KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2022/1989 E., 2025/424 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2025
- Esas no
- 2022/1989
- Karar no
- 2025/424
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/09/2022
- Numarası
- 2021/472 Esas 2022/491 Karar
- Dava tarihi
- 16/08/2021
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 25/04/2025
Karar Metni
1.383 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, ...'ın 2011 yılından sözleşmeyi feshettiği tarihe kadar ticari
müşterisi olduğunu, kredi tahsis ve kredi kullandıran ücretinin davacı ile davalı banka
arasındaki limit güncelleme dönemi 21/05/2021 tarihinde sonra ermesine rağmen, bankanın 01/01/2021 tarihinde telefon ile aranarak 2021 yılı için 20.396,00 TL kredi tahsis ücreti
talep ettiğini, davacının 2019 yılı kredi kullandıran ücreti olarak davalı bankaya ödemiş olduğu miktarın 5.250,00 TL olduğu,
davacının talep edilen ödemeyi kabul etmediğini belirtmiş olmasına rağmen, 25/02/2021 tarihinde "kredi tahsis ücreti" adı altında 20.396,00 TL'nin davacının hesabından
davalı banka tarafından otomatik olarak tahsil edildiğini, davacının, ticari ilişkisinin bulunduğu ... Şubesi ile
görüşerek haksız kesintinin iadesini talep ettiği, ancak Şube tarafından iadenin mümkün
olmadığının iletildiği,
10/02/2020 tebliğe kadar ki dönemde, bankaların verdikleri hizmetler karşılığında ticari
müşterilerden talep ettikleri ücret ve komisyonları serbestçe belirleme yetkisine sahip olduğu,
ancak bu serbestinin genel itibariyle Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi bağlamında objektif
iyi niyet kuralları ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun sözleşme özgürlüğü başlıklı 26.,
kesin hükümsüzlük başlıklı 27. aşırı yararlanma başlıklı 28. maddeleri ve genel işlem
koşullarına ilişkin hükümler ile sınırlı olduğu; 10 Şubat 2020 tarih ve 31035 sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanan TCMB'nin "2020/4 Sayılı Bankalarca Ticari Müşterilerden Alınabilecek
Ücretlere ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ" ile, ticari müşterinin onayının alınmasını ve
bilgilendirilmesini esas alan yeni bir döneme geçildiği, bu tebliğe göre, ticari müşterilerden
alınabilecek ücretlere ilişkin azami tarifelerde de değişiklik olması halince TCMB'ye
bildirilmesi gerektiği, ticari müşterilere sunulacak ürün ve hizmetlere ilişkin sözleşmeler
kapsamında her bir ürün veya hizmetin adı, vadesi, tahsil edilecek ücret kalemleri gibi başlıca
hususların yer aldığı bilgilendirme formunun sözleşmenin ayrılmaz parçası olarak ticari
müşteriye sunulmasının zorunlu kılındığı belirterek davacının talep edilen ödemeyi ve kredi tahsis ücret oranını kabul etmediğini belirtmiş olduğu halde 25/02/2021 tarihinde "kredi tahsis ücreti" adı altında
müvekkilinden tahsil edilen 20.396,00 TL'nin, kesinti tarihinden itibaren TCMB avans faizi ile
birlikte tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tacir olup, tüketici hukukundan kaynaklanan hakların tacirlere
uygulanamayacağı, davalı bankanın davacı firmaya yönelik olarak yapmış olduğu kredi limiti
yenilemesi ve tahsisine istinaden davacı taraftan komisyon tahsil ettiğini, Bankaların Türk Ticaret
Kanunu’na göre tacir olması nedeniyle ücret/komisyon alma hakkı bulunduğunu, ayrıca 5411
sayılı Bankacılık Kanunu ve 2006/11188 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile TCMB Tebliğleri
uyarınca da bu komisyonun alınabileceğini, taraflar arasındaki sözleşmeye 6098 sayılı yeni Türk Borçlar Kanunun genel işlem
koşulları denetimi açısından uygulanmasının mümkün olmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davalı banka tarafından yapılan kesintilerin haksız olup iadesi gerektiğinden, davanın kabulüne, haksız olarak davacıdan tahsil edildiği anlaşılan 20.399,80 TL'nin 25/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı Banka vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tacir olup; tüzel kişiliği haiz bir şirket olduğunu, tüketici hukukundan kaynaklanan haklar tacirlere uygulanamayacağını, davacı şirket ile davalı banka arasında imza edilmiş genel kredi sözleşmesi uyarınca davalı bankanın tahsis edilen krediler üzerinden komisyon alma hak ve yetkisi bulunduğunu, davalı banka bu hükme istinaden davacıya firmaya yönelik olarak yapmış olduğu kredi limiti yenilemesi ve tahsisine istinaden davacı taraftan komisyon tahsil ettiğini,
bankaların Türk Ticaret Kanunu’na göre tacir olması nedeniyle ücret/komisyon alma hakkı bulunduğunu, davacı ile davalı banka arasında imza edilmiş olan Genel Kredi Sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabi bir sözleşme olup;
sözleşme serbestliği ilkesi ve ahde vefa kuralları kapsamında ele alınması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmeye 6098 Sayılı Yeni Türk Borçlar Kanunun Genel İşlem Koşulları Denetimi Açısından Uygulanması mümkün olmadığını, davalı bankanın bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, öncelikle salt davacı iddiaları ve objektif bir değerlendirme yapılmadan bir rapor hazırlandığını,
somut olaya ya da belgeli dayanaklara değinilmeden (kabul anlamına gelmemek kaydıyla) davalı Bankanın kusurunun olduğu tespit edildiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; ticari kredi niteliğinde olan genel kredi sözleşmesi ve bankacılık hizmet sözleşmesi uyarınca müşteriden tahsil edilen kredi tahsis ücretinin iadesi istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamında bankacı mali müşavir ... tarafından tanzim olunan 05/04/2022 tarihli raporda özetle; davalı bankanın tebliğin 5. maddesinde belirtilen şekilde bilgilendirme yapıldığını
ispat eden belgeleri sunmaması nedeniyle dava konusu 20.396,00 TL tahsis ücretini
alamayacağını, bu nedenle iadesinin gerektiğini,
bu durumda, davacı tarafından kesinti tarihinden itibaren TCMB faizi uygulanması talep
edilmiş olmasına karşın, kesilen ücretin iade talebini içeren yazı bankaya 24/03/2021 tarihinde
tebliğ edildiğinden; TBK madde 117/2'de yer alan "Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir
bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur.
Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır." düzenlemesine göre faiz başlangıç tarihinin Mahkemenin takdirinde olduğu,
Mahkemece, mevcut belgelere göre davalı bankanın tebliğin 5. maddesinde
belirtilen şekilde bilgilendirme yapıldığını ispat ettiği görüşüne varması halinde ise alınması
gereken ücretin 19.428,38 TL tahsis ücreti ve 971,42 TL BSMV olmak toplam 20.399,80 TL
olduğunun bildirildiği görülmüştür.
Davacı tarafça, genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullanılan krediler nedeniyle davalı bankanın haksız olarak kredi tahsis ücreti adı altında haksız masraf kesintisi yaptığını iddia ettiği, davalı tarafça ise tacir olan davacının banka tarafından tahsil edilen bedellerin haksız olduğunu ileri süremeyeceğini savunduğu, Mahkemece ise bankanın davacıyı Tebliğ'in 5. maddesinde belirtilen şekilde bilgilendirme yapıldığını ispat edemediğinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında 09/07/2012 tarihli 1.250.000,00 TL'lik, 09/05/2013 tarihli 2.500.000,00 TL'lik, 20/03/2016 tarihli 5.000.000,00 TL'lik genel kredi sözleşmelerinin akdedildiği, mahkemece tayin edilen bankacı bilirkişi tarafından davalı banka şubesinde yapılan inceleme neticesinde, 17/06/2019 tarihli Teklif Tebliğ Formu'nda onaylı kredisi limitinin 9.904.913,00 TL ve riskinin 1.663.481,00 TL, 21/05/2020 tarihli Teklif Tebliğ Formu'nda onaylı kredisi limitinin 7.771.350,00 TL ve riskinin 766.975,00 TL olduğu, davacıya onaylı kredisine istinaden; 30/06/2020 tarihinde 24 ay vadeli 500.000,00 TL limitli, 30/11/2020 tarihinde vadesi 03/05/2021 olan 600.000,00 TL limitli rotatif kredi kullandırıldığı, davacıdan "Kredi Tahsis Ücreti" olarak alınan 20.396,00 TL'nin tahsil edildiği
24/02/2021 tarihinde yeni bir kredi kullandırımı olmadığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davalı bankaca davacının genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandığı krediler nedeniyle kredi tahsis ücreti adı altında masraf kesintisi yapmasının usul ve yasaya uygun olup olmadığının belirlenmesi noktasında toplanmıştır.
Yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan raporda davalı bankanın Tebliğ'in 5. maddesinde belirtilen şekilde bilgilendirme yapıldığını ispat eden belgeleri sunmaması nedeniyle dava konusu 20.396,00 TL tahsis ücretini alamayacağı, bu nedenle iadesinin gerektiği tespit edilmiştir.
Öte yandan, davalı davacıdan 24/02/2021 tarihinde 20.396,00 TL kredi komisyonu tahsil etmiştir. Alınan bilirkişi raporuyla ise davacının24/02/2021 tarihinde herhangi bir kredi kullanmadığı tespit edilmiştir.
Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davalı bankanın taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerine dayalı olarak kullandırılan krediler nedeniyle davacıdan kredi komisyonu, yapılandırma ücreti vs. adı altında masraf ve komisyon tahsilatı yapması mümkün ise de, davalı banka tarafından komisyon tahsis ücretinin matrahının hangi krediye ilişkin olduğuna yönelik davalı bankaca dosyaya bilgi ve belge sunulmadığı, hal böyle olunca mahkemece bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/1989, K. 2025/424, 25 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama