KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/21 E., 2024/599 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2024/21
- Karar no
- 2024/599
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 09/10/2023
- Numarası
- 2023/312 Esas 2023/722 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Dava
- İtirazın İptali (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 04/05/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 15/05/2024
Karar Metni
1.098 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptaline ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kasko sigortacısı olduğu aracın trafikte seyir halinde iken otoyolda orta şeritte bulunan kaplama lastik parçasına çarpması sonucu gerçekleşen tek taraflı trafik kazası ile hasara uğradığını, hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalının otoyolun bakım, onarım ve güvenliğinden sorumlu olması nedeniyle müvekkilinin sigortalıya ödediği bedelden sorumlu bulunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının takibe itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin sigortalıya ödenen bedelden sorumlu olmadığını, kazanın oluşumunda müvekkiline atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını, araç sürücüsünün müterafik kusurunun da dikkate alınması gerektiğini, kazaya birden fazla araç karıştığından illiyet bağının kesildiğini, talep edilen zararın fahiş olduğunu, reeskont avans faizi talebinin haksız bulunduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı sigorta şirketinin sigortalısının hususi araç sahibi olduğu, sigortalı gerçek kişi olup tacir olduğu yönünde bir iddia bulunmadığı, davacının iddia ettiği olayın haksız fiil niteliğinde olduğu, davacının sigortalı aracın da hususi nitelikte otomobil olduğu, dolayısıyla davacının halefiyete dayalı olarak açtığı haksız fiil hükümlerine dayandırılan davada HMK'nun 2. maddesi gereği genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinin görevli bulunduğu gerekçesiyle göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile sigortalı arasında akdedilen kasko poliçesinin ticari bir sözleşme olduğunu, asliye ticaret mahkemesinin görevli bulunduğunu, müvekkilinin ve davalının tacir sıfatına sahip olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Ödeme dekontu, kasko sigorta poliçesi, Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2023/7424 sayılı icra takip dosyasının Uyap sureti, hasarlı araç fotoğrafları, kasko ekspertiz raporu, kaza tespit tutanağı, hasar faturası dosya içerisinde yer almaktadır.
Davacı yan, kasko sigortalı aracın davalının işlettiği otoyolda seyir halinde iken orta şerit üzerinde bulunan kaplama lastik parçasına çarpması sonucu meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu hasara uğraması nedeniyle sigortalıya ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı yan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı işbu itirazın iptali davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda. 22/03/1944 tarih, 37 Esas, 9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle halefiyet davası ticari dava sayılamaz. Bu dava aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir.
Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir.
Somut olaya gelindiğinde; davalı dava konusu trafik kazasının meydana geldiği otoyolun işletmecisi olup, otoyoldan geçenlere hizmet sunan şirkettir. Davacının sigortalısı ise ... olup, sigortalı araç hususi otomobil olduğu gibi, sigortalı davalının işlettiği otoyolu ücret karşılığı kullanan tüketicidir. Davacının sigortalısı ile davalı arasındaki hukuki ilişki de hizmet sözleşmesine ilişkin olup, tüketici işlemi niteliğindedir.
28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/k. maddesine göre. "Tüketici: ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi" ifade eder. Tüketici işlemi ise Kanunun m. 3/l.bendinde tanımlanmıştır. Buna göre.
"Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" kapsar.
Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin TTK'nun 4 ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur.
Aynı Kanunun 83/2. maddesinde; taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği, aynı Kanunun 73/1. maddesinde ise; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu, düzenlemesi yer almaktadır.
Mahkemenin görevli olması ise, HMK'nun 114/1.c maddesi uyarınca dava şartlarından olup, anılan kanunun 115. maddesi uyarınca da davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılır.
Hal böyle olunca, mahkemece davacının halefiyete dayalı olarak açtığı işbu itirazın iptali davasında davacı sigortalısının tüketici, davalının otoyoldan geçenlere ücret karşılığında hizmet sunan şirketin hizmet sağlayıcı, davacı sigortalısı ile davalı arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesi ilişkisi olduğu, bu suretle tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlıkta tüketici mahkemesinin görevli bulunduğu gözetilerek tüketici mahkemesinin görevi olması nedeniyle göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken görevli mahkemenin tayini yönünde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabet görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık yönünden kabulü gerekmiş, HMK'nun 353(1)-a.3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının görevli mahkemenin tayini yönünden kaldırılmasına, HMK'nun 353(1)-a.3 maddesinin hükmü özel düzenleme içerdiğinden HMK'nın 360. maddesinin atfı ile HMK'nın 20. maddesi hükmü uygulanmaksızın ve talebe bağlı olmaksızın dosyanın görevli Ankara Tüketici Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2024/21, K. 2024/599, 2 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama