İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2025/1190 K.2025/1688

Dairemizce verilen 29/03/2024 tarih ve 2022/388 Esas, 2024/644 Karar sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14/04/2025 tarih ve 2024/4194 Esas, 2025/2406 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp,…

Esas2025/1190Karar2025/1688Tarih24 Eylül 2025Okuma13 dk · 2.598 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
24 Eylül 2025
Esas-Karar No
2025/1190 - 2025/1688
Esas no
2025/1190
Karar no
2025/1688
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Tarihi
26/01/2021
Numarası
2018/397 E. - 2021/20 K.
Davanın konusu
Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.598 kelime·13 dk okuma·6 bölüm

Dairemizce verilen 29/03/2024 tarih ve 2022/388 Esas, 2024/644 Karar sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14/04/2025 tarih ve 2024/4194 Esas, 2025/2406 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, müvekkiline ait "..." ibareli marka ile davalıya ait "..." ibareli markanın görsel ve işitsel olarak güçlü bir benzerlik ihtiva ettiğini, bu benzerliğin markalar arasında bir bağ olduğu ve birbirlerinin serisi olduğu intibaını uyandırdığını, davalı markası kapsamındaki malların müvekkilinin tescilli markasının kapsamında yer alan mallar olduğunu, markaların birbirlerinin yerine ikame edilebilir olacağından tüketicinin diğer markayı tercih etme riskinin bulunduğunu ileri sürerek dava konusu YİDK kararının iptali ile başvuru konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, başvuru markasının "..." davacının itiraza konu markasının ise "..." şeklinde olduğunu, her ikisinin de bilinen bir anlamının olmadığını, anılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığını, 5. Sınıfta yer alan ilaçlar açısından ürünlerin reçeteli olarak ancak eczanelerde satılması mecburiyeti karşısında bunların ortalama alıcı kitlesinin doktor ve eczacılar olduğunun kabulü ve iltibas ihtimalinin bu gruptaki alıcılar yönünden değerlendirilmesinin zorunlu olduğunu,

hiçbir hekimin reçeteye davacı markalarını taşıyan ilacı yazmak isterken yanılarak davalı başvurusunun kapsamında bulunan ürünü yazmayacağını, taraf markaları arasında benzerlik olmadığı için iltibas tehlikesinin de bulunmadığını, ilaç emtiasının tüketici kitlesinin bilinçli ve yüksek eğitimli olması nedeniyle yine karıştırma ihtimalinin doğmayacağını, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı şirket vekili, tüketicinin söz konusu iki markayı daha ilk bakışta ayırt ederek karıştırmayacağını, huzurdaki davaya konu markaların ilaç markası olması nedeni ile karıştırma ihtimalinin değerlendirilirken dikkate alınması gereken kitlenin bilinçli tüketici kitlesi olduğunu ve bu grubun doktor ve eczacılardan oluştuğunu, müvekkiline ait "..." markalı ilaç ile davacıya ait "..." markalı ilacın endikasyonlarının da tamamen farklı olduğunu, bu iki markanın karıştırılmasının mümkün bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin başvurusu olan "..." markasının tescil edilmek istendiği 5. sınıf malların içerik itibariyle bilinçli tüketici kitlesine hitap ettiği, "..." markalı ilaca ait ilaç prospektüsü incelendiğinde, hem şurup hem ampul formu olan ilacın etkin maddesinin “Demir III Hidroksit Polimaltoz Kompleksi” olduğu, demir eksikliği tedavisinde kullanılan ilaçların isimleri/markaları, çoğunlukla FERRİTİN kelimesine yönelik çağrışım yaratmak maksadıyla FER ibaresinden türetildiği,

"..." markalı ilaca ait ilaç prospektüsü incelendiğinde ise, ilacın etken maddesinin “klorheksidin glukonat ve benzidamin hidroklorür” olduğu, ... markalı ilacın tedavi edeceği hastalık ile ... markalı ilacın tedavi edeceği hastalığın farklı olduğu, 5/1 alt grubundaki emtia (İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler) bakımından karıştırılma ihtimali bulunmadığı,

ancak markaların kapsadığı 5. Sınıftaki diğer mallar bakımından markalar arasında yüksek düzeyde görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu ve ilgili ortalama tüketici kesiminin dahi ... ve ... markaları arasında bağlantı kurabilecekleri, markalar arasında (05.

Sınıfın 01. alt grubu dışındaki) 05/02, 03, 04, 05, 06, 07 alt gruplarındaki mallar bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 2017-M-34989 sayılı kararının 05. Sınıfın 01 alt grupta yer alan mal ve hizmetler hariç olmak üzere kalan mal ve hizmet sınıfları yönünden iptaline, YİDK iptaline yönelik fazlaya dair talebin reddine, hükümsüzlük talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile,

davalı şirket adına tescilli 2017/34989 sayılı "..." ibareli markanın tescilli olduğu 05. Sınıfın 01 alt grupta yer alan mal ve hizmetler hariç olmak üzere kalan mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükümsüzlüğe ilişkin fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkemece tarafların cari kullanımlarının göz önünde bulundurarak değerlendirme yapılmasının iş bu davanın niteliği itibariyle aleni olarak hatalı bulunduğunu, davacının markasının 5. Sınıfın tüm mallarını kapsadığını, müvekkilinin markasının da 5. Sınıfın tüm mallarını kapsadığını, yerel mahkemece taraf markalarının ilaç etken maddesine atıfta bulunmakta olduğu ve bu bakımdan bilinçli tüketicinin ufak farklılıkları ayırtedebileceği yönündeki kabulün hatalı bulunduğunu, davalının ... markasının herhangi bir ilaç etken maddesinden üretilmiş bir ibare olmadığını,

aynı ilaca yönelik olarak piyasaya sunulması halinde ... - ... markaları birbirlerinin muadili olarak önerilecek derecede benzer olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili şirkete ait ... markalı ilaç ile davacı şirkete ait ... markalı ilacın endikasyonlarının tamamen farklı olduğunu, müvekkili şirkete ait marka başvurusu kapsamında yer alan 5/1 sınıf emtia açısından karıştırılma ihtimali bulunmadığı kararına katılmakla birlikte diğer emtia açısından yapılan değerlendirmelerin doğru bulunmadığını, müvekkili şirketin marka başvurusunun 5/2, 3, 4, 5, 6,

7. alt gruplarındaki mallar bakımından “özel ve uzman tüketici kitlesine hitap etmekte ve bu ürünler maksimum özen ve dikkat ile satin alınmakta” şeklinde tespitte bulunulmasına rağmen karıştırılma ihtimalinin ortalama seviyedeki tüketiciyi nazara alarak değerlendirildiğini, markaların karıştırılabileceğine dair görüşün yerinde olmadığını, ... ve ... markaları bir bütün olarak ve başlangiç kısımlarının özellikle ilk harflerinin farlılığı nedeni ile ayırt edilebilecek kadar farklı markalar olduğunu, hükümsüz kılınmasına karar verilen emtia ile tesciline devam olunan kullanım alanları aynı/ilintili olduğunu,

davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları yan yana incelendiğinde anılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak da benzer bulunmadığını, kapsamlarında yer alan 5. Sınıftaki emtianın alıcı kesiminin bilinçli ve dikkat düzeyinin daha yüksek olduğunu, somut olayda 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesinde düzenlenen karıştırma ihtimalinin doğmayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

Dairemizce; davalı şirketin "..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." esas unsurlu markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede, SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların birbirinden farklı olduğu gerekçesi ile davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 14/04/2025 TARİH VE 2024/4194 ESAS, 2025/2406 KARAR SAYILI SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Yargıtay 11. Hukuk Dairesince; davacının itirazına mesnet markasının "...", davalının başvuru markasının ise "..." ibareleri olduğu, "..." ibaresinin ilaç ve diğer mal ve hizmetler açısından davacı yararına kazanılmış hak oluşturduğu, davalının, markada seçenek özgürlüğünü kullanmayıp, davacının markasını çağrıştıracak şekilde, ayniyet derecesinde benzer ve ilaç etken maddesi de içermeyen bir ibareyi marka olarak almak istemesinin, davacının markasına yanaşma ve başvuruda kötüniyetin göstergesi olduğu,

bu nedenle, davacının markasının davalının markasına tüm mal ve hizmetler açısından engel oluşturması ve başvurunun tümüyle reddedilmesi gerektiği gerekçesi ile Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.

GEREKÇE

Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, Dairemizce tarafların markaları arasında, SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine dair hüküm tesis edilmiş, iş bu karar Yargıtay tarafından bozulmuştur.

Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler ile tarafların iddia ve savunmalarına göre, davalı tarafça yapılan marka başvurusuna davacı tarafça iltibas nedeniyle itirazda bulunulmuş, davacının idari aşamadaki itirazı markalar arasında iltibas bulunmaması nedeniyle ret edilmiş, bu kararın iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemi ile açılan davada davacı vekilince, müvekkiline ait "..." ibareli marka ile davalıya ait "..." ibareli markanın görsel ve işitsel olarak güçlü bir benzerlik ihtiva ettiği ileri sürülmüş, yani markalar arasında iltibas bulunduğu iddiasına dayanılmış, kötüniyete dair bir iddiada bulunulmamış,

davalının cevap dilekçesinde de bu iddialara yönelik cevap verilmiş, davacı tarafça sunulan cevaba cevap dilekçesinde yine iltibas iddiasına dayanılmış, yapılan ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık konusu.

"Davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen YİDK kararının 6769 sayılı SMK 6/1 md kapsamında yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı" olarak tespit edilmiş, bu kapsamda yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesince taraf markalarının kapsadığı bir kısım mallar yönünden SMK'nın 6/1. maddesindeki koşulların oluştuğu, bir kısmı için oluşmadığı belirlenmiş, kötüniyete dair bir tartışma yapılmamış, bu karara yönelik sunulan istinaf dilekçelerinde de taraf markaları arasındaki iltibas hususu istinaf sebebi yapılmış,

kötüniyete ilişkin bir istinaf itirazı ileri sürülmemiş, Dairemizce de tarafların markaları arasında, SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir.

Görüldüğü üzere dosya kapsamındaki uyuşmazlık, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunup bulunmadığı noktasında toplanmakta olup, davalının başvurusunda kötü niyetli olduğu konusunda hiçbir iddiada bulunulmadığı, hiçbir delilin ileri sürülmediği, diğer bir deyişle davalının kötü niyetli olmadığı hususunun, taraflar arasında da tartışma konusu yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu noktada uyuşmazlığın SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.

Diğer taraftan, Yargıtay bozma ilamında, davalının, markada seçenek özgürlüğünü kullanmayıp, davacının markasını çağrıştıracak şekilde, ayniyet derecesinde benzer ve ilaç etken maddesi de içermeyen bir ibareyi marka olarak almak istemesinin, davacının markasına yanaşma ve başvuruda kötüniyetin göstergesi olduğu belirlenmiştir.

SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Çünkü bu düzenlemeler, esasen, TMK'nın 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir (Yargıtay HGK 16/07/2008 T., 2008/11-501 Esas, 2008/507 Karar).

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/2725 Esas, 2021/445 Karar ve 26/01/2021 Tarihli kararında; olaya uygulanacak mülga 556 sayılı KHK’da açıkça düzenlenmese de, Dairemiz uygulamalarında KHK’nın 35/1, 42/1-a maddeleri ile TMK’nın 2.maddesi birlikte yorumlanarak, kötü niyetin bir hükümsüzlük sebebi olarak kabul edildiği,

marka başvurusunun hangi hallerde kötü niyetle yapıldığının her bir somut olayda ayrı ayrı değerlendirilecek olmakla birlikte, Daire uygulamalarında daha ziyade markanın ticaret yapmak için değil, başkalarına şantaj yapmak ve para koparmak, başkalarının ticaretine engel olmak veya kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak markayı kendi adına tescil ettirmek, sözleşme hükmüne aykırı olarak markayı adına tescil ettirmek gibi hususların genel kötü niyet sebepleri olarak görüldüğü, kötü niyetli marka tescilinde, başvuru konusu tüm mal ve hizmetler yönünden marka başvurusunun reddi gerektiği belirlenmiştir.

Bu açıklamalar karşısında, somut olaya dönüldüğünde ise, SMK'nın 6/9. maddesinde nispi ret sebepleri arasında düzenlenen kötüniyetin ancak itiraz üzerine dikkate alınabileceği, taraflarca ileri sürülmedikçe resen dikkate alınamayacağı, kanunun açık metninden anlaşılmaktadır. Bu itibarla somut uyuşmazlıkta davalının başvurusunun kötüniyetle yapıldığı yönünde bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı düşünülmüş, aksi yönde bulunan bozma ilamına iştirak edilmemiştir.

Diğer yandan, somut olayda usule ait kazanılmış hak müessesi ile ilgili açıklama yapmak da gerekmektedir. Öncelikle usule ait kazınılmış hak Usul Hukukunun dayandığı ana esaslardandır ve kamu düzeni ile de ilgilidir. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)’nda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktaydı.

Usulî kazanılmış hak kurumu, davaların uzamasını ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak amacıyla Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de, bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir.

Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarihli ve 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı kararında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usulî kazanılmış hak denilmektedir...” şeklinde tanımlanmaktadır (Yargıtay HGK, 2023/5-1067 Esas, 2025/388 Karar).

Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, gerek ilk derece mahkemesi gerekse istinaf mahkemesi kararında kötüniyete dair bir hususun tartışılmamış ve gerek istinaf gerekse de temyiz dilekçelerinde bu hususa ilişkin bir iddiada bulunulmamış olması karşısında, somut uyuşmazlığın sadece SMK'nın 6/1. maddesi çerçevesinde çözülmesi gerektiğine yönelik davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak doğmuştur. Bu nedenle kamu düzenine ilişkin bulunan bu hususun aşılarak dosya kapsamında tartışılamayacak olan kötüniyetin tartışma konusu yapılmasının mümkün bulunmadığı kanaatine ulaşılmış, bu nedenle de bozma ilamına iştirak edilmemiştir.

Bu kapsamda, somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir.

Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587).

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davalı şirketin "..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." esas unsurlu markası arasında biçim,

düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Zira markaların başlangıç harfleri farklı olduğu gibi son hecesi de farklıdır.

Son olarak Yargıtay bozma ilamında "..." ibaresinin ilaç ve diğer mal ve hizmetler açısından davacı yararına kazanılmış hak oluşturduğu yönünde bir belirleme yapılmış olmasına rağmen, davalı şirketin "..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." esas unsurlu markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı anlaşıldığından, bozma ilamına bu yönüyle de iştirak edilmemiştir.

Bu nedenlerle, davalı şirketin "..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." esas unsurlu markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı gerekçesi ile Dairemizce verilen 29/03/2024 tarih ve 2022/388 Esas, 2024/644 Karar sayılı kararında direnilmesine karar verilmiş ve aşağıda gösterilen şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1-Dairemizce verilen 29/03/2024 tarih ve 2022/388 Esas, 2024/644 Karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE,

2-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

3-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı ... vekilinin ve davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile, Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/01/2021 Tarih ve 2018/397 Esas - 2021/20 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA;

4-Davanın REDDİNE,

5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 35,90-TL harçtan mahsubu ile bakiye 579,50-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

6-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

7-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,

8-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 162,10.TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalı ... verilmesine,

9-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yatırılan 162,10.TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalı şirkete verilmesine,

10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),

11-Davalılardan peşin olarak alınan 59,30'ar.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine,

12-Davacıdan alınması gereken 615,40.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,

13-Davalılar kendilerini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T' nin 2/4 maddesine göre hesaplanan 16.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,

Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şirket vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 24/09/2025 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/09/2025

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/10/2025

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2025/1190, K. 2025/1688, 24 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti
  7. Gerekçe
  8. Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 10/10/2025
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1190
Karar No
2025/1688
Tarih
24 Eylül 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2025/1191 K.2025/1193
  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2025/1191 K.2025/1457
  • Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2025/1191 K.2025/1106
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2025/1191 K.2025/1312
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2025/1193 K.2025/1152
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2025/1195 K.2025/1304

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.