KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/114 E., 2024/114 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Vekilleri
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Ocak 2024
- Dosya no
- 2022/114
- Karar no
- 2024/114
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03/11/2021
- Numarası
- 2020/670 Esas 2021/692 Karar
- Davacılar
- —
- Davalılar
- —
- Dava
- Ticari Şirket
- Dava tarihi
- 16/12/2020
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 29/01/2024
Karar Metni
1.596 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki pay defteri kaydına ilişkin ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar murisi ...'in davalı ... Ltd. Şti.'nin ortağı olduğunu ve bu şirketteki hisselerini Ankara 43. Noterliğinin 22/07/2015 tarih ve 14855 yevmiye nolu pay devir sözleşmesi ile davalı ...'a devrettiğini, ancak bu pay devrinin Ticart Sicil kayıtlarına işlenmediğini, davalı şirket tarafından bildirimin yapılmadığını iddia ederek davacılar murisine ait şirket paylarının devirlerinin 22/07/2015 tarihinde yapıldığının tespiti ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılara usulüne uygun biçimde dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edildiği halde yanıt verilmediği gibi, duruşmalara davalıları temsilen katılan da olmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; pay devrinin ortaklar ve şirket yönünden bağlayıcı olabilmesi için ortaklar kurulunca kabul ve pay defterine işlemesi gerekli olup, şirketin haklı nedenle devir alanı ortaklığa kabul etmeme hakkının bulunmadığı, pay devrinin tarafları ortaklar kurulunun ortaklığa kabul etmeme yönünde karar verilmesi halinde ret isteminin mahkeme kararı ile denetime tabi tutulmasının mümkün olduğu,
bunun dışında mahkemenin ortaklar kurulu yerine geçip pay devrini kabul ve bunun pay defterine işlenmesine karar vermesi mümkün olmadığı için somut olayda gerçek kişi davacı murisi ile gerçek kişi davalılar arasında pay devrinin gerçekleşmiş olduğunun tespiti koşullarının oluşmadığı, yine 3.kişiler yönünden bağlayıcılık için tescil ve ilan gerekli olup, tescil ve ilanı müdürlerin talep edebileceği, müdürler dışında kimse için bu hakkın tanınmadığı,
davacılar ile devralan davalıların bu durumda yapması gereken işin yazılı olarak müdürlere başvurup tescil ve ilanın yerine getirilmesini istemeleri, makul süre içerisinde müdürler işlem yapmaz ise mahkeme aracılığı ve dava yolu ile tescil ve ilanı talep etmeleri gerektiği halde, davacıların dava açmadan önce müdürlere başvurduklarına ilişkin hiçbir delil sunmadıkları için doğrudan mahkemeye başvuru ile tescil ve ilan yaptırılması koşullarının oluşmadığı, bu hali ile pay devrinin gerçekleştiğinin tespiti koşullarının oluşmadığı,
müdürlere başvurulup tescil ve ilan işlemi yaptırılması istendiği kanıtlanamadığı için doğrudan mahkeme aracılığı ile tescil ve ilan yaptırılmasına da karar verilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bahse konu hisse devrinin iki ortakli bir limitet şirket durumunda iken yapılan bir hisse devri olduğunu, bu hisse devri sonucu şirketin hukuken ve mevzuat olarak tek ortaklı ve tek müdürlü limited şirket haline dönüştüğünü, ancak yerel mahkemenin davalı şirketin hisse devri neticesinde tek ortağa ve tek yetkili hale dönüştüğünü göz ardı ederek genel hükümler çerçevesinde T.T.K.595.madde ve 598.madde hükümlerine göre değerlendirme yapmasının hukuka, Yasanın özüne, hakkaniyete ve Yargıtayın yerleşik içtihatlarına aykırı olduğunu,
hisseleri devralan davalının ikinci ortak olup aynı zamanda da tescil ve ilan işlemlerini yapmaya tek yetkili fiili ve resmi şirket müdürü olduğunu, dolayısı ile hisse devirlerinin ayrıca şirkete bildirilmesine gerek kalmaması gerektiğini, çünkü şirketin tamamı davalının olmuş tek söz ve yetki sahibi olduğunu, davalıların tüm bu süreci bilinçli olarak savsakladıklarını ve bu süreçte şirketin 6183 sy AAUHK yönünden amme borçlarını ve piyasa borçlarını ödemeyerek borca batık hale getirildiğini, davalı ...'ın TTK hükümlerine aykırı olarak basiretli bir tüccar gibi davranmadığını, şirket müdürü olarak da tescil ve ilan işlemlerini savsaklayarak,
görevi kötüye kullandığının ortada olduğunu, her iki davalıya da dava süresince hiç bir surette yasal tebligat yapılamadığını, her ikisinin de adreste kayıp durumunda olduğunu, yerel mahkeme dava süresince davaya ilgi ve özen göstermeyen her iki davalının bu durumunuda verdiği kararla göz ardı ettiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; limited şirket hisse devrinin tespiti, ticaret siciline tescil ve ilanı istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ankara 43. Noterliğinin 22/07/2015 tarih ve 14855 yevmiye nolu Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi, mirasçılık belgesi, ticaret sicil kayıtları vs deliller dosya arasında mevcuttur.
Dosya kapsamından, davacılar murisi ... Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı ... Ltd. Şti.'ndeki 500 payını Ankara 43. Noterliğinin 22/07/2015 tarih ve 14855 yevmiye nolu işlemi ile davalılardan ...'a devrettiği, ancak devir hususunun şirket yetkilisi olan davalı ... tarafından pay defterine işlenmediği gibi bu hususta herhangi bir karar alınmadığı ve ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmediği anlaşılmaktadır.
Davacıların murisinin hisse devri 22/07/2015 tarihinde yapılmış olup, bu tarihte 6102 sayılı TTK yürürlüktedir. 6102 sayılı TTK'nun 595. maddesinde "(1)Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır.
Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri, rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir. (2)Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş ise esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur.
(3)Şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse, ortaklar genel kurulu sebep göstermeksizin onayı reddedebilir. (4)Şirket sözleşmesi ile sermaye payının devri yasaklanabilir. (5)Şirket sözleşmesi devri yasaklamış veya genel kurul onay vermeyi reddetmişse, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkı saklı kalır.
(6)Şirket sözleşmesinde ek ödeme veya yan edim yükümlülükleri öngörüldüğü takdirde, devralanın ödeme gücü şüpheli görüldüğü için ondan istenen teminat verilmemişse, genel kurul şirket sözleşmesinde hüküm bulunmasa bile, onayı reddedebilir. (7)Başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onayı vermiş sayılır." hükmünü içermektedir.
Anılan hüküm uyarınca, pay devrinin geçerli olarak yapıldığının kabulü için noterde devire ilişkin işlem yapılması, devir işleminin şirkete bildirilmesi, ortaklar genel kurulu tarafından devire onay verilmesi ile devir şirket yönünden tamamlanmış olmakta, devir işlemi ticaret sicile tescil edilmekle de 3. kişiler yönünden geçerli hale gelmektedir.
Somut olayda davacıların murisi ... davalı şirkette bulunan 500 payını 22/07/2015 tarihli limited şirket pay devri sözleşmesi ile davalı ...'a 50.000 TL bedel ile devretmiştir. Devir sözleşmesinde devralan davalı ...'ın devir sözleşmesini şirkete ibraz ederek ticaret sicili müdürlüğünde ve ilgili diğer kurumlarda kayıt ve tescil ettirmeyi sağlayacağını kabul ve beyan etmiştir.
Davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarından davalı şirketin 500 adet hissesinin muris ...'e kalan 500 adet hissesinin ise davalı ...'a ait olduğu, ortakların her ikisinin de şirketi münferiden temsile yetkili oldukları görülmüştür. Bu durumda taraflar arasında noterde yapılan hisse devir sözleşmesi sonucu davalı şirketin tek ortağı ve müdürü davalı ... olmuştur.
22/07/2015 tarihli hisse devir sözleşmesinde davacıların murisinden davalı şirketteki hissesini devralan davalı ... hisse devir sözleşmesinde açıkça devir sözleşmesini davalı şirkete ibraz ederek ticaret sicili müdürlüğünde ve ilgili diğer kurumlarda kayıt ve tescil ettirmeyi sağlayacağını kabul ve beyan etmiştir.
Anılan sözleşmede davalının yüklendiği edim karşısında hisse devir sözleşmesini davalı şirkete ibrazı ile ticaret sicil müdürlüğünde gerekli tescillerin yaptırılmaması TMK'nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmektedir. Öte yandan devralan davalı ... tek ortak olduğundan şirket yönünden hüküm ifade etmesi için ortaklar genel kurul kararına da gerek bulunmamaktadır.
Davalı ... devirden sonra tek ortak olduğundan devre onay vermemesi de TMK'nun 2. maddesine aykırı olacaktır.
Hal böyle olunca, mahkemece hisse devir sözleşmesi ile davalı ...'ın davalı şirketin tek ortağı ve müdürü olduğu, hisse devir sözleşmesinde anılan davalının açıkça hisse devir sözleşmesini davalı şirkete ibrazı ile ticaret sicil müdürlüğünde gerekli tescilleri yaptırmaya yönelik edim yükü altında bulunduğunun düzenlendiği, davalı ...'ın hisse devir sözleşmesindeki edimini ifa etmemesinin TMK'nun 2. maddesine aykırı bulunduğu gözetilerek davanın kabulü ile pay devir tarihinden itibaren davacılar murisi ...'ın davalı şirket ortağı olmadığının tespitine, pay devrinin Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilanına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında isabet görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davacılar murisinin pay devir tarihinden itibaren davalı şirket ortağı olmadığının tespitine, pay devrinin Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilanına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/114, K. 2024/114, 29 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama