KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2024/1127 E., 2025/143 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Davacılar Davalılar
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2025
- Esas no
- 2024/1127
- Karar no
- 2025/143
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/05/2024
- Numarası
- 2022/1235 Esas 2024/538 Karar
- Dava
- Tazminat
- Dava tarihi
- 22/11/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 26/02/2025
Karar Metni
1.946 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; yasanın aynı konuda faaliyet gösteren başka bir şirkette yönetim kurulu üyesi olmayı yasakladığını, davalılardan ...'un yasayı hiçe sayarak tamamı kendisine ait Anonim Şirket kurarak, yönetim kurulu başkanı olduğu şirketin içini boşalttığını ve boşaltmaya devam ettiğini, yönetim kurulu başkanı olduğu halde, genel kuruldan onay almaksızın şirketin konusuna giren bir işi yapan şirket kurduğu gibi, kurduğu firmaya ... ismini vermekle üçüncü şahıslara karşı tek firma varmış izlenimi verdiğini, şirketinin adresi de asıl şirketle aynı adres olduğunu,
böylece şirket karının büyük kısmını haksız hukuksuz bir şekilde kendisine aktardığını ve aktarmaya devam ettiğini, kendisinin bu fiili TTK 395’e aykırı olduğu gibi TTK 396. maddeye göre rekabet yasağının ihlali olduğunu, tüm uyarılara ve ihtarlara rağmen pervasızca haksız eylemine devam ettiğini ve her gün şirketin ve müvekkilin zararı artarak büyümeye devam ettiğini, şirketin daha önce olduğu gibi aracıya gerek duymaksızın kendi malını kendi satabileceğini, ... şirketinin bir personeli olmayıp ihracat dahil satışlar fiilen ...
Transformatör A.Ş. tarafından yapıldığını, ... Transformatör A.Ş. ile ... Dış Tic. A.Ş. arasındaki alışveriş kağıt üzerinde olduğunu, davalılardan ...'un kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ettiğni, şirketi ve kaynaklarını kendi menfaati için kullandığını, kanuna aykırı olarak kendi kendisiyle ticaret yaptığını belirterek, ... Trans. A.Ş.nin alıp masraflarını ödediği banka kredilerinin ...
A.Ş. kanalıyla ...’a aktarılmasından doğan zararın belirlenerek (Fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 500 TL belirsiz alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle) ... Trans. A.Ş’ye ödenmesine, ... A.Ş. ile yapılan ticaret nedeniyle : Rayiç fiyatın altında satış yapılmasından doğan ... Trans.
A.Ş. zararın belirlenerek (Fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 500 TL belirsiz alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle) Kur değerlemesi yapılmamasından doğan kambiyo zararının belirlenerek (Fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 500 TL belirsiz alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle) Vade farkı alınmamasından doğan ... Trans.
A.Ş. zararının belirlenerek (Fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 500 TL belirsiz alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle)... Trans. A.Ş.ne ödenmesine; ... marka ve logosunun izinsiz olarak ... A.Ş. ve ... ...
Ltd. şirketlerine kullandırılması nedeniyle belirlenecek marka hakkının ihlalinden doğan maddi zararın belirlenerek (Fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 500 TL belirsiz alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle) ... Trans. A.Ş.’ne ödenmesine; ...
A.Ş.’nin yıllar itibariyle tüm kazancının belirlenerek bu tutarın (Fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak ve şimdilik 500 TL belirsiz alacak olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle) ... Trans. A.Ş.’ne ödenmesine; ...
A.Ş. tarafından yıllar itibariyle ...’a doğrudan veya dolaylı ödenen türlü hakkı huzur, kar payı, prim gibi ödemelerin (Fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak ve şimdilik 500 TL belirsiz alacak olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle) ... Trans. A.Ş.ne ödenmesine.
Davacı pay sahiplerinin doğrudan zararı olan: 2019 yılında yeniden değerlendirme yapılmaması sonucunda, sermayenin haksız olarak dış kaynaklara başvurulmak yoluyla 13.800.000 TL’ye çıkartılması nedeniyle şirketteki payları %30’dan %15,12’ye düşürülen müvekkillerimin mahrum kaldığı kar payının (Fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak ve şimdilik 500 TL belirsiz alacak olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle). (Mahkemenizin 19/572 E. sayılı dosyası).
2020 yılı karından davacıların payına düşen kar payının haklı neden olmaksızın birbuçuk yıl sonra ödenmesi nedeniyle oluşan değer kaybının (Fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak ve şimdilik 500 TL belirsiz alacak olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle); davacı pay sahiplerine ödenmesine, ticari defterler sunulduğunda yeni zarar kalemleri çıkması halinde talep hakkının saklı tutulmasına; alacaklara doğduğu tarihten itibaren avans faizi uygulanmasına; davalıların sorumlulukları belirlenirken farklılaştırılmış teselsül hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; hakim şirket ile bağlı şirketin tanımı 6102 sayılı Kanun'un 195 inci maddesinde yapıldığı, bu hükme göre bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketinin, doğrudan veya dolaylı olarak oy haklarının çoğunluğuna sahipse veya şirket sözleşmesi uyarınca, yönetim organında karar alabilecek çoğunluğu oluşturan sayıda üyenin seçimini sağlayabilmek hakkını haizse veya kendi oy hakları yanında, bir sözleşmeye dayanarak,
tek başına veya diğer pay sahipleri ya da ortaklarla birlikte, oy haklarının çoğunluğunu oluşturuyorsa, bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketini, bir sözleşme gereğince veya başka bir yolla hâkimiyeti altında tutabiliyorsa, birinci şirket hâkim, diğerinin bağlı şirket olduğu,
burada tartışılması gereken husus şirketler topluluğunun varlığından söz etmek için kaç şirketin olması gerektiği olup, burada Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 105.maddesinde açık bir şekilde "...Kanunun 195 inci maddesinin dördüncü fıkrası anlamında, bir şirketler topluluğu, bir ticaret şirketi ile buna doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunan en az iki ticaret şirketinden meydana gelir..." düzenlemesi mevcuttur.
Aslında ilgili Yönetmelik hükmünün Kanunun vermiş olduğu sayıyı en az iki olarak belirlemesi bir çelişkiye işaret ettiği, mahkemece söz konusu sayının bir olarak düşünülmesi durumunda dahi ortada TTK'nun TTK m.209'un doğrudan uygulama alanı bulabileceği sonucuna ulaşılamayacağı, 209. maddenin uygulanabilmesi için 195. maddede sıralanan ve yukarıda ayrıntılarına değinilen şartların birlikte var olduğunun ispat edilemediği vicdani kanaatine varıldığı, zira alınan raporda yapılan işlemler sonucu bir zararın oluştuğu belirlenemediği, bilindiği gibi 6102 sayılı TTK'nın 553/1.maddesinde;
kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacakları, 6102 sayılı TTK'nın 555/1.maddesinde; şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebileceği, pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecekleri, 6102 sayılı TTK'nın 557/1.maddesinde;
birden çok kişinin aynı zararı tazminle yükümlü olmaları hâlinde, bunlardan her birinin, kusuruna ve durumun gereklerine göre, zararın şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde, bu zarardan diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olacağı düzenlemelerinin yer aldığı, başka bir deyişle Kanun ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olduğu,
ancak yukarıda ayrıntıları ile yapılan açıklamalar çerçevesinde davacı tarafın iddialarına ilişkin olarak davalıların sorumluluğunu doğuracak zarar unsurunun oluşmadığı, bu nedenle davalıların yukarıda belirtilen düzenlemeler çerçevesinde sorumluluklarının söz konusu olamayacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yasanın aynı konuda faaliyet gösteren başka bir şirkette yönetim kurulu üyesi olmayı yasakladığını, davalılardan ...'un yasayı hiçe sayarak tamamı kendisine ait Anonim Şirket kurarak,
yönetim kurulu başkanı olduğu şirketin içini boşalttığını ve boşaltmaya devam ettiğini, yönetim kurulu başkanı olduğu halde, genel kuruldan onay almaksızın şirketin konusuna giren bir işi yapan şirket kurduğu gibi, kurduğu firmaya ... ismini vermekle üçüncü şahıslara karşı tek firma varmış izlenimi verdiğini, şirketinin adresi de asıl şirketle aynı adres olduğunu, böylece şirket karının büyük kısmını haksız hukuksuz bir şekilde kendisine aktardığını ve aktarmaya devam ettiğini, kendisinin bu fiili TTK 395’e aykırı olduğu gibi TTK 396. maddeye göre rekabet yasağının ihlali olduğunu,
tüm uyarılara ve ihtarlara rağmen pervasızca haksız eylemine devam ettiğini ve her gün şirketin ve müvekkilin zararı artarak büyümeye devam ettiğini, şirketin daha önce olduğu gibi aracıya gerek duymaksızın kendi malını kendi satabileceğini, ... şirketinin bir personeli olmayıp ihracat dahil satışlar fiilen ... Transformatör A.Ş. tarafından yapıldığını, ... Transformatör A.Ş. ile ...
Dış Tic.A.Ş.arasındaki alışveriş kağıt üzerinde olduğunu, davalılardan ...'un kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ettiğni, şirketi ve kaynaklarını kendi menfaati için kullandığını, kanuna aykırı olarak kendi kendisiyle ticaret yaptığını belirterek, ... marka ve logosunun izinsiz olarak ... A.Ş. ve ... ...
Ltd. şirketlerine kullandırılması nedeniyle belirlenecek marka hakkının ihlalinden doğan maddi zararının bulunduğunu, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, bilirkişi tayinin yasaya aykırı yapıldığını, dava konusu uyuşmazlıkta davalılar ..., ... ve ...'ın yönetim kurulu üyeleri olmaları nedeniyle TTK'nun 553 ve 554.maddeleri gereğince, davalı ... Elektronik Dış Ticaret AŞ'nin haksız rekabet yasağına aykırı yapılan ticaret nedeniyle, davalı ...'ın ve davalı ...
AŞ'nin bağımsız denetçi olup görevini gereği gibi yerine getirmemeleri nedeniyle sorumluluklarının bulunduğunu, bilirkişi raporuna itirazının değerlendirilmediğini, mahkemece verilen tefrik kararının hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; rekabet yasağı ihlalinin tespitiyle şirkete ve davacı pay sahiplerine verilen zararlar için talep edilen maddi tazminat talebine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
6100 Sayılı HMK'nın "Davaların birleştirilmesi" başlıklı 166/.maddesinde;
"(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar.
(2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır.
(3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir.
(4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır.
(5) İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır." düzenlemesi mevcuttur.
6100 sayılı HMK’nun 166. maddesine göre ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları halinde birleştirilerek bakılabilmeleri mümkündür. Ancak, birleştirme kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir. Bu karar, sadece birleştirilen davaların yargılama safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurup, her dava, ayrı ayrı hükme bağlanmalıdır. Davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Başka bir anlatımla, birleştirmeye konu davalar bağımsız kimliklerini korurlar.
Somut olayda davacı yanca, davalılar ... Elektronik Dış Ticaret AŞ, ...'ın ve davalı ... AŞ ile şirketin yönetim kurulu üyeleri olan ..., ... ve ...'ın dava dışı ... Transformatör A.Ş aleyhine dava dilekçesinde açıkladığı eylemleri nedeniyle ... Transformatör A.Ş.'yi zarara uğrattığını iddia ederek eldeki 2022/1235 Esas sayılı dosyasında tüm davalılara karşı neden oldukları zararın tahsili istemiyle dava açtığı, mahkemece 28/02/2023 tarihli ara karar ile davalılar ... Elektronik Dış Ticaret AŞ, ...'ın ve davalı ... AŞ yönünden davanın tefrik edilerek aynı mahkemenin 2023/216 Esas sayılı dosyasına kaydının yapıldığı ve yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Ne var ki, gerek mahkemenin eldeki dosya ve 2023/216 Esas sayılı dosyasındaki iddialar, gerekse eldeki davadaki iddialar birbirleri ile bağlantılı olup, yönetim kurulu üyelerine karşı açılan sorumluluk davası ile eldeki dosyanın davalıları olan ... Elektronik Dış Ticaret AŞ, ...'ın ve davalı ... AŞ'ye karşı haksız fiil nedeniyle oluşan zararın tahsili istemiyle açılan davaların birlikte görülmesine bir engel bulunmayıp, aksine söz konusu iddialar ve davalıların iddia edilen eylemleri birbirleri ile bağlantılı olması, davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması karşısında ilk derece mahkemesince davaların tefriki hatalı olup her iki davanın birlikte görülmesi gereklidir.
Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince yapılması gereken iş, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/216 Esas sayılı dosyası birleştirilmesine ve her iki talep yönünden işin esasına girilerek, taraf iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.
Tüm bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar vermek gerekmiştir.
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2024/1127, K. 2025/143, 26 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama