KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2022/780 E., 2025/109 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Vekili Davalı
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2025
- Esas no
- 2022/780
- Karar no
- 2025/109
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/09/2021
- Numarası
- 2020/445 Esas 2021/554 Karar
- Davacı
- —
- Dava
- Tazminat
- Dava tarihi
- 18/09/2020
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 19/02/2025
Karar Metni
1.533 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkete kasko poliçesi ile sigortalı ... plakalı müvekkiline ait aracın 09/02/2020 tarihinde gerçekleşen tek taraflı trafik kazasında ağır şekilde hasar görerek pert olduğunu, davalı şirkete 25/02/2020 tarihinde başvurulduğu ve pert ihalesine alındığı halde daha sonra yapılan bildirimde, aracın ekmek dağıtım arabası olarak kullanıldığı belirtilerek pert ihalesinden çıkartılarak araç hasarın % 20 lik diliminin ödeneceğinin bildirildiğini,
ancak söz konusu poliçe tanzim edilirken acentanın gönderdiği mehil ve müvekkili şirket yetkilisinin gönderdiği beyan ile anlaşılacağı gibi aracın ekmek dağıtımında kullanılmadığı, müvekkili şirket faaliyet alanlarından olan yemek, pasta cafe işlerinin hammade temini ve özel pasta siparişlerinin teslimatı ile diğer faaliyet alanlarındaki işler için kullanıldığının bildirildiği halde hiçbir gerekçe gösterilmeden aracın ekmek dağıtımında kullanıldığından bahisle pert ihalesinden çıkartılarak,
araç hasar giderimi için gerekli ödemenin yapılmadığını iddia ederek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 1.000,00 TL hasar tazminatının kaza tarihinden itibaren avsan faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 26/07/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 62.000,00-TL’na yükseltmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı aracın 20.02.2019/2020 tarihleri arasında müvekkili şirket nezdinde Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, Hasar Bedeli Hesaplamasının, Kara Taşıtları Kasko Sigorta Poliçesi Genel Şartları ve Eklerinde Yer Alan Kural ve İlkelere göre gerçekleştirildiğini, müvekkil sigorta şirketince gerekli incelemenin yapıldığını , görevlendirilen eksperce düzenlenen raporun notlar başlıklı bölümünde açıkça’’ Aracın bulunduğu servis ile yapılan görüşmelerde ekstra ıskonto alınarak araç onarımını KDV dahil 31.000 TL ye yapabilecekleri bilgisi alındığını,
araç bedeli TSB listesinde 69.227 TL olarak, ayrıca aracın 2.el rayiç bedeline ilişkin yapılan araştırmada 90.000 -120.000 kilometrelerdeki 2.000 TL - 4.000 TL aralığında hasar kaydı olan araçların ortalama satışlarının 65.000 TL ile 68.000 TL civarlarında olduğu,
aracın kilometresinin 161.111 olduğundan ve toplamda 11.747 TL hasar kaydı olduğundan ortalama satışlarının 61.000 TL ile 63.000 TL civarlarında olabileceği kanaatinin hasıl olduğunun’’ bildirildiğini, yapılan araştırma neticesinde hasar bedelinin 23.600,00 TL olarak belirlendiğini, yedek parça tedarik aşamasında müvekkili sigorta şirketine indirim hakkının kullanıldırılmaması sebebi ile başvurunun iyi niyet yokluğundan reddini, aksi halde iskonto esas alınarak yedek parça ve işçilik bedellerinin rayiç değerinde indirim uygulanmasını, ve iskonta yapılarak hasar tespitinin sağlanmasını,
tazminat bir malın veya hizmetin bedeli olmadığından KDV 'nin hesaplanmamasının gerektiğini, kesinlikle kabul etmemekle birlikte faiz başlangıcının ancak dava tarihi olarak kabul edilebilir ve uygulanması gereken faiz türünün yasal faiz olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacıya ait davalıya genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile sigortalı aracın 09/02/2020 tarihinde tek taraflı olarak gerçekleştirdiği maddi hasarlı trafik kazasında hasar gördüğü, hasar giderim bedelinin 42.532,08 TL, aracın kaza tarihindeki ikinci el piyasa rayiç değerinin 62.000,00 TL, aracın sovtaj değerinin 37.000,00 TL olduğu,
aracın onarımının ekonamik olmadığı ve pert olduğunun kabulü gerektiği , davacının aracın sovtajını istemediği de nazara alınarak sigorta poliçesi kapsamında bulunan aracın pert olmasından dolayı davalıdan aracın ikinci el rayiç değeri 62.000,00 TL'yi temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte talep edebileceği, davacı vekili dilekçesinde sigorta şirketine davadan önce başvurduğu ve davalı tarafın 25/02/2020 tarihli mailde aracın pert ihalesine alındığının bu nedenle bu tarihten itibaren temerrüdün başlatıldığı belirtilmiş ise de,
buna ilişkin iddiayı ispata belge sunulmadığından başvuru tarihi olarak 17/08/2020 tarihli Arabuluculuk Son oturum tarihi kabul edilerek temerrüdün 28/08/2020 tarihinde gerçekleştiği, ayrıca aracın ticari olması nedeniyle avans faizi talep edilebileceği gerekçeleriyle davanın kabulü ile 62.000,00 TL'nin 28/08/2020 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalından tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davadan önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapılmadığı için davanın usulden reddi gerektiğini, aynı nedenle davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, ekspertiz raporunda hasar bedelinin 23.600,00 TL olarak tespit edildiğini, mahkemece iskonto uygulanmaması ve KDV eklenmemesinin hatalı olduğunu, faizin ancak dava tarihinden itibaren işletilebileceğini ve yasal faiz olması gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; kasko poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Kasko sigorta poliçesi ve hasar dosyası, ekspertiz raporu, araca ait fotoğraflar, trafik tescil kayıtları, bilirkişi raporu, davacı tarafından davalıya başvuruya ilişkin belgeler, kaza tespit tutanağı, tramer kayıtları ve sair deliller dosya arasında mevcuttur.
Dosya kapsamından, davacı şirkete ait ... plakalı aracın 20/02/2019-2020 tarihleri arasını kapsar şekilde Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu, 09/02/2020 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucunda araçta hasar meydana geldiği, hasarın teminat kapsamında olduğu, mahkemece alınan 08/07/2021 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere kaza nedeniyle parça + işçilik + KDV dahil toplam 42.532,08 TL hasar meydana geldiği, aracın 2. el piyasa değerinin 62.000,00 TL olduğu, yine hasarlı haldeki değerinin 25.000,00 TL ve aradaki farkın 37.000,00 TL olduğu,
onarımının ekonomik olmadığından aracın pert total durumunda olduğu, davacının talep edebileceği zarar miktarının 37.000,00 TL olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporundaki tespitlerin, dosya kapsamına ve kazanın oluş şekline uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Davalı yanca hasar bedeli tespit edilirken iskonto uygulanması gerektiğine ilişkin istinaf itirazı ileri sürülmüş ise de;
6102 sayılı TTK'nın 1459.maddesi hükmü uyarınca, sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hasar bedeli tespit edilirken davalı sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma gereği olduğu ileri sürülen iskonto esas alınarak yedek parça ve işçilik bedellerinin rayiç değerinde indirim uygulanmamasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yine, 3065 sayılı KDV Kanunu'nun 1.maddesine göre Türkiye'de yapılan sınai, ticari, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyet çerçevesinde, yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabi olduğuna dair hüküm gözetildiğinde davacının aracına verilen zararı gidermek için gerekli onarım, parça ve işçilik hizmeti de anılan yasa gereğince KDV'ye tabi olacağı kuşkusuzdur. Kesinleşen hasar miktarına ilişkin fatura ibraz edilmese dahi, davacı lehine KDV dahil edilerek hasar bedeline hükmedilmesi gerekir. Nitekim Yargıtay 17. HD'nin emsal nitelikteki 13.11.2017 tarihli ve 2016/18474 Esas-2017/10417 Kararı, 18.10.2017 tarihli ve 2016/17754 Esas, 2017/9306 Kararı, 26.10.2015 tarihli ve 2015/2185 Esas, 2015/11238 Kararı sayılı kararları da bu yöndedir.
Ayrıca hüküm altına alınan tazminat miktarına işletilecek faizin başlangıç tarihi yönünden davalı vekilinin istinaf sebebi değerlendirildiğinde. Poliçe ve riziko tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1427/2. Maddesi hükmüne göre.
"Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur."Kaza tarihinde yürürlükte olan Kasko Genel Şartlarının B.3.3.4.1.maddesine göre.
"Sigortacı hasar ihbarı üzerine talep ettiği belgelerin kendisine eksiksiz olarak verilmesi ve zararın eksper vasıtasıyla tespiti kararlaştırılmış ise eksper raporunun tesliminden itibaren en geç 10 işgünü içinde Genel ve Özel Şartlar kapsamında gerekli incelemeleri tamamlamak ve ödemeye engel bir durumun bulunmaması halinde tazminat miktarını tespit edip sigortalıya ödemek zorundadır.
Tazminat ödeme borcu her halde hasarın ihbarından itibaren 45 gün sonra muaccel olur" hükmü düzenlenmiştir. Dava konusu olayda davadan önce zararın tazmini için davacı tarafından davalı sigorta şirketine 10/02/2020 tarihinde kazanın ihbarı üzerine sigorta şirketi tarafından talep olunan tazminat, 45 günün sona erdiği 26/03/2020 tarihi itibarıyla muaccel hale gelecektir.
Bununla birlikte ilk derece mahkemesince arabuluculuk son tutanak tarihi olan 28/08/2020 tarihinden itibaren, yani tazminatın muaccel hale geldiği tarihten daha sonraki bir tarihten itibaren, tazminata hükmedilmiş ise de istinafa başvuran tarafın davalı olduğu ve aleyhe hüküm kurma yasağı gözetilerek ilk derece mahkemesince verilen karar bu yönden kaldırılmamış ve aynı gerekçeyle davalı vekilinin buna ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Öte yandan davalı vekilinin yasal faize hükmedilmesi gerektiğine ilişkin istinaf sebebine gelince; dava konusu tazminat talebi TTK'da düzenlenen sigorta sözleşmesinden kaynaklandığından ve bu tür sözleşmeler TTK.’nun 3. ve 4. maddeleri hükmü uyarınca, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, mutlak ticari işler kapsamında bulunduğundan, ilk derece mahkemesince davacının tazminat alacağına davacının talebi doğrultusunda avans faizine hükmedilmesi de yerindedir. Nitekim Yargıtay 17. HD'nin de 16.05.2018 tarihli ve 2016/10978 Esas-2018/5122 Karar sayılı ve 2015/11957 Esas-2018/9334 Karar sayılı emsal nitelikteki kararları da bu yöndedir.
Diğer yandan, davacı lehine tazminatın tümüne hükmedilmekle sovtajın sigorta şirketine belgeleri ile birlikte teslimi gerekirse de sigorta şirketi bu hususu istinafa taşımadığından bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir .
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında sovtaj istemi dışında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/780, K. 2025/109, 19 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama