KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi Davacı Vekilleri Davalı
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2025
- Esas no
- 2023/48
- Karar no
- 2025/322
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 24/10/2019
- Numarası
- 2018/374 E. - 2019/466 K.
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
774 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/10/2019 Tarih ve 2018/374 Esas - 2019/466 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin "...", "..." ve "..." asıl unsurlu markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin 2017/96367 sayılı ve “...” ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin marklarının iltibasa neden olacak düzeyde benzer olduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin "..." ibareli markasındaki "Y" harfi yerinde "A" ve "K" harflerinin getirilmesiyle oluşturulduğunu, bahsi geçen farklılığın dava konusu başvuruyu müvekkilinin markasından farklılaştırmadığı,
dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu ve dava konusu başvurunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, 2018-M-6260 sayılı YİDK kararının iptaline, başvurunun tescili halinde tüm sınıflar yönünden markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, dava konusu başvurunun davacının itirazına mesnet markaları ile iltibasa yol açacak kadar benzer olmadığını, kelime markalarının ilk harflerinin tüketici tarafından öncelikli olarak algıladığını ve akılda kalan kısımlar olduğunu, markanın son kısmı olan “...” kelimesinin İngilizce, İtalyanca, İspanyolca ve Latin kökenli diğer diller dahil olmak üzere pek çok dilde hayat anlamına geldiğini, global düzeyde sıklıkla kullanılan ve bilinen bir kelime olduğunu, son derece zayıf ayırt ediciliğe sahip olduğunu, Türkçede yerleşik olan ve herkesçe bilinen vitamin kelimesinin kökenin de '...' kelimesi olduğunu, her düzeyde tüketici tarafından anlaşılan ve kullanılan bir ibare olduğunu, davacının iddialarının yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 29. sınıf mallar yönünden, markalar arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, ancak tarafların marka işaretleri arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığı, taraf markalarının, fonetik, anlamsal ve görsel olarak bir bütün halinde değerlendirilmesi esas olacağından markaların birbirinden farklı olduğu ve markaların bu hali ile karıştırılma ihtimaline neden olabilecek derecede benzer olmadıkları, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığından tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, dava konusu başvuru ile müvekkilinin itirazına mesnet markalarının iltibasa neden olacak düzeyde benzer olduğunu, uyuşmazlık konusu malların tüketicisinin dikkate düzeyinin düşük olmasının markalar arasındaki iltibas ihtimalini arttırdığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, kabul anlamına gelmek kaydıyla emtia benzerliğinin kabul edildiği 29 sınıf mallar yönünden YİDK kararını iptal edilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "...",
"..." ve "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira iltibas değerlendirmesinin, marka işaretlerinin hecelerine bölünerek yapılmasının mümkün olmadığı ve bir bütün olarak dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/03/2025
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/48, K. 2025/322, 14 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama