KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Şubat 2024
- Esas no
- 2023/2272
- Karar no
- 2024/299
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/03/2019
- Numarası
- 2017/357 E. - 2019/129 K.
- Davacı
- —
- Vekilleri
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Marka Kararı İptali, Hükümsüzlük
Karar Metni
1.748 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
Dairemizce verilen 24/02/2022 Tarih ve 2020/772 Esas, 2022/217 Karar sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09/11/2023 tarih ve 2022/2662 Esas, 2023/6591 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili Şirketin 2000/04524, 2007/32835, 2013/32392, 2013/60855, 2013/29479, 2013/29468 sayılı “...”, “...”, “... x”, "...", “... ...”, “... ...” ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2016/04687 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itiraz edildiğini, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini,
bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalı Şahsın 2016/04687 sayılı “... şekil” markasının, müvekkilinin “...” ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlikle iltibas oluşturduğunu, müvekkilinin markalarının ... ibaresini esas unsur olarak ihtiva ettiğini, davaya konu marka tescil isteminin “... + şekil” bileşik kelimesinden meydana geldiğini, markanın esas unsuru olan “...” ibaresinin ... ve ... kelimesinin yan yana getirilmesi suretiyle oluşturulan bir marka olduğunu,
markada geçen ... kelimesinin birebir karşılığı olmayıp tamlama niteliğinde bir kelime olarak düşünülebileceğini, dolayısıyla tamladığı ... kelimesine göre ayırt edici özelliğinin zayıf kaldığını, davalıya ait 2016/04687 sayılı “... şekil” marka başvurusunun tescil edilmek istendiği sınıflarda yer alan emtianın, müvekkilinin markalarının bulunduğu sınıflarla birebir aynı olduğunu, davalının tescil başvurusunun, başından beri kötü niyetli bulunduğunu, haksız rekabet içerdiğini ileri sürerek,
davaya konu 2016/04687 sayılı “... + şekil” markasının tesciline ilişkin 02.08.2017 tarihli ve 2017-M-6421 sayılı YİDK kararının iptali ile tescil edilmiş ise başvurunun hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu markanın kapsamındaki 30. sınıf emtianın tamamının davacı markalarında yer aldığı, taraf markalarının kapsadıkları mallar yönünden aynı/benzer olduğu, başvuru standart karekterle yazılmış “...+şekil” ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak markaların standart karekterle yazılı “...”, “...”, “... x”, "...", “... ...”, “... ...” ibarelerinden oluştuğu, davalının markası ile davacının redde mesnet markalarını karşılaştırıldığında, ortalama tüketici nezdinde markalar arasında görsel, işitsel,
kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığı, markalarda geçen "..." ibaresi sektörde ne kadar tanınmış olursa olsun, tek basma/ayırt edici niteliği düşük bir ibare olduğu, davacı markalarının tanınmış olduğunu kanıtlamayı sağlayacak bilgi ve belge bulunmadığı, gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, verilen kararın hukuka aykırı bulunduğunu, her ne kadar mahkemece “...” ibaresinin zayıf bir ibare olduğu ve bu ibareye ilişkin kullanımlara marka sahibinin katlanması gerektiği ifade edilmiş ise de, bu tespitlerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu yönde emsal kararlar bulunduğunu, “...” markasının kullanım sıklığı sebebiyle yüksek ayırt ediciliğe ulaştığının mahkeme kararlarında belirlendiğini, mahkemece verilen kararın aksine dava konusu markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik olduğunu,
tüketicilerin dava konusu markayı “...” ve “...” şeklinde iki farklı ibare olarak dikkate alacağı ve davalı markasının “...” ibaresini doğrudan ihtiva etmesi sebebiyle taraf markalarını karıştıracağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Dairemizce, davalının başvurusuna konu ibarenin "..." olduğu, davacının itirazına mesnet markalarının esas unsurunun da "..." ibaresinden oluştuğu, davacının itirazına mesnet markasının davalının başvurusunda yer aldığı, tüketicilerin bu markayı "..." ve "..." olarak okuyacağı, davalı başvuru markasındaki esaslı unsurlardan birinin de “...” ibaresi olduğu, bu ibarenin başına eklenen "..." ibaresinin başvuru markasına yeterli düzeyde ayırt edicilik katmadığı,
556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca davalının başvurusuna konu markasının davacı markaları ile iltibas tehlikesine yol açacak derecede benzer olduğu, istikrar kazanan kararlar karşısında ilk derece mahkemesinin "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu yönündeki kabulüne itibar edilmediği, davalının başvurusunun 30. Sınıfı kapsadığı, davacının itirazına mesnet markalarının kapsamında da başvuru kapsamında bulunan emtiadan 29. ve 30. sınıfların bulunduğu anlaşıldığından, emtia benzerliği koşulunun sağlandığı,
davacının ... ibareli markalarının tanınmış olduğu ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunun da ispat edilemediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 09/11/2023 TARİH VE 2022/2662 ESAS, 2023/6591 SAYILI KARARININ ÖZETİ: Yargıtay 11. Hukuk Dairesince; başvuru markası “...+şekil” ile redde mesnet “...”, “... x”, "...", “... ...”, “... ...” markalar bir bütün olarak incelendiğinde markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası (b) bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı,
zira dava konusu başvuruda, davacı markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin öne çıkartılmayıp bir bütün olarak "..." ibaresine asli unsur olarak yer verildiği, bu şekilde başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, taraf marka işaretleri benzer olmadığı dikkate alınarak davanın reddi gerekirken kabulünün doğru olmadığı gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK Marka Kararı İptali, Hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dairemizce verilen 24/02/2022 Tarih ve 2020/772 Esas, 2022/217 Karar sayılı kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09/11/2023 tarih ve 2022/2662 Esas, 2023/6591 Karar sayılı ilamıyla bozulması üzerine taraflara tensip zaptı ve Yargıtay bozma ilamı ekli, duruşma gününü bildirir davetiye gönderilmiş ve bu şekilde açılan duruşmada usul ve yasaya uygun olan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09/11/2023 tarih 2022/2662 esas 2023/6591 karar sayılı ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelere göre, davalının "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu, davacı Şirketin "..." asıl unsurlu markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, davacı itirazının nihai olarak dava konusu YİDK kararı ile reddedildiği, kararın 04/08/2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davanın yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmış olup, dosya kapsamındaki uyuşmazlığın tarafların markaları arasında iltibas bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun geçici 1. maddesi yollamasıyla somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise,
tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (Karıştırılma) kavramı açıklanmalıdır.
İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır.
Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.
Açıklananlar çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede başvuru markasının “...+şekil”, redde mesnet markaların ise “...”, “... x”, "...", “... ...”, “... ...” ibareli olduğu,
markalar bir bütün olarak incelendiğinde markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası (b) bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvuruda, davacı markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin öne çıkartılmayıp bir bütün olarak "..." ibaresine asli unsur olarak yer verildiği, bu şekilde başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı,
taraf marka işaretleri benzer olmadığı anlaşılmış, Türk Patent ve Marka Kurumunun 2017-M-6421 sayılı YİDK kararının iptaline ilişkin davanın reddine yönelik olarak aşağıda gösterilen şekilde hüküm kurulmuştur.
Dairemizce verilen 24/02/2022 Tarih ve 2020/772 Esas, 2022/217 Karar sayılı karar ile dava konusu edilen 2016/04687 sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş olup, bu karara yönelik olarak davanın ilgili taraflarınca temyiz kanun yoluna başvurulmadığı anlaşıldığından, hükümsüzlük kararına yönelik olarak Dairemizce bir inceleme yapılmamış, aşağıda gösterildiği şekilde önceki hüküm aynen korunmuştur.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/03/2024
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/2272, K. 2024/299, 21 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama