KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Mart 2026
- Esas-Karar No
- 2025/297 - 2026/606
- Esas no
- 2025/297
- Karar no
- 2026/606
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 08/12/2021
- Numarası
- 2020/188 E. - 2021/417 K.
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali
Karar Metni
1.421 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/12/2021 tarih ve 2020/188 Esas - 2021/417 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalı Şirketin 2018/119664 sayılı "..." ibareli marka başvurusuna, müvekkilince adına tescilli "..." ibareli markalara dayalı olarak yapılan itirazın, diğer davalı Kurum tarafından reddedildiğini, söz konusu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı Şirketin, müvekkiline ait 2015/09865 ve 2015/15223 sayılı "..."
ibareli markalara karşı daha önce hükümsüzlük talebiyle Bakırköy 1. FSHHM nezdinde dava açtığını ve bu davanın müvekkili lehine sonuçlandığını, müvekkili
adına tescil edilmiş markalar ile itiraza konu olan markanın asli unsuru ve amblemlerinin birebir aynı
olduğunu, dava konusu marka başvurusunun müvekkiline ait markaların serisi olduğu izlenimi
yarattığını, davalı Şirket tarafından kanunu dolanmak amacıyla yapılmış kötü niyetli marka
başvurularının sicili boş yere işgal ettiğini, davalı şirketin 2018-2019 yılları içinde müvekkiline ait
"..." markasına tecavüz teşkil edecek şekilde kasten ve kötü niyetle 39 farklı marka başvurusu
yaptığını, bu markaların bir kısmının yapılan itirazlar sonucu tamamıyla reddedildiğini, bir kısmına
karşı yapılan itirazların henüz sonuçlanmadığını, bir kısmı hakkında da derdest davalar bulunduğunu,
davalı şirketin bu tutumunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-527 sayılı kararının
iptaline, dava konusu başvuruya ilişkin tescil işlemlerinin reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında bir benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, kötü niyet iddiasının ispatı yönünden ise yeterli delilin sunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkilinin 04.01.2006 tarihinde Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyeti'nde
kurulduğunu, Türkiye’de ve KKTC’de turizm sektöründe "... Hotel" adı ve unvanı altında faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin yatırımı olan "... Hotel" markasını/ticari unvanını koruma amacı ile 21.04.2015 tarihinde ticari unvan olarak kaydettirdiğini, müvekkilinin Türkiye’de de aynı marka/ticari unvan ile yatırım yapmak isterken "... Hotel" ibaresinin, davacı tarafından
2015/09865, 2015/15223, 2015/15240 numaralı tescil başvurularına konu edildiğini, "..." ve "
... ..." markalarının gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, müvekkilinin markalar üzerinde gerçek hak sahibi olarak
davalının başvuru tarihinden önce markayı kullandığını ve piyasada maruf
hale getirdiğini, davacı şirketin kötü niyetle hareket ederek müvekkiline ait "..." markasını
kendi adına tescil ettirdiğini, dava dışı ...’un davacı şirketin tek pay sahibi ve
şirketi en geniş şekilde temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü olduğunu, müvekkili şirketin "... Hotel" projesinde tüm ticari sırları haiz ve yapım aşamasında bilgi sahibi olan, markanın ticari hayatta fiilen yoğun kullanımda olduğunu bilen, müvekkilinin pay sahibi dava
dışı ...’un pay sahibi olduğu davacı şirket vasıtası ile müvekkilinin markasının
tescil ettirdiğini, kötü niyetli olarak markayı elinde bulunduran davacı şirket eylemleri ile
müvekkili şirketin ticari itibarına zarar verildiğini ve müşteri çevresinde iltibas yaratan marka
ile karışıklığa yol açtığını, Bakırköy 1. FSHHM’nin 2018/339 E. sayılı dosyasının istinaf
incelemesinde olduğunu, kabul
anlamına gelmemekle birlikte "..." markasının davacıya ait olduğu kabul edilse bile "..." ile "... hotel international" markalarının farklı bulunduğunu, aralarında iltibas ihtimali olmadığını, davacının kötü niyet iddialarının yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davalının "Şekil+ ... Hotel İnternational" ibareli marka başvurusu ile davacının "Şekil+..." ve "Şekil+... ..." ibareli tescilli markaları arasında dava konusu markanın kapsamında yer alan 32. sınıftaki "Biralar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar.
Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri." malları açısından ortalama tüketici kesimi nazarında görsel ve sesçil benzerlik oluştuğu, davacı markaları kapsamında yer alan 43/1. sınıftaki "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." ile davalı markası kapsamında yer alan 32. sınıftaki "Biralar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar.
Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri." mallarının ilişkili ve bağlantılı mallar/hizmetler olduğu, benzerlik nedeniyle her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceği, taraf markaları arasında belirtilen mallar yönünden SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluştuğu, davalı marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2020-M-527 sayılı YİDK kararının, dava konusu 2018/119664 başvuru sayılı markanın kapsamında yer alan 32. sınıftaki "Biralar.
Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri." malları yönünden iptaline, karar tarihinde dava konusu marka tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili katılma yoluyla, müvekkil adına tescilli markalar ile davaya konu markaların asli unsurlarının ve amblemlerinin birebir aynı olduğunu, markalar arasında sadece renk bakımından farklılık bulunduğunu, dolayısıyla SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca başvurunun tümden reddinin gerektiğini, bu haliyle dava konusu marka başvurusunun, müvekkiline ait markaların serisi izlenimini yarattığını, davalı Şirket tarafından kanunu dolanmak amacıyla yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesinde öngörülen şekilde benzerlik olmadığından karıştırılma ihtimali bulunmadığını, taraf markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin de farklı olduğunu, davacı markalarının, davalı marka başvurusu kapsamından çıkarılmasına karar verilen 32. sınıfta tescilli olmadığını, aynı/benzer emtianın da yer almadığını, emtia benzerliği ön şartının sağlanmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, "..." markasının üstün ve gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, mahkemece bu husus dikkate alınmaksızın yapılan incelemenin eksik ve hatalı bulunduğunu, taraf markaları arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olmadığı gibi markaların tescilli olduğu mal ve hizmetlerin de birbirinden farklı olduğunu, davacı tarafından bugüne kadar kullanılmayan markalar ile dava konusu başvuru kapsamında yer alan 43/1. sınıftaki mallar yönünden iltibasın varlığının kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kullanılmayan ve sadece depolamak amacıyla sicili işgal eden markaya dayalı olarak iltibasın varlığının ileri sürülmesinin kötü niyeti gösterdiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan 32. sınıftaki "Biralar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar.
Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri." malları yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu,
zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı gibi dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere yukarıda belirtilen 32. sınıf mallar yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiği, yukarıda sayılan 32. sınıf mallar dışında kalan mal ve hizmetler yönünden ise emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden, SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında bir tescil engelinin olmadığı,
YİDK kararının iptali istemi ile açılan davaların, YİDK karar tarihindeki hukuki duruma göre çözümlenmesi gerektiği gibi davacının itirazına mesnet markaların hükümsüzlüğü istemi ile açılan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, başvuru tarihi itibariyle dava konusu ibarenin gerçek hak sahipliği ile ilgili taraflar arasında derdest davanın olduğu da gözetildiğinde, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının da söylenemeyeceği anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/03/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2025/297, K. 2026/606, 26 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama