KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/1408 E., 2024/1131 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi İhtiyati Tedbir Vekili Aleyhine Tedbir Talep Edilen
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2024
- Esas no
- 2024/1408
- Karar no
- 2024/1131
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 09/02/2024
- Numarası
- 2024/90 Esas (Ara Karar
- Talep eden davacı
- —
- Davalılar
- —
- Talep
- İhtiyati Tedbir
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 24/10/2024
Karar Metni
789 kelime·4 dk okuma·4 bölüm
İhtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 26.12.20217 tarihinde ... Lojistik Hizmetleri San. Ve Tic. A.Ş unvanı altında ve %50 Hissesi ... A.Ş'ye ait olmak üzere kurulan müvekkil şirketin kalan hisselerinin hissedarı olan ... tarafından ... A.Ş'ye devredilmesi ile şirketin %100 hissesi ... A.Ş'ye ait olup 06.02.2019 tarihinde tescil edilen değişklik ile ticari unvanı ...
Loj.A.Ş olduğunu, müvekkili kurumun yönetiminde görev alan davalıların kurumun teftiş kurulu başkanlığı tarafından hazırlanan 24/01/2022 tarih ve 3 sayılı raporunda ortaya konulduğu üzere görevlerini kötüye kullandıkları, görevlerini ifa sırasında üzerlerine düşen güven, dürüstlük ve kontrol yükümlülüklerini yerine getirmeyerek müvekkili şirketin zarara uğramasına kusurlu olarak sebebiyet verdiklerini, ...
A.Ş.'nin genel müdürü olarak davalı ...'nın henüz kurumda göreve başlamadan ve kurum adına şirket yönetim kurulu üyesi sıfatıyla işlem yapma yetkisi bulunmadığı tarihte kurum adına yetkisiz şekilde yazı imzaladığını, kendisine o dönem müvekkili şirketin yönetim kurulu başkanı ve vekili olan diğer davalılar tarafından 12/01/2018 tarihli vekaletnamenin de yönetim kurulu onayına sunulmadığını,
söz konusu yönetim kurulu üyelerinin diğer yönetim kurulu üyelerini bilgilendirmeden işlem yapmaları nedeniyle oluşan kamu zararını tazminle sorumlu olduklarını iddia ederek davalıların sebebiyet verdikleri 197.200,00-TL zararının fazlaya ilişkin saklı kalmak kaydıyla davalılardan ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini, öncelikle davalıların mal kaçırma tehlikesi bulunması sebebi ile borca yeter miktarda menkul ve gayrimenkul malvarlığı üzerine ve banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece 09/02/2024 tarihli ara karar ile dava konusu istemin yönetim kurulu başkan ve üyesi sıfatıyla davalı kamu görevlilerinin görevlerini ifa sürecinde kusurlu ve özen borcuna aykırı fiilleri nedeniyle oluştuğu ileri sürülen kamu zararının kendilerinden tazminen tahsiline yönelik sorumluluk davası olduğu, dava dilekçesi ekinde ihtiyati tedbir isteminin kabulünü gerektirir nitelikte yaklaşık ispat koşuluna uygun belge ve delil sunulmadığı, tedbir istemine konu mal varlığı unsurlarının doğrudan somut uyuşmazlığın konusunu teşkil etmediği gerekçeleriyle HMK 389 maddesindeki yasal koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir koşullarının oluştuğunu, davalıların müvekkili şirkette görevlerini yerine getirirken gerekli dürüstlük, güven, özen ve kontrol yükümlülüklerini yerine getirmeyerek şirketin zarara uğramasına neden olduklarını, tazmin sorumluluğundan kurtulmak amacıyla mal kaçırma tehlikesinin bulunduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Talep; ihtiyati tedbirin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
HMK'nın 389/(1). maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği,
HMK'nın 390/(2). maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 390/(3). maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir.
İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır.
İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir.
Somut olayda, davanın tazminata ilişkin olduğu gözetildiğinde tedbir istemine konu mal varlığı unsurlarının doğrudan somut uyuşmazlığın konusunu teşkil etmediği anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin davacının ihtiyati tedbir talebinin reddi gerekçesi gözetildiğinde ara karar usul ve yasaya uygundur.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2024/1408, K. 2024/1131, 24 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama