KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/427 E., 2024/332 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Davacı Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2024
- Dosya no
- 2022/427
- Karar no
- 2024/332
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/11/2021
- Numarası
- 2020/586 Esas 2021/859 Karar
- Vekili
- —
- Dava
- Tazminat
- Dava tarihi
- 29/11/2020
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 28/02/2024
Karar Metni
1.285 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki kasko poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili maliki olduğu, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Ankara ili, Altındağ ilçesi, Sakalardan Bentderesi kavşağı istikametine Hacı Bayram Bulvarı üzerinde seyir halinde iken Seğmenler İlkokulu karşısına geldiği sırada zeminin ıslak ve kaygan olması nedeniyle aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refüje çıktığı, çarpma sonucu tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrası eksper aracılığıyla yapılan tespitle aracın 78.671,08 TL hasar bedelinin tespit edildiğini,
hasar bedelinin ödenmesi için sigorta şirketine başvuru yapıldığı fakat davalı sigorta şirketinin herhangi bir ödeme yapmadığı, daha sonra arabuluculuğa başvuru yapıldığı ancak anlaşma sağlanamadığı, tamirin zorunlu olduğu hallerde KDV ödenmesine karar verilmiş olan çeşitli yargı kararlarının sunulduğu, belirtilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 10.000,00 TL hasar bedeli ve 450,00 TL ekspertiz bedeli olmak üzere toplam 10.450,00 TL’nin kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davacı vekili 07/07/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile ; 10.000,00 TL hasar bedeli taleplerini 62.893,08 TL artırarak 72.893,08-TL hasar bedeli ve 450,00-TL ekspertiz bedeli olmak üzere toplam olarak 73.343,08-TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, davada görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğunu, davacının da delilleri arasında sunmuş olduğu 01/04/2020 tarihli müvekkili sigorta şirketine başvuru dilekçesi incelendiğinde konu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmayacağının görüleceği, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, dava konusu ... plakalı aracın müvekkil sigorta şirketi nezdinde 27/11/2019-27/11/2020 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 240175378 numaralı “...
Genişletilmiş Maksimum Kasko Poliçesi” ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin maddi zarar sorumluluğunun 192.200,00.TL olarak belirlendiği, aracın satışı nedeniyle poliçenin 29/04/2020 tarihinde iptal edildiğini, Kasko Sigortası Genel Şartlar B.1.1 maddesi uyarınca sigortalının “Rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren en geç beş iş günü içinde sigortacıya bildirimde bulunmak” yükümlülüğü olduğu,
sigortalı davacının müvekkili şirkete başvuru tarihinin ise başvurunun müvekkile tebliğ olunduğu tarih olan 02/04/2020 olduğunu, bu nedenle davacının açıkça ihbar yükümlülüğünü ihlal ettiğinden dolayı davanın reddi gerektiğini, davacı yanca tek taraflı alınan ekspertiz raporunun geçerliliği bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; bilirkişi raporu açık ve ayrıntılı olup, hükme esas alınmak suretiyle davanın kabulüne, 72.893,08-TL araç onarım bedeli ile 450,00-TL ekspertiz ücretinin 13/04/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, ilk derece mahkemesi kararında çelişki ve hatalar bulunduğunu, bilirkişi raporunda sigortalının ihbar yükümlülüğüne uymadığı tespit edilmiş iken mahkemece aksi şekilde hüküm kurulduğunu, ihbar yükümlülüğüne davacı yanca uyulmadığından davanın reddi gerektiğini, dosya kapsamında alınan raporun hükme esas alınamayacağını, tek taraflı alınan ekspertiz raporunun kabulünün mümkün olmadığını, iki ayrı ekspertiz raporu bulunduğunu, çelişki giderilmeden karar verildiğini, davacının gerçek zararı karşılandığından davanın reddi gerektiğini,
ayrıca sigortalı aracın kiralık araç bilgi sistemi kaydı bulunduğunu, mahkemenin bu hususu araştırmadığını, bu nedenle yüzeysel muafiyet uygulanmak suretiyle zarar ödemesi yapıldığını, davaya kabul anlamına gelmemekle birlikte olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ıslah edilen kısma ancak ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülebileceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; kasko poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden nazara alınması gerekir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde mutlak ticari davalar belirtilmiş, aynı yasanın 5/(1) bendinde de aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu, 5/(3) bendinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu ve bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı şeklinde düzenleme yapılmıştır.
28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/k.maddesine göre. "Tüketici: ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi" ifade eder. Tüketici işlemi ise Kanunun m. 3/l.bendinde tanımlanmıştır.
Buna göre;" Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" kapsar.
Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin TTK'nun 4 ve 5.madde hükümleri kapsamında kalan kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur.
Aynı Kanunun Diğer Tüketici Sözleşmeleri başlıklı 49/(1). maddesinde; finansal hizmetlerin her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri ifade ettiği, finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmenin ise finansal hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde sağlayıcı ile tüketici arasında uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmeler olduğu, aynı Kanunun 83/2.maddesinde;
taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği, aynı Kanunun 73/1.maddesinde ise; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu, düzenlemesi yer almaktadır.
Yukarıda açıklanan kanun hükümlerinden anlaşılacağı üzere somut uyuşmazlıkta Tüketici Mahkemeleri görevlidir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olduğundan (HMK m.1) yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilir ( Emsal mahiyette; Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 01/05/2016 tarih 2015/10238 esas 2016/4889 karar ve yine 11. HD'nin 15/06/2016 tarih 2016/6247 esas 2016/6612 karar ve 11.HD'nin 18/01/2016 tarih 2015/15629 E. 2016/436 K. sayılı içtihatları).
Somut olaya gelince, davacı tarafça, ... plaka sayılı aracın yaptığı kaza sonucu hasar görmesinden ötürü kasko sigorta poliçesi kapsamında oluşan zararın tahsili istemine yönelik olarak işbu dava açılmıştır.
Taraflar arasında, 27/11/2019-27/11/2020 tarihlerini kapsayacak şekilde kasko sigorta poliçesi düzenlendiği, davacıya ait aracın hususi araç olduğu, ayrıca kasko sigorta poliçesinde de dava konusu aracın hususi oto olarak kullanılacağı hususunun yer aldığı gözetildiğinde, davacının ticari ve mesleki amaçla hareket etmemesi nedeniyle tüketici,
dava konusu kasko sigorta poliçesine konu aracın işletilmesinin de tüketici işlemi olması nedeniyle tüketici mahkemesinin genel mahkemeye göre daha özel olması nedeniyle davaya da tüketici mahkemesi bakmakla görevli olduğundan Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesince açılan davada tüketici mahkemesinin görevli olduğundan davalının istinaf talebinin kamu düzenine aykırılık hususu yönünden kabulü ile HMK'nın 353(1)-a.3 maddesinin hükmü özel düzenleme içerdiğinden HMK'nın 360. maddesinin atfı ile HMK'nın 20. maddesi hükmü uygulanmaksızın ve talebe bağlı olmaksızın dosyanın görevli Ankara Tüketici Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk
Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/427, K. 2024/332, 28 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama