KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/995 E., 2024/1396 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Vekili Davalılar
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2024
- Esas no
- 2024/995
- Karar no
- 2024/1396
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/03/2023
- Numarası
- 2022/814 Esas 2023/213 Karar
- Davacı
- —
- Dava
- Şirketin İhyası
- Dava tarihi
- 08/12/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 10/01/2025
Karar Metni
1.991 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki şirketin ihyası istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davalı şirket hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı hakkındaki davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket tarafından çalıştırılan dava dışı ...'e üst işveren sıfatıyla ödenen işçilik alacaklarının davalı şirketten rücuen tahsili talebiyle dava açtığını, yapılan yargılama sırasında şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğinin anlaşılması üzerine müvekkiline ihya davası açmak için kesin süre verildiğini belirterek .... İnşaat Taahhüt Temizlik İlaçlama Bilgi İşlem Turizm Bujiteri Konfeksiyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı sicil müdürlüğü cevap dilekçesinde özetle; şirketin yasal prosedüre uygun olarak kapatıldığını, terkin tarihinde şirketin alacak ve borçlarının, derdest davalarının müdürlük tarafından bilinemeyeceğini, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, yasal hasım olunduğundan aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir. Diğer davalıya dava dilekçesi tebliğ edilememiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, TTK'nun geçici 7. maddesinin 15. fıkrasının son cümlesine göre şirket alacaklıları ve hukuki menfaati bulunanlar haklı sebebe dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde, şirkete ait mal varlığının bulunması halinde ise 10 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasının talep edilebileceği ön görülmüş olup, bu maddede belirtilen alacağı olduğunu iddia eden davacı haklı sebebe dayalı olarak açmış olduğu işbu ihya davası 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılması nedeniyle ticaret sicil müdürlüğü aleyhine açılan davanın bu nedenle reddi gerektiği,
davacının açmış olduğu işbu dava ile ihyası talep edilen şirketi de davalı olarak göstermiş ise de söz konusu şirketin sicilden terkin edilmekle hukuki olarak tüzel kişiliği sona erdiğinden hakkında dava açılamayacağı gerekçesiyle şirket hakkında açılan davanın pasif husumet ehliyeti olmaması nedeniyle reddine, ... Sicil Müdürlüğü hakkında açılan davanın ise hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada davalı tarafından dosyaya sunulan cevap dilekçesinin taraflarına tebliğ edilmediğini, HMK'nun 126. maddesi gereğince davalının cevap dilekçesi müvekkiline tebliğ edilmediğinden söz konusu kararın usule aykırı verildiğini, gerekçeli kararda ihya için şirket hakkında açılan davanın pasif husumet ehliyeti olmaması ve ... sicil müdürlüğü hakkında açılan davanın hak düşürücü süreyi geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verildiğini,
6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin 15. fıkrasında yer alan silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/33 Esas 2023/117 Karar sayılı kararı ile iptal edildiğini, buna göre şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi kapsamında ilgili ticaret sicil müdürlüğünce gerçekleştirilen terkin işleminin hukuka aykırı olduğunu, terkin işleminin anılan maddede işaret edilen usul ve esaslara aykırı şekilde gerçekleştirildiğini,
şirket alacaklıları yahut hukuki menfaati bulunanlarca haklı sebeplere dayanılarak dava yoluyla ileri sürülebildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; şirketin ihyası istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
İhyası talep olunan davalı şirketin terkinine dayanak ihtar ve tebligat suretleri, ... Sicil Müdürlüğü yazı cevabı, Ankara 34. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/593 Esas sayılı dosyasının Uyap'tan gelen sureti dosya içerisinde yer almaktadır.
Ankara 34. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/593 Esas sayılı dosyası incelendiğinde, davacı tarafından davalı ... İnşaat Tem. Taah. Tic. Ltd. Şti. (yeni ünvan .... İnşaat Taahhüt Temizlik İlaçlama Bilgi İşlem Turizm Bujiteri Konfeksiyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi) aleyhine rücuen alacağın tahsili talebiyle dava açıldığı, yargılama sırasında 02/11/2022 tarihli celsede mahkemece davacı vekiline .... İnşaat Taahhüt Temizlik İlaçlama Bilgi İşlem Turizm Bujiteri Konfeksiyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyası davası açmak üzere süre verildiği görülmüştür.
İhyası talep olunan davalı şirketin münfesih sayılmasına rağmen TTK'nun geçici 7. maddesi uyarınca kendisine yapılan ihtar ve ilan üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23/10/2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, ihtarnamede infisah sebebi olarak adresi tespit edilemediği olarak yer aldığı dosya içeriğiyle sabittir.
6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde tasfiye ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, aynı maddenin 4.fıkrasının "a" bendinde; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla,
11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11.bendinde ise; dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içerisinde cevap vermeyen veya tasfiye memuru bildirmeyen veyahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketin unvanının ticaret sicilinden re'sen silineceği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta şirketin 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise taşınmış notuyla bila tebliğ iade edildiği anlaşılmaktadır.
6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinin 4/a bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete, şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtar usule aykırıdır. Bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı açıktır.
Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinin 15. fıkrası son cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplerle dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilirler. Eldeki dava ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23/10/2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 08/12/2022 tarihinde açılmıştır.
Şu halde davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolmuş ise de, davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün TTK'nun Geçici 7. maddesi kapsamında kalmayan şirkete bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından karar tarihi itibarıyla yasada öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanması mümkün görülmemiştir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/03/2023 tarih ve 2023/1394 Esas 2023/1520 Karar ve 27/09/2022 tarih ve 2022/5605 Esas 2022/6373 Karar sayılı ilamı).
Öte yandan, dosyanın istinafa gönderildiği tarihten sonra, istinaf incelemesi sırasında 15/09/2023 tarihli resmi gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 22/06/20263 tarih 2023/33 Esas 2023/117 Karar sayılı kararıyla 6102 sayılı TTK'nun 7/15. Maddesinin 5. cümlesinde yer alan "... silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde ... " ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Hal böyle olunca, davalı ticaret sicil müdürlüğünün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, usulsüz olarak yapılan terkin işleminde hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı, istinaf aşamasında da TTK'nun 7/15. Maddesinde yer alan 5 yıllık hak düşürücü süreye ilişkin ibarenin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği gözetilerek mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Davacı tarafından ihyası talep edilen şirket aleyhine başlatılan icra takibi derdest bulunduğundan davacının ihya davası açmakta hukuki yararı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı, istinaf aşamasında da hak düşürücü süreye ilişkin 6102 sayılı TTK'nun 7/15. maddesindeki ibarenin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, davacının hukuki yararının bulunduğu davada esas yönünden inceleme yapılmasına gelindiğinde; yukarıda açıklandığı üzere davalı sicil 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartları gerçekleştirmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin etmiştir.
İhyası istenen şirketin ticaret sicilinden terkin işlemi usulsüzdür.
Bu durumda açılan davada usulsüz şekilde ticaret sicilinden re'sen terkin edilen şirketin, TTK'nun geçici 7. maddesine belirtilen süreye tabi olmaksızın ve davacının ihyası talep olunan şirketin ortağı, yetkilisi olmadığı, ihyası talep edilen şirketin ticari hayata döndürülmesi amacıyla dava açılmadığı gözetildiğinde tasfiyeyle sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmesi, tasfiyeye tabi tutulması ve tasfiye memuru atanması gerektiği gibi, istinaf incelemesi sırasında da hak düşürücü süreye ilişkin yasal düzenleme Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş durumdadır.
Öte yandan, yukarıda açıklandığı üzere davalı ticaret sicil müdürlüğü 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin etmiştir. Bu durumda Dairemizce, davalı sicil müdürlüğünün usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2024 tarih ve 2024/4996 Esas 2024/7128 Karar sayılı emsal içtihatı).
İhyası talep olunan şirkete karşı da şirketin son temsilcisinin ismi yazılmak suretiyle temsilci sıfatıyla işbu davada davacı tarafından husumet yöneltilmiş ise de, ihya davasında husumetin ihyası talep olunan şirketin kayıtlı bulunduğu ve terkin işleminin yapıldığı sicil müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiği, şirketin sicilden terkin edilmekle tüzel kişiliği sona erdiğinden anılan davalı hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine hükmedilmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davalı şirket hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi, diğer davalı hakkındaki davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi yönündeki kararında davalı sicil hakkındaki karar yönünden isabet görülmediğinden davacı vekilinin davalı sicil hakkında verilen karara yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının davalı sicil hakkında verilen karar yönünden kaldırılmasına, davalı sicil hakkında açılan davanın kabulüne, dava dosyasıyla sınırlı olmak üzere şirketin ek tasfiyesine, şirketin ortağı ...'un tasfiye memuru olarak atanmasına,
tasfiye memuruna ücret takdirine yer olmadığına, ihya kararı kesinleştiğinde kararın tescil ve ilanına, yargılama giderlerinin davalı sicil üzerinde bırakılmasına, diğer davalı hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2024/995, K. 2024/1396, 12 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama