İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/867 K.2024/1109

Taraflar arasındaki şirketin feshi ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi,…

Esas2022/867Karar2024/1109Tarih16 Ekim 2024Okuma18 dk · 3.600 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/867 E., 2024/1109 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Vekili

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Karar tarihi
16 Ekim 2024
Esas no
2022/867
Karar no
2024/1109
Başkan
... ...
Üye
... ...
Üye
... ...
Katip
... ...
İncelenen dosyanın mahkemesi
ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
20/10/2021
Numarası
2017/864 Esas 2021/755 Karar
Davacı
—
Davalı
—
Dava
Şirketin Feshi
Dava tarihi
24/11/2017
Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
16/10/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.600 kelime·18 dk okuma·5 bölüm

Taraflar arasındaki şirketin feshi ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ve dava dışı ...'ın, 1997 yılında kurulan davalı şirketin %50'şer ortağı olduğunu, şirket sermayesinin 2008 yılında 4.000.000 TL ye çıkarıldığını, 12.01.2010 tarihli ortaklar toplantısında davacının 30 yıl süre ile şirket müdürü, ...'ın ise münferit ve müşterek imza ile geniş yetkili ticari temsilci olarak atandığını, 2010 yılından bu yana şirket işlerinin ... tarafından idare edildiğini, şirketin 2010 - 2016 yıllarına ilişkin genel kurullarının yapılmadığını, bu yıllara ilişkin zorunlu kar payı dağıtımının yapılmadığını, ... tarafından davacıya bilgi verilmediğini,

çekilen ihtarlara karşın defter ve kayıtlara erişiminin engellendiğini, ...'ın eşi ... adına 2017 yılında ... ... ....Ltd.

Şti. unvanlı şirketi kurdurduğunu ve davalı şirketin ... adresindeki 6 katlı binasını 5 yıl süreyle aylık 1.400,00 TL gibi çok düşük bir bedelle kiraya verdiğini, ... hakkında Cumhuriyet Savcılığına 2017/160671 sayılı dosyadan suç duyurusunda bulunulduğunu, ayrıca eşi ... ve davalı şirket hakkında da 2017/160750 sayılı dosyadan şikayette bulunulduğunu, şirketin ...

Şubesindeki hesabından usulsüz şekilde paralar çekildiğini, bu paralarla ne yapıldığının bilinmediğini, kayın biraderi ... ile bu banka hesabı üzerinden ailesine haksız kazanç sağlandığını, bu ilişkinin ticari değil, naylon ilişki olduğunu, ...'ın başka firmalara da naylon faturalar düzenlettirerek davacının menfaatleri hilafına şirketi boşalttığını, davalı şirketin bağlı olduğu ...

Vergi Dairesi'ne sunulan 2013, 2014 ve 2015 yılı vergi beyannamelerine göre gösterilen genel yönetim giderine göre şirket karının çok düşük olduğunu, ayrıca şirketin 2017 yılında zarar ettiğini, şirket merkezi ile şirkete ait mağaza katları tamamen boşaltılmış olduğunu iddia ederek davalı şirketin haklı nedenlerle feshine, müvekkilinin sermaye payının gerçek değerinin ve ödenmeyen 2010-2011-2012-2013- 2014-2015-2016 yıllarına ait kar payı alacağının gerçek değerinin tespit edilmesine ve davacıya ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 2012 yılından itibaren aynı zamanda şirket ortağı ve kardeşi olan ...'a hasmane tutum aldığını, şirket faaliyetlerini engellemeye başladığını, davacının Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/687 Esas sayılı dosyada ...'ın yetkilerinin sınırlandırılması davası açtığını, davacı ve ...'ın %50'şer ortak oldukları ve davacı tarafından yönetilen ... Ltd.

Şti. tarafından davalı şirkete siparişler verildiğini, ancak 2012 yılından itibaren bu siparişlerin verilmediğini, 2013 yılında ... tarafından ...'a 131.055,92 TL sipariş avansı gönderildiğini, ancak karşılığında mal gönderilmediği gibi avansın da iade edilmediğini, bu tutarın her iki şirketin defterlerinde kayıtlı olduğunu, dolayısıyla davalı şirkete esas zarar verenin davacı olduğunu, ...'ın ...'nın müşteri portföyünü ...'a aktardığını, ayrıca yetkisini kullanarak 07.10.2015 tarihinde ...'nın ... şubesindeki hesabından ... hesabına 92.000 TL havale ettiğini, paranın sonrasında iade edilmediğini, ...'ın defterlerine de kayıt edilmediğini,

davacının bu parayı şahsi işlerinde kullandığını, ...'nın 2015 yılı 8. ayında yapacağı ithalatı ...'ın bankaya verdiği 05.08.2015 tarihli dilekçeyle engellediğini, dilekçede malı gönderecek firmanın işyerinde sel felaketi olduğunu beyan ederek ithalat işleminin iptalini talep ettiğini, oysa böyle bir sel olmadığını, ithalatın ...'ın çabasıyla gerçekleştirilebildiğini, ...'nın zararına olarak, ...'ın ...'ın ...

Niğde şubesinden çektiği krediye 1.938.000 TL bedelle ...'yı kefil ettiğini, genel kurulların yapılmamasına davacının sebep olduğunu, şirket ana sözleşmesinin 11. Maddesine göre kar payı dağıtım kararının %51 paya sahip ortaklarca alınması gerektiğini, ...'ın tek başına bu kararı alamadığını, Altındağ 6. Noteri 06.10.2017 tarihli 14278 nolu ihtarname keşide edilerek,

şirketin tüm defter ve belgelerine ulaşılabileceğinin ihtar edildiğini, davalı şirketin ... adresindeki 6 katlı binasının tüm katlarının değil, I nolu bölümünün kiralandığını, aylık 1.400 TL kira bedelinin piyasa koşullarına uygun olduğunu, ...'ın aynı bölümü ... isimli kişiye 23.01.2017 tarihinde 1.000,00 TL bedelle kiraladığını, kiracının sonrasında taşınmazı boşalttığını, ...'un sahibi olduğu ...

Tekstil firmasıyla ticaret yapılmasını davacının engellediğini, bu kişiye para gönderilmediğini, bu firmadan para havalesi yapıldığını, şirketin zarar ettirildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, 2012, 2013, 2014 yıllarında şirketin kar ettiğini, 2017/3. dönemde de karlı olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davalı şirketin şirket yetkilisi ...'ın eşi adına kurdurduğu, ... ... Ltd.

Şti. lehine şirket faaliyetini bu şirkete yönlendirmesi, fiilen davalı şirketin faaliyetini sonlandırılması ve başka şirket aracılığıyla kendi faaliyetine devam etmesinin şirketin hakkı nedenle fesih sebebi olduğu, fiilen Niğde'de bulunan şirketin davacı tarafından yönetildiği, taraflar arasında güven ilişkisi zedelendiğinden karşılıklı husumet doğuran ve fiilen şirketin zarara uğramasına sebep olan anlaşmazlıkların kardeş olan davacı ve dava dışı şirket yetkilisi arasında yaşandığı,

her iki tarafında şirketi zarar uğratmama ve şirket menfaatlerini gözetme sorumlulukları olmakla birlikte davalı şirket fiili yöneticisinin dosyaya yansıyan eylemlerini, şirketi işlemez hale getirdiğinin anlaşılması sebebiyle davacının fesih tasfiye talebinin bu aşamada en uygun çözüm olacağı zira her iki tarafın farklı şirketler ile ticari faaliyetlerini sürdürmeye devam ettikleri, davalı şirketin faaliyetini devam ettirmeye yönelik iradelerini ortaya koymadıklarını bu haliyle TTK 636/3 maddesinin 2. cümlesi uyarınca alternatif bir çözüm yolu araştırılmasına gerek bulunmadığı,

davacının sermaye payı tespit ve ödenmesi talebinin tasfiye sürecinde bu husus belirlenip tasfiye ile ödeneceğinden bu aşamada bu konuda karar vermeye yer olmadığı, davacı uzun süredir kar payı ödenmediğinden bahisle kar payı talebinde de bulunmuş olmakla birlikte, TTK 539/1 maddesi uyarınca şirket ana sözleşmesi ve ortaklar kurulu kararları incelendiğinde şirketin kar payı dağıtımına genel çoğunluğunca karar verileceği, genel kurullarda bu yönde alınmış bir karar bulunmadığı bu nedenle mahkemenin şirket genel kurulu yerine geçerek kar payı dağıtımı yönünde karar almasının mümkün olmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile,

Ankara Ticaret Sicil müd. 125266 sicil numarasında kayıtlı olan ... imalat İnşaat İthalat İhracat Tic. Ltd.

Şti'nin fesih ve tasfiyesine tasfiye memuru olarak Mali Müşavir ...'ın atanmasına, tasfiye memuruna aylık 1.000,00 TL ücret takdirine, tasfiye memurunun 1 yıllık ücreti 12.000,00 TL'nin ileride şirket tasfiye payından karşılanmak üzere davacı tarafça mahkeme veznesine depo edilmesine, şirketin tasfiye halinde olduğunun Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine, tescil ve ilanına, davacının sermaye payı tespit ve ödenmesi talebinin tasfiye sürecinde bu husus belirlenip tasfiye ile ödeneceğinden bu aşamada bu konuda karar vermeye yer olmadığına, davacının kar payı tespit ve ödenmesi talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kar payı alacağının tespiti ile bu yöndeki davanın kabulünün gerektiğini, yine davacının gerçek sermaye payı alacağının tespiti gerekirken bunun tasfiyeye bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu, sermaye payı gerçek değerinin tespiti hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve fakat bağlı hak olan kar payı alacağının tespitine dair davanın reddine karar verilmesinin usule aykırı ve çelişkili olduğunu, kar payı dağıtımına ilişkin şirket sözleşmesinde hüküm bulunduğundan ayrıca karar alınmasına gerek olmadığını, kar payı için dava açılmasının sebebinin ortaklar kurulu kararı alınmasının imkansız olmasından kaynaklandığını mahkemece bu hususun gözetilmediğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; fesih koşullarının oluşmadığını, zira davalı şirketin ticari faaliyetine devam etmekte olup, kimseye borcunun bulunmadığını, öz kaynaklarını kullanarak faaliyetini sürdürdüğünü, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/687 esas sayılı dosyasında davacı yanca şirket müdürünün azli istemiyle açılan davanın reddedildiğini, mahkemece bu hususun da gözetilmediğini, mahkeme gerekçesinin dosya kapsamına aykırı olduğunu, aynı zamanda şirket yetkilisi olan davacının haksız eylemleri bulunduğu gözetilmeksizin davanın kabulünün hatalı olduğunu,

davacının davalı şirketin ticari faaliyetlerini engellemek için çaba sarf ettiğini, davalı şirket ile ilgilenmediğini, tam tersine zarar verdiğini, davacının da ayrı bir şirket kurarak davalı şirket aleyhine çalıştığını, yine davalı şirket hesabındaki paraları kendi kurduğu şirket hesabına aktardığını, buna ilişkin bildirdiği delillerin toplanmadığını, diğer ortak ...'ın eşi tarafından kurulan şirketin diğer ortak tarafından kurulduğu iddiasının kabul edilemez olduğunu, diğer ortak ...'ün söz konusu şirket ile herhangi bir bağlantısının bulunmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Dava; limited şirketin haklı nedenle feshi, sermaye payı ve kar payının tespiti ve tahsili istemlerine ilişkindir.

6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;

Ticaret sicil kayıtları, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/687 esas 2019/1156 karar sayılı kararı, Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/669 Esas 2018/445 karar sayılı kararı,Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/160671 soruşturma no'lu dosyası, Ankara 6.Noteri tarafından düzenlenen 31.10.2017 gün ve 16159 Yev.Nolu ihtarnamesi, Niğde 1.Noteri tarafından düzenlenen 26.09.201 gün ve 10152 Yev.Nolu ihtarnamesi, Altındağ 1.Noteri tarafından düzenlenen 06.10.2017 gün ve 14728 Yev.Nolu ihtarnamesi, davalı şirketin banka kayıtlarına ilişkin hesap ekstreleri, vergi ve banka kayıtları, tanık beyanları ile sair deliller dosya arasında mevcuttur.

Dosyada mevcut ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; davalı şirketin 02.01.1997 tarihinde 4.000.000,00 TL sermaye ile kurulduğu, şirket ortaklarının davacı ... ile dava dışı ... olduğu, her iki ortağında 30 yıl süreyle münferiden ve müştereken imza yetkisi ile müdür olarak atandığı görülmüştür.

08/06/2018 UYAP tarihli ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; şirketin 2010-2016 yıllarına ilişkin genel kurullarının yapılmadığı, bu yıllara ilişkin varlık ve borç kayıtları ile gelir / gider kayıtları da ibra edilmediği, bu yıllara ilişkin dağıtılacak kar payı varsa, ana sözleşmenin 11. maddesine göre dağıtılması gereken kar payının dağıtılmadığı, diğer ortak ...'ın eşi ... adına 2017 yılında ... ... ....Ltd.Şti.'nin kurulduğu, şirketin 02.06.2017 tarihinde tescil edildiğ, kurucusunun tek ortak olarak ... olduğu, faaliyet konularının davalı ...

Ltd.Şti. ile aynı olduğu, bu şirketin faaliyet gösterdiği ... adresinde bulunan taşınmazın davalı şirkete ait olup, davalı şirket tarafından ...'ın sahibi olduğu ... ... Ltd. Şti.'ne 02.06.2017 tarihinden itibaren 13 yıl süre ile aylık 1.400,00 TL kira bedeli ile kiralandığı, ...

TL hesap ekstresine göre, bu taşınmazın 5 yıllık kira bedeli olan 84.000,00 TL, 09.06.2017 tarihinde davalı şirketin banka hesabına ödendiği, dolayısıyla davalı şirkete ait olmayan taşınmaz kiraya verilmiş ve bunun kira bedeli davalı şirket banka hesabına girdiği, bununla birlikte defter kayıtlarına göre, davalı şirketin, maliki olmadığı taşınmaz için 31.05.2018 tarihi itibariyle toplam 555.407,68 TL dekorasyon harcaması yaptığı, şirketin 2017 yılı kurumlar vergisi beyannamesine göre şirket 2017 yılı sonu itibariyle gayrı faal olmadığı,

ancak 25.05.2018 tarihinde şirket merkezi olan ... adresinde yapılan keşif sırasında binanın bodrum katında bir kısım mal mevcudu olduğu, ancak binanın genel olarak boş olduğu, faaliyetin olmadığının görüldüğü, diğer yandan dosyada mevcut Şirketin ... şubesindeki TL ve $ hesaplarına ait ekstreler incelenmiş olup, işçilere kıdem tazminatı ödendiğine dair bir kayıt görülmediği bildirilmiştir.

Kasım 2020 tarihli kök ve 09/06/2021 tarihli ek bilirkişi raporlarında özetle; Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında ...'ın yetkilerini kaldırdığı, şirketin yönetimsiz kaldığı, ortaklar arasında ciddi güven bunalımı olduğu, kar payının dağıtılmadığı, talebin haklı nedenlere dayanıp dayanmadığı konusunda takdirin mahkemeye ait olduğu, davacının 2010-2016 dönemi kar payını talep ettiği, karın dağıtılmasına karar verilmesi halinde davacının alabileceği kar payının 200.027,20 TL olduğu, bu tutarın yasal yedekler ve gelir vergisi kesintisi olmayan brüt tutarı içerdiği, I ve II Tertip yedek akçeler ve Tertip Temettü, %15 gelir vergisi kesintisi yapılması halinde davacıya ödenecek net tutarın 117.591,55 TL olacağı bildirilmiştir.

Davacı yan, davalı şirket ortakları arasında anlaşmazlıklar bulunduğunu, diğer ortağın kişisel çıkar sağlayarak şirketi zarara uğrattığını, davacıya bilgi verilmediğini, diğer ortak hakkında şirket zararının eylemleri nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğunu, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiğini iddia ederek davalı şirketin haklı nedenle feshi, şirket sermayesinin gerçek değerinin tespiti ile 2010 - 2016 yılları arasındaki döneme ilişkin kar payının tespit ve tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ilk derece mahkemesine yazılı şekilde karar verilmiştir.

6102 sayılı TTK'nın 636/(3) maddesinde "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemede şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağı payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağı şirketten çıkartılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." şeklinde düzenleme mevcuttur.

TTK’ununda Limited şirkette haklı sebebin tanımı yapılmadığı gibi haklı sebeplere de örnek madde metninde yer verilmemiştir. Ancak Anonim Şirkete ilişkin TTK 531. Maddesine ait gerekçede tasarıda İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlalî, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalmasının haklı sebep sayıldiği ifade edilmiştir.

Doktrinde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması," "şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkânsız olması," "şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi," "azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması," "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması, şirketin feshi açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır.

Hakim her somut olayda haklı sebep bunup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edecektir.

Çamoğlu’na göre haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur.

Limited şirket, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahiptir. Bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebeplerde haklı sebep olarak ileri sürülebilir.

Haklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebep bile niteği ve ortaya çıkardığı sonuçlar gözetildiğinde fesih için yeterli haklı sebep oluşturabilir.

Türk yargı kararlarında ise; Haklı sebep objektif veya sübjektif olabilir. Ana öge ortaya çıkan sebebin ortaklığın yaşamasını imkânsız hale getirmesidir. Her davada, hukuki ve maddi olayların özelliği dikkate alınarak iddianın haklı sebep teşkil edip etmeyeceklerinin irdelenmesi gerekir. Şirketin devamlı olarak zarar etmesi, kuruluş ve gayesinin gerçekleşmesine imkan kalmaması, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar, gibi hususlar haklı neden olarak kabul edilebilir.

Doktrinde haklı sebeple fesih için, şirketin kötü yönetilmesi, pay sahipleri arasında anlaşma ve uzlaşma imkanının kalmaması, pay sahiplerinin haksız ve keyfi olarak farklı muameleye tabi tutulmaları, şirketin amacına hizmet etmemesi, kar dağıtmayarak ortakları açlığa mahkum etmek, şirket imkanlarının çoğunluk pay sahiplerine tahsisi, çoğunluğun hakim olduğu diğer şirketlere şirket imkanlarının kaydırılması, şirket imkanlarının yanlış kullanılması ve israfı, genel kurul ve yönetim kurulunun kilitlenmesi sürekli olarak gereksiz yere toplantıya çağrılması, azlığa karşı manevi güç ve baskı uygulamak, azlığın meşru taleplerinin sürekli ret edilmesi, pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetlerinin ortadan kalması şeklinde örneklemeler” yapıldığı görülmektedir.

Doktrinde haklı sebeplerin görünüm biçimlerini "çoğunluk gücünün kötüye kullanılmasına ilişkin sebepler", "kişisel sebepler" ve "ortaklığa ilişkin sebepler" olarak üç büyük gruba ayırdıkları ve örneğin eşitlik veya hakların sakınılarak kullanılması gibi azınlığın korunmasına ilişkin temel ilkelerin ihlalini, pay sahiplerinin mali nitelikteki ve/veya yönetime katılma haklarını ihlal eden uygulamaları, pay sahibinin kişisel uyuşmazlık çıkarmasını veya bazen onun kişiliğinde diyelim iflas, ölüm, kısıtlanma gibi gerçekleşen bazı nedenleri, ortaksal yükümlülüklerin ihlalini, pay sahiplerinin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranılmasını,

taraflar arasında imzalanmış bulunan pay sahipleri sözleşmesinin ihlalini, nihayet şirketin kötü yönetilmesini, amacını elde etmesinin olanaksızlaşmasını ve/veya organlarının karar alma yeteneğini yitirmesini haklı sebebe örnek olarak verdikleri gözlemlenmektedir (Ömer Teoman, Yaşayan Ticaret Hukuki Mütalaalar 15. Kitap 2012-2013, s. 294).

Hakim fesih talep eden ortağın veya ortakların menfaati ile fesih halinde zedelenmesi muhtemel bütün menfaatleri karşılaştırmalıdır.

Kanunda tanımlanmadığına göre hâkim TMK 4. maddesi çerçevesinde her somut olayda haklı sebebin varlığını takdir edecektir.

Somut olay adaleti gerçekliği ile şirketin yapısı ortaklığın işlevsel halini gözeterek vakıaların haklı sebep düzeyine ulaşıp ulaşmadığını araştırıp takdir etmelidir. Takdir hakkının sınırının kanuni dayanağın amacı ile uygun kullanılması gerekir. Diğer taraftan, hâkim bu değerlendirmeyi yaparken fesih davası açmanın davacı ortaklar için en son çare olup olmadığını da denetlemelidir.

Örneğin; çekişmeyi yaratan genel kurul kararı aleyhine iptal davası açma imkanı varsa veya ortaklık esas sözleşmesinde başka bir hukuki olanağın kullanılması mümkün iken bu yola gidilmeden fesih davası açılması, davanın reddini gerektirebilir.

Bu nedenle fesih davasının ikincil dava ve son çare olduğu da söylenebilir

Yasaman; Federal Mahkemenin 50 yıllık uygulamasında haklı sebeple fesih davasının en son çare olarak düşünülmesi gerektiği, azınlığın ortaklıklar hukuku çerçevesinde bütün imkanlarını kullanarak hakkını kullanması gerektiği, bütün bunlara rağmen bir sonuç alamıyorsa ortaklığın feshinin istenebileceği yolunda kararların istikrar kazandığını belirtmektedir (Hamdi Yasaman, Anonim Ortaklıkların Haklı Nedenle Feshi, s. 716-717).

Haklı nedenlerle fesih davasının açılabilmesi için, haklı nedenlerin ortaya çıkmasında davacı ortağın kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerekir. Hiç kimsenin kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendisi lehine sonuç çıkaramayacağı ilkesi de bunu gerektirmektedir (Yargıtay 11. HD 6/2/2014 gün ve E:2012/9510 K:2014/2041 sayılı Karar).

Somut olaya gelince, taraflar arasında, davacının, davalı şirket ortağı olduğu hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmayıp, uyuşmazlık, limited şirketin haklı sebeple fesih koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin diğer ortaktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin oluşmasının davacıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davacıdan kaynaklanmıyor ise fesih yerine alternatif çözüm yollarının uygulanıp uygulanmayacağı, kar payı ve sermaye payına hükmedilip hükmedilmeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır.

Dosya kapsamından, davalı şirketin 02.01.1997 tarihinde 4.000.000,00 TL sermaye ile kurulduğu, şirket ortaklarının davacı ... ile dava dışı ... olduğu, her iki ortağın da 30 yıl süreyle münferiden ve müştereken imza yetkisi ile müdür olarak atandığı, şirket ortaklarının kardeş olduğu, yine şirket ortaklarının %50 ortak oldukları iki adet şirketlerinin bulunduğu, her iki şirkette de tarafların temsil ve imzalama yetkileri olmasına rağmen fiilen Ankara'da bulunan davalı ...

Şirketini ...'ın, Niğde'de bulunan ... Şirketini davacının yönetip yönlendirdiği, davalı şirketin uzun zamandır genel kurul toplantılarının yapılmadığı, davacı tarafından yapılan çağrıya icabet edilmediği, 2017 yılında yapılan toplantıya davalının alınmadığı, davalı şirketi yöneten ...'ın eşi ... adına ... ...Ltd.Şti.

Ünvanında ticaret şirketini kurdurduğu, ... adına intifa hakkı bulunan ''...'' adresinin eşinin firmasına piyasa değerinin çok altında bir bedel ile kiraya verdiği, davalı şirket ile eşine ait şirket arasında cari ticari ilişki kurduğu, para transferleri yaptığı, ...'nın şirket faaliyetlerinin kasıtlı olarak durdurulduğu, ... ile ticari ilişki içinde olan firmaların ... ... firmasına yönlendirildiği, vergi kayıtlarına göre 2017 yılından davalı şirketin neredeyse gayrifaal hale getirildiği, 2017 yılının ilk 7 ayında kar elde edemediği, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği,

dinlenen tanık beyanlarından ve taraflar arasında karşılıklı keşide edilen ihtarnamelerin içeriğinden taraflar arasındaki güven ilişkisinin açık bir şekilde zedelendiği, şirkette kar dağıtımı yapılmadığı, tarafların birbirleri hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulundukları, mahallinde yapılan keşif sonucu bilirkişi ... tarafından düzenlenen rapor ile de tespit edildiği üzere 25.05.2018 olan keşif tarihinde şirketin gayri faal olduğu anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca, davalı şirketin şirket yetkilisi ...'ın eşi adına kurdurduğu ... ... Ltd.

Şti. lehine şirket faaliyetini bu şirkete yönlendirmesi, fiilen davalı şirketin faaliyetini sonlandırılması ve başka şirket aracılığıyla kendi faaliyetine devam etmesinin şirketin hakkı nedenle fesih sebebi olduğu, fiilen Niğde'de bulunan şirketin davacı tarafından yönetildiği, taraflar arasında güven ilişkisi zedelendiğinden karşılıklı husumet doğuran ve fiilen şirketin zarara uğramasına sebep olan anlaşmazlıkların kardeş olan davacı ve dava dışı şirket yetkilisi arasında yaşandığı,

her iki tarafın da şirketi zarar uğratmama ve şirket menfaatlerini gözetme sorumlulukları olmakla birlikte davalı şirket fiili yöneticisinin dosyaya yansıyan eylemlerini, şirketi işlemez hale getirdiği, her iki tarafın farklı şirketler ile ticari faaliyetlerini sürdürmeye devam ettikleri, davalı şirketin faaliyetini devam ettirmeye yönelik iradelerini ortaya koymadıkları, bu haliyle TTK 636/3 maddesinin 2. Cümlesi uyarınca alternatif bir çözüm yolu araştırılmasına gerek bulunmadığı anlaşılmakla (Yargıtay 11. HD'nin 2019/1741 esas 2020/4807 karar,

benzer 11. HD'nin 2019/3604 esas 2021/2596 karar) ilk derece mahkemesince davalı şirketin feshine karar verilmesine bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yine, davacının sermaye payı tespit ve ödenmesi talebinin tasfiye sürecinde bu husus belirlenip tasfiye ile ödeneceğinden ilk derece mahkemesince bu talep yönünden karar vermeye yer olmadığına karar verilmesi (Yargıtay 11. HD 2015/11954 esas 2016/9384 karar, benzer 2020/1108 esas 2020/3275 karar) usul ve yasaya uygundur. Öte yandan, davacı kâr payı alacağı bulunduğunu, kar payının ödenmediğini iddia etmiş, ilk derece mahkemesince bu talebinin reddine karar verilmiştir.

Bilindiği üzere limited şirketlerde karın dağıtımına ilişkin esasların 6102 sayılı TTK'nın 608 ve devamı maddelerinde düzenlendiği, TTK'nın 608. maddesi hükmüne göre, ortaklık sözleşmesinde aksine kural bulunmadıkça, ortakların, sermaye koyma borçlarını yerine getirdikleri oranda, yıllık bilançoda gösterilen net dönem kârından ve bunun için ayrılmış yedek akçelerden dağıtılabileceği, kâr payı dağıtımının ancak kanun ve şirket ana sözleşmesi uyarınca ayrılması gereken kanuni yedek akçelerle, şirket sözleşmesinde öngörülmüş yedek akçeler ayrıldığı takdirde karar verilebileceği,

şirket sözleşmesinde aksi öngörülmedikçe kâr payının esas sermaye payının itibari değerine oranla hesaplanacağı, bir sermaye ortaklığı sayılan limited ortaklıkta, çıkarılan ticari bilançoya göre saptanan kâr dağıtılabileceği, kârın dağıtılması için çıkarılması gereken ortaklık bilançosunun, TTK'nın 616. maddesi hükmüne göre, genel kurulun kararı ile kesinleşeceği, buna göre, kârın dağıtımına genel kurulun karar verebileceği, mahkemece, genel kurulun yerine geçilerek,

kâr dağıtımına karar verilemeyeceği, kâr dağıtımına ilişkin kararları almak yetkisinin genel kurula ait olup, bu yetkinin başka bir organa devredilemeyeceği gibi genel kurulun, kâr dağıtımı için bir karar vermedikçe şirket ortağının dava açarak kendisine ait kârı isteyemeyeceği, bu kuralın buyurucu nitelikte olduğu, sözleşmeye aksine bir hüküm konulamayacağı açıktır.

Açıklamalar ışığında somut olaya gelince, davacı 2010-2016 yılları arasındaki dönem için kâr payı alacağı bulunduğu ve kâr payının dağıtılmadığından bahisle dağıtılmayan kâr payının tespiti ve tahsiline yönelik işbu davayı açmış ise de, davalı limited şirketin genel kurulunca kâr payı dağıtımına yönelik herhangi bir karar alınmadığı gibi, davacı

tarafından diğer ortağada kâr payı ödendiği yönünde bir iddianın ileri sürülmediği, ayrıca davacı tarafından davalı şirketin genel kurul gündemine kâr payının dağıtılması yönünde herhangi bir çağrı veya başvurunun yapılmadığı veya yapıldığına ilişkin bilgi belgenin de dosyaya kazandırılmadığı anlaşılmaktadır.

Bu hale göre limited şirketlerde şirketin kâr elde etmiş olması, kendiliğinden limited şirket ortağının kâr payı talep etme yetkisi vermeyecek olup, şirket ortaklarına kâr payı dağıtılabilmesi için öncelikle ortaklara kâr payı dağıtılması yönünde genel kurulca bir karar alınması gerekmektedir.

Somut olayda ise, bu yönde alınmış herhangi bir genel kurul kararı bulunmadığı anlaşıldığından açılan kâr payına yönelik talebin reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygundur (Emsal Mahiyette Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27/11/2018 tarih ve 2016/14687 esas 2018/7407 karar sayılı ve aynı Dairenin 24/12/2015 tarih ve 2015/902 esas 2015/13883 karar sayılı içtihatları).

Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabul kısmen reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1-Taraf vekillerinin vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2-Davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3-Davalıdan alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/10/2024

Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -... ... ... ... ...

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/867, K. 2024/1109, 16 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Dava
  4. Cevap
  5. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. İstinaf Sebepleri
  7. Hukuki Nitelendirme, Delillerin Ve İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/867
Karar No
2024/1109
Tarih
16 Ekim 2024

İlgili Kararlar

  • Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/868 K.2024/646
  • İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/868 K.2024/728
  • İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/868 K.2024/743
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi E.2022/868 K.2024/1077
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/869 K.2024/1016
  • İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/870 K.2024/733

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.