KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/222 E., 2023/1657 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 23 Kasım 2023
- Esas no
- 2023/222
- Karar no
- 2023/1657
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/11/2022
- Numarası
- 2022/321 Esas -2022/595 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Dava tarihi
- 05/05/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 23/11/2023
Karar Metni
1.388 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekili ile katılma yolu ile davalı vekili tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı asıl kredi borçlusu ... AŞ'nin müvekkili bankadan genel kredi sözleşmelerine istinaden kullanmış olduğu kredi için müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan davalı şirketin, ayrıca kredi asıl borçlusu şirketin kredi borcunun teminatını teşkil etmek üzere tesis edilen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını, ayrıca takip konusu kredinin müteselsil kefili olan davalı şirket hakkında başlatılan ilamsız icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra takibinin devamına, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip sonuçlanmadan ilamsız takip yoluna gittiğini, davacı bankanın 50.000.000,00 TL'lik alacağının ipotekle teminat altına alındığını, alacaklının yalnızca rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabileceğini, icra dosyasında müvekkili aleyhine yapılan takibin ihtiyati haciz ilamında yer alan tutardan 99.608.969,00 TL fazla olduğunu, kefalet limiti ve borcu kabul anlamına gelmemek üzere müvekkili ile davacı arasında yalnızca 35.000.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere 30/04/2015 tarihli kefalet sözleşmesi bulunduğunu,
davacının diğer borçluların bazılarının kefaletinin bulunduğu ve müvekkilinin hiçbir şekilde kefaletinin bulunmadığı 125.000.000,00 TL tutarlı 17/05/2013 tarihli sözleşme yönünden de müvekkilini borçlu göstermek istediği için takip talebi ve bağlantılı olarak ödeme emrini hatalı düzenlediğini, ödeme emrinde ve takip talebinde borcun dayanağının açıkça gösterilmediğini, hangi sözleşmelerin esas alındığı belli olmayan 139.018.145,81 TL bedelli dayanağı belirsiz olan ve müvekkiline tebliğ edilen ödeme emrine müvekkili tarafından itiraz edildiğini savunarak %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve bilirkişi raporuna göre; genel kredi sözleşmesine dayalı alacağın tahsili isteğiyle girişilen icra takibine itirazın iptali istemiyle açılan davada, takibe ve davaya konu 9.850.000,00 USD'lik teminat mektubu kredisinin 10/02/2012 tarihinde kullandırıldığı, davalı şirketin kefil olarak imzaladığı 30/04/2015 tarih 35.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılmadığı,
TBK'nın 589/III maddesi "sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefil, borçlunun sadece kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumludur." hükmü gereğince kefilin, ancak kefalet sözleşmesinde açıkça kararlaştırılmış olan mevcut borçlardan sorumlu olacağı, 9.850.000,00 USD'lik teminat mektubunun 30/04/2015 tarih 35.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesine istinaden verilmediği, davalının kefil olduğu 30/04/2015 tarih 35.000.000,00 TL limitli kefalet sözleşmesinde teminat mektubu kredisinin kullandırıldığı genel kredi sözleşmesine herhangi bir atıfta bulunulmadığı,
30/04/2015 tarihli sözleşmenin 3.5.2.10'daki düzenlemenin TBK'nın 589/III maddesi hükmüne göre kefalet sorumluluğu için yeterli olamayacağı, dava konusu icra takibine dayanak tazmin edilen teminat mektubu nedeniyle davalı kefilin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine, davacı tarafça kötü niyetle takibe geçildiği hususu kanıtlanamadığından davalının yasal koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen hükmün taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşme hükümlerine, TBK hükümlerine ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, dava ve takip konusu 30.04.2015 tarihli ve 35.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinin 3.5.2.1.
Maddesinde, müteselsil kefaletin sözleşme sebebiyle doğmuş borçları kapsadığı gibi ileride doğması muhtemel borçları da kapsayacağının açıkça düzenlendiğini, davalının asıl borçlu şirkete kullandırılan ve kullandırılacak kredilerden kaynaklı borçlara 35.000,000 TL'sına kadar sınırsız süre ile müteselsil kefil olmayı kabul ettiğini açıkça belirttiğini, dava konusu takibin 10.02.2022 tarihli teminat mektubunun nakde tazmininden kaynaklanan riskin tahsili talebiyle başlatıldığını, mektubun nakde tazmin tarihinin ise 27.01.2022 tarihi olduğunu, bu tarih itibarıyla müvekkilinin alacağının nakde dönerek muaccel hale geldiğini,
davalının genel kredi sözleşmesindeki kefalet imzasına itiraz etmediğini ileri sürerek açıklanan bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde özetle; İİK'nın 264/4 maddesi gözetilerek işbu davada alacaklı haksız çıktığından ihtiyati hacizlerin hükümsüz kaldığını ileri sürerek müvekkili aleyhine verilmiş ihtiyati hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, genel kredi sözleşmesine istinaden dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan kredinin davalı müteselsil kefilden tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince davada hükmün verildiği 16.11.2022 tarihinden sonra davalı vekili Av. Dr. ... tarafından UYAP üzerinden verilen elektronik imzalı 23.10.2023 tarihli dilekçe ile davacı tarafından Ankara 3. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2023/63023 Esas (önceki no: Ankara 22. İcra Müdürlüğü 2022/3250 Esas) sayılı icra takip dosyası ile müvekkili aleyhinde başlatılan icra takip dosyasında icra takibine yapılan itirazın geri alındığını, belirterek tarafların birbirlerinden karşılıklı olarak yargılama gideri, vekalet ücreti harç, masraf ve icra inkar/kötü niyet tazminatı taleplerinin bulunmadığını bildirmiş,
davacı vekili de yine UYAP üzerinden verdiği 26/10/2023 tarihli dilekçesinde; davalı borçlunun dava konusu Ankara 3. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2023/63023 Esas (önceki no: Ankara 22. İcra Müdürlüğü 2022/3250 Esas) sayılı icra takip dosyasına yönelik itirazını geri aldığından itirazın iptali davasının konusuz kaldığını, tarafların birbirlerinden karşılıklı olarak yargılama gideri, vekalet ücreti harç, masraf ve icra inkar/kötü niyet tazminatı taleplerinin bulunmadığını bildirerek konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.
İİK'nın 67. Maddesine göre, itirazın iptali davasının koşullarından biri, haciz yolu ile yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunmasıdır. Somut olayda davalı vekili tarafından UYAP ortamından verilen elektronik imzalı 23/10/2023 tarihli dilekçe ile dava konusu Ankara 3. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2023/63023 Esas (önceki no: Ankara 22. İcra Müdürlüğü 2022/3250 Esas) sayılı icra takip dosyasında müvekkili tarafından yapılan itirazın geri alındığını, bildirmiştir.
Şu halde artık dava konusu ilamsız icra takibine karşı yapılan geçerli bir itiraz kalmadığına göre, itirazın iptali davasının konusuz kaldığı gözetilerek konusuz kalan itirazın iptali davasında karar verilmesine yer olmadığına dair davanın esası hakkında yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Ayrıca taraf vekillerinin söz konusu dilekçeleri ile birbirlerinden karşılıklı olarak icra inkar/kötü niyet tazminatı, yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri bulunmadığına yönelik beyanları gözetilerek davalı yararına kötü niyet tazminatına, yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
Sonuç olarak yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekili ile katılma yolu ile davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 355. Maddesi gereği kamu düzenine aykırılık yönünden yapılan inceleme sonunda kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen karar duruşma açılmasına gerek görülmeksizin HMK'nın 353/1-b-2. Maddesi gereği kaldırılarak davalı vekilinin dava konusu ilamsız icra takibine vaki itirazın geri alındığına dair söz konusu dilekçesi gözetilerek konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına dair davanın esası hakkında yeniden aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2023/222, K. 2023/1657, 23 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama