KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/89 E., 2023/1813 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2023
- Dosya no
- 2022/89
- Karar no
- 2023/1813
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/11/2021
- Numarası
- 2021/539 Esas 2021/725 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Dava
- Rücuen Tazminat (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 13/09/2021
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 10/01/2024
Karar Metni
1.368 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki rücuen tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde 30/11/2003 tarihinde elektrik çarpması sonucu vefat eden kişinin kardeşinin uğradığı manevi zararın tazmini talebiyle açılan dava sonucu verilen kararın icra takibine konulması nedeniyle icra dosyasına ödenen miktardan davalının sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 22.406,03 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, hisse devri aşamasında bilanço çalışmaları yapılarak davacı tarafından devre esas mizan düzenlendiğini, bu mizan kayıtları esas alınarak devre esas bilançonun belirlendiğini, bu işlemler neticesinde geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden davacının geçmiş yıllara ilişkin olarak müvekkilinden herhangi bir talepte bulunmayacağını, işletme hakkı devir sözleşmesi, ihale şartnamesi,
hisse satış sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, dağıtım şirketlerinin İHDS öncesinde tüzel kişiliklerinin bulunduğunu, davacının hisseler el değiştirdikten sonra talepte bulunmasının kamu zararına neden olduğunu, müvekkilinin sorumlu olduğu düşünülse dahi davacının ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğinden dayanak davadaki faiz ile icra giderleri, icra vekalet ücretinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, dayanak davada yasal faiz ile birlikte ödeme yapıldığından davacının ancak yasal faiz talep edebileceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, 24/07/2006 tarihli işletme devir sözleşmesinden önce doğan ve davacı tarafça nakit ve takas mahsup suretiyle yapılan ödeme kısmından işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler de nazara alınarak davalının sorumlu bulunduğu, ödemeye esas mahkeme kararındaki uyuşmazlığın 24/07/2006 tarihli İHDS'den önceye ilişkin olduğu, yapılan ödemenin hisse satış sözleşmesinin 9.4 maddesinin atfıyla İHDS'nin 7.4 maddesi uyarınca ...'a rücu edilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 22.406,03 TL'nin 29/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, işbu davanın dava dışı ...'ın elektrik akımına kapılarak vefatı üzerine kardeşi tarafından açılan davada verilen kararın icrası neticesinde davacı tarafından yapılan ödemelerin müvekkilinden rücuen tahsiline ilişkin olduğunu, mahkemece öncelikle rücuya dayanak dava konusunun İHDS'nin 7. maddesinde üçüncü kişi alacağı olup olmadığının tespitinin gerektiğini, dayanak davanın üçüncü kişi alacağına ilişkin olması halinde, icra takibi ve davaların ... tarafından yürütülmesi gerektiğini,
tüm sorumluluğun ...'a ait olacağını, davalı şirket tarafından davanın açıldığına ilişkin müvekkili kuruma ihbar yapılması ve dava takibinin müvekkili tarafından yürütülmesinin sağlanması gerektiğini, müvekkilin haberdar olmadığı,
bilgisi dışında yürütülen ve sonuçlandırılan davadan sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini, davacı şirketin dayanak davanın ve dava neticesinde başlatılan icra takibinin tarafı olduğunu, müvekkilinin dayanak davadan ve bu kapsamda yapılan ödemelerden haberdar olmadığını, anılan davadan müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuken mümkün bulunmadığını, tüm sorumluluğun davayı yürüten ve dava sonucunda verilen kararın icrası neticesinde ödemeyi yapan davacı şirkete ait bulunduğunu, gerekçeli kararda madde hükmü (üçüncü kişi hakkı) ve ihbar yükümlülüğü hususunda bir değerlendirme yapılmadığını,
sadece rücuya dayanak dava konusunun İHDS öncesinde gerçekleşmesinin esas alındığını, dava konusu alacak talebinin dayanağı olan davada, alacağın yasal faizi ile birlikte ödenmesine hükmedildiğini, davacı tarafından ödemelerin yasal faiz üzerinden yapıldığını, davanın rücu davası olduğunu, bu bağlamda dayanak dosyada yasal faiz ile birlikte ödeme yapılmasına rağmen mahkemece tesis edilen hükümde avans faizine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, aksinin kabulünün davacının haksız kazanç sağlaması ile sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, mahkemece avans faizinin ödeme tarihinden itibaren işletilmesine hükmedildiğini,
kabul anlamına gelmemekle faiz başlangıcı yönünden mahkemece öncelikle müvekkilinin ne zaman temerrüte düşürüldüğünün belirlenmesi ve bu tarihten itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, davaya konu rücu davasının dayanağı olan dava nedeniyle müvekkilinin sorumlu olduğu kabul edilse bile, icra masraf ve giderlerinden sorumluluğunun kabul edilemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/111 Esas 2018/168 Karar sayılı dosyanın davacısı ..., davalısı ... olup, 30/11/2003 tarihinde elektrik çarpması sonucu ölen kişinin kardeşi tarafından uğranılan manevi zararın tazmini talebiyle açılan davada verilen davanın kısmen kabulü kararının Yargıtay 3. Hukuk Dairesi tarafından onanmasına karar verildiği, verilen kararın Şanlıurfa 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/304 sayılı dosyası ile ... aleyhine icra takibine konulması sonucu davacının icra dosyasına 29/01/2019 tarihinde 22.406,03 TL ödediği anlaşılmıştır.
Sözleşme hükümleri ile birlikte somut olay ve davalı vekilinin istinaf itirazları birlikte incelendiğinde; 30/11/2003 tarihinde elektrik çarpması sonucu ölen kişinin kardeşi tarafından uğranılan manevi zararın tazmini talebiyle açılan davada verilen davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın icra takibine konulması sonucu davacının icra dosyasına 29/01/2019 tarihinde 22.406,03 TL ödediği dosya içeriğiyle sabittir.
Taraflar arasında akdedildiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki davanın davacısı olan ... bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının ödediği bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır.
Rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı icra dosyalarına ödediği tüm bedelin rücuen tahsilini davalıdan talep edebileceğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı).
Davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir. Rücuen alacağa dayanak dava ... Genel Müdürlüğü aleyhine açılmadığından ve takip doğrudan ... Genel Müdürlüğü aleyhine başlatılmadığından somut uyuşmazlıkta sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde zamanaşımı itirazının değerlendirilmesi yoluna gidilmemiştir.
Öte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22. maddesinin f bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi öncelikle uygulanacaktır.
Davalı vekilinin açılan davada ödeme tarihinden itibaren avans faizi uygulanamayacağına yönelik itirazına gelindiğinde, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Buna göre ilk derece mahkemesinin kararında ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/89, K. 2023/1813, 14 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama