KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/1346 E., 2024/1645 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Davacı Vekilleri Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Aralık 2024
- Esas no
- 2022/1346
- Karar no
- 2024/1645
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/04/2022
- Numarası
- 2021/835 Esas 2022/362 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 18/10/2021
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 24/01/2025
Karar Metni
1.730 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya bir borcu bulunmadığını, gönderilen hesap kat ihtarnamesine itirazen bildirilen cevapta müvekkilinin asıl borçlu şirkete kefil iken şirketi devrettiğini, devrin bankaya yazılı olarak bildirildiğini, aynı yazılı bildirimde müvekkilinin şirketin bundan sonra kullanacağı kredilerden sorumlu olmadığını bildirdiğini, cevabi ihtarname tarihinde müvekkilinin davacı bankaya vadesi geçmiş herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin ihtarnamenin tebliği üzerine kendi sorumluluğunda bulunan kredi bakiyesinin tamamını ödeyerek kapattığını,
şirketin devrinden sonra asıl borçlu şirket tarafından kullandırılan kredilerde müvekkilinin kefaletinin bulunmadığını bildirerek davanın reddini, %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, yargılama aşamasında alınan ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile davalını kefalet imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödendiği, davalının kefalet imzasının bulunmadığı genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu olmadığı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna karşı itiraz ettiklerini, ek rapor alınması taleplerinin gerekçesiz reddedildiğini, davalının kefalet limiti sorumluluğunun devam ettiğini, davalının 550.000,00 TL'ye kadar müteselsil kefaleti devam ederken 01.06.2020 tarih ve 1030 nolu kredinin kullanımının gerçekleştirildiğini, bu tarihte davalının 20.01.2017 tarih ve 1027 nolu genel kredi sözleşmesi yönünden bir tahsil bulunmayıp davalının 550.000,00 TL'ye kadar kefalet sorumlululuğu halen devam ettiğini,
01.06.2020 tarihinden önce davalı tarafından müvekkiline iletine kefaletten cayma beyanı bulunmadığının gözetilmesi gerektiğini, ilk kredi olan 1027 nolu genel kredi sözleşmesinin tahsil edildiği tarih de 23.08.2021 tarihi olmakla davalının kefalet sorumluluğunun sona erdiğinden bahsedilmesinin TBK'nun kefaletle ilgili hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini, kredinin tahsil olduğu tarihten önceki borçtan davalının sorumluluğu bulunduğu mahkemece dikkate alınmadığını,
mevcut kredi devam ederken ikinci kredi kullandırımı söz konusu olduğundan ve ikinci kredi kullanımı öncesinde davalının kefaletten caymaya ilişkin beyanı bulunmadığından mevcut teminatlar üzerinden kullanılan kredilerde kefalet limiti ile sorumlu olmaya devam ettiğini, alacağın %20'siden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi talebimizin de reddine karar verildiğini, şirketin devrinden önce kullanılan kredi ile ilgili müvekkilinin düzenli ödemeleri devam etmekte iken ihtarın tebliği üzerine müvekkilinin sorumluluğu bulunan kredi bakiyesinin tamamını ödeyerek bu kredi hesabını kapattığını, bilirkişi raporunda da detaylı bir şekilde müvekkilinin takibe konu kredilerden kaynaklı sorumluluğundan söz edilemeyeceği, kefaletinin devam etmediği ve davacı bankaya borcunun bulunmadığının belirtildiğini,
davacı bankanın müvekkilinin takibe konu kredilerden kaynaklı sorumluluğunun olup olmayacağını bilmemesinin mümkün olmadığını, kaldı ki icra takibinden evvel müvekkilinin kendisine gönderilen kat ihtarına, aynı gerekçelerle itiraz ettiğini, borçlu olmadığını bildirdiğini, buna rağmen müvekkili aleyhine ihtiyati haciz kararı alınarak icra takibi başlatılmasının davacının kötüniyetinin açıkça göstergesi olduğunu, davacı banka aleyhine kötüniyet tazminatı taleplerinin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kötüniyet tazminatı talebi yönünden kaldırılmasına,
davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın takibi için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Eskişehir 6. İcra Müdürlüğünün 2021/5502 sayılı icra takip dosyası sureti, takip dayanağı genel kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarnamesi, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 08/03/2022 tarihli rapor, dava dışı asıl borçlu şirketin banka hesap ekstreleri, banka dekontları, davalı tarafından davacıya gönderilen 11/08/2021 tarihli cevabi ihtarname, davalı tarafından dava dışı asıl borçlu hesabına yatırılan bedele ilişkin banka dekontu, kredi kartı üyelik sözleşmesi dosya içerisinde yer almaktadır.
Dava konusu Eskişehir 6. İcra Müdürlüğünün 2021/5502 sayılı icra takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı borçlu aleyhine toplam 597.534,50 TL alacağın tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 13/09/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 15/09/2021 tarihinde borca itiraz ettiği, itirazın 7 günlük yasal süre içerisinde yapıldığı, itirazın davacı alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin davacı alacaklı vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre olan 18/10/2021 tarihinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.
Davacı ile dava dışı ... Müh. ... Ltd.
Şti. arasında 24/01/2017 tarihli ve 135.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşme limitinin 21/12/2017 tarihinde 500.000,00 TL'ye artırıldığı, anılan sözleşmede davalının 550.000,00 TL limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı, davacı ile dava dışı anılan asıl borçlu şirket arasında imzalanan 24/01/2017 tarihli kredi kartı üyelik sözleşmesinde davalının 25.000,00 TL limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı, imzalanan 01/06/2020 tarihli 400.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinde ise davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer almadığı,
24/01/2017 tarihli sözleşme ile 24/01/2017 tarihli kredi kartı üyelik sözleşmesindeki davalı kefaletinin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerinde yer alan şekil koşullarına uygun olduğu dosya içeriğiyle sabittir.
Davacı tarafından dava dışı asıl borçlu ve davalıya 05/08/2021 tarihli hesap kat ihtarnamesi gönderilerek toplam 752.237,27 TL'nin 1 gün içerisinde ödenmesi talep edilmiştir.
Anılan hesap kat ihtarnamesi üzerine davalı tarafından davacıya gönderilen 11/08/2021 tarihli cevabi ihtarname, hesap kat ihtarnamesindeki borca itiraz ettiğini, asıl borçlu şirketi 14/04/2020 tarihinde devrettiğini bankaya yazılı olarak bildirdiğini, şirketin devrinden sonra kullandığı kredilerden sorumlu olmadıklarını, devirden önce kullanılan kredi ile ilgili düzenli ödemelerinin devam ettiğini bildirmiştir.
Davalı tarafından 23/08/2021 tarihinde dava dışı asıl borçlu şirketin hesabına "... 1027 no'lu kredi kapama bedeli" açıklamasıyla 155.776,37 TL ödendiği sunulan banka dekontundan anlaşılmıştır.
Davalı tarafından dava dışı asıl borçlu şirketteki hisseleri 14/04/2020 tarihli hisse devir sözleşmesi ile dava dışı ...'a devredildiği noterde akdedilen hisse devir sözleşmesinden anlaşılmıştır.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, 20/01/2017 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullanılan 1027 nolu kredinin 10 taksiti ödendikten sonra davalı tarafından 23/08/2021 tarihinde toplam 155.747,22 TL bakiye bedel ödenmekle nakden kapatıldığı, 01/06/2020 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan dava konusu kredilerden ve kredi kartından kaynaklanan borç nedeniyle dava konusu icra takibinin başlatıldığı, 01/06/2020 tarihli sözleşmede davalının kefalet imzasının bulunmadığı, borçtan sorumlu olmadığı tespit edilmiştir.
Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı bulunduğunu, alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise asıl borçlu şirketi devrettikten sonra çekilen kredilerden sorumlu olmadığını, kefaletinin bulunduğu sözleşmeden kaynaklanan borcu ödediğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, kredinin ödenmediği iddiasıyla davacının kredi hesabını kat ettiği, alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalının borcun tamamına itiraz ettiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan talep edebileceği herhangi bir alacak bulunup bulunmadığı, alacak var ise miktarı, davalının icra takibine itirazının haksız olup olmadığı, davalının borçtan sorumluluğu bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde; yukarıda açıklandığı üzere davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Mühendislik ... Ltd. Şti. arasında 21/12/2017 ve 01/06/2020 tarihli genel kredi sözleşmeleriyle 24/01/2017 tarihli kredi kartı üyelik sözleşmesi imzalanmış, anılan sözleşmelerden 24/01/2017 tarihli genel kredi sözleşmesi ile 24/01/2017 tarihli kredi kartı üyelik sözleşmesinde davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunmaktadır. Bir başka anlatımla, 01/06/2020 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzası yer almamaktadır.
Genel kredi sözleşmesi cari hesap şeklinde işleyen çerçeve sözleşme niteliğindedir. Bir başka anlatımla sözleşmenin asıl borçlusu ve kefillleri imzalarının bulunduğu sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerden sorumlu olup, borcun herhangi bir tarihte sıfırlanmış olması asıl borçlu ve kefillerin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. Sorumluluk ise ancak aynı sözleşme kapsamında yeniden kredi kullandırılması halinde söz konusu olacaktır.
Somut olaya gelindiğinde, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile, davalının kefalet imzasının bulunduğu 24/01/2017 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerden kaynaklanan bir borç bulunmadığı, anılan sözleşmeden kaynaklanan borcun davalı kefil tarafından nakden yapılan ödeme ile kapatıldığı tespit edilmiştir.
Banka tarafından dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan ve icra takibine konu olan kredi davalının kefalet imzasının bulunmadığı yeni bir çerçeve sözleşme niteliğinde olan 01/06/2020 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamındadır.
Anılan sözleşmede ise davalının kefaleti bulunmadığından borçtan sorumluluğu da söz konusu olmadığı gibi, davalının kefalet imzasının bulunduğu 24/01/2017 tarihli kredi kartı üyelik sözleşmesinden kaynaklanan bir borcun bulunduğu da tespit edilmemiştir.
Hal böyle olunca mahkemece, yargılama aşamasında alınan ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile takip konusu borcun 01/06/2020 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, davalının anılan sözleşmede kefalet imzasının bulunmadığı, borçtan sorumlu olmadığı, davalının kefalet imzasının bulunduğu sözleşmeden kaynaklanan bir borcun bulunmadığı, davalının takibe itirazının haklı olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Öte yandan, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olup, davacı vekilinin itirazları doğrultusunda ek rapor alınmamasında da bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davacı banka davalı aleyhine icra takibi başlatmakta haksız ise de kötü niyetli olduğuna dair bir iddia bulunmadığı gibi bu yönde bir delil de ibraz edilmediğinden davalı yanın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/1346, K. 2024/1645, 30 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama