KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2022/981 E., 2025/772 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2025
- Esas no
- 2022/981
- Karar no
- 2025/772
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03/03/2022
- Numarası
- 2016/967 Esas 2022/138 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Acentelik sözleşmesi
- Dava tarihi
- 20/12/2016
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 04/07/2025
Karar Metni
2.726 kelime·14 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki Acentelik sözleşmesi iptaline ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında Ankara 48.Noterliği'nin, 30/10/2008 tarihli 8092 yevmiye no.lu, Sözleşme Yapma ve Prim Tahsiline Yetkili Acentelik Sözleşmesi'nin imza altına alındığını, Ankara 9.Noterliği 25514 yevmiye nolu vekaletname ile davalı tarafa acentelik faaliyetinde bulunma, poliçe tanzim ve teslim etme, poliçelerinin primlerini şirket nam ve hesabına tahsil etme yetkisi verildiğini, Sözleşmenin 'Tahsil edilen primterin şirkete ödenmesi' başlıklı 22.maddesine aykırı olarak davalı şirketin, davacı şirket nam ve hesabına tahsil ettiği primleri davacı şirkete ödemediğini,
kendi yararına sarf ve istihkak ettiğini, davacı şirketin davalı şirket ile yapılan sözleşmeyi 26/01/2016 tarihinde haklı olarak feshettiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 50.maddesi gereğince sözleşmenin feshi ile acentenin borçlarının muaccel hale geldiğini, davalı/borçlu tarafla yapılan görüşmelerden sonuç alınamadığını, davalı/borçlu aleyhine Ankara 17 İcra Müdürlüğü'nün 2016/19562 esas sayılı takip dosyası ile icra takibine başladığını, davalının takibe itiraz ettiğini bildirerek,
Ankara 17.İcra Müd.2016/19562 E.sayılı icra dosyası ile başlatılan takibe vakii itirazın iptali ile takibin aynen devamına, davalı/borçlu şirketin takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin icra dosyasında bahsi geçen alacakla ilgili borcunun bulunmadığını, davacı tarafından sunulan cari hesap dökümünde davalı şirkete ait ek prim ücretlerinin işlenmediğini, davacı şirket tarafından ek prim ödeneceğinin bildirildiğini ancak bu primlerin cari hesap bakiye tutarından mahsup edilmediğini, davacı tarafından davalı şirket tarafından yapılan her poliçede, poliçe miktarının tahsil edildiğine dair ibraname verildiğini, ibranamede bölge müdürlüğünün ve yardımcısının da imzasının bulunduğunu, davacı ...
Sigorta Şirketi ihmalleri ile tahsil edemedikleri çeklerin bakiyelerini de cari hesap tablosuna eklendiğini, davacı davalıya sormadan çek takası yaptığını ve takas yaptığı çeki de tahsil edemediğini, bakiye tutarın cari hesap tablosuna eklendiğini, taraflar arasında sözlü mutabakatla sigorta şirketi tarafından sözleşmenin sona erdirildiğini, davalı tarafından verilen teminatın sigorta şirketi tarafından tahsil edildiğini, böylece davalı şirketin borcunun kalmadığını alacaklı duruma geçtiğini beyanla, davanın reddine %20'den aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin davacı şirket tarafından feshedildiği, davacı ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davalı acenteden 128.632,28 TL asıl alacak, 2.960,30 TL işlemiş faiz, 141,57 TL ihtarname masrafı olmak üzere takip tarihi itibariyle; toplam 131.734,15 TL alacaklı bulunduğu, taraflar arasında düzenlenen acentelik sözleşmesinin 33.maddesi kapsamında "taraflar arasındaki ihtilaflarda şirket (...
Sigorta AŞ) defter ve kayıtları esas olup, taraflar, aralarındaki alacaklılık ve borçluluk münasebetlerinin tayininde HUMK 287.maddesine göre şirket defter ve kayıtlarından başka delil kabul olunmayacağını şimdiden kabul ederler" hükmünün düzenlendiği, tarafların serbest iradeleri ile düzenlediği sözleşmede davacının ticari defter ve kayıtlarının esas alınacağının kararlaştırılmış olduğu , davalı ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun düzenlenmediği, davalının ödeme savunması bulunmadığı gibi davacının kendisine borcu yoktur yazısı verdiğini ileri sürdüğü ancak bunu usulünce ispatlayamadığı,
yine 95.000,00 TL bedelli çekle ilgili savunmalarını da dosya kapsamında toplanan delillere göre ispatlayamadığı tespit edilmekle; davacı ticari defter ve kayıtları kapsamı esas alınarak bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde davalının da ticari defter kayıtlarını delil olarak gösterdiğini, davacı tarafın lehine delil sözleşmesi varken davalının defter kayıtlarını delil olarak göstermiş olması nedeniyle yerel mahkemenin davalıya ait ticari defter ve kayıtlarını da dikkate almak zorunda olduğunu,
Davalı şirkete ait defter kayıtlarının usulüne göre tutulmadığının ise yanlış bir tespit olduğunu, davalının ticari defter ve kayıtlarını noter onayının zorunlu olduğu yıllarda onaylattığını ve defterlerinde tüm alacak ve borçları usulüne uygun tuttuğunu,
Davacı ile davalı arasında yapılmış olan delil sözleşmesinin HMK'nun 193/2. maddesine göre hukuka aykırı olarak yapıldığını,
Yerel mahkemenin davacı şirketin davalı şirkete verdiği ibranameleri hiç dikkate almadığını, ibranameler de davacı şirketin müvekkili şirketten alacağının olmadığına dair genel müdür yardımcısının imzası bulunduğunu, davacı ... Sigorta şirketinin davalı tarafından yapılan her poliçede, poliçe miktarının tahsil edildiğine dair ibraname verdiğini, ibranamede bölge müdürünün ve yardımcısının da imzasının olduğunu, yerel mahkemenin ibranameleri hiç dikkate almadığını,
Davacının sunduğu hesap dökümünde davalıya ait ek prim ücretlerinin işlenmediğini, davacı sigorta şirketinin dönemsel olarak davalıya yapmış olduğu poliçelerden ek prim ödeneceğinin bildirdiğini ancak bu primleri cari hesaptan düşmediğini, davacı tarafın davalıya ek prim ödeneceğine dair göndermiş olduğu maillerin olduğunu,
Davacı ... Sigorta şirketi kendi ihmalleri ile tahsil edemedikleri çeklerin bakiyelerini de cari hesap tablosuna eklediğini, ticari defterlerinde gösterdiğini, davacı ... şirketi davalı şirketten izin almadan bilgi vermeden ve onayını almadan elindeki çeki takas ettiğini ve takas yaptığı çekini de tahsil edemediğini, bu bakiyeyi de sanki davalı sorumluymuş gibi cari hesap tablosunda alacak kısmına eklediğini, yerel hakeme de kararında 95.000 TL bedelli bu çekten davalı sorumluymuş gibi karar verdiğini, çekte davalı şirketinin cirosu olmadığını, cirosu olmayan çekten sorumluluğun ise kabul edilmemesi gerektiğini,
Davacı Sigorta Şirketinin her poliçe yapıldığında müvekkiline ve Tarım İl Müdürlüğü Destekleme Şube Müdürlüğüne sigorta miktarının ödendiğine ve poliçelerine herhangi bir borcu bulunmadığına dair yazıyı her seferinde verdiğini, sigorta şirketi tarafından verilen bu yazının da borcunun olmadığını gösterdiğini,
Dava açıldıktan sonra davacı sigorta şirketinin davalının verdiği teminatı paraya çevirdiğini, yerel mahkeme bu rakamı tespit edip asıl alacak miktarından düşmediğini bildirerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; sigorta acentelik sözleşmesinden kaynaklanan prim alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ankara 17.İcra Dairesi 2016/19562 Esas sayılı takip dosyasının incelendiğinde; davacı tarafından ...
Sigorta Ara.Hiz.Ltd.Şti aleyhine, 30/10/2008 tarihli acente sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla, 12/10/2016 tarihi itibariyle 128.920,52 TL asıl alacak, 3.189,46 TL işlemiş faiz,141,57 TL İhtar masrafı alacağı, 3,50 TL İşlemiş faiz olmak üzere 132.255,05 TL tutarında toplam alacağın,icra gideri,vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek (yıllık 10,50 ) faizi ile birlikte tahsilini teminen ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin 17/10/2016 tarihinde takip borçlusu şirket daimi çalışanı ... imzasına tebliğ edildiği,
ödeme emrinin tebliğini müteakip 21/10/2016 tarihinde, davalı vekili tarafından, borca, ferilerine, faize,icra masraf ve vekalet ücretine itiraz ettiği ve takibin durdurulmasına karar verilmesinin talep ettiği görülmüştür.
Davacı ... Sigorta A.Ş tarafından ... Sigorta Ara. Hiz. Ltd. Şti'ne keşide edilen, Beyoğlu 17.Noterliği'nin 18/07/2016 tarihli 14291 yevmiye numaralı ihtarnamesi incelendiğinde ; taraflar arasında akdedilen 30/10/2008 tarihli acente sözleşmesin 26/01/2016 tarihinde fesih edildiğinin , acentenin cari hesap borç bakiyesinin Mayıs 2016 tarihi itibariyle 128. 920,52 TL olduğunun bildirildiği görülmüştür.
Mahkemece öncelikle davacı sigortanın ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişi tarafından yerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi üzerine talimat yoluyla dosya kendisine sevk edilen mali müşavir bilirkişi ...'nun 23/04/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı şirketin defterlerinin usulüne uygun düzenlendiğini, lehine delil teşkil ettiğini, davalı acente tarafından cari hesap borcuna karşılık dava dışı ... İnşaat Turizm Ltd. Şti.'ne ait ... Bankası'nın 15/11/2013 tarihli 9566596 nolu 95.000,00 TL bedelli çekinin çek alıntı makbuzu ile 19/09/2013 tarihinde davacı şirket kaşesi vurulup imzalanarak verildiğini, ancak çek ödeme tarihinde ödenmemesi yüzünden yazıldığının tespit edildiğinin bildirildiği görülmüştür.
Taraf vekillerinin davacı defterlerine ilişkin bilirkişi raporuna yönelik itirazları üzerine bilirkişi ... tarafından tanzmim olunan itirazları karşılayan 27/09/2018 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; davacı şirket vekilinin dosyaya sunduğu, davalı şirketin söz konusu karşılıksız çıkan 95.000,00 TL bedelli ödenmemiş çekin ödemesinin davalı şirket tarafından yapılacağını, yasal işlemin yapılmamasını rica eden mailinin altında davalı şirket ortağı ... adının yazılı olduğunu, karşılıksız çıkan 95.000,00 TL'lik çek ile ilgili davalı şirket maillerinde ...
Hayvancılığa ait çekin karşılıksız çıkması nedeniyle arkasının yazıldığı, ancak bu çekin 15 Kasım vadeli çek ile değiştirmek istediklerini bu hususun davacı şirket tarafından kabul edildiğinin mail yazışmaları ile tespit edildiğini, bu durumda davalı şirketin bu çekten haberdar olduğunu, davalı şirketin bildirdiği borç yoktur yazısının dosya kapsamında bulunmadığını, kök rapordaki tespitlerinde bir değişiklik olmayacağını bildirdiği görülmüştür.
Davacı defterlerinin incelenmesinden sonra, davalı defterlerinin şirket adresinde incelenmesi sonucu mali müşavir bilirkişi ... tarafından tanzim olunan 06/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı şirket Ankara 48. Noterliğinin 30/10/2008 tarih 8092 yevmiye numarası ile sözleşmesi olduğunu, davalının Ankara 9.Noterliğinden 10/02/2016 tarih 02676 yevmiye numarasıyla acentelik sözleşmesini feshedilmiş olduğunu, davalının, yapılan incelemesinde 418.071,81TL alacağı olduğunun bildirildiği görülmüştür.
Tarafların itirazları ile davacı ve davalı defterleri arasındaki çelişki de gözönünde bulundurularak mahkemece tekrar mali müşavir bilirkişi ...'dan alınan 23/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı tarafından dava dosyasına sunulan excell tablolarının incelenmesi neticesinde davacının davalı şirkete 101,82 TL bakiye borcunun bulunduğunun kayıtlı olduğunu, davalı şirkete ait ticari defter kayıtlarına ilişkin belgelerin incelenmesi neticesinde davalının davacıya 2.586,10 TL bakiye alacağının bulunduğunun kayıtlı olduğunu, davalı şirket ticari defter kayıtlarının usulüne uygun düzenlenmediğini,
taraflar arasındaki ticari ilişkiyi tam ve eksiksiz yansıtmadığı bu nedenle taraf ticari defter kayıtlarındaki farklılığın davalı kayıtlarının incelenmesi neticesinde tespitinin mümkün olmadığını, davalı acentenin sözleşme ile üstlendiği edimi yerine getirmediği sigorta hizmeti alan 3.kişilerden tahsil edilen bedelleri davacı şirkete teslim edilmediğine dair herhangi bir tespit yapılamadığını, davacı tarafından takip tarihi itibariyle 128.920,52 TL asıl alacak talebinde bulunulduğunu,
dava dosyasına sunulan excell tablolarından bakiye tutarın mahsup yapılarak (Acente hesaplarına ilişkin işlemlerin kayda alındığı hesapların netleştirilmesi ile kapatılmıştır.) bakiye tutarın kapatıldığını, davacının itirazları doğrultusunda bakiye alacak tutara ilişkin kaydın dayanağı belgelerin dava dosyasına sunulması durumunda tekrar inceleme yapılabileceğinin bildirildiği görülmüştür.
Mali müşavir bilirkişi ...'ın raporu kapsamına göre davalı şirket ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun düzenlenmediğinin, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi tam ve eksiksiz yansıtmadığının, bu nedenle taraf ticari defter kayıtlarındaki çelişkinin tespitinin mümkün olmadığının belirlenmesi Mahkemece tekrar mali müşavir bilirkişi ...'ın da yer aldığı, ...'dan oluşan bilirkişiler kurulundan alınan 30/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
davacı tarafından dava dosyasına sunulan excel tablolarının incelenmesi neticesinde davacının davalı şirkete 101,82 TL bakiye borcunun bulunduğunun kayıtlı olduğunu, davalı şirkete ait ticari defter kayıtlarına ilişkin belgelerin incelenmesi neticesinde davalının davacıya 2.586,10 TL bakiye alacağının bulunduğunun kayıtlı olduğunu, davalı şirket ticari defer kayıtlarının usulüne uygun düzenlenmediğini, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi tam ve eksiksiz yansıtmadığı bu nedenle taraf ticari defter kayıtlarındaki farklılığın davalı kayıtlarının incelenmesi neticesinde tespitinin mümkün olmadığını,
davalı acentenin sözleşme ile üstlendiği edimi yerine getirmediği sigorta hizmeti alan 3.kişilerden tahsil edilen bedelleri davacı şirkete teslim edilmediğine dair herhangi bir tespit yapılamadığını, davacı tarafından dava dosyasına bu hususta herhangi bir belge sunulmadığını, davacı tarafından takip tarihi itibariyle 128.920,52 TL asıl alacak talebinde bulunulduğunu, ancak dava dosyasına sunulan excel tablolarında bakiye tutarın mahsup yapılarak (Acente hesaplarına ilişkin işlemlerin kayda alındığı hesapların netleştirilmesi ile kapatılmıştır) bakiye tutarın kapatıldığını,
davacının takip tarihi itibariyle davalıdan alacağı bulunduğuna dair tespit yapılmadığının bildirildiği görülmüştür.
Davacı vekilince bilirkişi heyet raporuna itiraz edilerek, feshedilen bir acentelik sözleşmesinden kaynaklı olarak acentenin borcu var ise ve bakiye borcu acente tarafından defaten ödenerek kapatılmaz ise; bu süreçte yasal işlemler başlatılana kadar acentenin bakiye borcunun idari takip hesabına, icra takibi başlatılması akabinde de kanuni takip hesaplarına aktarıldığını, bunun sonucu olarak cari hesapta borç olarak görünen tutar takip hesaplarına aktarıldığından,
muhasebe kuralları gereğince cari hesapta acente adına alacak kaydı yapılarak idari takip ve kanuni takip hesaplarına borç kaydı yapıldığını, sonuç olarak ortada mahsup olmadığını, takip hesabına virman işleminin bulunduğunu, davalının borcunun bu hesaplardan takip edildiğini açıklayarak bilirkişilerin bu hususa dikkate etmediğini bildirdiği anlaşılmış, davacı vekilinin itirazları karşılanarak bilirkişiler kurulundan yeniden rapor düzenlemesi istenilmiştir.
Bilirkişi heyetinin 13/12/2021 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; davacı sigorta şirketi cari hesap ekstresinin davacı vekilinin beyanları doğrultusunda incelenmesi neticesinde, talimat mahkemesi aracılığı ile dava dosyasına sunulan, davacı sigorta şirketi ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonucunda tespit edilen bakiye tutar gözönünde bulundurulması neticesinde; davacının davalıdan 128.632,28 TL asıl alacak, 2.960,30 TL işlemiş faiz, 141,57 TL ihtarname masrafı olmak üzere takip tarihi itibariyle; toplam alacak tutarı 131.734,15 TL olarak hesaplandığının bildirildiği görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı , istinaf nedenleri ve yasal mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin davacı şirket tarafından 26/01/2016 tarihinde feshedildiği, davacı ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davalı acenteden alacaklı olduğundan bahisle davalı hakkında başlatılan icra takibine davalı tarafça itiraz edilmesi üzerine İİK'nun 67.maddesi uyarınca yasal süresinde itirazın iptali talebi ile eldeki davanın açıldığı,
davalı tarafça davacıya prim borcunun bulunmadığının savunulduğu , mahkemece yukarıda yazılı olduğu şekilde davacının davasının kısmen kabulüne karar verildiğihususlarında dosyamız kapsamında uyuşmazlık bulunmadığı, dosyamız kapsamındaki uyuşmalığın takip tarihi itibariyle davacının davalıdan ödenmeyen prim alacağı olup olmadığının tespiti , prim alacağı var ise miktarının belirlenmesi noktasında toplandığı görülmüştür.
Bu bağlamda davalının istinaf itirazları değerlendirildiğinde; Taraflar arasında düzenlenen 30/10/2008 tarihli Ankara 48. Noterliği'nin 8092 yevmiye numaralı Acentelik Sözleşmesinin 33.maddesi kapsamında "taraflar arasındaki ihtilaflarda şirket (... Sigorta AŞ) defter ve kayıtları esas olup, taraflar, aralarındaki alacaklılık ve borçluluk münasebetlerinin tayininde HUMK 287.maddesine göre şirket defter ve kayıtlarından başka delil kabul olunmayacağını şimdiden kabul ederler" hükmünün düzenlendiği, tarafların serbest iradeleri ile düzenlediği sözleşmede davacının ticari defter ve kayıtlarının esas alınacağının kararlaştırılmış olduğu,
Davalı tarafça davacı ile aralarında yapılmış olan delil sözleşmesinin HMK'nun 193/2. maddesine göre hukuka aykırı olarak yapıldığı , davacı tarafın lehine delil sözleşmesi varken davalının defter kayıtlarını delil olarak göstermiş olması nedeniyle yerel mahkemenin davalıya ait ticari defter ve kayıtlarını da dikkate almak zorunda olduğu, davalı şirkete ait defter kayıtlarının usulüne göre tutulmadığının ise yanlış bir tespit olduğu iddia edilmiş ise ;
taraflar tacir olup, HMK 'nun 193 maddesi uyarınca taraflarca delil sözleşmesi yapılabileceği ,her ne kadar taraflar arasındaki acentecilik akdinde münhasır delil sözleşmesi var ise de, münhasır delil sözleşmesinin varlığı davalının savunmalarının incelenmesine engel teşkil etmeyeceği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/10/2020 tarih, 2019/5120 E, 2020/3829 K sayılı ilamının da bu doğrultuda olduğu,
bu doğrultuda ilk derece mahkemesince de davalının savunmaları dikkate alınarak davalı defter ve kayıtları üzerinde de inceleme yapılmasına karar verildiği , davalı taraf defterleri üzerinde inceleme yapan tüm bilirkişilerce davalı şirket ticari defter kayıtlarının usulüne uygun düzenlenmediğinin, davacıya ait defter kayıtların usulüne uygun düzenlendiği ve davacı lehine delil olabileceğinin denetime elverişli olarak tespit edildiği dikkate alındığında davalı tarafın bu yöndeki istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yine davalı tarafça her ne kadar ilk derece mahkemesince davacı şirketin davalı şirkete verdiği ibranameleri hiç dikkate alınmadığı iddia edilmiş ise de. Kanunda aksi öngörülmedikçe kural olarak herkes iddiasını ispatla yükümlüdür.
HMK'nun 190. maddesi gereği , ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olup, davalı tarafça dosya bu yönde sunulu ibraname veya borç yoktur yazısı olmadığı istinaf aşamasında da davalı tarafça verilen kesin süreye rağmen asıl belgelerin sunulmadığı, davacı sigorta şirketine yazılı müzekkereye verilen cevapla da ibraname alınmadığı beyan edildiği dikkate alındığında ödeme iddiasını usulüne uygun delillerle ispat edemediği anlaşılmakla bu yöndeki istinaf itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafın mahkemece 95.000 TL bedelli bu çekten davalı sorumluymuş gibi karar verildiğine yönelik istinaf itirazı değerlendirildiğinde; davalı şirket tarafından davacıya prim borcuna mahsuben dava dışı ...
Hayvancılık Ltd.Şti tarafından lehine keşide edilen 9566596 numaralı, 95.000,00 TL bedelli çeki davacı şirkete çek alındı makbuzu karşılığı 19/09/2013 tarihinde teslim ettiği, çekin karşılıksız çıkması nedeniyle arkasının yazıldığı, karşılıksız çıkan 95.000,00 TL bedelli ödenmemiş çekin ödemesinin davalı şirket tarafından yapılacağının , yasal işlemin yapılmamasının davalı şirket ortağı ... tarafından mail yoluyla davacıdan rica edildiği,
davalı tarafça karşılıksız çıkan iş bu çeke karşılık davacı şirkete ödeme yapıldığının usulüne uygun delillerle ispat edilemediğinden iş bu bedelin prim alacağından mahsup edilmemesinin usul ve yasaya uygın olduğu görülmüştür.
Davalı tarafın davacı sigorta şirketinin davalının verdiği teminatı paraya çevirmesine rağmen yerel mahkeme bu rakamı tespit edilip asıl alacak miktarından düşmediğine yönelik istinaf itirazı değerlendirildiğinde; bilirkişi ... tarafından düzenlenen kök ve ek raporda davalı şirketin 31/12/2016 tarihi itibariyle davacı şirkete 158.920,52 TL cari hesap borçlu olduğu bu borçtan davalının vermiş olduğu 30.000,00 TL kesin teminat mektubu tahsil edilerek davalı şirkete ait cari hesabından mahsup edildiği, davacı şirketin ticari defterinde 414 yevmiye madde numarasıyla 128.920,52 TL borçlu olarak muhasebe kaydı yapıldığının tespiti karşısında davalı bu yöndeki istinaf itirazının da dinelemeyeceği anlaşılmıştır.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan- Üye - Üye Zabıt Katibi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/981, K. 2025/772, 4 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama