İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/1196 K.2024/1353

Taraflar arasındaki ticari ünvanın korunması istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi,…

Esas2022/1196Karar2024/1353Tarih12 Aralık 2024Okuma11 dk · 2.183 kelime

KÜNYE

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/1196 E., 2024/1353 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Davalı

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Karar tarihi
12 Aralık 2024
Esas no
2022/1196
Karar no
2024/1353
İncelenen dosyanın mahkemesi
ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
07/03/2022
Numarası
2021/735 Esas 2022/179 Karar
Davacılar
—
Dava
Ticari Ünvanın Korunması
Dava tarihi
24/11/2021
Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
10/01/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.183 kelime·11 dk okuma·5 bölüm

Taraflar arasındaki ticari ünvanın korunması istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Kooperatifinin 1967 yılında bir sanayi bölgesi geliştirmek amacıyla kurulduğunu, bu kooperatifin ...

Sanayi Bölgesinin altyapı ve üstyapı yatırımlarını tamamlayarak 2000 üyesini gayrimenkul sahibi yaptığını, her bir kooperatif üyesinin hakkı olan gayrimenkul dağıtıldıktan sonra, kalan gayrimenkullerin kooperatif tarafından aktife konularak ve üyelerini sanayi, ticaret ve yatırımcılıkla buluşturmak amacıyla faaliyetler gerçekleştirmeye başladığını, diğer müvekkilinin anılan organizasyon yapısı içerisinde bölgesel ve sektörel kalkınmayı sağlamak amacıyla ...

Kooperatifi tarafından kurulduğunu, müvekkili vakfın kurulduğu günden bu güne faaliyetleri küçük ve orta ölçekli işletmelerin kurulmasına, geliştirilmesini desteklediğini, bu doğrultuda kooperatif tarafından 1967 yılından beri kurulan "..." markasının öncelikle kooperatif adına tescil edildiğini, duyulan lüzum üzerine de 2014 yılından itibaren müvekkili vakıf tarafından korunmaya devam edildiğini, ... ibaresinin müvekkili vakıf adına tescilli olduğunu, ... ibaresinin zamanla müvekkilleri ile özdeşleşmiş, belirli bir düzeyde kalite ve güvenin sembolü haline gelmiş olduğunu,

bu nedenle faaliyetlerin gerçekleştiği yerleşim yerinin de ... ismiyle anılmaya başladığını, müvekkillerinin ... ibaresi bakımından daha önce ve gerçek hak sahibi olduğunu, 31/08/2006 tarihinde kurulan davalıya ait "...-... ..." ibareli ticaret unvanında ... ibaresinin esas ve ayırt edici unsur olarak kullanıldığının tespit edildiğini, davalı işletmenin internet sitesi www...com.tr incelendiğinde ...

Kalıp işletmesinin ... ... tarafından kurulduğunun görüldüğünü, davalının haksız şekilde müvekkillerinin ticaret ünvanını kullandığını, davalının ticaret ünvanının esas unsurunda ... ibaresi ile faaliyet göstermesinin müvekkilleri ile ekonomik ve/veya idari yönden bağlantılı olduğu izlenimini yaratabileceği gibi, tüketiciler de sunulan ürün veya hizmetlerin müvekkilleri tarafından sunulduğu yanılgısına kapılabileceğini, belirterek müvekkillerinin ilk tescil eden sıfatıyla kullanmakta olduğu ticaret unvanına ayniyet derecesinde benzer ticaret ünvanının ticari dürüstlüğe aykırı bir biçimde kullanımının TTK'nun 54,

55/l-a-4 maddeleri gereğince haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespiti ve men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 07.04.2006 tarihli tescil ve ilan işlemi akabinde, “... – ... ...” isimli ticaret unvanı ile ticaret hayatına başladığını, 2006 yılından bu yana ticari faaliyetine aynı unvan ile torna, kalıp ve freze alanında faaliyetini sürdürdürdüğünü, müvekkilinin iyiniyetli olarak ticaret unvanını tescil ettirdiğini, eylemin hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilemeyeceğini, müvekkiline ait olmayan internet sitesinin 2011 yılında müvekkilinin kardeşi tarafından satın alınarak kurulduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacılar ilk tescil eden sıfatıyla unvanlarına tecavüzün tespiti ve sonuçlarının ortadan kaldırılması talebiyle eldeki davayı açmışlar ise de, davalının "...-..." unvanının 12/04/2006 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, davacıların tescili bu tarihten çok daha öncesine ait olmakla birlikte davalının tescil işleminin ticaret sicilinde ilanı tarihinden itibaren dava tarihine kadar 15 yıldan uzun süre geçtikten sonra eldeki davanın açıldığı anlaşıldığı,

ticaret sicil kaydı aleni olduğundan davacıların davalının ... ibaresini kullandığını ilan ile birlikte öğrendiklerinin kabulü gerektiği, davacıların öğrenmeden itibaren makul bir sürede dava açmayarak, davalı tarafça ticaret unvanı 15 yıldan uzun bir süre ile kullanılıp, davalı mevcut unvanı ile ticari alanda tanınır hale geldikten sonra eldeki davanın açılmasının Türk Medeni Kanunun 2. maddesine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kooperatif tarafından 1967 yılından beri korunan "..." markası, öncelikle kooperatif adına tescil edildiğini, ardından da duyulan lüzum üzerine 2014 yılından itibaren vakıf tarafından korunmaya devam ettiğini, "..." ibaresinin müvekkili vakıf adına tescil edildiğini, geçmişten beri devam etmekte olan söz konusu üretim ve müvekkillerinin faaliyetleri sonucunda, müvekkiller tarafından meydana getirilen "..." ibaresi tüm ülke çapında tanınır hale geldiğini, müvekkillerinin “...” ibaresi bakımından daha önce ve gerçek hak sahibi olduğunu,

"..." ibaresini esas ve ayırt edici unsur olarak kullandığı tespit edilen davalıya ait, aynı adreste faaliyet gösteren 31.08.2006 kuruluş tarihli "... – ... ...” ibareli işletmeye ilişkin olduğunu, davalı işletmenin internet sitesi www...com.tr incelendiği zaman ...

Kalıp işletmesinin ... ... tarafından kurulduğunun görüldüğünü, davalı işletme haksız şekilde müvekkillerinin ticaret unvanını kullandığını, davalı işletmenin ticaret unvanın esas unsurunda “...” ibaresi ile faaliyet göstermesi, müvekkillerinin ticaret unvanı ile ekonomik ve/veya idari yönden bağlantılı olduğu izlenimini yaratabileceği gibi, tüketicilerin de sunulan ürün veya hizmetlerin müvekkilleri tarafından sunulduğu yanılgısına kapılabileceğini, ticaret unvanın korunmasında ana amacın daha önce ve gerçek hak sahibini tespit etmek olduğunu, unvan üzerinde önce ve gerçek hak sahibinin hak ve çıkarlarını korumak olacağını,

davalının sonra tescil ettiren sıfatıyla ticaret unvanında haksız bir şekilde "..." ibaresini kullanmasının açıkça ticari dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, işbu sebeple Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ile de ortaya konduğu üzere haksız bu tescile ilişkin unvanın hukuk düzenince korunmaması gerektiğini, TTK'da ticaret unvanına tecavüz davalarında herhangi bir zamanaşımı süresinin öngörülmediğini, ticaret unvanı yönünden herhangi bir düzenleme bulunmamakta ve bu sebeple her uyuşmazlık konusu somut olay kendi içerisinde TMK'nun 2. maddesi göz önüne alınmak suretiyle incelenmesi ve araştırılması gerektiğini,

sessiz kalma yoluyla hak kaybından bahsedilebilmesi için her şeyden önce ticaret unvanını sonradan tescil ettiren kişinin iyi niyetli olması gerektiğini, ticaret unvanını sonradan tescil ettiren kişinin kötü niyetli ise sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilemeyecek önceki hak sahibi ticaret unvanının terkinini süre gözetilmeksizin her zaman talep edebileceğini, istinaf konusu davada her ne kadar müvekkilinin markasal haklarına ilişkin talepleri bulunmasa da, belirli bir süre boyunca kesintisiz, aynı ibare altında ve bu ibare için çalışan müvekkile ait "..." ibaresinin Türkiye çapında tanınmış olduğunu,

Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yetkili kurum olan Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından kabul ve ilan edilmiş olup, kararın dosyaya sunulduğunu, müvekkillerine ait "..." ibaresi yalnızca müvekkilleri, müvekkile bağlı iştirakler ve müvekkilce kullanımına izin verilen birkaç işletmede kullanılabildiğini, müvekkilleri ile aynı ilde faaliyet gösteren davalının müvekkillerinden ve müvekkillerinin unvanından haberinin olmamasının imkansız olduğunu, kaldı ki davalının aleni ticaret sicilinde ve daha da genelinde internette gerçekleştireceği kısa bir "..." ibaresi araştırmasıyla müvekkillerinden haberdar olabilecek konumda bulunduğunu,

davalının ticaret unvanı başvurusunun haksız ve kötüniyetli olduğunu, davalının müvekkillerin tanınmışlığından faydalanmak ve ticari çıkar sağlamak amacıyla ticaret unvanında "..." ibaresini iktisap ettiğini, müvekkillerinin 50 yılı aşkın süredeki emek ve çabaları ile oluşturdukları "..." ismini korumak adına "..." ibaresini gerek ticaret unvanında gerekse ticari işletmesinde gerek markasında ve her ne nam ve sıfat altında olursa olsun haksız ve hukuka aykırı bir biçimde kullanım tespit ettikleri takdirde yasal yollara başvurduklarını, müvekkillerinin 50 yılı aşkın bir süredir faaliyetlerini sürdürdüğünü,

müvekkillerinin tüm emeği ve yatırımları doğrultusunda Türkiye’nin en büyük organize sanayi bölgesi kurulduğunu, binlerce işletmeye iş imkanı sağlandığını, davalı şirketin ise hiçbir emek ve çaba sarf etmeden “...” ismini haksız bir şekilde ticaret siciline tescil ettirdiğini, davalının bu kullanımı açıkça ticari dürüstlüğe aykırı olduğunu, davalının müvekkillerden haberdar olmasına rağmen müvekkillerin "..." ibareli ismini, ticaret unvanını ve markasını kötü niyetli olarak kullandığını, ... ibaresinin artık müvekkilleri için ayırt edicilik sağlamanın da ötesinde yine müvekkillerinin alanındaki tecrübesini,

sağladığı kalite ve yenilik standardını da simgeler hale geldiğini, oysa müvekkillerinin 1967’de başlayan faaliyetleri ve 1993’te vakfın kuruluşuyla tescillenen unvanından çok sonra kurulan davalı şirketin sadece unvan tescil ettirmek yolu ile ... ibaresi ile özdeşleşmiş tüm bu avantajlardan faydalanmaya çalıştığını, bu durumun önlenememesi halinde davalının, tüm bu avantajlardan faydalanır iken (satışları artarken, ticari ilişkilerini yeni kurulan bir şirkete göre daha kolay kurabilirken vs.), müvekkiller, iltibas sonucunda davalı şirket ile ilişki kuran tacir ve tüketicilerin boşa çıkan beklentileri ile karşılaşacağını,

müvekkillerinin yıllardır emek verdiği itibarın sarsılacağını, bu durumun şüphesiz telafisi mümkün olmayan zararlara sebebiyet vereceğini, bir an için davalı şirketin müvekkillerden harderdar olmadığını varsayıldığında ticari dürüstlüğe uygun olarak unvan belirlemeden önce internette yapılabilecek basit bir araştırma ile dahi ... ibaresinin müvekkilleri ile ona bağlı şirketler tarafından kullanıldığını öğrenmesinin mümkün olduğunu, davalının dosya kapsamındaki beyanlarından anlaşılacağı üzere müvekkillerden haberdar olduğunu, davalının kötü niyetli bir şekilde müvekkillerle iltibasa sebebiyet veren ticaret unvanını tescil ettirdiğini,

kullanımlarına devam ederek kendi lehine haksız bir çıkar elde ettiğini, bununla birlikte, müvekkillerinin dava konusu unvandan haberdar olur olmaz, iyi niyet ile davalı tarafa ihtarname gönderdiğini, unvanda değişiklik talep ettiğini, ancak hiçbir sonuç alamayınca dava açmak zorunda kaldığını, ticaret unvanının esas unsurunun iktisap edilmesinin iltibasa sebebiyet verdiğini, başlı başına iyiniyet kurallarına aykırı olduğu hatta ve hatta kötü niyetli bir tescil olduğunun açık olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,

davanın kabulüne karar verilmesini istemiş, istinaf dilekçesinde ayrıca işbu başvurunun yapıldığı tarih itibari ile söz konusu haksız fiillerine devam eden davalının dava konusu markayı 3. kişilere devretmesi halinde ise davanın konusuz kalması riski bulunduğunu, böylesi bir durumda davacı müvekkile ait unvanın üçüncü kişilerce haksız bir şekilde kullanılması karşısında, müvekkilinin uğradığı zararların telafinin güçleşeceğini, TTK’nun 61. maddesi uyarınca marka ve ticaret unvanına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve verilecek hükmün etkinliğini temin etmek için,

dava konusu markanın devir ve diğer hukuki işlemlere konu edilmesi bakımından dava sonuçlanıncaya dek tedbir konulmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek müvekkillerinin ilk tescil eden sıfatı ile kullanmakta olduğu ticaret unvanına ayniyet derecesinde benzeyen ve ticari dürüstlüğe aykırı bir biçimde kullanılan davalı kooperatif ticaret unvanındaki “...” ibaresinin TTK’nun 52. maddesi gereğince kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, bu unvanı taşıyan ticari emtia, web sayfası kullanımı,

internet alan adı tescili ve unvanı taşıyan belgelerin imhası ve kullanımının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Dava; ticari unvanın korunması istemine ilişkindir.

6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;

... Kalıp ibareleri internet ilanları, 12/04/2006 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi sureti, davacı vakfın 02/12/1993 tarihli vakıf senedi ile davacı kooperatifin 27/03/1990 tarihli ana sözleşmesi, Türk Patent ve Marka Kurumunun davacı vakfın başvurusu üzerine yaptığı tespit dosya içerisinde yer almaktadır.

Davalı şahıs şirketi olan ...-... ... şirketinin anılan unvanla kuruluşunun 12/04/2006 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği dosya içeriğiyle sabittir.

Türk Patent ve Marka Kurumunun davacı vakfın 14/07/2021 tarihli başvurusu üzerine ... markasının tanınmış marka olma kriterlerini yerine getirdiği tespit edilmiştir.

Davacı yan, davalı şirketin ticaret ünvanında ... ibaresini kullandığını, kendilerinin ... ibareli ticaret unvanının daha önce tescil edildiğini, davalının ... ibareli ticaret unvanını kullanmasının haksız olduğunu, iltibasa sebep olacağını, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.

Taraflar arasında davacıların ... ibareli ticaret unvanının daha önce tescil edildiği, davalının ... ibareli ticaret ünvanının ise daha sonra tescil edilmiş olduğu hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık, davalının ... ibareli ticaret unvanını daha sonra tescil ederek kullanmasının davacıların daha önce tescil edilmiş durumda bulunan ... ibareli unvanına tecavüz niteliğinde olup olmadığı, davacıların işbu davayı açmasının TMK'nun 2. maddesine aykırılık teşkil edip etmediği hususlarından kaynaklanmaktadır.

Türk Ticaret Kanunu'nun 52. maddesi "(1) Ticaret ünvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret ünvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir. (2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir." hükmünü içermektedir.

Davalı gerçek kişi şahıs işletmenin "...-... ..." unvanı ile 12/04/2006 tarihinde tescil edildiği, davacıların tescilinin bu tarihten çok daha öncesine ait olmakla birlikte, davalının tescil işleminin ticaret sicilinde ilanı tarihinden itibaren dava tarihine kadar 15 yıldan fazla süre geçtikten sonra işbu davanın açıldığı, ticaret sicil kaydı aleni olup davacıların davalının "..." ibaresini kullandığını ilan ile birlikte öğrendiğinin kabulü gerekir.

Davacıların öğrenmeden itibaren makul bir sürede terkin davası açmadığı, davalı tarafça ticaret unvanının 15 yıldan fazla süre ile kullanılıp, ticari alanda tanınır hale geldikten sonra işbu davanın açıldığı, bu durumun Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine aykırılık oluşturduğunun kabulü gerekir (Emsal Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 20/06/2018 tarih ve 2016/13591 Esas 2018/4658 Karar, 27/01/2022 tarih ve 2020/6753 Esas 2022/689 Karar sayılı ilamları).

Hal böyle olunca, mahkemece davacı tarafından açılan davanın TMK'nun 2. maddesine aykırılık oluşturduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Öte yandan, davacılar vekilince istinaf başvuru dilekçesinde ihtiyati tedbir verilmesi talep edilmiş ise de, esas yönünden uyuşmazlığa ilişkin gerekçe gözetilerek davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine hükmedilmiştir.

Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde yer alan ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacılar vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde yer alan ihtiyati tedbir taleplerinin reddine,

2-Davacılardan ihtiyati tedbir talepleri yönünden alınması gereken 704,50 TL istinaf karar harcından peşin alınan 133,00 TL'nin mahsubu ile 571,50 TL'nin davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

4-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL'nin davacılardan müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,

5-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/f. maddesi gereğince ihtiyati tedbir talebi yönünden kesin, esas yönünden HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/12/2024

Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ...

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/1196, K. 2024/1353, 12 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Dava
  4. Cevap
  5. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. İstinaf Sebepleri
  7. Hukuki Nitelendirme, Delillerin Ve İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1196
Karar No
2024/1353
Tarih
12 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2022/1198 K.2024/1988
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/1198 K.2024/1542
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/1199 K.2024/1463
  • Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/1201 K.2024/1277
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/1205 K.2024/1298
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/1205 K.2024/2115

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.