KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/1336 E., 2024/1086 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi İhtiyati Haciz Talep
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Esas no
- 2024/1336
- Karar no
- 2024/1086
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/08/2024 (Ara Karar
- Numarası
- 2024/299 D.İş Esas
- Eden
- —
- Vekili
- —
- Karşı taraf
- —
- Talep
- İhtiyati Haciz
- Talep tarihi
- 19/08/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 31/10/2024
Karar Metni
1.571 kelime·8 dk okuma·4 bölüm
Taraflar arasındaki ihtiyati hacze ilişkin talebin dosya üzerinden yapılan incelemesi sonunda ilamda yazılı gerekçeyle ihtiyati haciz talebinin reddine yönelik olarak verilen hükme karşı ihtiyati haciz talep eden vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TALEP
İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkili ile karşı taraf arasında genel kredi sözleşmesi, kredili mevduat hesabı sözleşmesi ve ticari kredi kartı sözleşmesi imzalandığını, kullanılan kredi borçlarının ödenmediğini, kredi hesabının kat edildiğine ilişkin ihtarnamenin karşı tarafın banka kayıtlarında yer alan adresine gönderildiğini, ihtarnameye rağmen ödeme yapılmadığını, borçlarını ödememek için mal kaçırma, hileli işlemlere tevessül etme faaliyeti içinde olduğu bilgisine ulaşıldığını, alacağın rehinle temin edilmediğini,
ihtiyati haciz kararı verilmemesi halinde telafisi güç zarar doğma ihtimali bulunduğunu belirterek karşı taraf borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki her türlü hak ve alacaklarından 832.921,16 TL'lik kısmının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, aleyhine ihtiyati haciz talep edilen ile aralarında akdedildiği belirtilen sözleşmelerin, aleyhine ihtiyati haciz talep edilen tarafından imzalanmış suretlerinin sunulmadığı, sözleşme ekinde sunulan ve aleyhine ihtiyati haciz talep edilenin imzasının bulunduğu anlaşılan "Tacir Gerçek Kişiler (Şahıs Şirketleri) İçin Bilgi Formu" kapsamında, 14 ana maddeden ve 34 sayfadan oluşan bir sözleşmenin (aleyhine ihtiyati haciz talep edilen tarafından) taahhüt altına alındığı, sunulan sözleşmenin 6 ana maddeden ve 20 sayfadan oluşan bir sözleşme olduğu,
bu doğrultuda sunulan sözleşme metninin aleyhine ihtiyati haciz talep edilen tarafından imzalanmış olup olmadığının anlaşılamadığı, bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun yerine getirildiğinin kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz talebine konu ticari kredi, ticari kredi kartı ve ticari kredili mevduat hesabı kullanımlarına dayanak sözleşmelerin, sözleşmelerden açıkça anlaşılacağı üzere borçlu ile uzaktan iletişim aracıyla (anında bankacılık kanalı üzerinden) akdedildiğini, müvekkili ile borçlu arasında ayrıca ıslak imza ile bir sözleşme imzalanmadığını, mahkemece bu hususta inceleme yapılmaması veya eksik evrak olduğunun düşünülmesi halinde taraflarına süre verilmeden basit bir gerekçe ile talebin reddedilmesinin usul ve esaslara aykırı olduğunu,
borçlu ile müvekkili arasında akdedilen sözleşmelerin uzaktan iletişim aracılığı ile akdedilmiş olduğundan mahkemeye ıslak imzalı sözleşme sunulmasının mümkün olmadığını, borçlu ile müvekkili arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi uzaktan iletişim aracılığı ile imzalanmış olup, bu sözleşmenin 20 sayfadan oluştuğunu, borçlunun kullandığı kredinin bu dijital onaylı imzalanan sözleşmeye istinaden kullanıldığını, dosyaya sunulan sözleşme eski sözleşme olup, borca konu kredinin kullanıldığı sözleşmenin talep dilekçesinin ekinde yer alan ilk sözleşme olduğunu,
borçlunun kullanmış olduğu ticari ek hesap ve ticari kredi kartına dayanak sözleşmelerin de uzaktan iletişim aracılığı ile imzalandığından, ıslak imzalı sözleşme bulunmadığını, sözleşmeler incelendiğinde sözleşmenin ıslak imzalı olarak imzalanmadığı,
kredinin şubeden kullanılmadığının oldukça açık olmasına rağmen mahkemece bu değerlendirmeler yapılmadan imza yoksa borç yoktur kanaati ile ret kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, bu uygulama ile kişilerin şubeye gitmeye gerek kalmadan telefonla ya da internet üzerinden banka işlemlerini halledebildiğini, bu uygulamanın müşteriler için oldukça avantajlı olması sebebiyle günümüzde oldukça yaygın olarak kullanıldığını, mahkemece sözleşmelerde imza olmaması hususu dolayısıyla sözleşmeyi yapanın belirlenemeyeceği kanaatinde olunmasının oldukça hatalı bulunduğunu, bankalarca yapılan sözleşmelerde ıslak imza zorunluluğunun kalktığını,
benzer birçok uyuşmazlık gören mahkeme hakiminin anında bankacılık hizmeti hakkında yeterince bilgi sahibi olmama ihtimali olmadığını, söz konusu uygulamada taraflar arasında sözleşme yapılırken resmi gazetede yayımlanan Bankalarca Kullanılacak Uzaktan Kimlik Tespiti Yöntemlerine ve Elektronik Ortamda Sözleşme İlişkisinin Kurulmasına İlişkin Yönetmelik hükümlerinin dikkate alındığını,
sözleşme kapsamında uzaktan iletişim aracılığıyla yapılacak sözleşmelerde uzaktan kimlik tespiti yöntemlerine ve müşteri kimliğinin tespit edilmesini müteakip sunulacak bankacılık hizmetlerine yönelik olarak mesafeli olsun olmasın bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden yazılı şeklin yerine geçecek şekilde ya da mesafeli olarak sözleşme ilişkisinin kurulmasına yönelik usul ve esasları düzenlendiğini, söz konusu yönetmeliğin yürürlüğe girmesi ile bankacılıkta ıslak imza zorunluluğunun kalktığını, sözleşmelerin uzaktan iletişim aracılığıyla yapıldığını, sözleşme banka sistemine kaydedildiğini,
bu nedenle sözleşmenin kimler arasında yapıldığının belli olduğunu, buna rağmen mahkemece ıslak imzalı sözleşme aranması, bu sözleşmelerin asıllarının sunulmaması sebebiyle yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle ret kararı verilmesinin hukuka ve mantığa aykırı olduğunu, borçlu ile akdedilen ıslak imzalı bir sözleşme bulunmadığından elbette mahkemeye de sözleşmelerin aslı değil sureti sunulacağını, ticari kedinin, ticari ek hesabın ve ticari kredi kartının kullandırıldığı hesap hareketlerinden açıkça anlaşıldığını,
alacağın varlığının tartışmasız olup sözleşmede ıslak imza olmadığı için yaklaşık ispat kuralı gerçekleşmemiştir denmesinin kararın hukuk kuralları ile değil ezber bilgilerle verildiğini ortaya koyduğunu, mahkeme tarafından dosyaya sunulması gereken evrak olduğunun tespit edilmesi halinde ret kararı verilmeden önce taraflarına evrak sunulması için süre verilmesi ya da evrakların müvekkilinden istenmesi için müzekkere yazılması gerektiğini, her ne kadar evrak istense dahi mahkemenin aradığı evrakların mevcut olmaması sebebiyle olması gerektiği düşünülen evraklar sunulamayacak olsa dahi mahkemece eksik inceleme neticesinde karar verildiğini,
konuya ilişkin ihtiyati haciz kararı verilirken değerlendirilecek hususların belli olup yaklaşık ispat kuralı varken, tam ispat aranmasının ihtiyati haciz ilkeleri ile uyuşmadığını, mahkemeye sunulan belgeler ile banka kayıtları incelendiğinde yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğinin görüldüğünü, ihtiyati haciz kararı verilmesi için kesin ve somut deliller aranmamakta olup borçlunun mal kaçırma şüphesinin varlığı dahi yeterli olmadığını, muaccel olmayan bir alacakla ilgili dahi borçlunun en küçük bir mal kaçırma şüphesi olması halinde ihtiyati hacze karar verilmesi gerektiğini,
talebe konu ticari kullanımlar için muacceliyet koşulu aranmadığı gibi borçlunun mal kaçırma şüphesi ihbar edildiğinden ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Talep, İİK’nun 257 vd. maddesi uyarınca ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
İhtiyati haczin koşullarını düzenleyen İİK'nun 257. maddesi, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır, taşınmaz malları ve alacakları ile diğer haklarının ihtiyaten haczettirebileceği düzenlenmiştir. Aynı yasanın 258. maddesi gereğince alacaklının, alacağının varlığı ile haciz sebepleri hakkında mahkemede olumlu şekilde kanaat uyandırması gerekli ve yeterlidir. Bir başka deyişle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacaktır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin emsal içtihatlarına göre ihtiyati haciz kararı verilmesinde mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmadığı, yaklaşık ispat ölçülerinde ispatın yeterli olacağı belirtilmiştir (26/02/2014 tarihli 2013/16354 esas 2014/3605 karar sayılı emsal içtihadı).
Dosya kapsamında ihtiyati haciz talep eden bankanın isminin yer aldığı bila tarihli 2.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi bulunmakta olup sözleşmenin hiçbir yerinde karşı tarafın isminin yer almadığı görülmüştür.
Kredi kartı hesap ekstreleri, ticari kredi kartı bilgi formu, borçlu hesap hareketleri dosya içerisinde yer almaktadır.
İhtiyati haciz talep eden bankanın imzasının bulunduğu, karşı taraf borçlunun isim ve imzasının yer almadığı bila tarihli ticari artı para kredisi sözleşmesi dosyaya ibraz edilmiştir.
Tacir gerçek kişiler için bilgi formunda karşı taraf borçlunun imzası yer almakta olup, 14/01/2021 tarihli formda, 14 ana madde, 34 sayfadan ibaret sözleşmenin okunduğu ibaresinin yer aldığı görülmüştür.
Dosyada yer alan 14/01/2021 tarihli ön bilgi formunda karşı taraf borçlunun imzası yer almakta olup, formun gks ile kullandırılan ticari kredilere ilişkin tanzim edildiği anlaşılmıştır.
İhtiyati haciz talep eden banka tarafından kredi borcunun ödenmediği iddiasıyla kredi hesabı kat edilerek 03/07/2024 tarihli hesap kat ihtarnamesi ile karşı tarafa 775.935,32 TL nakit alacağın ödenmesinin talep edildiği, borçlulara 7 gün atıfet süresinin verildiği, hesap kat ihtarnamesinin karşı tarafa 06/07/2024 tarihinde bila tebliğ olduğu dosya içeriğiyle sabittir.
Banka tarafından 832.921,16 TL yönünden karşı tarafın menkul, gayrimenkul mal ile üçüncü kişilerdeki doğmuş ve doğacak hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulması talep edilmiştir. Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda yukarıda özetlenen gerekçeyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler gözetildiğinde, ihtiyati haciz talep eden banka tarafından ihtiyati haciz talebine konu alacağın varlığını yaklaşık olarak ispata yarar nitelikte karşı taraf borçlunun isim ve imzasının yer aldığı bir genel kredi sözleşmesi dosyaya ibraz edilmemiştir.
İhtiyati haciz talep eden banka vekilince dosyaya ibraz edilen ve uzaktan iletişim aracılığıyla akdedildiği belirtilen karşı taraf borçlunun isim ve imzasının yer almadığı bila tarihli 2.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin de uzaktan iletişim aracılığıyla karşı tarafla akdedildiğini gösterir herhangi bir bilgi ve belge de sunulmamıştır.
Öte yandan, dosyaya ibraz edilen bilgi formunda sözleşmenin 34 sayfadan oluştuğu, 14 ana maddeyi içerdiği belirtilmiş ise de, ihtiyati haciz talebine dayanak yapılan karşı tarafın isim ve imzasının yer almadığı genel kredi sözleşmesinin 6 madde ve 20 sayfadan oluştuğu görülmüş olup, bilgi formunda yer alan bilgiler ile sunulan genel kredi sözleşmesi de örtüşmemektedir. İhtiyati haciz talebi üzerine mahkemece dosyaya ibraz edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde değerlendirme yapılacak olup, delil toplanması yoluna gidilmeyecektir.
Bu durumda mahkemece, ihtiyati haciz talep edenin ihtiyati haciz talep edilen alacağın varlığına ilişkin yaklaşık ispat koşulunu gerçekleştiremediği, ihtiyati haciz koşullarının bu aşamada gerçekleşmediği gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin reddi yönündeki kararında, karar tarihi itibarıyla dosya içerisinde yer alan belgeler karşısında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2024/1336, K. 2024/1086, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama