KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2025/433 E., 2025/455 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2025
- Esas no
- 2025/433
- Karar no
- 2025/455
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 06/04/2022 (Karar) - 26/04/2022 (Ek Karar
- Numarası
- 2021/424 Esas 2022/202 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 12/07/2021
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 30/05/2025
Karar Metni
2.395 kelime·12 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davalılar vekilinin her bir müvekkili lehine reddedilen miktarlar üzerinden ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesine ilişkin HMK'nun 305/a maddesi uyarınca ek karar verilmesi talebi üzerine ilk derece mahkemesince ek kararda yazılı gerekçeyle talebin reddine karar verildiği, davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı davacı vekili ile davalı ... ve ... vekillerince, ek karara karşı davalı ... vekili ve davalı ... vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılara dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen, davalılar davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların icra takip dosyasına itirazlarının 9.636.295,92 TL asıl alacak, 27.058,28 TL sigorta prim alacağı, 357.506,58 TL işlemiş faiz, 1.506,02 TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 10.022.366,80 TL (davalı ...'in 9.636.295,92 TL asıl alacak, 27.058,28 TL sigorta prim alacağı, 330.524,95 TL işlemiş faiz, 1.506,02 TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 9.995.385,17 TL'sinden sorumlu olmak üzere) üzerinden iptaline,
takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %25,20 oranında faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmolunan meblağın %20'si oranında hesaplanan 2.004.473,36 TL icra inkar tazminatının (davalı ... hakkında hüküm kurulan miktarın %20'si oranında hesaplanan 1.999.077,03 TL kısmından sorumlu olmak üzere) davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalılar vekili 24/04/2022 havale tarihli talep dilekçesinde, davalıların ihtiyari dava arkadaşı oldukları, kendi aralarında müteselsil sorumluluk bulunmadığı, müvekkilleri lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtilerek HMK'nun 305/A maddesi gereğince ek karar verilmesi talep edilmesi üzerine, mahkemece 26/04/2022 tarihli ek karar ile, yapılan yargılama sonunda kabul edilen miktar yönünden davacı lehine, reddedilen miktar yönünden davalılar lehine vekalet ücreti takdir edildiği,
HMK'nun 305/A maddesinin "taraflardan her biri, nihai kararın tebliğinden itibaren 1 ay içinde yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda ek karar verilmesini isteyebilir.
Bu karara karşı kanun yoluna başvurabilir." hükmüne haiz bulunduğu, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 3.maddesi 2.fıkrası "müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur." hususunu düzenlediği,
ek karar verilme talep içeriği de nazara alınarak HMK'nun 305/A maddesindeki koşullar oluşmadığı gibi, davanın niteliği gereği işbu itirazın iptali davasında davalılar kredi sözleşmesinin müşterek borçlusu, müteselsil kefili olup, müteselsil sorumluluk kapsamında ret sebebi de ortak olmakla reddedilen miktar üzerinden davalı taraf lehine tek vekalet ücretine hükmedilebileceği, bu nedenle bu yönde tek vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin ek karar verilmesine yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna itirazlarını karşılayan ikinci bir rapor alınmamasının ciddi hak kaybı ihtimali doğurduğunu, bilirkişi incelemesinin banka kayıtları üzerinde yerinde yapılması gerektiğini, kullandırılan kredilerden K9000187 no'lu kartonun sistemsel aksama nedeniyle eksik bakiyeli olarak K9000187 nolu kartona yapılandırıldığını, bilirkişi raporunda hesaplamanın toplam ana para üzerinden değil, her bir taksitin ana parası üzerinden yapıldığını, kredi kartonlarının ihtarnameye esas tutarlarına ilişkin hesaplamaların düzeltilmesi gerektiğini,
temerrüt faizi hesaplanırken akdi faiz oranının %50 fazlasının esas alınmasının hatalı olduğunu, TCMB'ye bildirilen en yüksek faiz oranı üzerinden temerrüt faiz oranının tespitinin gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... ve ... vekilleri karara yönelik istinaf dilekçelerinde özetle; müvekkilleri lehine reddedilen miktar üzerinden diğer davalılardan ayrı olarak vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedildiğini, davalıların ihtiyari dava arkadaşı olduğunu, her bir müvekkiline karşı ayrı dava açılma imkanı bulunduğunu, ihtiyari dava arkadaşlığında davaların birbirinden bağımsız bulunduğunu, yani her bir davalı için ayrı ayrı hüküm verilmiş olacağını, kendi aralarında müteselsil sorumluluk bulunmayan müvekkilleri yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... ve ... vekilleri ek karara yönelik istinaf dilekçelerinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararını vekalet ücreti yönünden istinaf ettiklerini, ihtiyari dava arkadaşı olan ve kendi aralarında müteselsil sorumluluk bulunmayan müvekkilleri açısından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, mahkemece tek vekalet ücretine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi ek kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemişlerdir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2021/6882 sayılı icra takip dosyası sureti, genel kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarı, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 14/02/2022 tarihli bilirkişi raporu, taşınır rehin sözleşmesi, dava dışı asıl borçlu ... ... A.Ş.'nin banka hesap özetleri ve hesap ekstreleri dosya içerisinde yer almaktadır.
Dava konusu Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2021/6882 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalılar ve dava dışı borçlular aleyhine toplam 11.590.734,37 TL nakit alacağın tahsili istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlulara tebliğ edildiği, 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde davalıların borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir.
Davacı banka ile dava dışı ... ... A.Ş. arasında imzalanan 08/05/2019 tarihli 20.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinde davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, davalı ...'ın eş muvafakatinin alındığı, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında imzalanan 06/04/2018 tarihli 15.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinde ise davalı ... Tarım ... A.Ş.'nin kefaletinin bulunmadığı, diğer davalıların sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, davalı ...'ın eş muvafakatinin alındığı, sözleşmelerde yer alan kefaletlerin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun bulunduğu dosya içeriğiyle sabittir.
Davacı tarafından davalılar ile dava dışı asıl borçlu şirket ve diğer borçlulara gönderilen ve toplam 10.736.851,86 TL nakdi borcun 3 gün içinde ödenmesi ihtarını içerir 26/03/2021 tarihli hesap kat ihtarnamesinin dava dışı asıl borçluya ve davalılara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmüştür.
Davacı ile dava dışı asıl borçlu arasında akdedilen 12/04/2013 tarihli taşınır rehin sözleşmesi ile dava dışı asıl borçluya ait makine, teçhizat üzerinde 15.000.000,00 TL limitli rehin tesis edilmiştir.
Yargılama aşamasında alınan ve banka kayıtları üzerine yerinde yapılan inceleme ile hazırlanan bilirkişi raporunda, bu krediye uygulanan en yüksek cari akdi faiz oranının %16,80 olduğu, bu oranın %50 fazlası olan yıllık %25,20 oranında temerrüt faizi talep edilebileceği, hesap kat ihtarnamesinin tebliği ve atıfet süresinin geçmesi ile davalı ...'in 09/04/2021, davalı ... Tarım ...
A.Ş'nin 05/04/2021, diğer davalıların ise asıl borçlu ile aynı tarihte 03/04/2021 tarihinde temerrüte düştüğü, davalı kefiller ... ile davalı şirketlere kefaletin fer'iliği ilkesi gereğince asıl borçludan fazla sorumluluk yüklenemeyeceği, takip tarihi itibarıyla davacının anılan davalılardan 9.636.295,92 TL asıl alacak, 357.506,58 TL işlemiş temerrüt faizi, 1.506,02 TL noter ihtar masrafı, 27.058,28 TL sigorta prim alacağı olmak üzere toplam 10.022.366,80 TL alacağı bulunduğu,
davacının davalı kefil ...'ten takip tarihi itibarıyla 9.636.295,92 TL asıl alacak, 330.524,95 TL işlemiş temerrüt faizi, 1.506,02 TL noter ihtar masrafı, 27.058,28 TL sigorta prim alacağı olmak üzere toplam 9.995.385,17 TL alacağı bulunduğu tespit edilmiştir.
Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bankacı bilirkişiden alınan rapor hükme esas alınarak yukarıda özetlenen kararda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacıyla dava dışı ... ... A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinden 08/05/2019 tarihli sözleşmede tüm davalıların, 06/04/2018 tarihli sözleşmede ise davalı ... Tarım ... A.Ş. dışındaki diğer davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankanın kredi hesabını kat ederek alacağın tahsili için icra takibi başlattığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olup olmadığı, uygulanması gereken temerrüt faiz oranı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, dava konusu icra takibinde asıl alacağa takip tarihinden itibaren %42 oranında temerrüt faizi uygulanması talep edilmiştir. Mahkemece ise hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren %25,20 oranında temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmiştir.
Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinin müşterinin borçlar tamamen ödeninceye kadar yükümlülükleri ve temerrüt hükümleri başlıklı 4.2. maddesinin 2. fıkrasında, müşterinin temerrütün doğduğu tarihten itibaren aynı tür krediler ve hesaplar için banka tarafından TCMB'ye bildirilen TL/YP en yüksek cari akdi faiz oranının %50 fazlası olarak belirlenen oranda, bu oranların değişmesi halinde değişen oranlarda temerrüt faizi uygulanmasını kabul ettiği hükme bağlanmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/12/2023 tarih 2022/3534 Esas 2023/7327 Karar sayılı emsal içtihadı ve diğer emsal içtihatları gereğince davacı bankanın alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının davacı bankaca fiilen uygulanan faiz dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir.
Bilirkişi raporunda bankanın işbu akdi ilişkide fiilen uyguladığı cari akdi faiz oranı olan %16,80 oranına sözleşmede yer alan %50 fazlası ilave edilmek suretiyle %25,20 temerrüt faiz oranı olarak tespit edilmiştir. İspat yükü kendisinde olan davacı tarafından davalı yanın temerrüt tarihinde fiilen daha yüksek oranda akdi faiz uygulandığına ilişkin dosyaya herhangi bir bilgi ve belge de sunulmadığı gibi, halen bankanın TCMB'ye bildirdiği ancak fiilen uyguladığını belgeleyemediği faiz oranı üzerinden temerrüt faiz oranının tespit edilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Davacının davalı yanın temerrüt tarihinde uyguladığı en yüksek kredi akdi faiz oranına %50 ilavesiyle kredi alacağı yönünden %25,20 oranının uygulanması gereken temerrüt faiz oranı olduğu anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, her ne kadar temerrüt tarihindeki davacı bankanın fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranı belirlenmeksizin taraflar arasındaki akdi faiz oranının temerrüt faizine esas alınması sözleşmeye uygun değilse de davalı yanın istinaf başvurusunda temerrüt faiz oranına yönelik bir istinaf itirazı bulunmadığı, davacı bankanın da bilirkişi raporu ile hesaplamaya esas alınan işbu akdi ilişkide uygulanan faiz oranından daha yüksek oranda fiilen uyguladığı faiz oranını ispatlayamadığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile hazırlandığı gibi rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olup, raporda davacının takip tarihi itibarıyla davalı kefillerden alacaklı olduğu miktar denetime elverişli şekilde hesaplanmıştır.
Bu durumda mahkemece, alınan bilirkişi raporunun banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile hazırlandığı, raporun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davalılar ... vekili ile ... vekilinin karara ve ek karara yönelik istinaf itirazı müvekkilleri yararına reddedilen miktar üzerinden diğer davalılardan ayrı olarak ve ayrı ayrı olmak üzere vekalet ücretine hükmedilmesine yöneliktir.
Mahkemece itirazın iptali talebine ilişkin açılan davada yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildikten sonra reddedilen kısım gözetilerek yargılama aşamasında vekille temsil edilen davalılar yararına tek vekalet ücretine hükmedilmiş, davalı ... yönünden reddedilen miktar daha fazla olduğundan, diğer davalılar yönünden reddedilen miktardan bakiye kalan kısım yönünden bakiye 944,36 TL vekalet ücretinin ayrıca bu davalı yararına hükmedilmesi yoluna gidilmiştir.
Dava konusu icra takibinde tahsili talep edilen ve mahkemece hüküm altına alınan alacak yönünden davalılar müteselsil sorumluluk altındadır. Bir başka anlatımla, her bir davalı yönünden ayrı ayrı alacağın tahsili talep edilmeyip, tüm davalıları müteselsilen sorumlu oldukları tek bir banka alacağı söz konusudur.
Bu durumda mahkemece davacının takip tarihi itibarıyla varlığını ispatlayamadığı ve davalılar yönünden davanın reddine karar verilen kısım yönünden, ret sebebi de aynı bulunduğundan reddedilen kısım yönünden davalılar yararına tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli olup, davalıların ayrı ayrı vekiller ile temsil edilmiş olması da bu sonucu değiştirmeyecektir.
Öte yandan, yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere davacı ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında akdedilen 06/04/2018 tarihli sözleşmede davalılardan ... Tarım ... A.Ş.'nin kefaleti bulunmamakta, 08/05/2019 tarihli sözleşmede ise anılan davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunmaktadır. Davalı ... Tarım ...
A.Ş. takip tarihi itibarıyla ancak kefalet imzasının bulunduğu 08/05/2019 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan bir alacağın varlığı halinde bu alacaktan müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu tutulabilecek, kefalet imzasının bulunmadığı 06/04/2018 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan bir alacağın varlığı halinde ise bu alacak miktarından sorumlu tutulamayacaktır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, takip tarihi itibarıyla tespit edilen banka alacağının hangi genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığına ilişkin bir tespit yapılmamış ise de, anılan davalının karara yönelik istinaf başvurusunun bulunmadığı, yapılacak istinaf incelemesinin anıla davalı yönünden de istinaf kanun yoluna başvuran davacı aleyhine yapılamayacağı gözetilerek bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararı ile davalılar vekilinin ek karar taleplerini reddine ilişkin ek kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusu ile davalılar ... ve ... vekillerinin karara ve ek karara yönelik istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2025/433, K. 2025/455, 30 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama