KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2025
- Esas-Karar No
- 2023/2235 - 2025/2558
- Esas no
- 2023/2235
- Karar no
- 2025/2558
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03/10/2023
- Numarası
- 2023/34 E. - 2023/282 K.
- Davanın konusu
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Karar Metni
932 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/10/2023 tarih ve 2023/34 E. - 2023/282 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalı şirketin 2020/168597 sayılı "..." ibareli markanın 29, 30 ve 35. sınıflarda tescili talebinde bulunmuş olup müvekkilinin "..." ibareli markalarına dayalı itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa davalı şirketin tescil başvurusunda bulunduğu markanın, müvekkilinin yoğun emek ve tanıtım faaliyetleri sonrası tanınmış hale getirdiği "..." markası ile anlamsal, görsel ve sescil olarak bıraktığı umumi intiba itibariyle ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, davaya konu markanın kapsamına alınmak istenen 29 ve 30. sınıflarda müvekkilinin markasının tescilli olduğunu,
bu haliyle ortalama tüketiciler tarafından markalar arasında ilişki kurulması ve markaların karıştırılmasının ihtimal dahilinde bulunduğunu ve davalı şirketin müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız menfaat elde etmek amacıyla ve kötü niyetli olarak hareket ettiğini ileri sürerek 2022-M-15742 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde davaya konu markanın hükümsüzlüğü karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacının markalarında kullanılan yazı stili ve boyutunun müvekkilinin markasından farklı olduğunu, müvekkiline ait logoda yer alan baskın nitelikli daire içerisindeki yeşil rengin markaları ayrıştırdığını, müvekkili süt tozu, peynir, yağ gibi ürünlerin toptan ticareti ile iştigal etmekte iken, davacının çikolata ve şekerleme ticaretiyle uğraştığını, dolayısı ile markaların hedef tüketici kitlesinin farklı olduğunu, işaret, iştigal alanı ve hedef kitlesi farklı olan taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin 2015 yılından beri ticaret unvanında "..." ibaresine yer verdiğini,
davacının markasının Türkiye'de yoğun ve ciddi bir kullanım alanının bulunmadığını ve müvekkilinin davacının markasından menfaat temin etme amacının olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davalı tarafça kullanım ispatı talebinde bulunulmuş olup dava dosyasında yer alan delillerden davacıya ait 2005/26952 sayılı "..." markasının 31/12/2015-30/12/2020 tarihleri arasında "çikolata" emtiası için yeterli miktarlarda ve ciddi biçimde kullanıldığı hususunun ortaya konulduğu,
kullanımı ispat edilen mallar yönünden itiraza mesnet 2005/26952 sayılı "..." ibareli markasının kapsamında bulunan Sınıf 30: "Çikolatalar” malları ile davaya konu marka başvurusunun eşya listesinde bulunan“Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler." malları ve bu malların satışına ilişkin mağazacılık hizmetleri benzer/ilişkili mal ve hizmetler ise de, "..." ve "..." esas unsurlu dört harften oluşan kısa markalardaki küçük farklılıkların markaları yeterince ayrıştırarak tüketicilerin farklı markalar karşısında olduklarını anlamasını sağlayacağı, davaya konu markanın stilize yazımı,
şekil unsuru ve tertip tarzı kompozisyonu itibariyle farklı bütünsel izlenime sahip olduğu, davacı tarafından ileri sürülen tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının dosya kapsamındaki belge ve bilgilerle ispatlanmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin "..." markası ile davaya konu marka arasında tek bir harf farkının mevcut olduğunu, telaffuz açısından markaların ayniyet derecesinde benzerlik gösterdiğini, davaya konu "..." markasının tescilinin talep edildiği 29 ve 30. sınıftaki emtialar ile bu emtiaların satışına ilişkin 35. sınıftaki mağazacılık hizmetlerinin müvekkilinin markası kapsamında tescilli olduğunu, dolayısı ile anılan mal ve hizmetler yönünden markaların ilişkilendirilmesi ve karıştırılması ihtimalinin mevcut olup davaya konu markanın anılan bütün bu sınıflarda hükümsüzlüğünün gerektiğini,
öte yandan "..." markalı ürünlerin yer aldığı kataloglardan ve özellikle de "..." markalı ürünlerin çeşitli şirketlere satışını gösterir faturalardan markanın müvekkil şirket tarafından ciddi biçimde kullanıldığı ve tanınmış bir marka haline geldiğinin kanıtlandığını, müvekkili şirketle hiçbir bağlantısı olmayan davalı şirketin, kendisinin tescil tarihinden çok önce müvekkili tarafından tescil edilmiş ve piyasaya sunulmuş olan marka ile benzer bir markanın tescili başvurusunda bulunmasının kötü niyetini ortaya koyduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka (marka ile ilgili kurum kararlarının iptali) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı,
zira tarafların markalarının asıl unsurunu oluşturan "..." ve "..." ibareleri arasında anlamsal bir benzerlik olmadığı gibi fonetik açıdan da sözcükler farklı olduğundan bir benzerliğin bulunmadığı, taraf markalarının kısa kelime markaları olduğu gözetildiğinde başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı,
bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, davacı tarafından dosyaya kazandırılan belge ve bilgilerden davacının itiraza mesnet markasının tanınmışlığının ortaya konulamadığı ve başvurunun kötü niyetle yapıldığına dair yeterli kanaat oluşturacak somut olguların bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/12/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/2235, K. 2025/2558, 25 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama