KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/862 E., 2024/291 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Vekilleri
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Şubat 2024
- Dosya no
- 2022/862
- Karar no
- 2024/291
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/06/2019
- Numarası
- 2016/574 Esas 2019/460 Karar
- Davacılar-karşı davalılar
- —
- Davalılar-karşı davacılar
- —
- Dava
- İtirazın İptali (Dava) - Alacak (Karşı Dava
- Dava tarihi
- 21/06/2016
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 28/02/2024
Karar Metni
2.548 kelime·13 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali (dava), alacak (karşı dava) istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle asıl davanın davalı ... yönünden reddine, davalı ... yönünden kısmen kabulüne, karşı davanın davacı ...'un taraf sıfatı bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, davacı ... tarafından açılan davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davalı-karşı davacı ... vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacılar-karşı davalılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin dava dışı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd.
Şti'ne ait hisseleri davalı ...'tan 2002 yılında devralarak dava dışı şirkete davalılarla birlikte ortak olduklarını, müvekkilleri ile davalıların bir araya gelerek müvekkillerinin dava dışı şirketten ayrılmaları, hak ve yükümlülükleri hususunda aralarında sözleşme akdedildiğini, sözleşmenin 2. Maddesi uyarınca Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/277 Esas sayılı dosyası ile devam eden davada lehe ve aleyhe doğacak her türlü hak ve mükellefiyetlerin %50'sinin davalılara, %50'sinin ise müvekkillerine ait olacağını, müvekkillerinin hisselerinin tamamını davalı ...'a noterden devrettiklerini,
sözleşmede yer alan davada verilen karar uyarınca dosya borçlusu dava dışı ... ...
A.Ş. tarafından icra dosyasına 798.488,53 TL yatırıldığını, davalılar tarafından anılan bedel tahsil edilmiş olmasına rağmen sözleşme hükmü gereği müvekkillerine ödenmesi gereken %50'lik kısmın ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalıların icra takibine itirazlarının iptaline, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar-karşı davacılar vekili karşı dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca vergi-sgk sair borçların taraflar arasında eşit olarak paylaşılacağını, karşı davalıların anılan hükme göre ödenmesi gereken borçları ödemediklerini, müvekkillerinin toplam 15.901,95 TL ödeme yaptıklarını, yapılan ödemenin 7.950,97 TL'sinden karşı davalıların sorumlu olduğunu, karşı davalıların sözleşme hükümlerine aykırı davranmaları nedeniyle sözleşmenin 4. Maddesi hükmü uyarınca kararlaştırılan tazminattan sorumlu olduklarını belirterek şimdilik 7.950,97 TL'nin karşı davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar-karşı davacılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın şirket aleyhine açılması gerektiğini, dava dışı şirkette davacı ...'ın %25, ...'ın %25, davalı ...'un %48 ve ...'un %2 pay sahibi iken 28/03/2005 tarihli sözleşme ile ortaklık ilişkilerinin sona erdirildiğini, noterde akdedilen hisse devir sözleşmeleri ile davacıların hisselerini müvekkili ...'a devrettiklerini, sözleşmede belirtilen davanın davacıların şirket ortağı olduğu dönemde kaybedildiğini, davacıların şirket ortaklığı sona erdikten sonra her türlü risk alınarak müvekkili ... tarafından tekrar dava açılarak birleştirildiğini,
davaların birleştirilmesi sonucu kazanılan hukuki mücadelenin davacıları ilgilendirmediğini, davacıların 28/03/2005 tarihli sözleşmeyi imzaladıktan sonraki gün notere gitmelerinin sözleşmenin içeriğini resmiyete bağlama suretiyle değiştirdikleri anlamına geldiğini, sözleşmede müvekkili ...'un imzasının bulunmadığını, bu nedenle imza itirazında bulunduğunu, davacının sözleşmede belirtilen davanın müddeabihine ilişkin miktarı aşarak talepte bulunduğunu, bu miktarı aşan bir talebin hakkın kötüye kullanılması anlamına geleceğini, davacıların 28/03/2005 tarihinden sonra alacak talebinde bulunamayacaklarını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Davacılar-karşı davalılar vekili karşı dava cevap dilekçesinde özetle; karşı davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkillerinin vergi borcundan sorumlu tutulamayacaklarını, asıl davada karşı davacıların sözleşmeyi reddettikleri halde karşı davacı olarak sözleşmenin geçerli olduğunu belirtip, kendi içerisinde çelişkiye düştüklerini bildirerek karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, taraflar arasında tanzim edilen sözleşme uyarınca davacıların şirketteki hisselerini davalı ...'a devrettikleri, sözleşmeye göre şirket tarafından 3. şahsa karşı açılan Ankara 6. ATM'deki davanın şirket lehine sonuçlandığı, takibe konulduğu, davalı tarafından tahsil edildiği, bunun %50'sinin davacılara ödenmesinin gerektiği, sözleşmede davacılar ile davalı ...'un imzasının bulunduğu, davalı ... adına atılan imzanın davalının itirazı üzerine yapılan incelemede bu şahsa ait olmadığının tespit edildiği, bu durumda anılan davalının sözleşmeden dolayı herhangi bir yükümlülüğü bulunmadığı,
aynı zamanda bu sözleşmeye dayanarak talepte bulunma sıfatının olmadığı, sözleşme kapsamında davacıların davalı ...'dan takip tarihinden itibaren 326.608,18 TL asıl alacak miktarını talep etme hakları bulunduğu, davalı borçlu haksız olarak takibe itiraz edip davacıların zamanında alacağına ulaşmasına engel olduğundan İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan tahsili gerektiği, dava konusu sözleşmedeki imza davalı ...'a ait olmadığından davacıların bu davalıya karşı açtıkları davanın reddine karar verilmesi gerektiği,
karşı dava yönünden davalı-karşı davacı ... imzası bulunmayan sözleşmeye dayanarak davacı-karşı davalılara dava açtığı, sözleşmede imzası bulunmaması nedeniyle dava açmada taraf sıfatı bulunmadığı, anılan karşı davacının davasının dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiği, sözleşmede 28/03/2005 tarihinden önceki şirket borçlarının %50'sinden karşı davalıların sorumlu olduğu belirtilmiş olup, davacı ...'un ödediği vergi ve Sgk borçlarının bu döneme ait olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davacıların davalı ... aleyhine açtıkları davanın kısmen kabulüne,
davalı ...'un icra takibine itirazının 326.608,18 TL asıl alacak yönünden iptali ile bu miktar yönünden takipteki koşullarda icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hüküm altına alınan miktarın %20'si oranında hesaplanan 65.321,63 TL icra inkar tazminatının anılan davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,
davacıların davalı ... aleyhine açtıkları davanın reddine, karşı dava yönünden davalı-karşı davacı ...'un davacı-karşı davalılara karşı açtığı davanın reddine, davalı-karşı davacı ...'un davacı-karşı davalılara karşı açtığı davanın HMK 114/b maddesi uyarınca taraf sıfatı bulunmadığından HMK 115/2 maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı-karşı davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların kendi aralarında yaptıkları 28/03/2005 tarihli sözleşme ile ortaklıktan ayrılmayı amaçladıklarını, 29/03/2005 tarihli davacı ortakların ayrı ayrı noter marifetiyle yaptıkları şirket hisse devir sözleşmesi ile de nihai iradelerini ortaya koyduklarını, tarafların yaptığı sözleşmeyi varsayımlara ve tarafların iradelerinin belirlenmesine yönelik tereddütler doğuracak şekilde yorumlayarak,
bilirkişilerin bu yorumuna göre karar vermenin hiçbir hukuk kuralı ile bağdaşmadığını, tarafların yaptığı işin limited şirketlerde hisse devir mukavelesi olduğunu, tarafların kendi aralarında yaptıkları 28/03/2005 tarihli ortaklıktan ayrılma mukavelesi, 29/03/2005 tarihinde Noter huzurunda yaptıkları mukavele ile tümüyle sonuçlandırılarak ortadan
kaldırıldığını, delil olarak ortaya konulan iki sayfalık, taraflar arasında imzalanan ortaklıktan ayrılma sözleşmesi hiçbir aksine bir değerlendirme yapmaya gerek olmayan pay devir sözleşmesi olduğunu, TTK'nun 595/1. maddesinde esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılacağı, tarafların imzalarının noterce onaylanacağının düzenlendiğini, tarafların kendi aralarında yaptıkları 28/03/2005 tarihli sözleşmenin notere onaylattırılmadığını, buna da lüzum görülmeyerek taraflar bu defa ve ertesi gün 29/03/2005 tarihinde Noter huzurunda yaptıkları mukavele ile ilişkilerini tümüyle sonuçlandırdıklarını,
müvekkili tarafından açılan karşı dava yönünden vergi dairesine yapılan ödemelerin tahakkuklarının 2005 tarihinden öncesine ait olduğunu, ödemelerinin ise 2011 yılında yapıldığını, ödeme belgelerinden anlaşılacağı üzere herhangi bir kayda rastlanmadığına dair bilirkişi görüşüne ve mahkemenin davanın reddi kararına katılınamayacağını, bu hususun sunulan belgelere göre ve vergi dairesi ile yapılacak yazışmalarla netlik kazanacağını, kararın eksik ve hatalı bir inceleme ile verildiğini, bilirkişilerin 28/03/2005 tarihli sözleşmeyi ..., ... ve ...'ın aralarında yaptıkları adi ortaklık oluşturan borç sözleşmesi olarak kabul ettiklerini, alacak,
verecek miktarının belli olmadığı bir borç sözleşmesinden bahsedilemeyeceğini, noter belgesinde tarafların iradelerinin tartışma gerektirmeyecek açıklıkta hükümler ihtiva ettiğini, 28/03/2005 tarihli sözleşmenin noter devir sözleşmesi gereğince geçerliliğini artık korumadığını, bu hususun gözden kaçırıldığını, müvekkili ile karşı davalıların arasında imzalanan noter belgesi gereğince, geçerliliğinin olmadığı düşünülen 28/03/2005 tarihli sözleşmenin 2.madde (ee) ve (dd) bentlerinin birbiriyle ilişkisi olmadığına dair bilirkişi görüşüne de katılmadıklarını,
olayı bir bütün olarak değerlendirdiklerinde noter devir senetleri ile sözleşmenin 2. maddesi (ee) ve (dd) bentlerini bir birinden ayırmanın hukukun genel ilkelerine aykırı olduğundan söz konusu rapora dayalı olarak
verilen kararın yasal dayanaktan yoksun olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/277 Esas sayılı dosyası ile dava dışı ... şirketinin ... aleyhine açtığı 50.000,00 TL'lik dava olduğunu, Bu dava dosyasının incelenmesi halinde davanın kaybedildiği uzun yargılama aşaması geçirdiğinin anlaşılacağını, taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesi ve noter devirlerinden çok sonra açılan ek davadan 28/03/2005 tarihli sözleşmenin 2. maddesi ee fıkrasındaki hüküm gereğince davacılar ... ve ...'ın müvekkilinden herhangi bir talepte bulunamayacaklarını, dava dışı ...
İnşaat Sanayi Ticaret Limitet şirketi adına yapılan işlemlerden şahsen müvekkilinin sorumlu kabul edilemeyeceğini, mahkemenin ihtisas alanına giren bir konuda, taraflar arasında yapılan sözleşmelerin yorumunun üçüncü kişilere bırakılamayacağını, hukukçu bilirkişinin 2 sayfadan oluşan sözleşmeyi pay sahipleri sözleşmesi olarak adlandırdığını, bu varsayım üzerinden yürüyerek (kendi deyimiyle kanaati) verdiği rapordaki hükümlere ulaşıldığını, mahkemece de aynen bu rapor kabul edilerek müvekkili hakkında son derece külfetli bir hüküm verildiğini,
bilirkişi raporuna itirazları gereğince yeni bir bilirkişi taleplerinin neden reddedildiğini anlamadıklarını, dayanılan davanın ... İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. ile ... A.Ş. arasında cereyan ettiğini, 28/03/2005 ve 29/03/2005 tarihli taraflar arasında imzalanan sözleşmelerden ileri bir tarihteki duruşma sonucu ...
İnşaat Sanayi Ticaret Ltd.'nin davasının Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesince reddedildiğini, bilirkişilerin pay sahipleri sözleşmesi olarak adlandırdığı belgenin 2 (ee) maddesi ve 29/03/2005 tarihinde yapılan noterdeki hisse devir işlemindeki çakışan maddelerinde incelenmesi halinde bu tarihten sonraki ... İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. herhangi bir tasarrufundan hak talep etmeyeceklerini beyan ettiklerini, ... İnşaat Sanayi Ticaret Ltd.'nin ...
A.Ş.' ye karşı kaybettiği 50.000,00 TL'lik davayı sineye çekip daha fazla uğraşmamak ve zarar görmemek için, hisselerini devralan müvekkili ... ve diğer hissedar ... konuyu bir üst mahkemeye götürmemiş olsalardı davacıların reddedilen davaya yönelik olarak bir işlem yapmalarının mümkün olmayacağını, iki şirket arasındaki davayı devam ettirebilmenin şirketlerin yetkililerince yapılabilecek bir husus olması nedeniyle de 29/03/2005 tarihinden sonrası için davacıların her hangi bir hak iddiasında bulunamayacaklarını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Asıl dava, taraflar arasında akdedilen şirket ortaklığından ayrılma, şirket hissedarlarının hak ve yükümlülüklerine yönelik sözleşme uyarınca şirket tarafından açılan davanın kabulü nedeniyle tahsil edilen bedelin %50'sinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, karşı dava ise anılan sözleşme uyarınca ödenen sgk ve vergi borcunun yarısından hisselerini devreden ortakların sorumlu olduğu iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Asıl davada davacı yan, tarafların dava dışı ... İnşaat Sanayi Ticaret Ltd.'nin ortakları iken aralarında şirket ortaklığından ayrılma, şirket hissedarlarının hak ve yükümlülüklerine yönelik 28/03/2005 tarihli sözleşme akdedildiğini, bu sözleşme gereğince davacıların anılan şirketteki hisselerini davalı ...'a devrettiklerini, sözleşmede dava dışı ... İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. ile ...
A.Ş. arasında görülmekte olan Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/277 Esas sayılı derdest davasında lehe ve aleyhe doğacak her türlü hak ve yükümlülüğün %50'sinin davacılara, %50'sinin ise davalılara ait olacağının kararlaştırıldığını, anılan davanın şirket lehine sonuçlandığını, kararın icra takibine konulması sonucu borçlu şirketten alacağın tahsil edildiğini, davacılara ödenmesi gereken %50 miktarın ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, karşı davada davacı yan,
anılan sözleşme uyarınca dava dışı şirketin vergi ve sgk borcunun %50'sinden karşı davalıların sorumlu olduğunu, ödenen borcun %50'sinin karşı davalılardan tahsili gerektiğini iddia etmiş, asıl davada ve karşı davada davalı yan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile asıl dava yönünden davacıların davalı ... aleyhine açtıkları davanın kısmen kabulüne, davalı ...'un icra takibine itirazının 326.608,18 TL asıl alacak yönünden iptali ile bu miktar yönünden takipteki koşullarda icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hüküm altına alınan miktarın %20'si oranında hesaplanan 65.321,63 TL icra inkar tazminatının anılan davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,
davacıların davalı ... aleyhine açtıkları davanın reddine, karşı dava yönünden davalı-karşı davacı ...'un davacı-karşı davalılara karşı açtığı davanın reddine, davalı-karşı davacı ...'un davacı-karşı davalılara karşı açtığı davanın HMK 114/b maddesi uyarınca taraf sıfatı bulunmadığından HMK 115/2 maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.
Davalıların ve davacıların dava dışı ... İnşaat Sanayi Ticaret Ltd.'nin ortağı iken davacıların anılan şirketteki hisselerinin tamamını dava tarihinden önce, 29/03/2005 tarihinde davalı ...'a noterde akdedilen hisse devir sözleşmesi ile devrettikleri, dava tarihi itibarıyla davacıların dava dışı şirketin ortağı olmadığı dosya içeriğiyle sabittir.
İşbu asıl davanın, dava dışı şirketin eski ortağı olan davacıların, şirket ortağı olan davalılardan sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali, karşı dava ise şirket ortağı olan karşı davacıların şirket eski ortağı olan davalılardan, şirket ortağı oldukları dönemden kaynaklanan vergi ve Sgk borcunun tahsili istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
HMK'nun 14/2. maddesi gereğince ise, özel hukuk tüzel kişilerinin ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin 25/03/2022 gün ve 2021/ 9104 Esas 2022/2412 Karar sayılı ilamında; " ... Davacının ortaklıktan ayrılması davadaki talebin ortalık dönemine ilişkin HMK'nın 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesi benimsenmiş olup; uyuşmazlıkların en az giderle, en makul sürede ve en az emekle çözümü amaçlanmıştır.
Dava tarihinden önce şirket ortağı olan ve ancak "dava öncesi ortaklık sıfatı sona eren" kişinin, daha sonra ortaklık ilişkisinin mevcut olduğu tarihlerden kaynaklanan hukuki ilişkilere dayalı uyuşmazlık nedeni ile ortak veya ortaklığa ya da devir alan kişiye karşı dava açılması durumunda ilgili şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili sayılması; iddia ve savunmanın kanıtlanması, uyuşmazlığa ilişkin belgelerin şirketten ya da şirketin kayıtlı olduğu Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden celbi ya da gerektiğinde şirket merkezinde yerinde inceleme yetkisi verilmesi,
gerektiğinde şirket temsilcisinin isticvabı gibi hususlar bakımından usul ekonomisi ilkesine daha uygun olacaktır.
Bu itibarla Dairemizin yerleşik uygulamaları ve yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda dava tarihinden önce şirket ortağı olan ve ancak "dava öncesi ortaklık sıfatı sona eren" kişinin, daha sonra ortaklık ilişkisinin mevcut olduğu tarihlerden kaynaklanan hukuki uyuşmazlık nedeni ile ortak veya ortaklığa dava açması ya da bu kişiye dava açılması durumunda HMK’nın 14/2. maddesinde düzenlenen kesin yetki kuralının uygulanması gerektiği görüşüne varmıştır.
Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabı dosya içerisinde bulunmakta olup, anılan yazı içeriğinden dava dışı ... İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti'nin merkezi Ankara'da iken, dava tarihinden önce, 13/01/2012 tarihinde şirket merkezinin Van iline taşındığı, dava dışı dava dışı ... İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti'nin Van Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece, asıl ve karşı davaya bakmaya yetkili mahkemenin dava dışı dava dışı ... İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti'nin merkezinin bulunduğu yer olan Van mahkemeleri olduğu, anılan mahkemenin kesin yetkili mahkeme olup, kesin yetkinin HMK'nun 114/1.ç maddesi uyarınca dava şartı niteliğinde bulunduğu gözetilerek açılan davanın kesin yetkiye ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bu husus istinaf aşamasında re'sen gözetilmiştir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17/06/2019 tarih 2019/2229 Esas 2019/4442 Karar sayılı ilamı).
Açıklanan bu nedenlerle davalı-karşı davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulü gerekmiş, HMK'nın 353(1)-a.3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kesin yetkili mahkemenin tayini yönünden kaldırılmasına, kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek davalı- karşı davacı ... vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 353(1)-a.3 maddesinin hükmü özel düzenleme içerdiğinden HMK'nın 360. maddesinin atfı ile HMK'nın 20. maddesi hükmü uygulanmaksızın ve talebe bağlı olmaksızın dosyanın kesin yetkili Van Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmek üzere Van Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/862, K. 2024/291, 21 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama