KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/211 E., 2024/432 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Mart 2024
- Dosya no
- 2022/211
- Karar no
- 2024/432
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/10/2021
- Numarası
- 2021/45 Esas 2021/618 Karar
- Davacı
- —
- Vekilleri
- —
- Dava
- Tazminat
- Dava tarihi
- 21/01/2021
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 20/03/2024
Karar Metni
1.660 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki Tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ... San. Tic.
A.Ş.'nin 30/03/2012 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısı ile yönetim kurulu üyeliğine, davalının da yönetim kurulu başkanlığına seçildiğini, 5510 sayılı Kanunun 88 maddesi gereğince, yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan kişilerin sigorta prim borçları ile fer'i lerinden şirket ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, bu kapsamda SGK tarafından şirketin kuruma olan işsizlik sigortası prim borcu, damga vergisi ve prim borçlarından dolayı ödeme emirleri gönderdiğini, müvekkilinin haciz baskısı altında toplam 53.112,30-TL borcu ödediğini,
daha sonra Ankara 5. İş Mahkemesi'nin 2018/418 esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespiti davası açtığını, ancak Anayasa Mahkemesi'nin söz konusu yasal düzenlemenin iptaline ilişkin talebi reddetmesi üzerine İş Mahkemesindeki davanın konusuz kalacağı düşünülerek davadan feragat edildiğini , müvekkilimin ödediği bedelden şirketin diğer ortaklarının da payları oranında sorumlu olduklarından davalının ortaklık payına isabet eden 31.807,38-TL'sini ödemek zorunda olduğunu iddia ederek davalının payına düşen bu miktarın ödeme tarihinden itibaren rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın dayanağının vekaletsiz iş görmeden kaynaklandığından mahkememizin görevli olmadığı belirtilerek davanın usulden reddine, aksi halde ise , TTK.'nun 329. maddesi hükmü gereğince ortak olarak sermaye borcunu ödeyen ortakların şirketin özel ve kamu borçlarından sorumlu olmadıkları hükmü nazara alınarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacı ve davalını 30/03/2012 tarihinden itibaren yönetim kurulu üyesi oldukları ... San. Tic.
A.Ş.'nin SGK ya olan 2013/02-2016 tarihleri arası ( Prim-İss-Dmg ) borçların nedeniyle SGK' nın yönetim kurulu üyesi davacıya 5510 sayılı Yasanın 88. maddesi 20. fıkrası gereğince ödeme emri göndermesi üzerine adı geçenin toplam 53.112,30-TL borcu ödediği ve TBK nun 167 .maddesi gereğince külli halefiyet ilkesi gereğince şirketin diğer yönetim kurulu üyesi ve borçtan müteselsilen SGK ya karşı birlikte sorumlu kişisi davalından iç ilişkideki ortaklık payı oranından ödeneni talep edebileceği, ayrıca dava dışı tarafların ortağı ve yönetim kurulu üyesi oldukları şirketin Vergi Dairesi Kayıtların göre resen terk olduğu,
bu nedenle öncelikle şirket borcu olduğundan şirkete gidilmesinde hukuki bir yarar bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kabulü ile 31.807,38-TL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; arabuluculuk dava şartı sağlanamadığından davanın usul yönünden reddi gerektiğini, bilindiği üzere huzurda görülen dava türü rücu davası olduğunu, oysa ki davacı yanca vekaletsiz iş görme sebebi ile arabuluculuğa başvurulduğunu, somut uyuşmazlığının vekaletsiz iş görmeden kaynaklanmadığını, bu sebeple işbu davada HMK uyarınca dava şartı olan ticari davalarda arabuluculuk şartı sağlanamadığını, dava şartının yerine getirilmemiş olması nedeniyle de davanın en başından usulden reddedilmesi gerektiğini,
davacı borçtan sorumlu olmadığını iddia etmesine rağmen bu iddiasını ispat amacıyla açtığı dava sonuçlanmadan davadan feragat ettiğini, borçtan sorumlu olmadığı yönündeki davasından feragat eden davacı, borçtan sorumlu olduğunu kabul ettiğini, bu sebeple işbu davanın haksız ve kötü niyetle açıldığı aşikar olduğunu, borçtan sorumlu olduğunu kabul eden davacının, işbu rücu davasını açmada hukuki yararı da bulunmadığını, borçtan sorumlu olmadığı iddiasıyla açtığı davayı müvekkile ihbar etmeyen ve açtığı bu davadan feragat eden davacının, işbu davayı açmada hukuki yararı bulunmadığını,
davacının kendi payına tekabül eden kısım için yaptığı ödeme iddiası için şirket tüzel kişiliğine rücu edebilme imkânı mevcut olduğunu, şirkette sadece paydaş olup müvekkilin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacı yanın müvekkile karşı işbu rücu davasını açması usul ve yasalara aykırı olduğunu, dolayısıyla şirket tüzel kişiliği yerine davacı müvekkile açılan bu davanın husumet yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, yönetim kurulu üyesi sıfatıyla dava dışı anonim şirketin SGK' ya olan borcunun ödenmesi nedeniyle yönetim kurulu üyesi ve ortağı olan davalıdan payına düşen miktarın rücuen tahsili istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ticaret sicil kayıtları, noter belgeleri, ödeme dekontları, SGK yazıları vs deliller dosya içerisinde mevcuttur.
SGK'nın 18/02/2021 tarihli yazısının incelenmesinde; dava konusu borç ödemelerinin 2013/02-2016 Prim-İss-Dmg borçlarını kapsadığı ve toplam 51.589,06-TL olduğu, 06/12/2012 tarih ve 8084 sayılı ticaret sicil gazetesinde ...'in 02/04/2010 tarih, 7535 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ...'in 3 yıl süre ile yönetim kurulu üyesi olduklarının tespiti üzerine,
5510 sayılı yasanın 88. Maddesinin 20. Fıkrası " kurumun sigorta primleri ve diğer alacaklarının ödenmemesi halinde tüzel kişilerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin kuruma karşı işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları" hükmüne dayanılarak, adı geçenlere ödeme emirlerinin gönderildiği ve borçların davacı tarafından 18/12/2018 tarihinde ödendiği bildirildiği görülmüştür.
Dosyada mevcut ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; ... San. Tic. A.Ş.'nin 30/03/2012 tarihli olağan genel kurulu toplantısında şirketin 3 yıl süre ile temsil etmek üzere ..., ... ve ...'in yönetim kurulu üyeliğine seçildikleri, 2016 yılında da davacı ve davalının yönetim kurulu üyeliklerini devam ettiği , davalının şirketin 120 payına , davacının ise 4 payına sahip olduğu anlaşılmıştır.
Dosyada mevcut ödeme belgelerinin incelenmesinde; davacı tarafından 18/12/2018 tarihinde toplam 53.012,30-TL'nin SGK'ya ödendiği anlaşılmıştır.
Dava dışı ... San. Tic. A.Ş.'nin 31/10/2014 tarihi itibari ile re'sen terk olunduğu Vergi Dairesi yazısında anlaşılmıştır.
Dosya kapsamından, davacı ve davalının 30/03/2012 tarihinden itibaren yönetim kurulu üyesi oldukları ... San. Tic. A.Ş.'nin SGK ya olan 2013/02-2016 tarihleri arası ( Prim-İss-Dmg ) borçların nedeniyle SGK' nın yönetim kurulu üyesi davacıya 5510 sayılı Yasanın 88. maddesi 20. fıkrası gereğince ödeme emri göndermesi üzerine, adı geçenin toplam 53.112,30-TL borcu ödediği ve TBK nun 167 .maddesi gereğince külli halefiyet ilkesi gereğince şirketin diğer yönetim kurulu üyesi ve borçtan müteselsilen SGK ya karşı birlikte sorumlu kişisi davalından iç ilişkideki ortaklık payı oranından ödediği miktardan davalının payına düşen miktarın rücuen tahsili amacıyla eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Dava, davacı ile davalının yönetim kurulu üyesi olduğu dava dışı anonim şirketin 2013/02-2016 SGK prim-iss-dmg borçlarının davacı tarafından ödenmesinden dolayı davalının payına isabet eden kısmın rücuen tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf itirazları ileri sürülmüştür.
Mülga 506 sayılı Yasanın 80/11'nci maddesi "Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur." hükmünü haiz olup,
anılan hüküm 5510 sayılı Kanun'un 88/20'nci maddesinde de "Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı birsebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur." şeklinde düzenlenmiştir.
Dava konusunun SGK prim-iss-dmg borcu olması, anılan yasal düzenlemelerin 6183 sayılı yasaya göre daha özel düzenlemeleri içermesi, bu bağlamda yönetim kurulu üyeleri olan davacı ile davalının şirketin üst düzey yönetici olmaları karşısında dava konusu prim-iss-dmg borcundan dolayı işverenle birlikte Kuruma karşı mütesesilen sorumlu oldukları açık olmakla ilk derece mahkemesinin bu yöne ilişkin gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19/03/2013 tarih 2013/1878 Esas 2013/5336 Karar sayılı.
18/04/2013 tarih 2012/3340 Esas 2013/7627 Karar sayılı emsal ilamları) yukarıda açıklandığı üzere 5510 sayılı Yasanın 88/20.maddesinde davacı ile davalıların dava konusu borç nedeniyle müştereken ve müteselsilen sorumlu olup, mahkemece dava dışı tarafların ortağı ve yönetim kurulu üyesi oldukları şirketin vergi kayıtlarının re'sen terk olduğu,
bu nedenle öncelikle şirket borcu olduğundan şirkete gidilmesinde hukuki bir yarar bulunmadığına ilişkin gerekçesi yerinde olmadığından ilk derece mahkemesince davanın yalnızca 5510 sayılı Yasanın 88/20.maddesinde hüküm gözetilerek kabulüne karar verilmesi gerekirken dosya içeriği ile bağdaşmayan öncelikle şirkete başvurulması gerektiği sonucunu doğuracak şekilde gerekçe yazılması usul ve yasaya aykırı olduğundan davanın 5510 sayılı Yasanın 88/20.maddesi gözetilerek kabulüne karar vermek gerekmekle ilk derece mahkemesi kararının gerekçe yönünden kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Davalı yönetim kurulu üyesi olarak sorumlu olduğundan üye sayısı esas alınması yerine ortaklık payına göre rücu kararı verilmesi hukuka aykırı ise de istinaf sebepleri arasında bu hususa yer vermediğinden usulün kazanılmış hak gözetilerek aynı tutara hükmedilmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/211, K. 2024/432, 20 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama