KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi İhtiyati Tedbir
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2024
- Esas-Karar No
- 2024/918 - 2024/1124
- Esas no
- 2024/918
- Karar no
- 2024/1124
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 02/05/2024
- Numarası
- 2024/195 E.
- İsteyen
- —
- Vekili
- —
- Karşı taraf
- —
- Talep konusu
- İhtiyati Tedbir
Karar Metni
964 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/05/2024 tarih ve 2024/195 Esas sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
İhtiyati tedbir isteyen vekili, karşı tarafın marka başvurusuna itirazlarının reddine dair YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü, ve dava konusu başvurunun kullanılmasının men'i istemli davada, dava konusu başvurunun tescil işlemlerinin durdurulması ve dava konusu markanın kullanımının önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, dava konusu markanın tescil işlemlerinin durdurulması idari iş sayıldığından, tescil edilmiş ise kullanımının önlenmesi talebinin ise YİDK kararı iptali ve hükümsüzlük davalarında değil , tecavüzün men'i davalarında talep edilebileceği gerekçesiyle ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati tedbir isteyen vekili, dava konusunun idari işlem olmasının tedbir kararı verilmesini engellemeyeceğini, dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları arasında yüksek düzeyli benzerlik bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlamak maksadıyla kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yukarıda özet kısmından da anlaşılacağı üzere, ihtiyati tedbir isteyen vekili, karşı taraf Şirketin marka başvurusuna yaptığı itirazın reddine dair YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ve dava konusu başvurunun kullanılmasının men'i istemli davada , dava konusu başvurunun tescili işlemlerinin durdurulması ve dava konusu başvurunun kullanılmasının engellenme yönünde ihtiyati tedbir karar verilmesini talep etmiştir.
Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 159/1. maddesi "Bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir." şeklinde olup, maddenin son fıkrasına göre de ihtiyati tedbirlerle ilgili olarak bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 6100 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır.
6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi uyarınca ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
Aynı Kanun'un 390/3. maddesine göre de ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tedbir talep eden tarafın, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekmektedir. Öte yandan, kural olarak davanın esasını çözümleyecek veya böyle bir sonuç doğuracak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değil ise de somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 159. maddesi, bu kuralın istisnasını oluşturmaktadır.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, ilk derece mahkemesince dava konusu başvurunun kullanılmasının önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir isteminin, ancak tecavüzün men'i davalarında talep edileceği, davanın ise YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkin bulunduğu gerekçesiyle yazılı şekilde reddine karar verilmişse de davacı taraf davada YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerinin yanında dava konusu başvurunun kullanılmasının marka hakkını ihlal ettiğini ileri sürerek dava konusu başvurunun kullanılmasının men'ine de karar verilmesini ismiştir.
O halde davacının davadaki istemlerinden biri marka hakkına tecavüzden kaynaklanan tecavüzün men'i istemine ilişkin bulunduğuna göre ilk derece mahkemesinin bahsi geçen ihtiyati tedbir isteminin yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ancak, yukarıda açıklandığı üzere, SMK'nın 159/1 maddesine göre , ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için ihtiyati tedbir isteyenin sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edecek şekilde kullanımda bulunulduğunu yaklaşık olarak ispat etmesi gerekmektedir. Somut olayda ise ihtiyati tedbirin talep edildiği tarih itibariyle yaklaşık ispat koşulunun dosya kapsamıyla sağlanmadığı anlaşıldığından, Dairemizce ihtiyati tedbir isteyen vekilinin dava konusu başvurunun kullanılmasının önlenmesi yönündeki ihtiyati tedbir talebi yerinde görülmemiştir.
Yine dava konusu başvurunun tescili işlemlerinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebi de, başvurunun tescil işlemlerine devam edilmesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağının ya da tamamen imkansız hale geleceğinin, yine gecikme nedeniyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın da doğacağının kanıtlanamadığı, bu durumda bu talep yönünden de ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığı kanaatine varıldığından, yerinde bulunmamıştır.
Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince, dava konusu başvurunun tescil işlemlerinin durdurulması ve kullanılmasının önlenmesi yönündeki ihtiyati tedbir istemlerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden,
diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesi hükmünün gerekçesine ilişkin olarak yerinde görülmekle, kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/06/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2024/918, K. 2024/1124, 10 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama