KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/2385 - 2024/2001
- Esas no
- 2024/2385
- Karar no
- 2024/2001
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/09/2024
- Numarası
- 2024/328 E. - 2024/381 K.
- Davacı
- —
- Davalılar
- —
- Davanın konusu
- Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, Kaldırılması
Karar Metni
1.159 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/09/2024 tarih ve 2024/328 E. - 2024/381 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili şirketin “...” ibareli markasının ve “https://www.....net/” isimli alan adının sahibi olduğunu, “....net” ve “....net” alan adlarına sahip internet siteleri tarafından müvekkilinin markasının taklit edilerek habersiz ve izinsiz şekilde kullanıldığını, bu şekilde müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz edildiğini, müvekkilince söz konusu internet sitesi sahiplerine ulaşılmaya çalışıldığını, ancak hiçbir iletişim bilgisi paylaşılmadığından ilgililere ulaşılamadığını,
internet sitelerinin sahiplik bilgilerine ulaşılması imkansız olduğundan mahkemece HMK'nın 119. maddesi uyarınca taraf teşkilinin aranmamasının gerektiğini ileri sürerek, müvekkilinin daha fazla zarara uğramasını engellemek amacıyla ivedi şekilde, mahkeme tarafından gerekli görülmesi halinde bilirkişi raporu da alınarak, ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve “....net” ile “....net” alan adlı internet sitelerinin erişime kapatılmasını, müvekkiline ait “...” markasının haksız kullanımının sona erdirilerek, marka hakkına tecavüzün tespitine, durdurulmasına ve kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece tüm dosya kapsamından, ilk inceleme tensip tutanağı ile davacıya HMK'nın 119/1-b maddesinde yazılı eksiklikleri tamamlaması için bir haftalık kesin süre verildiği ve bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun çıkarılan tebligat ile bildirildiği, davacı vekilinin sunmuş olduğu beyan dilekçesiyle; dava dilekçesindeki olguları tekrar ettiği, ancak ihlale konu “....net” ve “....net” alan adların kimin adına kayıtlı olduğuna ilişkin husumeti yönelttiği gerçek ya da tüzel bir kişilikten bahsetmediği,
oysa ki dava dilekçesinin içeriğinde HMK'nın 119/1. maddesi uyarınca, a) Mahkemenin adı. b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri., c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası., ç) Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri., d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri., e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri. f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği., g) Dayanılan hukuki sebepler., ğ) Açık bir şekilde talep sonucu., h) Davacının,
varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası.'' gibi zorunlu unsurların bulunmasının gerektiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili Şirketin alan adı sahibine ulaşmasının mümkün olmadığını, hak kaybına uğramasının engellenmesi için internet ortamında gerçekleşen hak ihlalleri konusunda taraf teşkilinin aranmamasının gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, markaya tecavüzün tespiti, durdurulması, kaldırılması istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 119. maddesinde dava dilekçesinde bulunması gereken unsurlar belirlenmiş olup, dava dilekçesinde, mahkemenin adı, davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri, davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri, davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri, davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri, iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği, dayanılan hukuki sebepler, açık bir şekilde talep sonucu, davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası yer almalıdır.
HMK'nın 119/2. maddesinde ise, "Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır." hükmü bulunmaktadır.
Somut olayda, mahkemece davacı tarafa, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen “....net”, “....net” alan adı sahiplerine ilişkin HMK 119/1-b maddesi uyarınca ad-soyad ve adreslerini bildirmesi için HMK 119/2 maddesi gereğince 1 haftalık kesin süre verildiği, alan adı sahiplerine ilişkin isim ve adreslerin HMK 119/1-b maddesi uyarınca verilen bir haftalık kesin süreye rağmen bildirmemesi nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Ancak, HMK'nın 119/1-b maddesinde dava dilekçesinde davacı ile davalının adı, soyadı ve adreslerinin bulunması gerektiği, HMK'nın 119/2. maddesinde ise bu hususun eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre vereceği, bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde davanın açılmamış sayılacağı belirtilmiş ise de, bu hükmün somut somut uyuşmazlığa uygulanma ihtimali bulunmamaktadır.
Zira, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/4548 Esas, 2020/1225 Karar ve 11/02/2020 tarihli kararında da belirtildiği üzere, 6100 sayılı HMK'nın 119. maddesi ile getirilen düzenleme uyarınca, davacının, kendisinin adresini tespit edemediği davalıların adreslerinin mahkeme aracılığıyla tespit edilmesini istemesine bir engel bulunmamaktadır.
Yine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/10739 Esas, 2018/3110 Karar ve 25/04/2018 tarihli kararında aynen "Davacı, davalının adresini dava dilekçesinde bildirmediği için kendisine verilen bir haftalık süre içerisinde de davalının adresini bulamadığı takdirde, dava açılmamış sayılmaz. Bu durumda mahkemece yapılan araştırmadan sonra gerekirse ilan yoluyla dava dilekçesinin tebliği gerekir.
Bunun gibi tarafın gösterdiği adreste davalının bulunamaması halinde mahkemece davalının açık adresinin araştırılması gerekmektedir (Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes, Muhammed, Medeni Usul Hukuku, 14. Baskı, s. 503 vd.)" denilmiştir.
İlgili kanun maddesi ve içtihatlar birlikte irdelendiğinde, HMK'nın 119. maddesindeki hükmün uygulanabilmesi için davacının bildiği, bilmesi gerektiği veya ulaşabileceği bir bilgiyi mahkemeye sunmaması gerekmektedir. Somut olayda, davalı olarak gösterilen internet sitelerinin kime ait olduğunun davacı tarafça bilinmesi mümkün bulunmadığı gibi davacı tarafça bu bilgilere ulaşılamayacağı da açıktır.
Zira bu tür bilgilere ancak resmi kurumlar tarafından sorulması halinde ulaşılabilmesi mümkündür. Davacının dava dilekçesinde de açık kimlik ve adreslerini belirtmediği davalıların açık kimlik ve adreslerinin tespit edilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda Mahkemece, gerekirse bilirkişi incelemesinin yaptırılması ve resmi kurumlardan sorulması suretiyle davalıların açık kimlik ve adreslerinin araştırılması, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanmaya çalışılması ve hasıl olacak sonucu göre bir karar verilmesi gerekirken, gerekli araştırma yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar gözden kaçırılarak, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/12/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2024/2385, K. 2024/2001, 13 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama