KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2022/1201 E., 2024/1660 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Davacı Vekili Davalı
- Karar tarihi
- 31 Aralık 2024
- Esas no
- 2022/1201
- Karar no
- 2024/1660
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/05/2019
- Numarası
- 2018/326 Esas 2019/509 Karar
- Dava
- Menfi Tespit
- Dava tarihi
- 02/04/2018
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 31/12/2024
Karar Metni
1.762 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında Eskişehir 4.İcra Müdürlüğünün 2018/2017 Esas sayılı dosyasından yapılan kambiyo takibinin dayanağı olan 05.02.2018 vadeli 42.500,00 TL bedelli bononun davalı bankaya verilen teminat senedi niteliğinde olduğunu, teminat koşullarının gerçekleşmediğini, bonoda esas borçlu olan ...'nun kullandığı kredi ile ilgili sözleşmede müvekkilinin imzasının bulunmadığını, takipte genel kredi sözleşmesine de atıf yapılmadığını, teminat koşulunun gerçekleşmemiş olduğunu,
aksi olsa da bononun kayıtsız şartsız borç ikrarı niteliğinde olmadığını iddia ederek Eskişehir 4.İcra Müdürlüğünün 2018/2017 Esas sayılı takibinin dayanağı olan 05.02.2018 vadeli 42.500,00 TL bedelli bonodan müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı borçlular aleyhine başlatılan 4.İcra Müdürlüğünün 2018/2017 sayılı icra dosyasında ödeme emrinin davacı borçlulara tebliğ tarihine göre süresi içerisinde yapılmış bir başvurusunun olmadığını, borçlunun kötü niyetli olarak, yasada ve uygulamada yer almayan gerekçelerle söz konusu senedin teminat senedi olduğu iddiasında bulunduğunu, takibe konu senet üzerinde teminat ibaresinin yer almadığını, takip konusu senedin mücerret borç ikrarının içerir senet olduğunu, borçlunun bu haliyle alacağın tahsilini bertaraf etmek için haksız itirazlarda bulunduğunu bildirerek davanın reddi ile %20 tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davalı banka ile dava dışı ... arasında 02/03/2012 tarihli, 50.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacının ise bu sözleşmeyi müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, davacının ayrıca davalı bankaya 02/03/2012 keşide tarihli, 05/02/2018 vade tarihli, 42.500,00 TL bedelli bonoyu müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalayarak verdiği, ödeme yapılmaması üzerine davalı banka tarafından Eskişehir 4. İcra Müdürlüğünün 2018/2017 Esas Sayılı dosyası üzerinden davacı borçlu ve diğer borçlular hakkında icra takibi başlatıldığı,
her ne kadar icra takibine konu senedin genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiği iddia edilmekte ise de; senet üzerinde teminat senedi olduğuna dair herhangi bir ibare bulunmadığı gibi, senedin bahsi geçen genel kredi sözleşmesine istinaden verildiği kabul edilse dahi genel kredi sözleşmesindeki borcun ödendiğinin kanıtlanamadığı, genel kredi sözleşmesindeki kefalet miktarı kadar davacının sorumluluğunun bulunduğu gerekçeleriyle davanın ve davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı bankaca cevap dilekçesinde dava konusu senet ile genel kredi sözleşmesi arasında bağ kurulmuş olup, bağımsız bir borç ilişkisinin bulunmadığını, o halde genel kredi sözleşmesinin davacı açısından geçerli ve senedin de kambiyo senedi olması gerektiğini, genel kredi sözleşmesindeki kefalette eş rızası bulunmayıp kefalet limitinin davacının el yazısı ile yazılmadığından kefaletin geçersiz olması nedeniyle senedin de geçersiz olduğunu, mahkemece TBK'nun 583-584.maddelerinin değerlendirilmediğini,
senet metnindeki "döviz cinsinden ödenecektir" kaydı nedeniyle senedin kambiyo senedi vasfında olmadığını, mahkemece bu hususun da değerlendirilmediğini, senet geçerli olsa dahi bilirkişi raporunda davacının imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmesi borcunun tamamen ödendiğinin belirtildiği ve esnek taksitli tarım kredisi, ticari kredinin davacı ile ilgisi olmadığına göre davacının senet nedeniyle borçlu olmadığını, bilirkişi raporunda davalının genel kredi sözleşmesi nedeniyle 28.750,00 TL alacağının bulunduğu belirtildiğine göre davacının 13.750,00 TL borçlu olmadığını,
mahkemece banka kayıtlarını dahi incelemeyen ve denetime elverişli olmayan ikinci bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; takip konusu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Takip konusu bono, taraflar arasındaki imzalanan genel kredi sözleşmesi, icra dosyası, bilirkişi raporları, hesap kat ihtarnamesi ve sair deliller dosya arasında mevcuttur.
Eskişehir 4. İcra Müdürlüğünün 2018/2017 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı alacaklı vekilince davacı borçlu aleyhine 02/03/2012 düzenleme tarihli, 05/02/2018 vade tarihli, 42.500,00 TL bedelli belgeye istinaden 42.500,00-TL asıl alacak, 46,04 TL işlemiş reeskont faizi, 127,50 TL %3 komisyon olmak üzere toplam 42.673,54-TL alacağın tahsili için kambiyo senetlerine özgü takip yapıldığı, takibin derdest olduğu anlaşılmıştır.
Takip konusu belgenin incelenmesinde; dava daşı ...'nun "ödeyecek", davacı ... ve dava dışı ... ve ...'nun "müşterek borçlu müteselsil kefil" sıfatıyla isim ve imzalarının bulunduğu davalı bankanın alacaklı olarak yer aldığı 02/03/2012 düzenleme, 05/02/2018 vade tarihli, 42.500,00 TL bedelli belge olup, belgenin metin kısmında "işbu emre muharrer senedimiz mukabilinde Beş Şubat İki Bin On Sekiz tarihinde ... Bankası AŞ'ye yahut emru havalesine yukarıda yazılı yalnız Kırk Bin Beş Yüz Türk Lirası ödeyeceğiz. Bedeli nakden ahzolunmuştur. İhtilaf vukuunda Eskişehir Mahkemelerinin yetkisini şimdiden kabul ederiz" yazılı olduğu, metin kısmı ile "ödeyecek" kısmının arasındaki boşlukta ise "işbu emre muharrer senet aynen döviz cinsi üzerinden ödenecektir" yazılı olduğu görülmüştür.
Davacı yanca, takip konusu belgenin davalı banka ile dava dışı ... arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında teminat senedi olarak düzenlendiğini, teminat koşulu gerçekleşmediğinden davalının alacak talebinde bulunamayacağını, aksinin kabulü halinde de belgenin kayıtsız şartsız borç ikrarı niteliğinde olmadığından bono olarak kabul edilemeyeceğini iddia ederek eldeki davayı açmış, davalı yan takip konusu belgenin teminat senedi olmadığını, savunmuş, mahkemece senedin teminat senedi olduğunun ve kredi borcunun ödendiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda öncelikle takip konusu belgenin kambiyo senedi (bono) vasfında olup olmadığının ve davalı yanca söz konusu belgeye dayanılarak davacıdan alacak talep edilip edilemeyeceğinin tespiti gereklidir.
Bonoda şekil şartlarını düzenleyen 6102 sayılı TTK'nun 776.maddesinde; "(1)Bono veya emre yazılı senet;
a)Senet metninde "bono" veya "emre yazılı senet" kelimesini ve senet Türkçe'den başka bir dille yazılmışsa o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelimeyi,
b)Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini,
c)Vadeyi,
d)ödeme yerini,
e)Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını,
f)Düzenleme tarihi ve yerini,
g)Düzenleyenin imzasını içerir", hükmü düzenlenmiştir.
Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur.
Madde metninden de anlaşıldığı üzere 6102 sayılı TTK'nın 776/1-b.maddesi gereğince bononun kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadi unsurunu taşıması zorunludur. Bu niteliğe haiz olmayan bono, kambiyo senedi vasfında kabul edilmez.
Kıymetli evrakın içerdiği hak parasal değeri olan bir hak olmalıdır. Parasal değer, nesnel (objektif ) olmalı kişiden kişiye değişmemelidir.
Poliçenin bir meblağın ödenmesi için tanzimi şarttır. Başka bir deyişle poliçe ancak bir miktar nakit paranın ödenmesi için düzenlenebilir. Bir miktar emtianın teslimi için poliçenin düzenlenmesi mümkün değildir. Poliçe sadece belli bir miktarda naktin ödenmesi için yetki vermek üzere düzenlenir. Aynı şekilde meblağı gösteren rakamın yanında ödenecek paranın nev'i de yazılı olmalıdır.
Poliçede havale edilen meblağın muayyen olması lazımdır.
Muhatap ancak belli bir meblağı ödemekle yükümlüdür. Bu şartın anlamı belli bir para cinsinden (Mesela Türk Lirası, Dolar vs. gibi) kesin bir rakamın verilmesi gerekliliğidir.
Ödenecek para miktarı hesap olunacak şekilde ifade edilemez. Alternatif olamaz. Ör: ''100 USD veya 5.000.000TL ödeyiniz.'' 12.12.2012 tarihli faturanın bedelini ödeyiniz.'' vs. gibi kayıtlar poliçede yer alamaz. Bu gibi kayıtların varlığı poliçeyi geçersiz kılar.
Meblağın poliçe metni içinde yer alması gerekir. Bononun rakamla gösterilen hanesinde yazılmış olması yeterlidir. Kanun koyucu poliçe metni içinde bir havalenin yer almasını istemiştir. Belli bir meblağ ihtiva etmeyen havale ise düşünülemez (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2024 tarih ve 2022/5160 Esas 2024/1405 Karar sayılı; aynı Dairenin 24/05/2022 tarih ve 2022/661 Esas 2022/4002 Karar sayılı emsal ilamları).
Somut olaya gelince; takip ve dava konusu senedin metin kısmındaki senet bedeli kısmında "Kırk Bin Beş Yüz Türk Lirası" yazıldığı, ancak metin kısmı ile "ödeyecek" kısmının arasındaki boşlukta ödenecek para miktarı hesap olunacak şekilde ifade edilemez. Alternatif olamaz. Ör: ''100 USD veya 5.000.000TL ödeyiniz.'' 12.12.2012 tarihli faturanın bedelini ödeyiniz.'' vs. gibi kayıtlar poliçede yer alamaz. Bu gibi kayıtların varlığı poliçeyi geçersiz kılar.
Meblağın poliçe metni içinde yer alması gerekir. Bononun rakamla gösterilen hanesinde yazılmış olması yeterlidir. Kanun koyucu poliçe metni içinde bir havalenin yer almasını istemiştir. Belli bir meblağ ihtiva etmeyen havale ise düşünülemez (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2024 tarih ve 2022/5160 Esas 2024/1405 Karar sayılı; aynı Dairenin 24/05/2022 tarih ve 2022/661 Esas 2022/4002 Karar sayılı emsal ilamları).
Yukarıda açıklandığı üzere muhatap ancak belli bir meblağı ödemekle yükümlüdür. Bu şartın anlamı belli bir para cinsinden (Mesela Türk Lirası, Dolar vs. gibi) kesin bir rakamın verilmesi gerekliliğidir.
Ancak somut olayda, takip ve dava konusu senedin metin kısmındaki senet bedeli kısmında "Kırk Bin Beş Yüz Türk Lirası" yazıldığı, ancak metin kısmı ile "ödeyecek" kısmının arasındaki boşlukta ise "işbu emre muharrer senet aynen döviz cinsi üzerinden ödenecektir" yazılı olduğu anlaşılmakta olup, "işbu emre muharrer senet aynen döviz cinsi üzerinden ödenecektir" şeklindeki ibare senedin "TL" cinsinden mi,
yoksa "USD" cinsinden mi düzenlendiği hususunda çelişki yarattığından senedin belli bir para cinsinden kesin bir rakamın verildiğinin kabulüne elverişli olmadığı ve dolayısıyla bononun kayıtsız ve şartsız bir bedel ödenmek vaadi unsurunu ortadan kaldırdığından takip ve dava konusu senedin kambiyo senedi niteliğinin bulunmadığı ve bu haliyle davalının takip konusu belge nedeniyle davacıdan herhangi bir hak talep edemeyeceği anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince yazılı gerekçeli ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/1201, K. 2024/1660, 31 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama