KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Mart 2025
- Esas no
- 2023/352
- Karar no
- 2025/549 TÜRK MİLLETİ ADINA
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/03/2022
- Numarası
- 2019/389 E. - 2022/110 K.
- Davanın konusu
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Karar Metni
1.372 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/03/2022 Tarih ve 2019/389 Esas - 2022/110 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin “...” ibareli birçok tescilli markasının bulunduğunu, davalı tarafından 27.03.2018 tarihinde başvurusu gerçekleştirilen 2018/30248 sayılı “...” ibareli marka ile müvekkilinin tescilli markaları arasında “...” ibareleri açısından aynılık bulunduğunu, “...” ibaresinin müvekkili şirkete ait markaların ana unsuru, davalı yana ait markanın da ilk ibaresi olduğunu, her iki markaya bütünsel açıdan bakıldığında “...” ibaresinin müvekkili şirket markasıyla iltibasa yol açacağını, davalının marka başvurusunun müvekkilinin markalarının tescilli bulunduğu 09, 35, 38, 41 ve 42.sınıfları kapsadığını,
müvekkilinin "..." ibareli seri markalarının bilinir hale geldiğini, 6769 s. SMK 6/1 ve 6/5 hükümlerine göre başvurunun reddedilmesinin gerektiğini, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu ve haksız rekabet amacı taşıdığını, “...” ibaresinin tek ve gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalı başvurusundaki “...” unsurunun markaya ayırt edicilik sağlamadığını, yüzlerce ibare içerisinden davalının kendine bir marka seçme ve yeni, özgün bir ibare oluşturma imkanı varken müvekkilinin ayırt edici hale getirdiği ibareyi seçmesinin tesadüf sayılamayacağını ileri sürerek,
31.10.2019 tarih ve 2019-M-9343 sayılı YİDK kararının iptali ile davalı tarafın 2018/30248 numaralı marka tescil isteminin reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davaya konu edilen marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davalı markasında “...” ibaresinin baskın unsur olmadığını, “...”ibaresi ile bir bütün halinde anlamının bulunduğunu, renkli bir kilit biçiminde kulanılan şekil unsurunun da oluşturulmak istenen algıyı pekiştirdiğini, markanın kullanılacağı sektör itibariyle de karıştırılma ihtimalinin doğmayacağını, ayırt ediciliğinin nispeten düşük nitelikte olan “...” ibaresinin davanın inhisarında olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu 09, 35, 38, 41 ve 42. sınıflardaki tüm hizmetler bakımından taraf markaları arasında emtia benzerliği koşulunun somut olayda gerçekleştiği, davacı markalarının “...” ibaresi etrafında türetilmiş seri markalar olduğu, davalı ... başvurusunun ise “...” ibaresinden ve şekil unsurundan oluştuğu, markaların anlamsal ve işitsel açıdan birbirinden oldukça farklı bulunduğu, yine markaların bütünsel görsel kompozisyonları (yazım stili ve şekil unsuru) itibariyle görsel açıdan da herhangi bir benzerliklerinin bulunmadığı,
bu bağlamda 09, 35, 38, 41 ve 42. sınıflardaki çekişme konusu mal ve hizmetler bakımından yapılan iltibas değerlendirmesinde, taraf markalarının bütünsel açıdan yeterli ayırt ediciliği sağladığı; markalarda ... ibaresinin ortak unsur olmasının, bu ibarenin anlamı ve piyasadaki yaygın kullanımı karşısında, markalar arasında bağlantı kurulacağınının kabulüne yeterli olmadığı,
söz konusu hizmetleri satın alan ve kullanan ortalama bir tüketicinin, “...” markasını bütün olarak algılayacağı ve davacının ... markaları ile ilişkilendirmeyeceği, “... güvenliği” kavramı ve “bilginin güvende tutulmasına” ilişkin piyasa uygulamaları yahut firma taahhütleri tüketicinin oldukça aşina olduğu sözel kullanımlar olduğu, davalı ... başvurusu ile davacı markaları arasında, başvurunun kapsadığı 09, 35, 38, 41 ve 42 sınıf bakımından, 6769 sayılı SMK m. 6/1 kapsamında benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığı, davacının "..." markasının tanınmışlığına yönelik herhangi bir delil sunmadığı,
dolayısıyla da davacının tanınmış marka iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı tespitler içerdiğini, müvekkilinin sadece sağlık sektöründe tescilli markasının bulunduğu ve sadece bu sektörde faaliyet gösterdiği yönünde tanzim edilen bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, her iki taraf markasında da asli unsurun "..." ibaresinden oluştuğunu, başvurudaki "..." ibaresinin yetirli ayırt ediciliği sağlamadığını, müvekkiline ait markalardan örneğin "..." markasında da başvuruda olduğu gibi "..." ibaresinin sıfat olarak kullanıldığını, başvurunun müvekkilinin markaları ile iltibasa yol açacağını,
taraf markalarının aynı/aynı tür/benzer emtialarda kullanılacağını, SMK'nın 6/1.maddesi koşullarının oluştuğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, davacının aktif olarak bu marka ile faaliyet gösterdiğini, emsal bir uyuşmazlıkta "..." ibareli başvurunun müvekkilinin markaları ile karıştırılabileceğinin kabul edildiğini, davalının dava konusu markayı tebadüfen seçtiğinin söylenemeyeceğini, müvekkilinin "..." ibareli markalarından kazanç sağlamaya yönelik kötüniyetli bir başvuruda bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
1- Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu 2018/30248 sayılı "...+şekil" ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira “...” markasının slogan niteliğinde bulunduğu, "..." ibaresinin sloganın bir unsuru olarak algılandığı,
ön plana çıkarılan asli unsur konumunda yer almadığı, bir bütün olarak dava konusu başvurunun davacı markalarından yeterince ayrıştığı, buna göre de başvuru konusu marka ile itiraza mesnet markalar arasında karıştırılma ihtimalinin doğmadığı, markalar arasında benzerlik bulunmadığından davacı markalarının tanınmışlığının da sonuca etkili olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Davacı tarafça, diğer iddiaların yanında, dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğu da ileri sürülmüş olup, bu hususta ilk derece mahkemesince olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmamış, davacı vekilince de ilk derece mahkemesince değerlendirilmeyen kötüniyet iddiası istinaf sebebi yapılmıştır.
SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür.
Yargıtay HGK'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir.
Kötü niyetin varlığı, her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötüniyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir.
Bu açıklamadan sonra somut olay değerlendirildiğinde, karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı mahkemece isabetli şekilde belirlenmiştir. Kaldı ki sırf benzer marka başvurusunda bulunulması kötüniyeti göstermediği gibi bunun dışında da davacının, dava konusu başvurunun tescille sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik olduğunu ispat edemediği kanaatine varılmıştır.
HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesi hükmünün gerekçesine yönelik olarak kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/03/2025
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/352, K. 2025/549, 20 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama