KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/908 E., 2024/1079 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Esas no
- 2022/908
- Karar no
- 2024/1079
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 09/03/2022
- Numarası
- 2021/381 Esas 2022/174 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Dava
- Haklı Nedenle Limited Şirket Ortaklığından Çıkma
- Dava tarihi
- 14/06/2021
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 08/11/2024
Karar Metni
1.878 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki haklı nedenle limited şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette %50 hissedar olduğunu, müvekkilinin ileri yaşı ve sağlık durumu nedeniyle şirket işlerini geciktirmemek adına kararların hızlı alınabilmesi için dava dışı ... isimli şahsa vekalet verdiğini, vekaletin getirdiği kolaylıktan faydalanarak diğer ortağın müvekkili şirketin %50 hissesine sahip olduğu halde müvekkilinden hiçbir görüş ya da onay almadığını, müvekkiline şirket bilançolarını göstermediğini, şirketin Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı adresinin bulunmadığını,
müvekkilinin mühendis olması sebebiyle diplomasını ve tarafına verdiği yetkileri yapım onarım ihalelerinde iş alabilmesi amacıyla şirketin kullanımına sunduğunu, şirketin adreste bulunmaması ve şirket yetkililerine ulaşılamaması durumunun müvekkilinin diplomasının iradesi dışı kullanımına sebebiyet vereceğini, bütün sorumluluğun müvekkili üzerinde bulunacağını belirterek müvekkilinin haklı nedenle limited şirket ortaklıklığından çıkmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalıya dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacı vekiline haklı nedenini ispat edebilmesi bakımından delillerini sunması için 08/09/2021 tarihli celsede süre verildiği, dosyaya dava dilekçesi ekinde sunulan 29/04/2021 tarihli ihtarnameden başka bir delil sunulamadığı, davacı vekili her ne kadar haklı bir nedenin var olduğunu ileri sürmüş ise de haklı bir nedenin varlığının ispat edilemediği, davalı şirketin sicil dosyasından kayıtlı bir adresinin bulunduğu anlaşılmış olup davacı tarafın aksi yöndeki iddiasının da sübuta ermediği,
dava açmadan evvel davalı şirkete noter aracılığıyla çekilen "davacıya ait diploma ve diğer belgelerin belli bir süre içerisinde teslimine" ilişkin ihtarnamenin başlı başına haklı bir neden teşkil etmeyeceği gibi ileri sürülen tüm iddiaların ispatı için de yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin %50 hissedarı olduğunu, müvekkilinin ileri yaşı ve sağlık durumu nedeniyle şirket işlerini geciktirmemek adına, kararların hızlı alınabilmesi için dava dışı ... isimli şahsa kendisini temsil etmesi için vekalet verdiğini, ancak vekaletin getirdiği kolaylıktan faydalanarak diğer ortağın, müvekkilinin şirkette %50 hissedar olduğu halde müvekkilinden hiçbir görüş ya da onay almadığını, müvekkiline şirkete ortak olduğu tarihten beri şirket bilançolarını göstermediğini, şirketin Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı adresinde bulunmadığının da tespit edildiğini,
tüm bunların yanında müvekkilinin mühendis olması sebebiyle diplomasını ve tarafına verdiği yetkileri yapım-onarım ihalelerinde iş alabilmesi amacıyla şirketin kullanımına sunduğunu, şirketin adreste bulunmaması ve şirket yetkililerine ulaşılamaması durumunun müvekkilinin diplomasının iradesi dışı kullanımına sebebiyet vereceğini, bütün sorumluluğun müvekkili üzerinde olacağını, bu durumun hukuken tehlike arz ettiğini, yaşanan bu olaylar karşısında müvekkili tarafından şirket gidişatı yönünden endişe duyulduğunu, şirkete ve diğer davalı ortaklara ihtarname keşide edildiğini,
ancak şirketin adreste bulunamaması sebebiyle tebligat yapılamadığını, sermaye ortaklıkları içerisinde kişisel ilişkilerin ağırlık taşıdığı limited şirketlerde, ortaklar arasındaki güven, huzur, uyum, ortak amaç kavramlarının şirketin devamlılığı ve hedefine ulaşmasında büyük önem taşıdığını, bu kavramlardan bir veya bir kaçının, herhangi bir nedenle zedelenmesinde ise, ortakların aynı amaç için birlikte çalışma isteğini ortadan kaldıracağını, aynı hedef ve amaç için birlikte çalışma isteğini yitiren ortakların, şirketi devam ettirme, kuruluştaki amacını gerçekleştirmesini imkânsız kılacağını, böyle bir durumda şirket ortaklarını,
şirket sözleşmesi ile bağlı tutmak kişilik haklarına da aykırılık oluşturduğunu, böyle bir süreci yaşamak istemeyen ortağın payını devredebileceğini, bunu dikkate alan yasa koyucunun haklı sebeple çıkma hükümlerini düzenlediğini, haklı sebeple çıkma kavramına ilişkin kanunda açık bir tanımlama yapılmamış olmakla birlikte, bu kavramın temelinde dürüstlük kuralı ve kişilik haklarının korunması ilkesi bulunduğunu, çünkü hiç kimseden kendisi için çekilmez hal almış olan bir hukuki ilişkiyi sürdürmesinin beklenemeyeceğini, bu nedenle tarafların şahsını ilgilendiren veya taraflar dışındaki olaylar,
sözleşme ilişkisinin taraflarından birisi için çekilmez hale gelmiş ise haklı sebebin varlığının kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilinin yaş ve sağlık durumu sebebiyle şirket işlerinde kendisini temsil amacıyla dava dışı ... isimli şahsa vekalet vermesi ve diplomasının verdiği yetkileri şirketin kullanımına sunmuş olması gibi sebepler ile şirketin son beyan edilen adresinde bulunmaması ve şirket ortaklarından haber alınamaması gibi durumlar birleşince müvekkilinin geceleri uykularının kaçtığını, diplomasının usulsüz kullanımı ve şirket ortaklığından doğan diğer yükümlülüklerinin neler olduğunu öngöremediği için rahatsız olduğunu,
tüm bu nedenlerle şirket ortaklığının devamının artık müvekkili için çekilmez hal aldığını, hem psikolojik durumunu hem de ailevi ilişkilerini etkiler hale geldiğini, iddiayı ispata yarar en büyük delilin davalının Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirdiği son adresinde bulunamamış olması olduğunu, söz konusu durumun dava aşamasında karşı tarafa yapılan bütün tebligatların Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılması sebebiyle de kayıt altında olduğunu, müvekkilinin iddiasını ispat edebilmek için delil oluşturmak adına noter kanalıyla tespit yaptırmak istediğini,
noterlerin söz konusu tespitin kendileri için muhtemel sıkıntılar doğurabileceğinden bahisle tespit yapmaya yanaşmadığını, bununla birlikte müvekkilden durum ile ilgili tanık bulmasını beklemenin de anlamsız olacağını, çünkü müvekkilinin şirket ortağı olduğunu bilen kişilerin yine şirket ortağı olan diğer kişiler olup kendilerine ulaşılamadığını, zaten müvekkilinin herhangi bir şekilde bu kişilere ulaşma olanağı olsaydı huzurdaki davayı tesis etmeye gerek kalmayacağını,
ayrıca dava dilekçesinde deliller arasında keşif delilinin de söylenmesine rağmen mahkemece herhangi bir keşif kararı verilmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, haklı nedenle limited şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek, eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi suretleri, davacı tarafından davalıya gönderilen 29/04/2021 tarihli ihtarname sureti dosya içerisinde yer almaktadır.
Davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarname ile şirket hissedarı olan davacının diplomasının kullanılmasından kaynaklı yetkilerin iptalinin ihtar edilmesi ile şirket ortaklığının sonlandırılması, davacı diplomasının şirket tarafından yapım, onarım işleri ihalelerinde kullanılabilmesi amacıyla 06/01/2012 başlangıç 31/01/20214 tarihli sözleşme akdedildiği, tüm çabalara rağmen sözleşmenin bitiş tarihinden bu yana şirkete ulaşılamadığı, sözleşmenin bitim tarihinden itibaren davacının diplomasının şirkete verdiği tüm yetkilerin geri çekildiği, davacı hissesinin devri ile ortaklıktan çıkma hakkını kullanmak istediği bildirilmiştir. Anılan ihtarname davalı şirkete bila tebliğ olmuştur.
Davacı ile dava dışı ...'ın davalı şirkette %50'şer hisse ile ortak oldukları dosya içeriğiyle sabittir.
Davacı yan haklı nedenle limited şirket ortaklığından çıkma koşullarının oluştuğunu iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda haklı nedenin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacı ile dava dışı ...'ın davalı şirkette %50'şer hisse ile ortak oldukları, şirketin 06/05/2014 tarihli genel kurul kararı ile davalı şirkette müdür olan ...'in görev süresi doluncaya kadar şirketi temsil, ilzam ve imza yetkisinin devamına, şirket ortağı ...'ın aksi karar alınıncaya kadar şirketi temsil, ilzam ve imza etmek üzere şirket müdürlük görevine getirildiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davacının limited şirket ortaklığından haklı sebep ile çıkma koşullarının oluşup oluşmadığı hususundan kaynaklanmaktadır.
Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, 6102 Sayılı TTK'nun 638/2. maddesinde, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabileceği, mahkemenin istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebileceği, anılan kanunun 636/3. maddesinde ise; haklı sebeplerin varlığı halinde, her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemenin, istem yerine, davacı ortağa payın gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği düzenlenmiştir.
Bilindiği üzere limited şirket ve anonim şirketlerde; şirketin haklı sebeplerle feshi ve şirket ortaklığından çıkma için haklı sebep teşkil edecek nedenlerin hangi haller olduğu hususu Türk Ticaret Kanununda sayılmamış olup, doktrinde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması," "şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkansız olması," "şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi," "azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması," "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması, şirketin feshi açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır.
Hakim her somut olayda haklı sebep bulunup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edecektir.
Çamoğlu’na göre haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur.
Limited şirket, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahiptir. Bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebepler de haklı sebep olarak ileri sürülebilir.
Haklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebep bile niteliği ve ortaya çıkardığı sorunlar gözetildiğinde şirket ortaklığından çıkma ve şirketin feshi için yeterli haklı sebep oluşturabilir.
Düzenleme ile birlikte somut olaya gelince; davacı yan dava dilekçesinde davalı şirkette %50 hissedar olmasına rağmen kendisinden hiçbir görüş ya da onay alınmadığını, şirket bilançolarının kendisine gösterilmediğini, şirketin sicilde kayıtlı adresinde bulunmadığını, mühendislik diplomasının şirket tarafından kullanıldığını, şirketin adresinde bulunmaması ve şirkete ulaşılamaması nedeniyle diplomasının iradesi dışında kullanılabileceğini, bu durumda müvekkilinin hukuki sorumluluğunun doğacağını, diğer ortaktan haber alınamadığını, ortaklığın devamının kendisi için çekilmez hal aldığını ileri sürerek haklı nedenle limited şirket ortaklığından çıkmaya yönelik taleple işbu davayı açmıştır.
İşbu davada ispat yükü üzerinde bulunan davacının limited şirket ortaklığından çıkma için haklı sebebin oluştuğunu ve oluşan haklı sebebin kendisinden kaynaklanmadığını usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekmektedir.
Yargılama aşamasında davalı şirkete çıkarılan dava dilekçesine ilişkin tebligat bila tebliğ olduğundan davalı şirkete çıkarılan tüm tebligatlar TK'nun 35. maddesi uyarınca yapılmak suretiyle yargılama yürütülmüştür.
Davacı vekili delil olarak şirket kayıtlarına, ticaret sicil kayıtlarına, keşif ve bilirkişi incelemesine dayanmıştır.
Mahkemece davacı yanın verilen süreye rağmen dosyaya 29/04/2021 tarihli ihtarnameden başka bir delil sunmadığı, haklı nedenin varlığını ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin dayandığı deliller toplanmadan hüküm kurulması yoluna gidilmiştir.
Mahkemece yapılması gereken iş ise, davacı yanın iddiaları arasında davalı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresinde bulunmadığı, şirkete ulaşılamadığına yönelik iddianın da yer aldığı gözetilerek davalı şirketin vergi kayıtlarının, beyannamelerinin ve bilançolarının şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesinden istenilip, davalı şirket müdürüne şirketin ticari defter ve kayıtlarının sunulması için muhtıra çıkarılarak, ticari defter ve kayıtların sunulması halinde mali müşavir bilirkişiden davacı yanın iddialarını karşılar rapor alınıp, şirketin faal olup olmadığı,
bu kapsamda haklı sebep koşulunun oluşup oluşmadığı üzerinde durulup, davacının tüm delilleri toplanıp, karar yerinde tartışılmak suretiyle sonucuna uygun bir karar verilmesinden ibarettir. Anılan husus HMK'nun 353/1-a-6 anlamında esaslı delillerin toplanmaması ve değerlendirilmemesi anlamında olduğundan Dairemizce bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu eksiklik aynı zamanda tahkikata ilişkin iki dereceli yargılama hakkına ilişkindir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf itirazının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/908, K. 2024/1079, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama