KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2026
- Esas-Karar No
- 2024/543 - 2026/781
- Esas no
- 2024/543
- Karar no
- 2026/781
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 15/11/2023
- Numarası
- 2022/452 E. - 2023/439 K.
- Davanın konusu
- YİDK Kararı İptali-Hükümsüzlük
Karar Metni
2.646 kelime·13 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/11/2023 Tarih ve 2022/452 Esas - 2023/439 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 1-2-..........44-45. sınıflarda tescilli “...” müstakil ve asli unsurlu markaların sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile iltibas yaratacak şekilde 2020/74630 sayılı “ŞEKİL+...” ibareli markanın adına tescilini talep ettiğini, müvekkilinin başvuruya itirazlarının YİDK'nın 2022-M-12929 sayılı kararı ile reddedildiğini, oysa taraf markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, isim ve sıfat olarak kullanılabilen bir renk olan "..." ibaresinin tek başına marka olarak tescili mümkün bulunmayan bir ibare olup, davalı markasının tali unsurunu oluşturduğunu,
... rengin halk arasında ... rengi olarak bilinirliği karşısında, bu rengin "..." ibaresine yapılan vurguyu artırdığını, taraf markalarında ... şekli de görsel olarak kullanıldığından, markaların birbirinden farklılaşamadığını, davacının özellikle 2008/34249 sayılı "... holding şekil", 2016/47602 sayılı "... holding" ve 2013/103103 sayılı "... holding" markaları ile dava konusu markanın hem marka işaretleri hem de tescil edilmek istendiği emtia listesi açısından aynı/benzer olduğundan iltibas ihtimalinin gerçekleştiğini,
davacı tarafından “...” esas unsurlu markalarını uzun yıllardan beri tüketiciler nezdinde bilinirliği arttırılarak kullanıldığını ve bu yaygın kullanım ile markalara ilişkin tanınmışlık sağlandığını, davalı tarafın ise davacının bu tanınmışlığından yararlanarak haksız kazanç sağlamaya yönelik hareket ettiğini, davalının 25/29/30/31/35. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetler için davacı markalarından ayırt edilemeyecek kadar benzerini tercih etmesinin ise başvuru sahibinin kötü niyetini ispatladığını ileri sürerek,
davalı ...'in 27.09.2022 tarih ve 2022-M-12929 sayılı YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, davacı ve davalının apayrı sektörlerde faaliyet gösterdiğini, ürünler/hizmetler birbirinden çok farklı olduğundan, ilgili sektörlerde mal/hizmet alacak olan kişilerin bilgi seviyeleri çok düşük olsa bile herhangi bir karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağını, zaten markalar arasında görsel, işitsel, anlamsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerliğin de bulunmadığını, itiraz markalarında yer almayan “...” ibaresi ile birlikte farklı renklerde tasarıma sahip "..." ibaresinin markanın bütünü olup, dava konusu markanın bir bütün olarak bambaşka algılanan bir marka halini aldığı savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "Şekil+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, benzerlik bulunmadığından SMK 6/1 maddesindeki iltibasında oluşmadığı,
ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin "Şekil+..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, iltibas oluşmadığı için kullanım ispatının yerine getirilip getirmediğinin de önem arzetmediği, tarafların marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporları kural olarak hakimi bağlamaz ise de somut uyuşmazlıkta alınan tek bir bilirkişi raporuna istinaden karar verilmesinin hakkaniyetli olmadığını, zaman içerisinde "..." ibaresinin zayıf bir ibare olmaktan uzaklaşarak,
müvekkilinin kullanımıyla ayırt ediciliği yüksek bir ibareye dönüştüğünü ve müvekkili şirket ile özdeşleştiğini, davalının "..." şeklindeki marka başvurusunda "..." ibaresinin baskın bir ibare olmayıp, dava konusu markanın tali unsurunu oluşturduğunu ve bütünsel algıyı değiştirmediğini, markanın ayırt ediciliğini sağlayan esas unsurun müvekkili şirketinkiyle birebir aynı olan “...” ibaresi olduğunu, taraf markalarında ... şeklinin görsel olarak da kullanıldığından markaların birbirinden farklılaşmadığını,
yerel mahkeme kararında her ne kadar taraf marka işaretleri benzer görülmediğinden mal/hizmet benzerliği değerlendirmesine gerek duyulmamış ise de davalı marka başvurusunun tescil edilmek istendiği 25/29/30/31/35. sınıflarda müvekkilinin markalarının tescilli olup, davalı marka başvurusunun kapsamındaki mal/hizmetlerin de müvekkili markalarının kapsamındaki mal/hizmetlerle ayniyet taşıdığını, tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurma ihtimalinin bulunması durumunda, iki emtia sınıfı bakımından “aynı veya benzer mallara ilişkin olma” şartının gerçekleşmiş olacağını,
işitsel veya görsel benzerlikle birlikte markanın aynı emtia grubunda alınmak istenmesinin, karıştırılma ihtimali için yeterli iken bir de müvekkilinin markalarının seri marka ailesi olduğu hususları göz önüne alındığında, aynı seriye veya aynı grup şirketlerine ait yeni bir marka çıkartıldığı izleniminin tüketici tarafından markaların ve işletmelerin ilişkilendirilmesi ihtimalinin de ortaya çıkartacağını,
müvekkili şirket tarafından “...” ibareli ve esas unsurlu markaların uzun yıllardan beri tüketicilerin nezdinde bilinirliği arttırılarak kullanılmakta olduğunu ve yalnızca tescil ile değil bu yaygın kullanım ile de markalara tanınmışlık sağlandığını, bu nedenlerle müvekkilinin normal markalardan daha geniş bir şekilde korunmasının gerektiğini, davaya konu marka sahibinin sınırsız sayıda marka belirleyebilecekken, müvekkili şirkete ait markanın ayırt edilemeyecek kadar benzerini tercih etmesinin de başvuru sahibinin kötü niyetini ispatlar nitelikte olduğunu ileri sürerek,
yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
1) Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı markalarının tanınmışlığı nedeniyle SMK'nın 6/5.maddesinde düzenlenen şartların ortaya çıkacağının ve davalı başvurusunun kötüniyetle yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2) Ancak, davalı Şirketin "Şekil+..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvurunun yayınlanmasından sonra davacının yukarıda belirtilen markalarını gerekçe göstererek başvuruya itiraz ettiği, itirazların önce Markalar Dairesi ve nihai olarak YİDK tarafından reddedildiği, bu bağlamda dosya kapsamındaki uyuşmazlığın davalının başvurusuna konu markası ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir.
Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587).
İlk derece mahkemesince her ne kadar davalının "Şekil+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de dava konusu "Şekil+..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ve "..." asıl unsurlu markaları arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel,
işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunduğu, zira davacının markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu markanın da asli unsurunu oluşturduğu, başvurudaki "..." ibaresinin rengini belirten "..." ibaresinin ve "... şeklinin" yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı,
nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/694 E-2024/4487K, 2018/261 E.- 2019/2370 K., 2017/5446 E.- 2019/2120 K., 2017/5441 E.- 2019/1977 K., 2017/2791 E.- 2019/145 K., 2017/2172 E.- 2018/7613 K., 2016/9716 E.- 2018/2609 K., 2016/6569 E.- 2018/505 K., 2016/2402 E.- 2017/4654 K. ilamlarında da "..." ibaresinin ayırt edici olduğu kabul edilerek, "..." ibarelerinin davacının markaları ile benzer olduğunun belirtildiği anlaşılmakla Dairemizce ilk derece mahkemesinin anılan tespitine iştirak edilmemiştir.
Mal ve hizmet benzerliği konusunda yapılan incelemeye gelince; davalı Şirketin marka tescil başvurusu 25, 29, 30, 31 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde yapılmıştır. Davacının itiraza mesnet markalarının kapsamında 25. sınıf mallar bulunmamaktadır. Davacının markaları ile dava konusu başvuru kapsamında kalan mallar 29, 30, 31. sınıf mallarda aynı, 35. sınıf mallarda kısmen benzerdir. Ancak davacının itirazının davalıya 23.12.2020
tarihinde bildirilmesi üzerine, davalı tarafından 15.01.2021 tarihli İtiraza Karşı Görüş
Bildirme Formu ile “Davacının 2004/16260, 2013/103103, 2008/34249, 2004/16262 ve 2004/08555 sayılı markalarının tescil kapsamında olan tüm mal ve hizmetler
bakımından kullanımının ispatı” talep edilmiştir. YİDK'nca davacının kullanım ispatına tabi markaları için sunduğu deliller kullanım ispatı için yeterli bulunmamış, kullanım ispatına tabi olmayan markaları ise davalı başvurusu ile benzer görülmemiştir.
Oysa Dairemizce yukarıda açıklandığı üzere, taraf markaları ibareler yönünden benzer görüldüğünden, davacının kullanım ispatına tabi olmayan ve itirazına mesnet gösterdiği markalardan 2013/103103 ve 2016/47602 sayılı markaların kapsamındaki 29, 30, 31. sınıf mallar ile davalının marka tescil başvurusundaki 29, 30,31. sınıf mallar ve anılan malların satışına özgülenmiş 35. sınıf mağazacılık hizmetleri benzer kabul edilmiştir. Davacı diğer markalarının kullanıldığını ise ispatlayamamıştır.
Davalı Şirket vekili işbu davada ise kullanım ispatı talebinde bulunmamıştır. Oysa SMK’nın 29/2. maddesi uyarınca, bu talebin, açık, net ve koşulsuz olarak yapılması, kullanımın ispatı istenilen markaların tescil numaralarının açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Bu durumda davacının hükümsüzlük davası yönünden itirazına dayanak 2004/08555, 2004/16260 ve 2008/34249 sayılı markaları ile ilk kez hükümsüzlük davasında dayandığı 88/105124,
2004/36352, 2007/06864, 2008/07912, 2010/82936 ve 2018/28669 sayılı markaları nazara alındığında, karşılaştırılan taraf markaları arasında hükümsüzlük davası yönünden, başvuru markasının tesciline karar verilen 25, 29, 30 ve 31. sınıfa
konu mallar ile aynı malların 35. sınıfta toptan veya perakende pazarlanması
hizmetleri ve 35. sınıfa konu “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam
amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme
hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin
sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık,
muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini
hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi y
atırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri.Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri”
yönünden de işaret ve emtia benzerliği şartlarının gerçekleştiği, böylece SMK'nın 6/1. maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilerek, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/04/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2024/543, K. 2026/781, 17 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama