unsurlarının da birbiri ile hiçbir ilişki

içerisinde olmadığı da gözetildiğinde, taraf markalarının birbirleri ile ilişkilendirilmelerinin

mümkün bulunmadığı, markalar benzer bulunmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin görülmediği, ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararında kabul edildiği üzere iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olması karşısında davacı vekilinin bilirkişi raporuna ilişkin istinaf itirazları yerinde olmadığı gibi bilirkişi raporunun çelişkili de bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf aşağıdaki bent kapsamına dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

2-Ancak, davacı tarafça, diğer iddiaların yanında dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu da ileri sürülmüş olup, bu hususta ilk derece mahkemesince olumlu-olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır.

SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür.

Yargıtay HGK'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir.

Kötü niyetin varlığı, her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyi niyetin asıl, kötü niyetin istisna olması sebebiyle davalının kötü niyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötü niyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir.

Bu açıklamadan sonra somut olay değerlendirildiğinde, yukarıda açıklandığı üzere, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı gibi esasen benzer marka başvurusunda bulunmak da, tek başına kötü niyetin varlığını kabul için yeterli değildir. Dosya kapsamına, taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, bunun dışında dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunun ispatına dair bir delil sunulmadığı da gözetildiğinde, Dairemizce dava konusu marka tescil başvurusunun kötü niyetli olmadığı kanaatine varılmış, davacının bu yöndeki iddiası yerinde görülmemiştir.

Ayrıca, davacı ... ...' nın yargılama sırasında mesnet markalarını ...'ye devrettiği, devrin ... vekili tarafından dosyaya bildirilerek vekaletname sunulduğu, mahkemece HMK'nın 125/2 maddesine uygun olarak yargılamanın markayı devralan Şirketin vekili katılımı ile sürdürüldüğü, bu hale göre taraf teşkilininde bir eksiklik bulunmamakla birlikte mahkemece gerekçeli karar başlığında markaları devralan Şirketin ismine yer verilmediği anlaşılmakla Dairemizin karar başlığında ... şirketine markayı devralan davacı olarak yer verilmiştir.

HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden,

Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesi hükmünün gerekçesine ilişkin olarak yerinde görülmekle kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/07/2023 gün ve 2021/342 Esas - 2023/91 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,

3-Davanın REDDİNE,

4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 59,30-TL’nin mahsubu ile bakiye 556,10-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,

5-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden istinaf eden davacı aleyhine hüküm kurulamayacağından, ilk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 15.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,

6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,

7-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesi ve istinaf aşamasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),

9-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 28/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/12/2025

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/2124, K. 2025/2288, 28 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. Gerekçe
  7. Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 28/12/2025
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2124
Karar No
2025/2288
Tarih
28 Kasım 2025

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/2127 K.2025/2287
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/2133 K.2025/2289
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/2134 K.2025/2246
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/2135 K.2025/2247
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/2137 K.2025/2248
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/2138 K.2025/2249

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.