KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Davalı
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2024
- Esas-Karar No
- 2024/1262 - 2024/1599
- Esas no
- 2024/1262
- Karar no
- 2024/1599
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/03/2024
- Numarası
- 2023/857 E. - 2024/179 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.325 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07/03/2024 tarih ve 2023/857 Esas - 2024/179 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi katılma yoluyla davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalının 14.02.2019 takip tarihi itibariyle müvekkiline 383.697,58 TL borcu bulunduğunu, davalının takip tarihinden sonra 26.03.2019 tarihinde 87.858,20 TL tutarında kısmi ödeme yaptığını, özerkleşmiş federasyonlar statüsünde faaliyetlerini sürdüren davalı ile müvekkili firma arasında yolcu taşımacılığı hususunda anlaşma akdedildiğini, anlaşma uyarınca müvekkili şirketin edimlerini yerine getirmesine rağmen davalının cari hesap bakiyesini ödemediğini, bunun üzerine alacağın tahsili amacıyla İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün 2019/6717 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını,
davalının yetki itirazı üzerine dosyanın yetkili Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2019/6017 Esas sırasına kaydedildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptalini, takibin devamını, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ticari işletme ve tacir sıfatı taşımadığını, açılan işbu davanın konusunun taraflar arasında düzenlenmiş konaklamalı toplantı sözleşmesi olduğunu, davacı şirketin taraflar arasında imzalanan yolcu taşıma hizmeti sözleşmesine aykırı davranarak müvekkili federasyona fahiş bir bedelde fatura tanzim ettiğini, federasyon ile ilgisi olmayan yolcuların ulaşım masraflarını da müvekkili federasyon fatura ettiğini, faturalara itiraz edilmemiş olmasının faturayı ve borcu kabul anlamanına gelmediğini savunarak, davanın reddine, % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, 2018 yılı içerisinde düzenlenen 706 adet faturanın davacı ticari defter kayıtlarında bulunduğu, faturaların BS form beyannamesi ile beyan edildiği, davacının düzenlediği faturalardaki ücretlerin fahiş denilebilecek düzeyde olmadığı, piyasa rayiçlerine uygun olduğu, taraf ticari defter kayıt ve bakiyelerde uyum bulunmamakla birlikte, davalının 14/01/2019 tarihli e-mail yazışması ile 383.686,81 TL bakiyede mutabık kaldığı,
kısmi ödeme (26/03/2019) sonrası takip tutarı dikkate alındığında davacının davalıdan 295.839,38 TL alacağı olabileceği, takipten önce davalının temerrüte düşürülmediği, takipten sonra yapılan ödeme mahsup edilerek kalan asıl alacak yönünden itirazın haksız olduğu, alacağın tespiti yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı, icra takibi kötü niyetli olarak değerlendirilmediğinden kötü niyet tazminatı talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile,
davalının Ankara 30. İcra Dairesinin 2019/6017 Esas sayılı dosyasında, 295.839,38 TL asıl alacak yönünden yaptığı itirazının iptali ile işbu tutara takip tarihinden itibaren yıllık % 21,25 oranını geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, eldeki dava yönünden asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, davacının fahiş bedelle fatura tanzim ettiğini, bir kısım faturaların müvekkili tarafından kabul edilmediğini, tarafların ticari defterleri arasında farklılıklar bulunduğunu, davacı ticari defterlerinin delil olarak değerlendirilemeyeceğini, müvekkilinin yaptığı ödemelerin düşülmediğini, müvekkili ile ilgisi olmayan yolcuların ulaşım masraflarını federasyona fatura edildiğini, bilirkişi raporunda fatura içeriği ve hizmete ilişkin koşulların araştırılmadığını, müvekkilinin faturaya konu alacak nedeniyle temerrüte düşürülmediğini,
müvekkili kamu kurumu niteliğinde olduğundan aleyhine temerrüt faizi hükmedilmesinin hatalı olduğunu, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Katılma yoluyla davacı vekili, icra inkar tazminatına ilişkin şartların oluştuğunu, talebin reddinin hatalı olduğunu, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, davalının borçtan haberdar olmamasının düşünülemeyeceğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
1-Dava, taşıma sözleşmesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereğince her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususların ticari dava sayılacağı, davanın da Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, somut uyuşmazlık yönünden asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu,
öte yandan, bilirkişi incelemesi sonucunda davacı tarafça düzenlenen faturaların piyasa rayiçlerine uygun olduğunun tespit edildiği, davalı şirket tarafından davacı tarafa gönderilen e-mail ekindeki ekstreye göre 383.686,81 TL borçlu bulunulduğunun kabul edildiği, ilk derece mahkemesince takipten sonra yapılan ödemenin mahsup edildiği, kötüniyet tazminat şartlarının oluşmadığı, davalının dava tarihinden önce temerrüde ise düşürülmediği anlaşılmakla, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Ancak, davalının borçlu olduğu 383.686,81 TL'den, takipten sonra ödenen 87.858,20 TL'nin mahsubu sonrası 295.828,61 TL bakiye borcu kaldığı halde 295.839,38 TL'ye hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, davalı tarafça gönderilen 14/01/2019 tarihli e-mail dikkate alındığında alacağın da likit olduğunun kabulü ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile bu talebin reddi de doğru bulunmamıştır.
Bu itibarla, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 11/11/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2024/1262, K. 2024/1599, 11 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama