KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2022/1234 E., 2024/1650 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Davacılar Vekili Davalı
- Karar tarihi
- 30 Aralık 2024
- Esas no
- 2022/1234
- Karar no
- 2024/1650
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03/03/2022
- Numarası
- 2021/631 Esas 2022/140 Karar
- Dava
- Ticari Ünvanın Korunması
- Dava tarihi
- 06/10/2021
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 30/12/2024
Karar Metni
2.208 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki ticari ünvanın korunması istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... İlçesi sınırları içerisinde daha sonra ... olarak anılacak bölgede,1967 yılında bir sanayi bölgesi geliştirmek amacıyla müvekkillerinden ... Yapı Kooperatifinin kurulduğunu, bu kooperatifin ...
Sanayi Bölgesinin alt yapı ve üst yapı yatırımlarını tamamlayarak 2000 üyesin gayri menkul sahibi yaptığını, gayrimenkuller üyelere dağıtıldıktan sonra kalan gayrimenkullerin aktife konularak ve ... üyelerine sanayi, ticaret ve yatırımcılıkla buluşturulmak amacıyla faaliyet gerçekleştirmeye başladığını ve bu faaliyetlerin 1967 yılından beri devam ettiğini, ... organizasyon yapısı içerisinde her biri kendi alanında uzmanlaşmış ve bir bütünün parçası olarak bölgesel kalkınma modelini oluşturan şirket oluşum ve projelerden oluştuğunu, müvekkillerinden ... ...
Araştırma Geliştirme Eğitim ve Kalkınma Vakfının da anılan organizasyon yapısı içerisinde bölgesel ve sektörel kalkınmayı sağlamak amacıyla ...
Kooperatifi tarafından 1993 yılında kurulduğunu, küçük ve orta ölçekli işletmelerin kurulmasını, geliştirilmesini destekleyip bu işletmelerin teknolojik yapı ve üretimlerinin yurt ekonomisine katkıda bulunmasını amaçladığını, bu doğrultuda kooperatif tarafından 1967 yılından beri korunan ... markasının öncelikle kooperatif adına tescil edilip, ardından da duyulan lüzum üzerine 2014 yılından itibaren vakıf tarafından korunmaya devam ettiğini, ... ibaresinin 2014/54765 sayılı ile müvekkili vakıf adına tescilli olduğunu, tescilin Asil Yeni ... ibareli davalı kooperatiften daha önce tescil edildiğini,
bu nedenle müvekkilleri vakıf ve kooperatifin daha önce ve gerçek hak sahibi olduklarını, TTK'nın 50.maddesi uyarınca usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının sadece sahibine ait olduğunu, TTK'nın 45.maddesi uyarınca bir ticaret unvanı Türkiye'de herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş ise bu unvanın diğer unvanlardan ayrıt edilebilmesi için sonradan tescil edilen ortaklığın unvanına gereken eklerin yapılması gerektiğini,
davalının kullandığı unvanın iltibasa nedeni olarak markanın tecavüzüne sebebiyet verdiğini iddia ederek müvekkillerinin ilk tescil edilen sıfatı ile kullanmakta olduğu ticaret unvanına ayniyet derecesinde benzeyen ve ticari dürüstlüğe aykırı bir biçimde kullanılan davalı kooperatif ticaret unvanındaki ... ibaresinin TTK'nın 52.maddesi gereğince kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesi veya silinmesi, tecavüz sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması, bu unvanı taşıyan ticari emtia, Web sayfası kullanılması, internet alan adı tescili ve unvanı taşıyan belgelerin imhası ve kullanımının durdurulması,
söz konusu unvanın kullanılmasının haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespit ve mennine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilince 17/02/2022 tarihli duruşmada, mevcut davada patent aldıkları ismin korunmasını değil, davalı ile olan isim benzerliğine yönelik haklarının korunmasını talep ettiklerini belirtmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların ticari unvanları ile müvekkilinin ticari unvanı arasında gerek asli gerekse kısmi bakımından tamamen bir birinden farklı olduğunu, bahse konu ticaret unvanlarının karıştırılma ihtimalinin dahi bulunmadığını, ...'in Ankara'nın Yenimahalle İlçesine bağlı bir mahalle olması coğrafi bir yerin adı olması sebebiyle, ... ifadesinin davacıların tekelinde olduğunun kabulünün mümkün olamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; "..."in ... İlçesine bağlı bir mahalle ve semt ismi olduğu, davacıların ticaret unvanında "..." ibaresi unvanın başında yer almakta olup, davalının ticaret unvanında ise üçüncü kelime olarak yer aldığı, tarafların unvanlarının bütün olarak değerlendirildiğinde davalı kooperatif unvanı içerisinde yer alan "..." kelimesinin ticaret unvanlarının karıştırılmasına yol açacak nitelikte olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili kooperatifin ... Sanayi bölgesinin alt yapı ve üst yapı yatırımlarını tamamlayarak 2000 üyesini gayri menkul sahibi yaptığını, faaliyetlerinin 1967 yılından bu yana devam ettiğini, müvekkili ... Vakfının bu organizasyon yapısı içerisinde bölgesel ve sektörel kalkınmayı sağlamak amacıyla ...
Kooperatifi tarafından 1993 yılında kurulduğunu, vakfın kurulduğu günden bu güne faaliyetleri ile küçük ve orta ölçekli işletmelerin kurulmasını, geliştirilmesini desteklediğini, bu işletmelerin teknolojik yapı ve üretimlerinin yurt ekonomisine katkıda bulunmasını amaçladığını, müvekkillerinin kurulduğu tarihten bu yana isimlerinin esas unsuru olan ... ibaresiyle anıldığını, tüm faaliyetlerini ... ismi, ticaret ünvanı, markasıyla gerçekleştirdiklerini, farklı konu ve alanlardaki ... işletmelere yönelik hizmet ağının sürekli iyileşmesinin ve genişleyen yapısının sonucu olarak ... ibaresinin zamanla müvekkilleriyle özdeşleştiğini,
belirli bir düzeyde kalite ve sembolün haline geldiğini, davalının ticaret ünvanındaki ... ibaresinin esas ve ayırt edici unsur olarak kullanıldığını, davalının ... ibaresi ile faaliyet göstermesinin müvekkilleriyle ekonomik, idari yönden bağlantılı olduğu izlenimini yaratabileceğini, tüketicilerde sunulan ürün veya hizmetlerin müvekkilleri tarafından sunulduğu yanılgısına kapılabileceğini, davalıya bu durumun ihtar edilmesine rağmen davalının haksız kullanımına devam ettiğini, müvekkillerinin ticaret ünvanının ayırt edici esas unsurunun davalı tarafından aynen iktisap edildiğini, davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğini,
müvekkillerine bağlı iştirakler ve şirketlerin faaliyet alanlarının da mahkemece incelenmediğini, davalının özellikle cıvata ve hırdavat işlerini müvekkilleriyle aynı bölgede yaptığını, davalının hitap ettiği müşteri kitlesinin müvekkillerinin kurduğu bölgede bulunduğunu, mahkemenin bu hususu göz ardı ettiğini, müvekkillerinin ... ibaresi üzerinde ilk ve önce tescil eden ve önceye dayalı kullanım hakkı sıfatı bulunduğunu, mahkemenin müvekkillerinin piyasadaki tanınmışlığını incelemediğini, müvekkillerinin birçok sektörde faaliyet gösterdiğini, müvekkilleri tarafından kurulmuş, ... ibareli üniversite dahi bulunduğunu,
mahkemece tereddütlü ve itiraza konu hususların aydınlatılmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, müvekkillerin ilk tescil eden sıfatı ile kullanmakta olduğu ticaret unvanına ayniyet derecesinde benzeyen ve ticari dürüstlüğe aykırı bir biçimde kullanılan davalı kooperatif ticaret unvanındaki “...” ibaresinin TTK’nın 52. maddesi gereğince kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, bu unvanı taşıyan ticari emtia, web sayfası kullanımı, internet alan adı tescili ve unvanı taşıyan belgelerin imhası ve kullanımının durdurulmasına,
davalı kooperatif tarafından, müvekkillerin ilk tescil eden sıfatıyla kullanmakta olduğu ticaret unvanına ayniyet derecesinde benzer ticaret unvanının ticari dürüstlüğe aykırı bir biçimde kullanımının TTK’nın 54, 55/1-a-4 maddeleri gereğince haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespiti ve men’ine karar verilmesi gerektiğini
bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; davalı kooperatif ticaret unvanındaki “...” ibaresinin TTK’nın 52. maddesi gereğince kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, bu unvanı taşıyan ticari emtia, web sayfası kullanımı, internet alan adı tescili ve unvanı taşıyan belgelerin imhası ve kullanımının durdurulmasına, davalı kooperatif tarafından, müvekkillerin ilk tescil eden sıfatıyla kullanmakta olduğu ticaret unvanına ayniyet derecesinde benzer ticaret unvanının ticari dürüstlüğe aykırı bir biçimde kullanımının TTK’nın 54, 55/1-a-4 maddeleri gereğince haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespiti ve men’i istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarname sureti, davalı kooperatif iş yeri tabela fotoğrafları, ... Vergi Dairesi müzekkere cevapları, davalı şirket ana sözleşmesi, davalı kooperatif ticaret sicil tasdiknamesi ile ticaret sicil kaydı, davacı vakfın vakıf senedi, davacı kooperatif ana sözleşmesi dosya içerisinde yer almaktadır.
... Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevaplarında, davacılar ile davalının faaliyet alanları bildirilmiştir.
Davalı kooperatif 06/11/2020 tarihinde Ankara Ticaret Siciline tescil edilmiş olup, halen faal durumdadır.
Davacı yan, davalı kooperatifin ticaret ünvanında ... ibaresini kullandığını, kendilerinin ... ibareli ticaret ünvanının daha önce tescil edildiğini, davalının ... ibareli ticaret ünvanını kullanmasının haksız olduğunu, iltibasa sebep olacağını, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiğini iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı ile davacıların faaliyet alanlarının aynı olmadığı, davalının ticaret ünvanındaki ... ibaresinin ticaret unvanlarının karıştırılmasına neden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacıların "..." ibareli ticaret ünvanlarının daha önce tescil edildiği, davalının "..." ibareli ticaret ünvanının ise daha sonra tescil edilmiş olduğu hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davalının "..." ibareli ticaret ünvanını daha sonra tescil ederek kullanmasının davacıların daha önce tescil edilmiş durumda bulunan "..." ibareli ticaret unvanına tecavüz niteliğinde olup olmadığı, bu kullanımın haksız rekabet teşkil edip etmeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davacılar vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde, Türk Ticaret Kanunu'nun 52. maddesi "(1) Ticaret ünvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret ünvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir.
Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir. (2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir." hükmünü içermektedir.
İltibas kavramı, üretici firmaların veya üretilen mal veya hizmetlerin sahip oldukları ad ve işaretlerin birbirleriyle karıştırılarak ayırt etme işlevlerini doğru şekilde gerçekleştirememeleri tehlikesidir (Prof. Dr. Mehmet Emin Bilge tarafından 28/11/2014 tarihli 1.Fikri Mülkiyet Hukuku Uluslarası Sempozyum Tebliğinde Sunulan Makale).
İltibas tehlikesi, görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubun toplumsal düzeyi ve durumu, ..., esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telafuz, anlam ve biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktıkları izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26/02/2016 tarih ve 2014/11-627 Esas 2016/180 Karar).
Bununla birlikte Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12/02/2020 tarih ve 2019/1319 Esas 2020/1319 Karar sayılı kararında da; 6102 sayılı TTK'nun 52. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre, ticaret ünvanının ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibinin bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret ünvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını isteyebileceği, yine TTK'nun 45. maddesinde de bir ticaret ünvanına Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir ünvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya gelindiğinde, davalı kooperatifin ünvanını sonradan 06/11/2020 tarihinde tescil ettirdiği, davalının davacılar ile aynı olacak şekilde "..." ibaresini kullanmasının ticari dürüstlük ile bağdaşmadığı, ticaret ünvanlarında ayırt edici unsurun "..." ibaresi olduğu,
davalının ticaret ünvanında yer alan "..." ibaresinin, davacıların "..." ibaresi ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğu dikkate alındığında, davalı kooperatifin ticaret ünvanına bu ayırt edici unsurun yanına ek unsur olarak aldığı kabul edilen diğer ibarelerin esasen ticaret ünvanının ayırt edici eki niteliğinde olmayıp, faaliyet konusuyla ilgili ek niteliğinde bulunduğu, davacının ibaresiyle karışıklığa sebebiyet verdiği, davalı ünvanı ile davacı unvanının iltibas oluşturmaya açık olduğu, ayırt edilmesinin kolay olmadığı,
bu itibarla davalının unvanında bulunan "..." ibaresinin müşteri nezdinde karışıklığa sebebiyet vereceği, bu itibarla terkin talebinin yerinde olduğu, ancak davalının tescilli ticaret unvanını kullanımı yasal olduğundan haksız rekabet ve tecavüz teşkil etmeyeceği, bu kullanımın TTK'nun 52. maddesinde tanımlandığı gibi ticari dürüstlüğe aykırı olduğu, "..." ibaresi dışındaki ünvanda yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibaresinin terkini gerektiği anlaşılmıştır.
Öte yandan, davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, bu ünvanı taşıyan ticari emtia ve belgelerin imhasına karar verilmesi talep edilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere davacının davalının ünvanında bulunan "..." ibaresinin terkinini talep etmesi yerinde ise de, tescilli ticaret ünvanını kullanımı yasal olduğundan haksız rekabet ve tecavüz teşkil etmeyeceğinden davacının "..." ibaresinin terkini talebi dışındaki sair taleplerinin reddi gerekmiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece davalı ile davacıların faaliyet alanları farklı olmakla birlikte davalının ticaret ünvanındaki "..." ibaresinin iltibasa neden olduğu, davalının, davacıların "..." ibaresini taşıyan tescilli ticaret ünvanını, ticari dürüstlüğe aykırı bir biçimde kullandığı, davacının terkin talebinin yerinde olduğu, davalının tescilli ticaret ünvanını kullanımı yasal olduğundan bu durumun haksız rekabet ve tecavüz teşkil etmediği gözetilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Davacı yan istinaf dilekçesi ile TTK'nun 61.maddesi uyarınca marka ve ticaret unvanına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve verilecek hükmün etkinliğini temin etmek için dava konusu markanın devir ve hukuki işlemlere konu edilmesi bakımından dava sonuçlanıncaya kadar tedbir konulması talep edilmiş ise de, istenen tedbirin niteliğine göre şartları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/1234, K. 2024/1650, 30 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama