İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/1280 K.2024/1517

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya…

Esas2022/1280Karar2024/1517Tarih24 Aralık 2024Okuma26 dk · 5.102 kelime

KÜNYE

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/1280 E., 2024/1517 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Davacı

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Karar tarihi
24 Aralık 2024
Esas no
2022/1280
Karar no
2024/1517
İncelenen dosyanın mahkemesi
ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
11/05/2022
Numarası
2021/694 Esas 2022/259 Karar
Vekili
—
Davalı
—
Dava
Genel Kurul Kararının İptali
Dava tarihi
22/11/2021
Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
23/01/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.102 kelime·26 dk okuma·5 bölüm

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 30/09/2021 günü yapılan genel kurul toplantısının çağrı işlemlerinin 10/08/2020 günlü genel kurul toplantısında seçilen yönetim kurulu tarafından yapıldığını, anılan genel kurulun yokluğuna ve iptaline ilişkin açtıkları davada alınan bilirkişi raporunda 10/08/2020 günlü genel kurul toplantısında yapılan yönetim kurulu seçiminin şirket esas sözleşmesine ve kanuna açıkça aykırı olduğunun tespit edildiğini, yok hükmünde olan bir yönetim kurulu tarafından yapılan genel kurul çağrısının da tayin edilen gündem maddelerinin de yok hükmünde olduğunu,

dava konusu genel kurulda çoğunlukla vekaleten oy kullanıldığını, oy çokluğuyla alınan kararlarda vekaletnamelerin imza sirküleri ve imza beyannamelerinde tutarsızlıklar bulunduğunu, yönetim kurulunun oluşmadığını, üye tam sayısı 9 olarak belirlendiği halde 5 üye seçildiğini, bağımsız üye sayısı en az 3 olması gerekirken 2 bağımsız üye seçildiğini, yönetim kurulu seçimine ilişkin 9 no'lu kararın esas sözleşmenin emredici hükmüne aykırı olduğunu, gündemin 3,4,5 numaralı kararlarına ilişkin hükümsüzlük gerekçelerinin muhalefet şerhlerinde açıkça belirtildiğini, faaliyet raporunun yok hükmünde olan bir yönetim kurulu tarafından hazırlandığını,

yönetim kurulunda SPK bülteninde yer aldığı şekliyle piyasa dolandırıcılığı suçlamasıyla haklarında ceza tesis edilen yönetim kurulu üyeleri bulunduğunu, faaliyet raporunun gerçekleri tam olarak yansıtmadığını, şirketin bağımsız denetim firmasının şirketle ilgili çalışmalarında gerekli mesleki özeni göstermediğinin tespit edildiğini, bu nedenle denetim şirketinin SPK bülteninde yer alan şekilde cezalandırıldığını, alınan kararların hükümsüz olduğunu, toplantının 6 nolu kararının yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerinin ibrasına ilişkin olduğunu,

şirket esas sözleşmesine ve kanuna aykırı olarak seçilen yönetim kurulu yok hükmünde olduğundan ibra edilemeyeceğini, toplantının 7 ve 8 nolu kararlarının birbiriyle çeliştiğini, bir taraftan şirket zarar ettiği için yönetim kurulu kar dağıtmıyor iken diğer taraftan yönetim kurulu üyelerine 5.000,00'er TL huzur hakkı ödenmesine karar verildiğini, gündemin 10. maddesi ile yönetim kurulu tarafından önerilen bağımsız denetim kuruluşunun seçildiğini, SPK tarafından piyasa dolandırıcılığı suçlamasıyla işlem tesis edilen yönetim kurulu üyeleri de bulunduğundan böyle bir yönetim kurulu tarafından yapılan önerinin kabul edilemeyeceğini,

gündemin 12. maddesi ile yönetim hakimiyetini elinde bulunduran pay sahiplerinin yönetim kurulu üyelerinin, üst düzey yöneticilerin, bunların eş ve ikinci dereceye kadar kan ve sıhri yakınlarının, şirket veya bağlı ortaklıklarıyla çıkar çatışmasına neden olabilecek nitelikte işlem yapabilmesi ve rekabet edebilmesi hususlarıyla ilgili sermaye piyasası mevzuatı ve TTK'nun 395 ve 396 maddeleri uyarınca karar alındığını, oy yoksunluğu olmasına rağmen, ilişkili kişilerin akrabaları için oy kullandığını, oylamanın teker teker yapılmadığını, yönetim kurulunun da esas sözleşmeye aykırı oluşturulduğunu,

gündemin 13,14 ve 16 nolu maddeleriyle alınan kararlarda yetkinin asgari ve azami sınırlarının belirtilmediğini, şirketin borsaya açık bir şirket olması, verilen yetkinin kötü kullanılması halinde tüm mal varlığının yok olmasına sebep olunabileceğini, 14 no'lu kararda bahsedilen 3. Kişilerden somut olarak hangi kişilerin kastedildiğinin belirsiz olduğunu, kim olduklarının belli olmadığını, bu kadar geniş anlamda sınırlı ayni hak tesisi için yetkili organın genel kurul olduğunu,

bu yetkinin sınırsız olarak devrinin genel kurulun devredilemez yetkilerinden birinin devri anlamına geldiğini belirterek davalı şirketin 30/09/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğuna, mahkeme aksi kanaatte olur ise butlan ile batıl olduğuna, mahkeme yine aksi kanaatte olur ise iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yönetim kurulunun yok hükmünde olduğuna dair herhangi bir kesinleşmiş karar mevcut olmadığını, dava konusu genel kurul kapsamında mevcut tüm vekaletlerde noterden tasdikli imzaları barındıran imza beyannameleri ile vekalet formlarının asıllarının bulunduğunu, dava konusu genel kurul kapsamında yapılan yönetim kurulu seçiminde, yönetim kurulunun 9 kişiden oluşturulmasına karar verildiğini, esas sözleşme gereğince 4 üyesinin imtiyazlı paylar çoğunluğunun göstereceği adaylardan seçilmesi gerektiği,

ancak davacı ve dava dışı imtiyazlı pay sahibi ... tarafından çoğunluk sağlanamadığından aday gösterilemediği için 5 üyenin seçilebildiğini, bu bağlamda asgari üye sayısını sağlayan yönetim kurulunun oluşmadığı iddiasında bulunmak ve bu yönüyle şirketin organsız kaldığının iddia edilemeyeceğini, dava konusu genel kurulda davacı tarafından esas sözleşmede kendisine tanınan imtiyazın kullanılmak istendiğini, ancak çoğunluk sağlanamadığından aday gösterilemediği için 4 üyenin seçilemediğini, yönetim kurulunun 5 kişi üzerinden kurulduğunu, esas sözleşmenin ve sermaye piyasası mevzuatının aradığı asgari üye sayısının sağlandığını,

şirketin yönetim kurulunun oluşmadığı iddiasının doğru olmadığını, SPK tarafından yönetim kurulu üyeleri hakkında henüz herhangi bir işlem yapılmadığını, suç duyurusu dahi gerçekleştirilmediğini, her bir yönetim kurulu üyesinin yapılan işlemlerden kendi kusuru oranında sorumlu olacağını, eski kanun döneminde yönetim kurulu ibralarında yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında oy kullanamamasının sebebinin sorumluluklarının müşterek ve müteselsil olması olduğunu, ancak yeni kanun döneminde bu hususun değiştirildiğini, yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibralarında oy kullanabileceğini,

12 no'lu karara ilişkin herhangi bir işlem tesis edilmediğini, kararın geçersizliğinin ileri sürülmesinde hukuki yarar bulunmadığını, oydan yoksun olduğu ileri sürülenler oy kullanmasa dahi sonucun değişmeyeceğini, gündemin 13. maddesindeki yetkinin yönetim kuruluna verilmesinin SPK'nun 31 vd. maddeleri gereğince mümkün olduğunu, 14. maddede alınan kararda önemli nitelikteki işlemler ve ayrılma hakkı tebliğinin 4 (c) maddesinde belirlenmiş olan önemlilik ölçüleri içerisinde kalan ve kurumsal yönetim tebliğinin 12. maddesindeki düzenlemelere uygun olarak mal varlığı devri hakkında yetkinin yönetim kuruluna verildiğini,

sermaye piyasası mevzuatında belirlenen sınır ve nitelikte yetkiler verildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, genel kurul toplantısında alınan kararların iptal edilmediği sürece geçerliliklerini koruduğu, Ankara Asliye 10. Ticaret Mahkemesi'nin 2020/432 Esas sayılı dosyada davalı şirketin bir önceki dönem genel kurul kararlarının iptali, yoklukla malul olduğu iddiası ile açılan davada 20/04/2022 tarihli kararla genel kurulun yönetim kurulunun seçimine ilişkin 9. gündem maddesi ile alınan kararın iptaline karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği, çağrı usulsüzlüğü durumunun olmadığı, toplantının bakanlık temsilcileri huzurunda yapıldığı,

davalının sunulan vekaletnamelerin noter önünde düzenlendiğini belirttiği, hazır bulunanlar listesinin bakanlık temsilcileri tarafından düzenlenerek imzalandığı, anonim şirketlerin genel kurul toplantılarının usul ve esasları ile bu toplantılarda bulunacak bakanlık temsilcileri hakkında yönetmeliğin 34/1 maddesi gereğince bakanlık temsilcisinin temel görevinin, toplantının kanun, bu yönetmelikle ilgili mevzuat ile esas sözleşme hükümlerine göre uygun olarak yürütülmesini gözetmek olduğu,

yönetmeliğin 21. maddesine göre vekaletnamenin unsurları ve geçerlilik süresinin kontrolünün bakanlık temsilcileri tarafından yapılması gerekeceği, hazır bulunanlar listesinin bakanlık temsilcileri tarafından da imzalandığı, dava konusu davalı şirketin 30/09/2021 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 3. maddesi şirketin 2020 yılı yönetim kurulu faaliyet raporu, 4. maddesi şirketin 2020 yılı bağımsız denetim kuruluşu raporunun oylaması, 5. maddesi 2020 yılı bilanço ve gelir gider tablosunun oylaması, 6. maddesi yönetim kurulu ve denetçilerin ibraları, 7. maddesi yönetim kurulu üyelerine 5.000,00'er TL huzur hakkı ödenmesi,

8. maddesi kâr dağıtımı yapılmaması konularına ilişkin olup, oylama sonucu oy çokluğuyla onaylandığı ve ibra edildikleri, faaliyet raporları ve finansal tablolar üzerine yönetim kurulu üyelerinin ibrası, yönetim kurulu üyelerinin haklarının belirlenmesi, genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olup, kararın alınmasında nitelikli bir çoğunluk öngörülmediği, genel kurulun sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerin veya temsilcilerin varlığı ile toplandığı ve oy çokluğu ile kararların alındığı, davacı tarafın muhalefet şerhi içeriği itibariyle iptali gerektirir bir durum bulunmadığı,

gündemin 10. maddesinde şirketin 2021 yılı mali tablo ve raporlarının denetimi için bağımsız denetim şirketi seçimine ilişkin olup, bağımsız denetim, kamu gözetimi muhasebe ve denetim standartları kurumu gözetiminde faaliyet gösteren ve kendisi de bir sermaye şirketi olan bağımsız denetim kuruluşu tarafından yapılan finansal tablo ve diğer finansal bilgilerin, finansal raporlama standartlarına uygunluğu ve doğruluğu hususunda makul güvence sağlayacak yeterli ve uygun bağımsız denetim kanıtlarının elde edilmesi amacıyla, denetim standartlarında öngörülen gerekli bağımsız denetim tekniklerinin uygulanarak defter,

kayıt ve belgeler üzerinden denetlenmesi ve değerlendirilerek rapora bağlanması olup, önerilen firmanın kamu gözetimi, muhasebe ve denetim standartları kurumu gözetiminde faaliyet gösteren yetkili firma olup olmaması olduğundan kimin tarafından önerildiğinin objektif iyi niyet kuralları bakımından da sonuç doğurmasının beklenemeyeceği, kararın kanuna, ana sözleşmeye, iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı, gündemin 13, 14 ve 16. maddelerinde alınan kararlarla yönetim kuruluna verilen yetkilerin halka açık anonim şirketlerin uyması gereken mevzuata atıfla ve bu mevzuattaki sınırlar kapsamında verildiği,

yönetim kurulu bu yetkileri almış olsa dahi şirkete karşı özen ve sadakat yükümlülüğü altında sorumluluğu bulunduğu, alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı, gündemin 9. maddesinin yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin olduğu,

davalı şirket ana sözleşmesinin yönetim kurulu ve süresine ilişkin 7. maddesinde şirketin işleri ve idaresinin genel kurul tarafından seçilecek en az 5 en çok 9 üyeden oluşan bir yönetim kurulu tarafından yürütüleceği, yönetim kurulunun 5 üyeden oluşması halinde 2 üyesinin, 6 veya 7 üyeden oluşması halinde 3 üyesinin, 8 veya 9 üyeden oluşması halinde 4 üyesinin A grubu pay sahiplerinin çoğunluğunun göstereceği adaylar arasından seçileceği,

kurumsal yönetim tebliği ek-1'de yer alan sermaye piyasası kurulu kurumsal yönetim ilkeleri 4.3.4 maddesi uyarınca yönetim kurulu içerisindeki bağımsız üye sayısının toplam üye sayısının 1/3'ünden az olamayacağı, her durumda üye sayısının 2'den az olamayacağı hükmünün düzenlendiği, anılan maddede yönetim kurulu üyelerinin seçiminde öncelikle üye sayısının 5 ile 9 arası kaç olacağının kararlaştırıldığı ve yönetim kurulu üye tam sayısının 9 kişiden oluşması hususunun oylamaya sunulduğu, 9 kişiden oluşmasına oy çokluğuyla karar verildiği, devamında 9 üye seçilmesine geçildiği,

bu durumda ana sözleşmenin 7. maddesi uyarınca 4 üyesinin A grubu pay sahiplerinin çoğunluğunun göstereceği adaylar arasından seçilmesi gerektiği, ancak A grubu payların eşit miktarda olmasından dolayı oy çokluğu sağlanamadığından A grubunun aday gösterebileceği 4 adayın yönetim kurulu üyeliği için aday gösterilemediğinden 4 aday için seçim yapılamadığı, yönetim kurulu üyeliklerine seçilecek 9 üyeden kalan 5 üyenin seçimine geçilerek 5 üye seçiminin oy çokluğu ile yapıldığı, yönetim kurulu üye sayısı oylanıp 9 üye belirlendikten sonra 5 üyenin seçilip yönetimin oluşturulmasının ana sözleşmeye aykırı olduğu,

yönetim kurulu üye sayısının seçiminde ana sözleşmeye göre 5 üyenin seçiminin de kararlaştırılabileceği, ancak bu genel kurul toplantısında 9 üye seçimi kararlaştırıldıktan sonra seçime geçildiği, bu durumda yönetim kurulu üyeliklerine seçilecek 9 üyeden kalan 5 üye ile yönetim kurulu oluşturulmasının ana sözleşmeye aykırı olması nedeniyle 9. madde ile alınan yönetim kurulunun seçimine ilişkin kararın iptaline karar verilmesi gerektiği, gündemin 12. maddesinin yönetim hakimiyetini elinde bulunduran pay sahiplerinin, yönetim kurulu üyelerinin, üst düzey yöneticilerinin, bunların eş ve ikinci dereceye kadar kan ve sıhri yakınlarının,

şirket veya bağlı ortaklıkları ile çıkar çatışmasına neden olabilecek nitelikte işlem yapabilmesi ve rekabet edebilmesi hususları ve bu işlemlere izin verilmesi hususunun oylanıp oy çokluğuyla kabul edildiği, TTK'nun 395/1. maddesinde yönetim kurulu üyesinin genel kuruldan izin almadan şirkette kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamayacağı, 395/2. maddesinde pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan 393. maddede sayılan yakınlarının şirkete nakit borçlanamayacağı,

TTK'nun 396. maddesinde yönetim kurulu üyelerinden birinin genel kurulun iznini almaksızın şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendisi veya başkası adına yapamayacağı, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatı ile de giremeyeceği hususlarının düzenlendiği, genel kurul izni ile yönetim kurulu üyelerine rekabet edebilme ve şirkette kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapma yetkisinin oy çokluğuyla verildiği,

bu hususun genel kurulun izni ile olabileceği, ancak yönetim hakimiyetini elinde bulunduran pay sahiplerinin, üst düzey yöneticilerin, bunların eş ve 2. dereceye kadar kan ve sıhri yakınlarının da kapsama alındığı gibi hakim pay sahipleri ya da önceki dönemde seçilen yönetim kurulu üyelerinin, kendisinin şirket dışı kişisel menfaati ile veya kanunda belirtilen yakınlarının kişisel ve şirket dışı menfaati ile şirketin menfaatinin çatıştığı konulara ilişkin müzakerelere katılmasının objektif iyi niyet kurallarına uygun olmadığı,

izin verilen pay sahibi ve yöneticilerin bu maddenin oylamasına da katıldıkları, bunun da afaki iyi niyet kurallarına uygun olamayacağı, içerik itibariyle de kapsamının çok geniş olduğu, bu madde ile alınan kararın iyi niyet kurallarına aykırı bulunduğu, 12. madde ile alınan kararın iptaline karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 30/09/2021 tarihli toplantıda gündemin 9. maddesi ile alınan yönetim kurulu seçimine ilişkin kararın ve 12. maddesi ile alınan kararın iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili nezdinde imtiyazlı pay sahipleri davacı ile dava dışı ... arasındaki husumet dolayısıyla şirketin %90'ına sahip 10.000'den fazla yatırımcının tüm menfaatlerini hiçe saymanın kabul edilemeyeceğini, hiçbir somut değerlendirmeye dayanmayan mahkeme kararının ortadan kaldırılması gerektiğini, her ne kadar müvekkili şirket esas sözleşmesinde imtiyazlı paylara yönetim kuruluna aday belirleme imtiyazı tanınmışsa da ilgili esas sözleşmenin yürürlüğe girmesinden itibaren işbu imtiyazların dava konusu genel kurula kadar hiçbir yıl uygulanmadığını,

taraflarınca bu hususun vurgulanmasının nedeninin müvekkili şirket A grubu pay sahiplerinin sahip olduğu oy imtiyazı ve yönetim kuruluna aday gösterme imtiyazının 9 senedir yürürlükte olan imtiyazlar olduğunu, dava konusu genel kurula kadar imtiyazlı pay sahipleri davacı ve ... tarafından bu imtiyazın kullanılması iradesinin gösterilmediğini, dava konusu genel kurul sırasında işbu imtiyazların kullanılmak istendiğini, ancak imtiyazlı paylar tarafından ortak aday belirlenemediğinden,

9 kişilik yönetim kurulunun 4 kişilik aday listesinin de belirlenemediğini, böylece yalnızca 5 kişilik aday seçimi yapılabildiğini, esas sözleşmeye aykırı herhangi bir husus olmadığını, imtiyazlı pay sahiplerinin kendi aralarındaki anlaşmazlık dolayısıyla belirlenemeyen

adaylardan, %90'ı halka açık olan ortaklıktaki tüm pay sahiplerinin mesul tutulması ve şirketin yönetimsiz bırakılması kabul edilemeyeceğinden mahkeme tarafından yapılan bu soyut değerlendirmenin de kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirket nezdinde toplamda 3.000.000 adet imtiyazlı pay olup, bunlardan 1.500.000 adedinin davacıya, kalan 1.500.000 adedinin ise dava dışı ...'e ait olduğunu, her iki imtiyazlı pay sahibinin eşit miktarda paya sahip olması,

tarafların anlaşmazlığı halinde şirketin kitlenmesine/organsız kalmasına sebebiyet verecek olduğundan, kalan 33.600.000 adet paya sahip 10.000'den fazla yatırımcının tüm yatırımlarını boşa çıkaracağını, bilirkişi raporunda dahi şirketin organsız bırakılmaması gerektiği, bu anlamda yapılan seçimin doğru olduğu, yalnızca bağımsız üye sayısı bakımından 9

üye arasında 3 üye bulunması gerektiğinden, 3 bağımsız üyenin seçilmesinin gerektiğinin belirtildiğini, şirketin organsız bırakılmasının son çare olduğunu, asıl olanın şirketin organlı olması bulunduğunu, davacı ve dava dışı ...'in kendi aralarındaki anlaşmazlığın, 10.000'den fazla yatırımcının menfaatini yok edeceğini, müvekkili şirketin asıl sahibi davacı ve ... değil, kalan 33.600.000 adet paya sahip yatırımcılar olduğunu, nitekim bu pay sahipleri tarafından da genel kurul nezdinde her iki imtiyazlı pay sahibine de imtiyazlarını kullanma hakkı tanındığını, ancak kendileri tarafından aday gösterilemediğini,

şirketin %10'dan az paya sahip imtiyazlı paylarının, kalan %90'ının tüm haklarını yok etmesinin kabul edilemeyeceğini, somut olayda organ eksikliğinden bahsedilmesinin mümkün olmadığını, esas sözleşmeye uygun olarak 5 adet yönetim kurulu üyesinin görevini layıkıyla yerine getirdiğini, kararın tamamen soyut gerekçelerle verildiğini, somut olayda müvekkili şirket nezdinde her sene düzenli olarak genel kurul yapıldığını, yönetim kurulu oluşturulduğunu, müvekkili şirket nezdinde 5 üyenin bulunduğu yönetim kurulunun mevcut olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu genel kurula çağrı işlemlerini yapan yönetim kurulunun seçimine ilişkin genel kurul kararının iptal edildiğini, dava konusu genel kurulun yoklukla malul olduğunu, genel kurul çağrısının da tayin edilen gündem maddelerinin de külliyen yok hükmünde olduğunu, gündemin 3, 4 ve 5 inci maddelerine ilişkin muhalefet şerhlerinin geçerli bulunduğunu, bu davanın sebebi olarak ileri sürüldüğünü, konuya ilişkin delillerin SPK'dan celbedilebileceği gibi, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/ 432 Esas sayılı dosyasının celbi ile de görülebileceğini, genel kurulda 3,

4 ve 5. Maddeleriyle alınan kararın yokluğunu, butlanını, iptalini talep ettiklerini, gündemin 6. maddesine muhalefet şerhlerinde belirttikleri gerekçelerle oy çokluğu ile alınan yönetim kurulunun ibrası yönündeki kararın kanuna, hukuka açıkça aykırı olduğunu, yokluğunu, butlanını, iptalini talep ettiklerini, gündemin 7. ve 8. maddelerinin birbiri ile ilişkili olup, bir taraftan şirket zarar ettiği için bir taraftan şirketin zarar ettiği iddiasında bulunan yönetim kurulu kar dağıtmıyor iken, diğer taraftan yönetim kuruluna,

diğer taraftan şirket ortağı da olan yönetim kurulu üyelerine 5.000,00'er TL huzur hakkı ödenmesine karar vermesi hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu, gündemin 10. maddesine muhalefet şerhlerinde belirttikleri gerekçelerle, oy çokluğu ile alınan kararın kanuna ve hukuka açıkça aykırı olup yokluğunu, butlanını, iptalini talep ettiklerini, toplantı tutanağının 13, 14 ve 16. maddelerinin muhalefet şerhlerinde açıkça görüldüğü üzere taraflarınca her üç maddeye de aynı sebeplerle muhalif kalındığını, muhalefet şerhlerindeki sebeplerle bunların da yokluğunu, butlanını, iptalini talep ettiklerini,

diğer yandan 14 numaralı kararda bahsedilen üçüncü kişilerden somut olarak hangi kişilerin kastedildiğinin belirsiz olduğunu, ismen kim olduklarının belli olmadığını, bu kadar geniş anlamda sınırlı ayni hak tesisi için yetkili olan organın genel kurul olduğunu, bu yetkinin bu şekilde sınırsız olarak devrinin, genel kurulun devredilemez yetkilerinden birinin devri anlamına geldiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, iptal edilen 9 ve 12 numaralı kararların öncelikle yokluğuna, bu mümkün olmadığı takdirde butlanına, bu da mümkün olmadığı takdirde iptal edilmiş olarak bırakılmasına,

diğer genel kurul kararlarının da öncelikle yokluğuna, bu mümkün olmadığı takdirde butlanına, bu da mümkün olmadığı takdirde iptaline karar verilmesini istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Dava; anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.

6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;

Davalı şirketin 30/09/2021 tarihli genel kurul toplantı tutanağı, hazirun cetveli, yargılama aşamasında mali müşavir ve hesap bilirkişi heyetinden alınan 17/02/2022 tarihli rapor, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/432 Esas 2022/297 Karar sayılı karar sureti, anılan dosyada hukukçu, bankacı, matbaa uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 07/09/2021 tarihli bilirkişi heyeti raporu, davalı şirket ana sözleşmesi, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı, vekaletnameler ve imza beyannameleri dosya içerisinde yer almaktadır.

Davalı şirketin ana sözleşmesinin 7. maddesinde, şirketin işleri ve idaresinin genel kurul tarafından seçilen en az 5, en çok 9 üyeden oluşan yönetim kurulu tarafından yürütüleceği, yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun icrada görevli olmayan üyelerden oluştuğu, icrada görevli olmayan yönetim kurulu üyeleri arasından SPK'nun kurumsal yönetim ilkelerine göre bağımsız üyeler seçileceği, yönetim kurulu 5 üyeden oluşursa iki üyesi, 6 veya 7 üyeden oluşursa üç üyesi, 8 veya 9 üyeden oluşursa dört üyesinin A grubu pay sahiplerinin çoğunluğunun göstereceği adaylar arasından seçileceği hükme bağlanmıştır.

Dava konusu 30/09/2021 tarihli genel kurul toplantısında, gündemin 3. maddesinde 2020 yılı yönetim kurulu faaliyet raporunun oy çokluğuyla onaylandığı, gündemin 4. maddesinde 2020 yılı denetim kurulu faaliyet raporunun oy çokluğuyla onaylandığı, gündemin 5. maddesinde 2020 yılı bilanço ve gelir gider tablosunun oy çokluğuyla onaylandığı, gündemin 6. maddesinde yönetim kurulunun ve denetçilerin 2020 yılı faaliyetlerinden dolayı oy çokluğuyla ibra edildiği, gündemin 7. maddesinde 2021 faaliyet yılı için yönetim kurulu üyelerinin her birine aylık 5.000,00 TL huzur hakkı ödenmesine oy çokluğuyla karar verildiği,

gündemin 8. maddesinde kar dağıtımı yapılmamasına oy çokluğuyla karar verildiği, gündemin 9. maddesiyle yönetim kurulu seçimi, yönetim kurulunun 9 kişiden oluşmasına karar verildiği, 9 üye seçilmesine geçildiği, A grubu paylar eşit miktardan olmasından dolayı oy çokluğunun sağlanamadığı, A grubunun aday göstereceği 4 adayın yönetim kurul üyeliği için aday gösterilmediği, kalan 5 üyenin oy çokluğuyla seçilmesine karar verildiği, gündemin 10. maddesinde yönetim kurulunun önerdiği bağımsız denetim şirketine oy çokluğuyla karar verildiği,

gündemin 11. maddesinde SPK seri IV no:41 tebliğ hükümlerine göre ilişkili taraflarla yürütülen işlemlerle ilgili olarak yönetim kurulu tarafından hazırlanan raporla genel kurula bilgi verildiği, gündemin 12. maddesinde TTK'nun 395 ve 396 maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyelerine yetki verilmesine oy çokluğuyla karar verildiği, gündemin 13. maddesinde yönetim kuruluna her türlü borçlanma aracını çıkarma, hüküm ve şartlarını belirme yetkisinin verilmesine oy çokluğuyla karar verildiği,

gündemin 14. maddesinde önemli nitelikteki işlemler ve ayrılma hakkı tebliği, önemli nitelikteki işlemler başlıklı 4/C bendi uyarınca 6. maddede belirlenen önemlilik ölçütlerini sağlayan mal varlığının devri veya bu mal varlığının devri sonucunu doğuran işlemler tesis edilmesi, veya bu mal varlığı üzerinde kurumsal yönetim tebliğinin 12. maddesine aykırı olmamak kaydıyla üçüncü kişiler lehine sınırlı ayni hak tesis edilmesine oy çokluğuyla karar verildiği, gündemin 15. maddesinde 2020 yılında üçüncü kişiler lehine verilen teminat, rehin, ipotekler ve kefaletler hakkında genel kurula bilgi verildiği,

anılan karara da muhalefet şerhinin tutanağa geçirildiği, gündemin 16. maddesinde önemli nitelikte sayılmayacak olan her türlü leasing işlemi yapmaya ilişkin yönetim kuruluna yetki verilmesine oy çokluğuyla karar verildiği görülmüştür.

Dava konusu 30/09/2021 tarihli genel kurul toplantısı hazirun cetvelinden, davalı şirketin 36.600.000 sermayesinin 1.684.946 adedinin asaleten, 12.111.438 adedinin diğer temsilciler tarafından temsil edilen pay olarak hazır bulunduğu, toplantı nisabının 13.796.384 olduğu, davacının toplantıda vekaleten temsil edildiği görülmüştür.

Yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti raporunda, davacının yokluk iddiasının önceki genel kurulda seçilen yönetim kurulunun yok hükmünde olmasına dayandığı, seçimine dair karar yok veya batıl olan veyahut iptal edilmiş ve iptal hükmü kesinleşmiş bulunan yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya davet yetkisi bulunmadığı, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/432 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılıp yapılmayacağının hukuki mesele olup takdirinin mahkemeye ait bulunduğu,

gündemin 9. maddesinde yapılan yönetim kurulu seçimi sonucunda davacının imtiyaz hakkını kullanamayan azınlık paydaş konumuna düştüğü, şirket ve azınlık imtiyaz hakkı sahibinin menfaatlerini dengeleyen ve şirketi organsız bırakmayacak en uygun çözümün Kurumsal Yönetim Tebliği Kurumsal Yönetim İlkeleri 4.3.4.'ün uygulanarak en az (9/3=3) üç bağımsız üyenin seçilerek şirketin organsız bırakılmaması olacağı, hükümsüzlüğün varlığı/yokluğu hukuki mesele olup takdirinin mahkemeye ait bulunduğu,

gündemin 12. maddesinde alınan rekabet yasağının kaldırılmasına yönelik faaliyet izni kararında, oy adetlerinin blok olarak diğer kararlarda da aynı sayılarda kullanıldığı, dolayısıyla izin verilen pay sahibi ve yöneticilerin bu maddenin oylanmasına da katıldıkları, bunun da afaki iyi niyet kurallarına uygun olmayacağı düşünülmekte ise de davalının sayısal illiyete ilişkin savunması kapsamında iptal edilebilirliğin takdirinin mahkemeye ait olduğu, gündemin hükümsüzlüğü ileri sürülen diğer maddelerinde genel kurulun devredilemez ve/veya olağan yetkilerini usule uygun yapılan toplantıda oy çokluğu ile kullandığı yönünde kanaat bildirilmiştir.

Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/04/2022 tarih 2020/432 Esas 2022/297 Karar sayılı karar sureti incelendiğinde, asıl ve birleşen dosyalarda davacının ..., davalının ... Matbaacılık ...

A.Ş. olup, asıl dosyada davalı şirketin 10/08/2020 tarihli genel kurul kararının yoklukla malul olduğunun tespiti, aksi halde butlanı, aksi kanaat halinde iptali, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/490 Esas sayılı dosyasında davalı şirketin 31/08/2021 tarihli 2021/21 sayılı yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespiti, aksi halde butlanı, aksi kanaat halinde iptali, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/510 Esas sayılı dosyasında davalı şirketin 31/08/2021 tarihli 2021/22 sayılı yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespiti, aksi halde butlanı,

aksi kanaat halinde iptali istemine ilişkin olup, yapılan yargılama sonunda asıl davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 10/08/2020 tarihli genel kurulun 9 no'lu yönetim kurulunun seçimine ilişkin kararın, 14 no'lu mal varlığının tümünün veya önemli bir bölümünün kiraya verilmesi veya satılması veya mal varlığının önemli bir bölümü üzerinde ayni hak tesis edilmesine yönelik yönetim kuruluna yetki verilmesine yönelik kararların iptaline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/490 Esas sayılı dosyasında açılan davanın iptal yönünden kabulüne,

taşınmazın satışına ilişkin 31/08/2021 tarihli 2021/21 sayılı yönetim kurulu kararının iptaline, davacının butlana yönelik talebinin reddine, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/510 Esas sayılı dosyada açılan davanın reddine karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği görülmüştür.

Davacı yan davalı şirketin 30/09/2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğu, mümkün görülmediği takdirde butlan ile batıl olduğu, bunun da mümkün görülmemesi halinde iptali gerektiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Taraflar arasında davacının davalı şirket ortağı olduğu, davalı şirketin 30/09/2021 tarihli genel kurul toplantısında hazır bulunduğu, genel kurul toplantısına çağrının Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesince 2020/432 Esas sayılı dosyasında yokluğu/butlanı/iptali istenen genel kurul toplantısında seçilen yönetim kurulu tarafından yapıldığı, davacının alınan kararlara muhalefet şerhinin tutanağa geçirildiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık, davacının ortağı olduğu davalı şirketin 30/09/2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olup olmadığı, yoklukla malul değil ise butlanla batıl olup olmadığı, butlanla batıl değil ise alınan kararların iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.

Davalı vekilinin istinaf itirazları ile davacı vekilinin gündemin 9. ve 12. maddesi ile alınan kararlara yönelik mahkemece verilen iptal kararına ilişkin istinaf itirazları incelendiğinde, yukarıda açıklandığı üzere mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı şirketin 30/09/2021 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 9. maddesi ile alınan kararın şirket ana sözleşmesine, 12. maddesi ile alınan kararın iyi niyet kurallarına uygun olmadığı, içerik itibarıyla kapsamının çok geniş bulunduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.

Davacı davalı şirketin ortağı olup, dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararların yapılan oylamasında kararlara karşı olumsuz oy kullanarak oylamadan sonra muhalefeti toplantı tutanağına geçirilmiştir.

Davalı şirketin 30/09/2021 tarihli genel kurul toplantısı sermayenin en az 1/4'ünü karşılayan pay sahipleri/temsilcilerinin katılımıyla toplandığı gibi, alınan kararlar karar yeter sayılarına uygundur.

Davalı şirketin 30/09/2021 tarihli genel kurul toplantısından önce 10/08/2020 tarihli genel kurul toplantısı ile yeni yönetim kurulu seçilmiş, anılan genel kurul toplantısında alınan kararların yokluk/butlan/iptali talebiyle davacı tarafından davalı şirket aleyhine Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılmış, yapılan yargılama sonunda ise 20/04/2022 tarih 2020/432 Esas 2022/297 Karar ile yönetim kurulunun ana sözleşmeye aykırı olarak seçilmesi nedeniyle iptali gerektiği gerekçesiyle yönetim kurulu seçimine ilişkin 9 no'lu kararın iptaline hükmedilmiştir.

Yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere, dava konusu genel kurul tarihi olan 30/09/2021 tarihinde henüz yönetim kurulu seçiminin ana sözleşmeye aykırı olduğu gerekçesiyle yönetim kurulu seçimine ilişkin 10/08/2020 tarihli genel kurul kararının iptaline ilişkin verilen ve kesinleşen bir karar bulunmamaktadır.

Bu durumda, 30/09/2021 tarihli genel kurul toplantısına çağrı yapan ve gündem maddelerini belirleyen yönetim kurulunun görevde bulunduğu, seçimlerinin iptaline ilişkin kesinleşen bir karar bulunana kadar yönetim kurulunun görevinin devam ettiği, dava konusu genel kurul toplantısına çağrının usulüne uygun yapıldığı, genel kurul toplantısında alınan kararların çağrının usulsüz yapılmasına ilişkin yokluk sebebinin gerçekleştiği ileri sürülemeyecektir.

Öte yandan, dava konusu genel kurul toplantısı bakanlık temsilcisinin katılımıyla gerçekleşmiş, hazirun cetveli bakanlık temsilcileri tarafında imzalanmıştır.

Anonim şirket genel kurul toplantısına katılan bakanlık temsilcisi yapılan toplantının kanuna, bakanlık temsilcileri hakkında yönetmeliğe ve ana sözleşme hükümlerine uygun olarak yürütülmesini gözetlemekle yükümlü olup, toplantıya pay sahipleri adına katılan temsilcilerin vekaletnamelerinin incelenmesi ve geçerlilik sürelerinin kontrolü de bu yükümlülük kapsamındadır. Dava konusu genel kurul toplantı tutanağı ve hazirun cetveli bakanlık temsilcileri tarafından imzalandığından davacı vekilinin vekaletnamelere yönelik iddiası yerinde görülmemiştir.

Yapılan bu açıklama karşısında, işbu dava konusu davalı şirketin 30/09/2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlara ilişkin yokluk ve butlanı gerektirir bir durum bulunmadığından iptal koşullarının incelenmesi gerekecek olup, davacı vekilinin iptaline karar verilen 9 ve 12. maddeyle alınan kararların yokluk, olmadığı taktirde batıl olduğunun tespitine yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.

İşbu dava, genel kurul toplantısına katılan, alınan kararlara muhalefet şerhini usulüne uygun olarak tutanağa geçiren davacı tarafından genel kurul karar tarihinden sonra 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.

Davalı şirketin ana sözleşmesinin 7. maddesinde şirketin işleri ve idaresinin genel kurul tarafından seçilen en az 5, en çok 9 üyeden oluşan yönetim kurulu tarafından yürütüleceği, yönetim kurulu 5 üyeden oluşursa iki üyesi, 6 veya 7 üyeden oluşursa üç üyesi, 8 veya 9 üyeden oluşursa dört üyesinin A grubu pay sahiplerinin çoğunluğunun göstereceği adaylar arasından seçileceği hükme bağlanmıştır.

Dava konusu 30/09/2021 tarihli genel kurul toplantısında, gündemin 9. maddesiyle yönetim kurulu seçimi yapılmış, yönetim kurulunun 9 kişiden oluşmasına karar verildikten sonra 9 üye seçilmesine geçildiği halde A grubu paylar eşit miktarda olmasından dolayı oy çokluğu sağlanamadığından A grubunun aday göstereceği 4 adayın yönetim kurul üyeliği için aday gösterilmediğinden, kalan 5 üyenin oy çokluğuyla seçilmesine karar verilmiştir.

Yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere, davalı şirket ana sözleşmesinde yönetim kurulu üyesinin en az 5, en çok 9 üyeden oluşabilmesi mümkündür. Her ne kadar dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 9. maddesi ile 5 üye seçilmiş, seçilen üye sayısı ana sözleşmedeki en az 5 üye olma koşulunu sağlamakta ise de, gündemin 9. maddesinde yönetim kurulunun 9 üyeden oluşmasına karar verilmesi nedeniyle artık yönetim kurulunun 9 üye seçilmek suretiyle oluşturulması gerekecektir. Şirket ana sözleşmesi uyarınca da 9 üyeden 4 üyenin A grubu pay sahiplerinin çoğunluğunun göstereceği adaylar arasından seçilmesi gerekirken, gündemin 9. maddesi ile A grubu paylar arasında oy çokluğu sağlanamadığından 4 adayın yönetim kurulu üyeliği için aday gösterilememiş ve kalan 5 üyenin seçimiyle yetinilmiştir.

Hal böyle olunca mahkemece, yönetim kurulu üye sayısı 9 olarak belirlendikten A grubu paylar arasında oy çokluğu sağlanamadığından 5 üye seçilmesiyle yetinilmesinin ana sözleşmenin 7. maddesine aykırılık teşkil ettiği, ana sözleşmeye aykırılığın iptal yaptırımına tabi olduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Dava konusu 30/09/2021 tarihli genel kurul toplantısında, gündemin 12. maddesinde, yönetim hakimiyetini elinde bulunduran pay sahiplerinin yönetim kurulu üyelerinin, üst düzey yöneticilerin, bunların eş ve ikinci dereceye kadar kan ve sıhri hısımlarının, şirket veya bağlı ortaklıklarıyla çıkar çatışmasının neden olabilecek nitelikte işlem yapabilmesi ve rekabet edebilmesi hususlarıyla ilgili sermaye piyasası mevzuatı ve TTK'nun 395. maddesi ve 396. maddeleri uyarınca genel kurula bilgi verildiği, söz konusu işlemlere izin verilmesinin oy çokluğuyla kabul edildiği görülmüştür.

TTK'nun 395. maddesinde yönetim kurulu üyesinin genel kuruldan izin almadan şirkette kendisi veya başkası adına işlem yapamayacağı, pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleriyle yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan 393. maddede sayılan yakınlarının şirkete nakit olarak borçlanamayacağı, TTK'nun 396. maddesinde de yönetim kurulu üyelerinden birinin genel kurulun iznini almaksızın şirketin işletme konusuna giren ticari iş ve işlemi kendisi veya başkası adına yapamayacağı, aynı tür işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremeyeceği hükme bağlanmıştır.

Genel kurul toplantısında gündemin 12. maddesi ile alınan karar oy çokluğuyla verilmiş olup, davacı anılan karar oylamasında olumsuz oy kullandığı gibi muhalefetini oylamadan sonra tutanağa geçirmiştir.

TTK'nun 395 ve 396 maddeleri uyarınca genel kurul izni gerekmekte ise de, 12. gündem maddesi ile yönetim hakimiyetini elinde bulunduran pay sahiplerinin, üst düzey yöneticilerin bunların eş ve ikinci dereceye kadar kan ve sıhri hısımları da kapsama alındığı gibi hakim pay sahipleri ya da önceki dönemde seçilen yönetim kurulu üyelerinin kendisinin şirket dışı kişisel menfaati ile veya kanunda belirtilen yakınlarının kişisel ve şirket dışı menfaati ile şirketin menfaatinin çatıştığı konulara ilişkin müzakerelere katılması objektif iyi niyet kurallarına uygun değildir.

İzin verilen pay sahibi ve yöneticileri bu maddenin oylamasına katılmış olup, bu durum afaki iyi niyet kurallarına uygun olmadığı gibi maddenin kapsamının içerik itibarıyla çok geniş olması nedeniyle alınan karar iyi niyet kurallarına aykırı niteliktedir.

Bu durumda mahkemece, dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 12. Maddesi ile alınan kararın kapsamının çok geniş olması, izin verilen pay sahibi ve yöneticilerin maddenin oylamasına katılmasının iyi niyet kurallarına aykırı bulunduğu, iptali gerektiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmuştur.

Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarına gelindiğinde, dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararların yokluk ve butlan yaptırımına tabi olmama gerekçesi yukarıda açıklanmıştır.

Gündemin 9 ve 12 no'lu kararları dışında alınan kararların iptali gerektiği yönünde istinaf itirazı ileri sürülmüş ise de, alınan kararların karar yeter sayısına uygun olarak alındığı, kararların kanuna, ana sözleşmeye, iyi niyet kurallarına uygun bulunduğu görülmüştür.

Hal böyle olunca, mahkemece gündemin 9 ve 12 no'lu kararları dışında alınan kararların yokluk ve butlan yaptırımına tabi olmadığı, kararların kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına uygun bulunduğu, iptali koşullarının oluşmadığı gözetilerek davacı yanın fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2-Davalıdan alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

3-Davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,

5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/12/2024

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/1280, K. 2024/1517, 24 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Dava
  4. Cevap
  5. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. İstinaf Sebepleri
  7. Hukuki Nitelendirme, Delillerin Ve İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1280
Karar No
2024/1517
Tarih
24 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2022/1282 K.2024/1761
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2022/1282 K.2024/1737
  • Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/1282 K.2024/1338
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/1289 K.2024/2006
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2022/1291 K.2024/1576
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/1292 K.2024/1601

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.