KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2026
- Esas-Karar No
- 2024/71 - 2026/98
- Esas no
- 2024/71
- Karar no
- 2026/98
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/11/2020
- Numarası
- 2018/511 E. - 2020/399 K.
- Davanın konusu
- YİDK Kararı İptali, Hükümsüzlük
Karar Metni
1.121 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/11/2020 tarih ve 2018/511 E. - 2020/399 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ile davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1996’da ABD’de kurulduğunu, 2004 yılında Türkiye pazarına girdiğini, Türkiye’de de tescilli markaları bulunduğunu, dava konusu marka başvurusuna itiraz ettiklerini, dava konusu markanın müvekkilinin markalarının neredeyse aynısı olduğunu, itirazın kısmen reddi üzerine karara itiraz ettiklerini, itirazın dava konusu YİDK kararıyla reddedildiğini, oysa ... markasının tanınmış marka olduğunu, ... ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanının asıl unsuru olduğunu ileri sürerek 2018-M-8798 sayılı YİDK kararının iptalini talep ve dava etmiş etmiş, sonra ıslah dilekçesi ile de hükümsüzlük talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacının kimyasal ürün ticareti yaptığını açıkça ikrar ettiğini, müvekkilinin gayrimenkul ve inşat sektöründe faaliyet gösterdiğini, tarafların tamamen farklı sektörlerde faaliyet gösterdiklerini, İngilizce anlamı “denemek” olan bu kelimenin, “çalışmak”, “uğraşmak”, “gayret etmek” anlamında kullanıldığını, “...” markasının ikinci sözcük kökünün “...” kelimesinin kısaltılması olduğunu, anlamının “dikmek”, “inşa etmek”, “kurmak”, “bina etmek” olduğunu, Logonun açıklamasının müvekkilinin faaliyet alanı olan inşaat sektörüyle örtüşür şekilde alışılmışın dışında sözcüksel bir buluş olduğunu, davacı markasının tanınmış olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının "şekil+..." ibareli marka başvurusu ile davacının 2014/47193 ve 2014/47262 sayılı "..." ibareli tescilli markaları arasında dava konusu markanın kapsamında bırakılan 39. Sınıftaki "Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri.
Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri." yönünden ortalama tüketici kesimi nazarında görsel ve sesçil benzerlik oluştuğu, taraf markaları arasında bu hizmetlerde SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşulunun oluştuğu, bunun dışında kalanlar açısından ise taraf markaları arasında iltibas oluşmadığı, SMK'nın 6/3 ve 6/4-5. maddeleri anlamında başvuru ibaresi üzerinde davacı tarafın önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin, markalarının yurt içi ve yurt dışı tanınmışlığının kanıtlanmadığı,
SMK'nın 6/6 ve 6/9. maddeleri anlamında başvuru ibaresi üzerinde davacı tarafın diğer fikri ve sınai hak iddiasının ve davalı başvurusunun kötüniyetli yapıldığı hususlarının kanıtlanmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, dava konusu 2018-M-8798 sayılı YİDK kararının dava konusu edilen 2017/28933 sayılı markanın kapsamında yer alan 39. Sınıftaki "Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri.
Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri." yönünden iptali ile bu hizmetler yönünden markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı tarafından yapılan başvurunun müvekkilinin markası ile neredeyse aynı olan marka için ve çok benzer sınıflar için tescil edilmek istendiğini, dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporunu düzenleyen heyetin sektör bilirkişisi üyesinin, dava konusu ile tamamen ilgisiz bir alanda uzman olduğunu, dava konusu markanın, müvekkilinin markaları ile aynı sınıflarda tescil edilmesi halinde markaların birbirleri ile karıştırılmalarının kaçınılmaz olacağını, dava konusu markanın, "malların depolanması,
paketlenmesi ve sandıklanması" hizmetleri için, yani müvekkilin markalarının tescilli olduğu “endüstriyel kimyasallar ve polimer ara ürünlerin dağıtımı” hizmetleri ile çakışabilecek/bu hizmetleri kapsayan hizmetler için tescil edilirse, benzerlikleri sabit markaların aynı hizmetler yönünden tescil edilmesi gibi marka hukukunun özüne aykırı bir durum söz konusu olacağını, mahkemenin Paris Sözleşmesi kapsamında "tanınmışlık" kriterlerine ilişkin değerlendirmelerinin hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının markası ile davacının itiraza mesnet markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, markaların karıştırılma ihtimallerinin olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararı iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, mahkemece YİDK iptali ve hükümsüzlük davaları için ayrı ayrı hüküm kurulduğu, mahkemece verilen hükümsüzlük kararı aleyhine istinaf yoluna başvurulmadığı, Dairemizce yapılan incelemenin bu kapsamda yapıldığı, davalının "şekil+..." ibareli marka başvurusu ile davacının 2014/47193 ve 2014/47262 sayılı "..." ibareli tescilli markaları arasında, dava konusu markanın kapsamında bırakılan 39. Sınıftaki "Boru hattı ile taşıma hizmetleri.
Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri." yönünden ortalama tüketici kesimi nazarında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında görsel ve sesçil benzerlik oluştuğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş,
mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin bu hizmetler yönünden ayırdığı satın alma /yararlanma süresi içinde davalının başvuru markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının 2014/47193 ve 2014/47262 sayılı "..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki markada yanılgı yaşayabileceği,
bu hizmetler açısından her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceği, belirlenen hizmetler dışındakiler için taraf markaları arasında iltibas oluşmadığı, davaya konu markada iltibas oluşmayan mallar/hizmetler açısından başvuru ibaresi üzerinde davacı tarafın önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği bulunduğunun ispatlanamadığı,
davacının markalarının yurt içi ve yurt dışı tanınmışlığı kanıtlanamadığı gibi davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hususlarının da kanıtlanmadığı, davaya konu markada iltibas oluşmayan mallar/hizmetler açısından, başvuru ibaresi üzerinde davacı tarafın diğer fikri ve sınai hak iddiasının ve davalı başvurusunu kötüniyetli yapıldığı hususunun ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/01/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2024/71, K. 2026/98, 16 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama